EN TR

BAROLARDAN TBB BAŞKANI AV. METİN FEYZİOĞLU'NA DESTEK AÇIKLAMALARI

15.03.2017 15.03.2017 15:17:11 5676

ANKARA BAROSU

ANAYASAMIZI VE ETTİĞİ YEMİNİ SAYIN CUMHURBAŞKANI'NA BİR KEZ DAHA HATIRLATIYOR; KENDİSİNİ TARAFSIZLIK İLKESİNE UYGUN DAVRANMAYA DAVET EDİYORUZ

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa Referandumu'na ilişkin kampanya yürüttüğü için Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'na yönelik sözleri, ibretlik olduğu kadar kaygı vericidir.

Sayın Cumhurbaşkanı öncelikle bilmelidir ki yargının ve hukukun vazgeçilmez bir parçası olan avukatların çatı örgütlenmesi olan Türkiye Barolar Birliği, hukuku bildiğini iddia eden değil hukuku bilen, savunan, yaşatan ve geliştirilmesine katkı sunan özerk ve bağımsız kurumların başında gelmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın "hukuk nedir, bunu bildiğini iddia eden kurumun başkanısın" diyerek değersizleştirmeye çalıştığı Sayın Metin Feyzioğlu, saygın bir hukuk profesörü, avukat ve çatı örgütümüz olan Türkiye Barolar Birliği'nin başkanıdır.

Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendiren Anayasa Referandumu'na ilişkin 'evet kampanyası' ne kadar yasal ve meşru ise 'hayır kampanyası' da o kadar yasal ve meşrudur.

Unutulmamalıdır ki düşünce ve ifade özgürlüğü, Cumhurbaşkanı ve 'evetçilerin' tekelinde olan bir hak değildir. Türkiye'ye bir rejim değişikliği dayatan Anayasa değişikliğine ilişkin görüş ve düşüncelerini her platformda açıklamak, herkes gibi Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın Anayasa ile güvence altına alınan temel hakkıdır.
Futbolcuların, şarkıcıların, türkücülerin, oyuncuların, sunucuların 'evet' demeye ne kadar hakkı varsa Sayın Feyzioğlu'nun da anayasa değişikliğinin neler getirdiğini anlatmaya ve 'hayır' demeye o kadar hakkı vardır.

Yanlış olan Sayın Feyzioğlu'nun davet edildiği etkinliklerde Anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerini açıklaması değil, Sayın Erdoğan'ın tarafsızlık ilkesini, Anayasa'yı ve ettiği yemini çiğneyerek üstelik devlet olanaklarıyla evet kampanyası yürütmesidir.

Sayın Cumhurbaşkanı, "Bundan sonra acaba Türkiye'de yönetim içinde bulunanlarla nasıl bir araya geleceksin? Sen bir defa benim kapımı çalamazsın. Kapattım kapıyı" diyerek sadece evetçilerin cumhurbaşkanı olduğunu, referandumda evet çıkması halinde de sadece evetçilerin başkanı olacağını açıkça ortaya koyduğu gibi düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik bu saldırı, anayasa değişikliğine ilişkin kaygılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu da bir kez daha gün yüzüne çıkartmıştır.
Ankara Barosu olarak, en temel hakkı ve daha da ötesi görevi olan vatandaşı bilgilendirme ödevini yerine getirdiği için hedef haline getirilmeye çalışılan baromuz üyesi Av. Metin Feyzioğlu'nun yanında olduğumuzu ifade ediyor; Anayasamızı ve ettiği yemini Sayın Cumhurbaşkanı'na bir kez daha hatırlatıyoruz.


ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI


AYDIN BAROSU

BİRLİK BAŞKANIMIZA YAPILAN HAKSIZLIK TÜM BAROLARA VE AVUKATLARA YAPILMIŞTIR. AYDIN BAROSU BİRLİK BAŞKANIMIZIN YANINDADIR.

