EN TR

BASIN AÇIKLAMASI

14.07.2016 14.07.2016 15:11:08 10443

TEKRAR UYARIYORUZ

Demokrasinin vazgeçilmezi kuvvetler ayrılığıdır. Yargı kuvveti, yasama ve yürütmeden ayrı ve bağımsız olmazsa, anayasada devlet hangi süslü cümlelerle tanımlanırsa tanımlansın demokrasiden söz edilemez.

Bütün uyarılarımıza rağmen TBMM, Yargıtay ve Danıştay üyelerini toplu olarak azleden kanunu kabul etmiştir. Bu kanunla, yasama organı, yargı organını fiilen kendine bağlamıştır.

Bu azlin gözden kaçırılan bir diğer vahim sonucu, seçimlerin güvenliğinden ve denetiminden sorumlu olan Yüksek Seçim Kurulu üyeliklerinin de düşmesi sonucunu yaratmasıdır. Siyasi iktidarın müdahalesiyle yeniden şekillendirilen Yargıtay ve Danıştay, iktidar partisinin de gireceği seçimleri denetleyecek olan Yüksek Seçim Kurulu üyelerini seçecektir.

Açıkça ve bir kez daha söylüyoruz, bundan sonra sıra Anayasa Mahkemesi üyelerinin azledilmesine gelmiştir.

İşte bütün bunlar, demokrasinin sonunun başlangıcıdır. Fiilen rejim değişikliğidir. Bu sebeple söz konusu kanunun Anayasaya aykırılığı açıktır. Aykırılığın derecesi “yokluk”tur.

Yargıda yerleştiği söylenen cemaat yapısıyla mücadelenin yolu bu değildir. Biz, yargıda “cemaatçi” yapı da istemiyoruz, cemaatçi olduğu söylenen kişileri temizleme gerekçesiyle oluşturulacağından kaygı duyduğumuz şucu veya bucu başka bir yapı da istemiyoruz. Hakim gibi hakim, savcı gibi savcı istiyoruz. Siyasetin yargıyı kendine bağlamasını kabul etmiyoruz, yargının da siyaset yapmasını istemiyoruz. Yargı nasıl yasama organını azledemezse, yasama organı da yüksek mahkeme üyelerini azledemez diyoruz.

Yasama-yürütme-yargı kuvvetleri birleşir, böylece demokratik rejim sona erdirilirse, ülkede yaşayanların hak ve hürriyetleri, yöneticilerin keyfine terkedilmiş olur.

Peki bu somut olarak vatandaşlarımızın günlük hayatları açısından ne demektir?

Mesela bu, yöneticilerin “canını sıkan” kişilerin, mesela vergisinin nereye harcandığını soran bir duyarlı vatandaşın, bir kamu ihalesinin niçin o şirkete değil de bu şirkete verildiğini sorgulayan bir bireyin, bir kamu hizmetinin daha iyi verilebileceğini dile getiren bir kişinin kendini her an hapiste bulabilmesi demektir.

Mesela bu, vatandaşlarımızın, yöneticilerin ülkenin kaderini ilgilendiren karar ve eylemlerinden iş işten geçtikten sonra haberdar olması demektir.

Mesela bu, iktidar partisinde tanıdığı olanın iş bulması işini yürütmesi, hak edenin ise hakkını alamaması demektir.

Mesela bu, davaların iktidar partisinin il ve ilçe başkanlıklarında çözülmesi demektir.

Mesela bu, devleti yönetenlerin her konuda keyfi davranabilir hale gelmesi, vatandaşların canları ve mallarının yöneticilerin iki dudağının arasında kalması demektir.

Mesela bu, mülkiyet hakkının güvencesiz bırakılması sebebiyle daha az yerli ve yabancı yatırım, yetersiz iş ve istihdam, dolayısıyla işsizlik ve fukaralık demektir.

Şimdi de basından öğrendiğimiz kadarıyla yeni kurulan istinaf mahkemelerinin başkan ve üyeleri, topluca Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na davet edilmişlerdir. Davetin konusu, istinaf mahkemelerinin çalışmaya başlaması dolayısıyla yapılacak törendir.

Maalesef Cumhurbaşkanı anayasayı ihlal ederek fiilen başbakanlık da yapmaktadır. Partisiyle bağını koparmamıştır. Tam aksine gerek partisi gerek kendisi, partinin liderliğinin Cumhurbaşkanında olduğunu her vesileyle dile getirmektedir. Şu halde, huzuruna gelmiş bireylere hangi siyasi düşüncede olursa olsun eşit davranmak zorunda olan hakimlerin, Cumhurbaşkanı’nın toplu davetine katılmaları, herhangi bir siyasi partinin genel başkanının davetine katılmalarıyla eşdeğerde olacaktır. Hatta iktidar partisinin liderinin davetine katılmanın, kamuoyunda “lidere itaat” olarak anlaşılacağı kuşkusuzdur.

Böyle bir davet varsa, Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz; daveti iptal edin. Hakimlere sesleniyoruz; sizi itaatkar gösterme amacını taşıyan davete katılmayınız. Vatandaşlarımıza sesleniyoruz; dünün ve bugünün yanlışlarını düzeltmenin yolu yeni yanlışlar yapmak değildir. Dünden ve bugünden ders alarak geleceği hep birlikte inşa etmek zorundayız.

BU GİDİŞ HİÇ DE İYİ DEĞİL...

TEKRAR UYARIYORUZ…

Avukat Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU

Türkiye Barolar Birliği Başkanı

VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