EN TR

TBB VE BARTIN BAROSU TARAFINDAN ENERJİ - ÇEVRE - HUKUK PANELİ DÜZENLENDİ

14.02.2017 14.02.2017 09:28:18 1948

Türkiye Barolar Birliği ve Bartın Barosu tarafından 11 Şubat 2016 tarihinde "Enerji-Çevre-Hukuk" konulu bir panel düzenlendi.

Amasra'da yapılmak istenen "Hema Termik Santrali" için verilen ÇED olumlu kararı ve Çevre Düzeni Planı değişikliği ile bunlar için 2019 kişiyle açılan iptal davası sürecinin değerlendirildiği panelin açış konuşmasını Bartın Barosu Başkanı Av. Ferhat Parlatır yaptı.

Parlatır, Bartın halkının termik santrale hayır dediğini, Karadeniz'in en güzel kıyılarına sahip olan Bartın'ın termik santralle yok edilemeyeceğini ve Amasra'ya termik santral kurulmasının cinayet olacağını söyledi.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ali Arabacı da yaptığı konuşmada, Türkiye'de çevre hakkı mücadelesinin artık yaşam hakkı mücadelesine dönüştüğünü kaydetti. Amasra'yı doğal, tarihi ve kültürel özellikleriyle çok önemsediklerini, böyle çok değerli bir yere termik santral için ÇED olumlu kararı verilmiş olmasının endişelerini arttırdığını ifade eden Arabacı, Komisyon adına yaptığı açıklama şunları söyledi:

"Türkiye'de yürütülen çevre ve ekoloji mücadelesi yaşama mücadelesi haline gelmiştir.

Özellikle son 10 yıllık süreçte 80 civarında kömürlü termik santral, 2000'den fazla HES, 3 nükleer santral, 4000 civarında maden işletmesi ruhsatı, Türkiye'nin taşını toprağını, havasını-suyunu zehirleme projeleri olarak hayata geçirilmek istenilmektedir.

Enerji şirketlerinin yaşam alanlarımızı işgali önlenemediği takdirde kömür yakıtlı termik santraller, bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğu üzere ormanlarımıza, deniz ortamına, havaya ve toprağa da zarar vermekte, etkileşimde bulunduğu tüm ekosistemleri tahrip etmektedir.

Nitekim Yatağan'da, Çukurova'da, Zonguldak'ta, Kahramanmaraş'ta kurulu kömürlü termik santrallerinin neden olduğu yaşam hakkı ihlalleri kamuoyunca bilinmektedir. Batı Karadeniz Zonguldak Çatalağzı Bölgesi de yaşanamaz hale gelmiştir. Her evde bir kanser hastası haberleri duyulmaktadır.

Amasra da aynı alandadır ve kurulmasına karar verilen termik santrallerin tehdidi altındadır.

Amasra, tarih kültür ve doğa özellikleri ile öne çıkmış, mutlaka korunması ve gelecek kuşaklara hiç değilse bu hali ile bırakılması gereken bir alandır.

Burada kurulması planlanan termik santral projesi için birden fazla ÇED süreci işletilmiştir.

Aynı projeye ait lavvuar tesisleri ile ilgili açılan davada, Danıştay 14. Dairesi, entegre termik santral projesinin birden fazla ÇED sürecine tabi tutulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Dairenin kararına rağmen, HEMA Termik Santrali Projesi ve HEMA Dolgu ve Rıhtım Projesine ÇED Olumlu kararı verilmiştir.

Kömür yakıtlı bu termik santraller, sadece Amasra halkının değil, Batı Karadeniz bölgesinde kurulması planlanan diğer kirletici projelerle birlikte; halkın, dengeli ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını yok edecektir.

Bir bölgede termik santral ve diğer kirletici tesislere izin verilecekse, ÇED sürecine tabi tutulması, projenin çevresel etkilerinin bütüncül olarak değerlendirilmesi, bölgesel veya havza bazında yapılacak planlarla birlikte ele alınması zorunludur.

Oysa Amasra da kurulmak istenen termik santral hakkında ne çevresel etkiler bütüncül değerlendirilmiştir, ne de bölgesel ve havza bazında planlamalar gözetilmiştir.

Hukuk bir yana bırakılmış, bir aileye özel izin ile Amasra, büyük bir tehdit ile karşı karşıya bırakılmıştır.

TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ile Bartın Barosu'na bağlı avukat arkadaşlarımız, yaşam hakkını, çevre hakkını, temel hukuk kurallarını ihlal eden uygulamaları, başından beri yakından takip etmekte ve yöre halkıyla birlikte bu mücadele içinde yer almaktadır.

Bundan sonra da bu hukuksuz süreci sonuna kadar takip etmeye, Bartın halkının ve Amasra halkının yanında yer almaya devam edilecektir.

Değerli katılımcılar, basın mensupları,

Bildiğiniz üzere Türkiye 20 Temmuz'dan beri OHAL ortamında KHK'larla yönetiliyor.

Böyle bir ortam içinde Türkiye rejim değişikliğini de içeren bir Anayasa değişikliğine gidiyor.

Yapılacak referandum sonrası bu değişiklik gerçekleşirse içinde çevre hakkının da bulunduğu temel hak ve özgürlüklerin önemli ölçüde ortadan kalkacağı bellidir.

Kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı, yargının bir kişiye bağlandığı böyle bir düzende; yürütme organı kararlarının yargısal denetiminden de söz edilemeyecektir. Umarız ki, bu toplantımız, değişiklik öncesi, son çevre toplantısı olmaz.

Şundan emin olmalıyız, 16 Nisan Referandumu ile Anayasa değişirse, bundan böyle, anayasal hükümler de dahil olmak üzere, çevreyi koruyan hiçbir mevzuat, ya fiilen uygulanmayacak ya da cumhurbaşkanı kararnameleri ile ortadan kaldırılacaktır. Yaşadığımız uygulamalara baktığımızda bunu anlamak zor değildir.

Durum ülkemiz ve insanımız için vahimdir, ciddidir.

Referandum oylamasındaki tavrımızla ya Cumhuriyet öncesi kulluğa döneceğiz, ya da Cumhuriyetimizin bağımsız, özgür, itiraz eden yurttaşları olarak yaşamaya, haklarımızı korumaya, geliştirmeye devam edeceğiz.

Ülkesini, insanını, doğasını seven herkesin elini taşın altına koyma zamanıdır."

TERMİK SANTRAL YÖRE EKONOMİSİNE DE ZARAR VERECEK

TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Üyesi Av. Yakup Okumuşoğlu'nun yönettiği panelde; Av. Engin Uzun "Amasra'da Termik Santral ve Hukuki Süreç"i, Dr. Bengi Akbulut "Termik Santrallerin Görünmeyen Maliyetleri"ni, Prof. Dr. Erdoğan Atmış "Amasra'da Termiksiz Yasam Mücadelesi ve Gerçekler"i, Av. Fevzi Özlüer ise "Çevre ve Kent Hukukunda Güncel Durumu"nu anlattı.