Dün Sayın Cumhurbaşkanı bir televizyon kanalında Birlik Başkanımız Sayın Metin Feyzioğlu'nu haksız ithamlarla suçlayıp tehdide varan açıklamalarda bulunmuştur.
Avukatlık Kanunu Barolara ve Türkiye Barolar Birliği'ne "hukukun üstünlüğü ile insan haklarını savunmak ve korumak, ayrıca bu kavramlara işlerlik kazandırmayı " bir görev ve sorumluluk olarak yüklemiştir.

Yeni bir Anayasa anlamına gelecek çok ciddi değişiklikler içeren Anayasa paketi için bir Referandum gündemde iken Türkiye Barolar Birliği ile Baroların görüş ve düşüncelerini açıklaması, yurttaşlarımızı bilgilendirmesi yasal ve zorunlu bir görev olup , görevini yerine getiren Birlik Başkanımıza karşı Yöneltilen haksız ithamlar asla kabul edilemez. Sayın Feyzioğlu Hollanda'da Anayasa değişikliğini anlattığı tarihte bu ülkelerle devletimiz arasında bir kriz olmadığı gibi, aynı tarihte sayın Başbakan'da Almanya'da propaganda için bulunmakta idi. Gerçek tektir ve budur.

Ne Türkiye Barolar Birliği Başkanımız, ne herhangi bir meslektaşımız ne de bir yurttaşımız sadece referandumda önüne konulan iki seçenekten biri olan "HAYIR"ı savunduğu ve Anayasa değişikliğini anlattığı için suçlanamaz. Hele terörist damgası asla vurulamaz. Hiç kimse tarafsızlık yemini etmiş bir Cumhurbaşkanı tarafından bu şekilde haksız yere suçlanamaz. Aydın Barosu olarak, Birlik Başkanımıza karşı sarf edilen bu sözleri, haksız ithamları, algı operasyonunu ve tehdidi kabul etmiyoruz.
Baro Başkanlarının Sayın Birlik Başkanımızın Anayasayı anlatmasından rahatsız olduğu, kendilerini temsil edemediği şeklindeki iddia da gerçekle bağdaşmamaktadır. Böyle bir iddiada bulunmaya avukatlar ve barolar dışında kimsenin hakkı yoktur. Birlik Başkanının temsili ve faaliyetleri konusunda karar verebilecek tek organ Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu'dur, bu kurulu oluşturan Baro Başkanları ve Birlik Delegeleridir.

Ülkenin yönetim şeklini değiştirecek bir Anayasa söz konusudur ve elbette Barolar Birliği Başkanı da Baro Başkanları da bu konuda hem fikir beyan edecek, hem de halkımızı bu hukuki metin hakkında aydınlatacaktır. Sayın Metin Feyzioğlu yurdu karış karış gezerek, görevini gereği gibi ve büyük bir fedakarlıkla yerine getirmektedir. Biz de Aydın Barosu olarak en baştan bu yana eleştirilerimizi de, tavrımızı da net olarak ortaya koymuş bulunuyoruz. Bunu yaparken ne bir tek vatandaşımızı ötekileştirecek, ne de suçlayacak bir tek cümle kurmuşluğumuz yoktur. Bu tavrı devletimizi idare edenlerden ve tüm siyasi parti temsilcilerinden de beklediğimizi defalarca ifade ettik, etmeye devam ediyoruz.

Halkımızı kutuplaştıracak sözlerin devletimizin en tepesinden gelmesi asla kabul edilemez. Bu süreçte halkımızın özgür iradesi ile oy kullanmasına ve kendisini ifade edebilmesine ne yazık ki olanak bırakılmamaya gayret sarf edildiğini görmeye devam ediyoruz. Buna artık bir son verilmeli, referandum için demokratik ve hukuki tüm koşullar bir an önce sağlanmalıdır.

