EN TR

Güncel

11.07.2013 11.07.2013 10:08:33 5767

Polisin göstericilere hukuka aykırı olarak uyguladığı şiddete ilişkin
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Subaşı ve Çoban / Türkiye kararına dair notlar

(09.07.2013, Başvuru no: 20129/07)

1) Özet
Başvurucular, 1 Mayıs 2006 tarihinde İzmir’de 1 Mayıs İşçi Bayramı gösterilerine katılmışlardır. Eylem esnasında kolluk kuvvetlerinin sert müdahalesi sonucunda yaralandıklarını iddia ederek İzmir Barosu’nun da yardımıyla kolluk kuvveti hakkında şikayette bulunmuşlardır. Savcılık soruşturması takipsizlik ile sonuçlanmış, başvurucuların itirazı da Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Bunun üzerine başvurucular Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3.maddesinin ihlal edildiği iddiası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Başvuru Mahkeme tarafından başvurucuların maruz kaldıkları şiddetin insanlık dışı muamele olduğu ve savcılık tarafından etkin soruşturma yapılmadığı gerekçeleriyle Sözleşmenin 3.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

2) İşkence Yasağı

  • Sözleşme’nin 3.maddesi: “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz”.
  • Mahkemeye göre, 3.madde demokratik toplumun en temel değerlerinden birini içermektedir. Sözleşme, koşullar ve mağdurun davranışı ne olursa olsun, işkenceyi ve insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezayı mutlak terimlerle yasaklamaktadır.

Kötü muamelenin Sözleşme’nin 3.maddesi kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerekmektedir. (Labita vs. İtalya, 06 Nisan 2000, Başvuru no: 26772/95)

  • Somut olayda, Mahkeme’ye göre 01.05.2006 tarihinde İzmir Barosu tarafından çekilen fotoğraflarda görülen yara izleri (cop izi özellikle belirtilmiş) ile mağdurların aynı tarihte aldıkları sağlık raporları örtüşmektedir, Sunulan fotoğraflar ve sağlık raporlarına göre, mağdurlar üzerinde çeşitli yara, çizik ve şişlikler, atılan biber gazından dolayı bulantılar ve psikolojik rahatsızlık belirtileri bulunmaktadır.
  • Sözleşme’nin 3.maddesi çerçevesinde, güç kullanımı ancak zaruri olduğu hallerde gerçekleşmeli ve aşırı olmamalı / orantılı olmalıdır. (Rehbock vs. Slovenya, 28 Kasım 2000, Başvuru no: 29462/95)
  • Somut olayda, hükümet savunmasında mağdurların yaralanmalarının kaos ortamından kaynaklandığı belirtilmiş olup, hükümet tarafından mağdurların eylemde bulunmadıklarına ilişkin herhangi bir beyanı bulunmamaktadır. Hükümet video görüntülerinde başvuruculardan birine benzeyen birinin görüldüğünü savunsa da, Mahkeme’ye göre, başvurucuların polis ile karşı karşıya gelen grubun içerisinde olup olmadıklarına ilişkin somut bir delil bulunmamaktadır.
  • Kolluk kuvveti müdahalesinin eylemcilere karşı herhangi bir fiziksel zarar riskini en geniş şekilde azaltmak üzere düzenlenmesi zorunludur. Mahkeme’ye göre, somut olayda kolluk kuvveti eylem yerine hazırlıklı gelmiştir. Şu halde, göstericilere karşı kullanılan gücün, onların fiziksel zarar görmeleri riskini asgari düzeyde tutacak şekilde planlaması fiilen mümkündür (ancak yapılmamıştır). Bu değerlendirmeler sonucunda, başvuruculara karşı aşırı gücün haksız olduğuna kanaat getirilmiştir.
  • Başvurucuların maruz kaldıkları muamele, ciddi bir şiddet seviyesine ulaştığından, Mahkeme tarafından insanlık dışı muamele olarak nitelendirilmiş ve Sözleşmenin 3.maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.

3) Delillerin değerlendirilmesi

  • Delili değerlendirirken, genel olarak ‘makul şüphenin ötesinde’ delil kıstası uygulanır. Öte yandan, böyle bir delil yeterince ciddi, belirgin ve tutarlı birtakım emare ya da benzeri, aksi ispat edilemeyen karinelerden doğabilir. Ayrıca AİHS’nin 2 ve 3.maddeleri kapsamında iddiaların sunulduğu hallerde, AİHM, ayrıntılı bir inceleme yapar (Güler ve Öngel vs. Türkiye kararı, 4 Ekim 2011, Başvuru no: 29612/05 ve 30668/05 – Saya ve Diğerleri vs. Türkiye, 7 Ekim 2008, Başvuru no: 4327/02).
  • Yetkili mercilerin, tartışmalı ve makul şüpheye yol açabilecek kötü muamele iddialarını soruşturması gerekmektedir. (Ay vs. Türkiye, 22 Mart 2005, Başvuru no: 30951/96)
  • Soruşturma, bağımsız, tarafsız ve kamu incelemesine tabi olmalıdır. Yetkili merciler örnek olacak bir şekilde özen ve süratle hareket etmelidirler. (Çelik ve İmret, 26 Ekim 2004, Başvuru no: 44093/98)
  • Etkin soruşturma yolu ile sorumluların tespiti ve cezalandırılmaları sağlanabilmelidir. (Orhan Kur vs. Türkiye, Başvuru no: 32577/02)
  • Mahkeme’ye göre, soruşturma esnasında savcılık tarafından, isnad edilen eylemlerin sorumlusu olan polislerin kim oldukları tespit edilmemiş, bunlar sorgulanmamış, sadece kullanılan gücün orantılı olduğu belirtilmekle yetinilmiş, başvurucuların gerçekten polislere karşı aktif bir karşılık verip vermedikleri incelenmemiş, görgü tanıklarından gelebilecek ifadeler elde edilmemiş ve kolluk kuvvetinin verdiği video görüntüleri dışında başka video görüntüsü incelenmemiştir.
  • Mahkeme’ye göre etkin bir soruşturma yapılmamıştır.

4) Mahkeme’nin Baro’nun görevleri hakkında değerlendirmesi

  • Subaşı ve Çoban/Türkiye kararında, Mahkeme eylemde polis şiddeti gördüklerini iddia eden mağdurların Baro tarafından çekilen fotoğraflarını delil olarak kabul ederek incelemiştir.
  • Bu görüntülerin Mahkemece delil olarak kabul görmesi, Baroya sığınan bir mağdurun fotoğrafının çekilmesi, mağdura yardımcı olunması gibi faaliyetlerin Mahkeme tarafından Baronun görevleri arasında kabul edildiğini göstermektedir.