Aydın Barosu olarak hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğimizi, Birlik Başkanımızın bu uğurda verdiği mücadelede kendisiyle birlikte ve sonuna kadar yanında olduğumuzu tüm kamuoyu ile paylaşırken, Sayın Cumhurbaşkanımızı an, tarafsızlık yeminini hatırlatarak, hukukun ve demokrasinin asgari kurallarına uymasını bekliyoruz.

Saygılarımızla.

Yönetim Kurulu Adına
Av. Gökhan BOZKURT
AYDIN BAROSU BAŞKANI


ESKİŞEHİR BAROSU

"HUKUKU SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ "

1- Sayın Cumhurbaşkanı bir televizyon kanalında Birlik Başkanımıza karşı "gerçek dışı ithamlarda" bulunmuş olup Eskişehir Barosu olarak Cumhurbaşkanı'nın konu ile ilgili sarf ettiği gerçek dışı sözleri asla kabul etmediğimizi bildiriyoruz.

2- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 110.maddesinin 1, 6 ve 17. bentleri Türkiye Barolar Birliği'ne; 76, 95. ve 97. maddeleri de Barolara "hukukun üstünlüğü ile insan haklarını savunmak ve korumak, ayrıca bu kavramlara işlerlik kazandırmayı" bir görev olarak vermiştir.

3- Bir Ülkede Rejimin değişmesini öngören Referandum gündemde iken Türkiye Barolar Birliği ile Baroların görüş ve düşüncelerini açıklaması, yurttaşlarımızı bilgilendirmesi yasal ve zorunlu bir görev olup, "hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağına" dair yemin eden Sayın Cumhurbaşkanı'nın hukukun üstünlüğünü korumak ve savunmak, ayrıca bu kavramlara işlerlik kazandırmak görevi kapsamında faaliyette bulunan ve yurttaşlarımızı bilgilendiren Birlik Başkanımıza karşı sarf ettiği gerçek dışı sözler, Cumhurbaşkanımızın ettiği yemine de aykırı davrandığını ortaya koymaktadır.

4- Bu süreçte ne Birlik Başkanımızın ne de biz Baro Başkanlarının sessiz kalma imkanı yoktur. Eskişehir Barosu olarak hukukun üstünlüğünü savunmaya, yani hukukun tarafı ve hukuk tarafında olmaya devam edeceğimizi ve Birlik Başkanımızın hukukun üstünlüğünün egemen kılınmasında verdiği mücadelede birlikte olduğumuzu tüm kamuoyu ile paylaşırken Sayın Cumhurbaşkanımızın ettiği yemine de bağlı kalmasını diliyoruz.

Saygılarımızla.

Av. Rıza ÖZTEKİN
ESKİŞEHİR BAROSU BAŞKANI


İSTANBUL BAROSU

İstanbul Barosu, TBB Başkanının Yanındadır

Önceki akşam, Sayın Cumhurbaşkanının bir TV kanalında, TBB Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu'nun Anayasa Referandumu çerçevesinde yaptığı çalışmalarla ilgili gözlemleri, Baromuz için kaygı yaratan ve şaşkınlıkla izlenen bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanının aynı değerlendirmeler içinde; "terörle iltisaklı kişilerle görüşme" ve "bedel ödeme" biçimindeki ifadelerinde saklı suçlamalar, sadece bir düşünsel farklılığın yansıtılması değil, onu aşan boyuttaki bir "tehdit" de taşımaktadır.

Bu gelişme son derece kaygı vericidir. Çünkü;

* TBB ve onun başkanı olan Sayın Feyzioğlu, Referanduma sunulan Anayasa Değişiklikleri konusunda bir "fikir" sahibidir. Sorun, bu fikrini açıklayıp açıklayamayacağıdır. Bu denli basittir herşey aslında...

* Anayasa Referandumuna sunulan değişiklik önerisi, " hukuksal içerikli bir metindir." TBB'nin açılımı ise Türkiye Barolar Birliğidir.

* TBB ve Barolar, Avukatlık Yasasının 76 ve 95. maddeleri gereğince, -herhangi bir müsaade gerekmeksizin- bu tür durumlara müdahil olurlar. On yıllardır da olmuşlardır.

* Referanduma sunulan Anayasa Değişikliği önerisi için, yurttaşların 16 Nisan günü iki seçenekleri olacaktır. "Hayır" diye bir seçenek de vardır. "Evet" kadar saygıdeğerdir.

* Referanduma sunulan metnin avukatlar tarafından anlatılması, "hastanın doktor tarafından tedavi edilmesi" kadar doğaldır. Bu durum hastayı,"hastabakıcı teşhislerine" mahkum etmemeyi de ifade eder. Bu bizim işimizdir kısaca...

* Bu "mesleğimizin referandumudur".

Ve en önemlisi, 16 Nisan 2017 sonrasında da bu ülkenin "birlik ve bütünlüğe" ihtiyacı olacaktır. Referandum tarihinin bir "milat" gibi görünmesi, sadece tek bir tercih üzerine oturulan gelecek planlaması, yanılgı olarak kalmayacak, zaten kırılgan olan bütünlükçü yapıyı büsbütün ortadan kaldıracaktır. Bu durumun son derece de ağır sonuçlarının olacağı, öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı tarafından değerlendirilmesi gereken bir husustur.

Birlik Başkanımızın müktesebatı, "terörle iltisakli kişilerle" işbirliğine engeldir. İstanbul Barosu olarak, bu hususa kefiliz. Ancak, aynı müktesebatın sonucu olarak, "bedel ödemek" konusunda, bir "sıkıntı" yaşamayacağını da biliyoruz. İstanbul Barosu olarak TBB Başkanımızın yanındayız.


SAKARYA BAROSU

BASINA VE KAMUOYUNA

Sayın Cumhurbaşkanı'nın 13 Mart 2017 tarihinde bir Televizyon kanalında yaptığı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu'nu ve Anayasal tercihini "Hayır" yönünde kullanacak olanları hedef alan, terörle işbirliği içinde gösteren açıklamalarını ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği adına endişe ve üzüntü içinde izledik.
Buradan sormak isteriz; Anayasaya dayanarak halkın önüne "evet" ve "hayır" seçenekli iki tercih sunduğunuz halde nasıl olur da "'Hayır' diyenler terörle aynı yerdedir" diyebiliyorsunuz?

Bu nasıl bir Halk oylaması?

Eğer "Hayır" demek teröre destek olmak demek ise ve bu tercihi hukukçuların halka anlatması bir suç ise, neden "Hayır" tercihini referandumdan kaldırmıyorsunuz? O halde "hayır" seçeneğini halk oylamasından çıkarın ve tek seçenekli "evet" tercihli bir halk oylaması yapın ve adına da "Türk Usulü Referandum" deyin!
Halk oylamasında "Hayır" demek ve özellikle hukukçuların bu değişikliği halka anlatması bir suç ise eğer bu seçeneği referandumda tercihler arasına koyarak neden bu suça ortak oluyorsunuz?

Bir Hukukçu olarak gerçekten üzgünüz! Ülkemizin yarınları için çıktığımız bu yolda derin bir keder içindeyiz. Asıl mesele şu ki halk oylamasından çıkan sonuç ne olursa olsun bu düşmanlık ve ayrışma nedeniyle toplumsal barışımızı ve huzurumuzu ülkemizin geleceğini kaybediyoruz! Ancak biz hukukçular ülkemizin ve çocuklarımızın yarınları için hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmayacağız! Pes etmeyeceğiz! Bin kez kırsalar da körpe dallarımızı Hukuk demekten vazgeçmeyeceğiz. Yağmalansa da tüm gençliğimiz "barış huzur ve demokrasi" demekten yorulmayacağız.

Türkiye Barolar Birliği Sayın Başkanı'nın nezdinde, "Hayır" tercihini kullanacağını ifade eden ve bu düşüncesini halkla paylaşan herkes "bedel ödeyeceksin" sözü ile tehdit edilmiştir.

Bu tehdit hepimize yönelmiş bir tehdittir. Kabul etmiyor ve TBB'nin Sayın Başkanı Metin Feyzioğlu'nun dediği gibi diyoruz; "her türlü bedeli Türk Milleti için ödemeye hazırız. Türk Milleti dışında hiç kimseye minnetimiz, hiçbir makam-mevki sahibinden bir ikbal beklentimiz yoktur. Tek borcumuz, Allah'a olan can borcumuzdur, vadesi geldiğinde onu da verir alnımızın akıyla gideriz."

Kamuoyuna Saygılarımızla…

Av. Zafer KAZAN
Sakarya Barosu Başkanı


YALOVA BAROSU

Halk adına demokrasi ve hukukun üstünlüğünü hakim kılmak Türkiye Barolar Birliği ve Baroların varlık sebebidir.

Bu çerçevede Anayasa değişikliği konusunda halkı bilgilendirme ve görüşünü ifade etme Türkiye Barolar Birliği ve Baroların yasal görevi ve halkımıza borcudur. Halkımıza karşı bu görevi yerine getirirken hiçbir kurum ve kişiden talimat almadığımız gibi hiçbir engellemeden, tehditten yılmayacağız, korkmayacağız.

Yalova Barosu olarak aşağıda Türkiye Barolar Birliği Başkanımız Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'nun açıklamalarının arkasında ve çalışmalarında kendisi ile omuz omuza olduğumuzu tüm halkımıza saygılarımızla duyururuz.

Av. Hakan GERGEROĞLU
Yalova Barosu Başkanı


MUĞLA BAROSU

Anayasa temel hukuk normlarını içeren bir hukuksal metindir.

Türkiye Barolar Birliği ve Barolar, Avukatlık Kanunu uyarınca, "Hukukun Üstünlüğünü" savunmak ve korumakla görevli kuruluşlardır.

Ülkemizin anayasal düzeninde değişikliklerin halk oylamasına sunulduğu bu günlerde, kanuni bu görevini anayasa değişikliklerini halka hukuksal yönleriyle doğru olarak açıklamak suretiyle yerine getirmekte olan Barolar Birliği ve Barolara, Barolar Birliği Başkanımız şahsında, teröristlerle işbirliği içinde olduğu iddiası ve artık devlet kapılarının kendisine kapatıldığının Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bir televizyon kanalında ifade edilmiş olması üzüntü vericidir.

Devlet hepimizindir ve Sayın Cumhurbaşkanının ulusumuzun tamamını temsil edeceği, tarafsız olacağına dair yemini vardır.

Türkiye Barolar Birliği ve Barolar terörist değil, halkın güvenini kazanmış ve hukuken doğruları söylemeyi kendisine hedef edinmiş hukuk kurumlarıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Av. Cumhur UZUN
Muğla Barosu Başkanı


BALIKESİR BAROSU

HUKUKUN YANINDAYIZ

Bir televizyon kanalında Sayın Cumhurbaşkanının, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av.Metin Feyzioğlu'nun Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin çalışmaları hakkında sarf ettiği cümleleri üzüntüyle izlemiş bulunmaktayız.

Birlik Başkanımız Sayın Feyzioğlu'na yönelik Cumhurbaşkanının, "...terörle iltisaklı kişilerle görüşme..." ve "...bedelini ödeme..." biçimindeki sözleri, gerek Baromuz ve gerekse hukuk camiasında kaygı ve şaşkınlık yaratmış; farklı düşüncedeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını terörist ve vatan haini olarak gösteren ifadeler birlik ve bütünlüğe ihtiyacı olan yapıya zarar vermiştir.

Bizler, hukukun yanındayız.

· Anayasa temel hukuk normlarını içeren hukuksal bir metindir.

· Avukatlık Kanunu, Türkiye Barolar Birliği'ne ve Barolara "Hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak, ayrıca bu kavramlara işlerlik kazandırmak görevlerini mutlak olarak vermiştir.

· Halk oylamasında öngörülen 'evet' ve 'hayır' pusulaları, millete Anayasa ile tanınmış seçme hakkının gereği olduğu gibi; bu seçeneklerden birini tercih edebilmek ise özgür vatandaş ve demokratik devlet ilkesinin gereğidir.

· Referanduma konu edilen Anayasa değişikliği metni hakkında Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'nun davet edildiği platformlarda hukuki nitelendirmelerde bulunması ve bilgilendirmeler yapması bölücülük olarak algılanmamalı, bilakis demokratik hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin bir gereği olarak görülmelidir.

Bilinmelidir ki, Türkiye Barolar Birliği ve Barolar hukuken doğru söylemeyi kendisine hedef edinmiş ve halkın güvenini kazanmış hukuk kurumlarıdır.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.

Av. Erol KAYABAY
Balıkesir Barosu Başkanı


SİNOP BAROSU

Sayın Cumhurbaşkanımızın 13 Mart 2017 tarihinde basına yaptığı açıklamada;Türkiye Barolar Birliği'ne ve Birlik Başkanımız Av. Prof Dr. Metin Feyzioğlu'na yönelik gerçeklerle asla örtüşmeyen ciddi ithamlarını ve hedef gösteren söylemlerini büyük bir üzüntüyle izledik.

Avukatlık Kanunu gereği; hukukun üstünlüğü ile insan haklarını savunmak ve korumak , ayrıca bu kavramlara işlerlik kazandırmak görevini üstlenmiş olan Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, yapılacak Anayasa Referandumu öncesinde Anayasa değişiklik paketine ilişkin görüşlerini Türk milleti ile paylaşmak, değişecek maddeleri hukuki boyutuyla millete açıklamak ve anlatmak görev ve sorumluluğundadır.

Yasa ile yüklenmiş olan bu görevi yerine getirdiği için Barolara ve TBB Başkanına yönelen tehdit içeren ve hedef göstermeye varan nitelikteki beyanlardan dolayı son derece üzgün olduğumuzu dile getirmek isteriz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Sinop Barosu adına
Sinop Baro Başkanı Av. Hicran Kandemir


DENİZLİ BAROSU

BASIN AÇIKLAMASI

Sayın Cumhurbaşkanı'nın 13 Mart 2017 tarihinde konuk olarak katıldığı bir televizyon kanalı programında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'na ve Anayasa Değişikliği Referandumunda "Hayır" oyu kullanacaklara karşı terörle işbirliği içinde olduğu gibi gerçek dışı söylemlerini endişe, kaygı ve üzüntü içinde izlemiş bulunuyoruz.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu 110. maddesi 17. bendi Türkiye Barolar Birliği'ne ; 76, 95.ve 97. maddeleri de Barolara -herhangi bir izin gerekmeksizin- "hukukun üstünlüğü ile insan haklarını savunmak ve korumak, ayrıca bu kavramlara işlerlik kazandırmayı " bir görev ve sorumluluk olarak addetmiştir. Dolayısıyla, Türkiye Barolar Birliği ve Baroların varlık sebebi, zaten Halk adına demokrasi ve hukukun üstünlüğünü hakim kılmaktır. Bu görevlerini yerine getirirken de hiçbir kurum ve kişiden talimat almazlar; hiçbir engellemeden, tehditten yılmazlar ve korkmazlar. Birlik Başkanımıza karşı yöneltilen haksız ithamlar asla kabul edilemez. Ülkenin yönetim şeklini değiştirecek bir Anayasa söz konusudur ve elbette Barolar Birliği Başkanı da Baro Başkanları da bu konuda hem düşüncelerini açıklayacak, hem de milletimizi bu anayasa değişikliği ile ilgili aydınlatacaktır. Ayrıca, Anayasa değişikliğine ilişkin görüş ve düşüncelerini her platformda açıklamak, herkes gibi Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve Baro başkanlarının Anayasa ile güvence altına alınan en temel hakkıdır. İçişleri Bakanımız bir baro başkanımızı "Edepten yoksun" olmakla suçlamaktadır. Bu haksız suçlama da başlı başına referandum sürecinin amacının dışına çıkarılmış olduğunun da bariz göstergesidir.

Referanduma sunulan Anayasa Değişikliği önerisi için, yurttaşların 16 Nisan Pazar günü "Evet" veya "Hayır" olarak iki seçenekleri olacaktır. Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendiren Anayasa Referandumu'na ilişkin 'evet kampanyası' ne kadar yasal ve meşru ise 'hayır kampanyası' da o kadar yasal ve meşrudur. Eğer öyle değilse, HAYIR veya EVET olarak yapılacak olan Anayasa Değişikliği oylamasında HAYIR seçeneğinin sunulmasına da gerek yoktur. Referandumda oy kullanacak olanlar, Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarıdır. Karar yüce Türk Milletindir. Hiç kimse, bu milletin vatandaşlarını vatan haini ve terörist olarak niteleyemez ve gösteremez.

Türk Milleti, 17 Nisan sabahından sonra da birlik ve beraberlik içinde yaşayacaktır. Bu bizim millet olarak en değerli hazinemizdir. Kutuplaşma ve bölünme, en büyük tehlikemizdir. Nitekim, yakın zamanda şehrimizde olan olay bizi derinden üzmüştür. Denizli'de "hayır" başlıklı açılan stantta evet-hayır tartışması fiili saldırıya dönüşmüş, bir vatandaşımız yaralanmıştır. Bu tür saldırıların devam etmemesi için Cumhuriyetin kazanımlarının, hukuk devletinin, yargı bağımsızlığının ve geleceğinin farkında olan büyük Türk Milleti, sağduyulu olmalıdır.

Denizli Barosu olarak ne bizim ne de Birlik Başkanımızın konuya sessiz kalamayacağını, hukukun üstünlüğünü savunmaya, hukukun tarafı ve hukuk tarafında olmayı sürdüreceğimizi, Birlik Başkanımız ve biz Baroların hukukun üstünlüğünün egemen kılınmasında verdiği mücadelede birlikte olduğumuzu tüm kamuoyu ile paylaşırken, Sayın Cumhurbaşkanımız ve tüm siyasilerimizi ayrıştırıcı söylemden uzak kalınması konusunda hassas davranmaya davet ediyoruz.

DENİZLİ BAROSU BAŞKANLIĞI


GİRESUN BAROSU

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AV. METİN FEYZİOĞLU'NUN
Y A N I N D A Y I Z

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'ın, önceki gün bazı televizyon kanallarında gerçekleştirilen söyleşisinde, Avukatların ve Baroların çatı örgütü olan Türkiye Barolar Birliği'nin Sayın Başkanı Av. Metin FEYZİOĞLU'nu hedef alan açıklamalarını kabul edilemez buluyoruz.

Kamuoyunca da bilindiği üzere, anayasa değişikliğinin halkoylamasına sunulacağı bir süreçten geçiyoruz.

Yine bilindiği üzere, Anayasalar, hukuk biliminde bir 'toplumsal sözleşme' olarak kabul edilmektedir.

Anayasaların bu özelliği göz önüne alındığında bu sürecin, karşılıklı hoşgörü ve saygı çerçevesinde, her bir düşüncenin özgürce ve eşit biçimde ifade edileceği bir ortamda geçmesi ve kamu otoritesi tarafından buna olanak sağlanması gerekir iken bunun olmadığı, aksine salt bir tercihe propaganda olanağının sağlandığı, diğer tercih sahiplerinin akıl almaz biçimde suçlandığı ve hedef gösterildiği, kısıtlandığı, baskılandığı herkesçe gözlemlenmektedir.

'Toplumsal Sözleşme' olan Anayasa ve anayasa değişiklikleri hakkında, hukuk ve demokrasi çerçevesinde her bir yurttaşımızın düşüncesini ifade etmesi gerekir. Bu hem bir hak, hem de bir ödevdir.

Aynı şekilde kamu otoritesi de bu özgür ve eşit tartışma ortamının sağlanması adına tüm yasal önlemleri almakla yükümlüdür.

Bu bağlamda, 'hak arama özgürlüğü' kapsamında bağımsız savunmanın temsilcisi Avukatların üst çatı örgütü ve bir hukuk kurumu olan Türkiye Barolar Birliği'nin (ve tabii Baroların) ve onun Saygıdeğer Başkanının, bu konuda düşüncelerini ifade etmesinden daha doğal bir şey olamayacağı açıktır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, bu TBB'nin ve Baroların hakkı olduğu gibi aynı zamanda ödevidir.

Daha da vahimi, halen yürürlükte olan Anayasaya göre 'tarafsız' olması zorunlu Sayın Cumhurbaşkanının, TBB Başkanı Sayın FEYZİOĞLU'na yönelik sözleri ile hem şahsi olarak kendisinin sadece 'evet' diyenlerin/diyeceklerin cumhurbaşkanı olduğunu, hem de Cumhurbaşkanlığı makamının kurumsal olarak da 'evet' diyen/diyecek olanlara açık bir devlet kurumu olduğunu dile getirmektedir.

Bu söylem hiçbir şekilde kabul edilemez.

15 Temmuz gecesi yaşananlar düşünüldüğünde, 16 Nisan'da halkoylamasına sunulacak anayasa değişikliklerinin, toplumu ayrıştırıcı değil tam tersine birleştirici olması gerektiği hepimizin önceliği olmalıdır.

Hele hele sorumluluk sahibi makamlarda bulunanların bu durumu daha da fazla gözetmesi ve birleştirici olma yönünde fazladan çaba göstermesi gerektiği tartışmasızdır.

Üstelik, EVET de, HAYIR da değerlidir. Ve her biri, milli irade ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır/çıkacaktır.

Tüm bunların ışığı altında, bir hukuk kurumu olan Türkiye Barolar Birliği'nin ve onun Sayın Başkanının ve de Baroların, en temel ulusal hukuk metni olan Anayasa ile ilgili değişiklikler hakkındaki düşüncelerini ifade etmemesi gerektiği yönündeki demokrasi ve hukuk dışı bu görüşe HAYIR dediğimizi kamuoyu önünde bir kez daha ifade etmek isteriz.

Av. Gültekin UZUNALİOĞLU
GİRESUN BAROSU BAŞKANI


İZMİR BAROSU

BASINA VE KAMUOYUNA

Önceki akşam, Sayın Cumhurbaşkanı'nın bir TV kanalında, Anayasa Referandumu çerçevesinde yaptığı çalışmalarla ilgili Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'na yönelik sözleri düşünce özgürlüğü, örgütlenme hakkı, hukukun üstünlüğü ve demokrasi adına kaygı vericidir.

Anayasa Referandumu'na ilişkin değişiklikle, yasama organının Cumhurbaşkanı karşısında bağımsızlığını ortadan kaldırdığı gibi, yargı organının da Cumhurbaşkanı karşısında bağımsızlığını ortadan kaldırmaktadır. Diğer bir ifadeyle, sadece yasama organını değil, aynı zamanda yargı organını da Cumhurbaşkanının kontrolü altına sokmaktadır. Bunun demokrasiyle hiç ilgisi yoktur. İzmir Barosu olarak yargı bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden, bağımsız ve etkin savunmadan yana taraf olduğumuz ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'yla bu değerler doğrultusunda birlikte olduğumuz bilinmelidir.

Sayın Metin Feyzioğlu, saygın bir hukuk profesörü, avukat ve baroların çatı örgütü olan Türkiye Barolar Birliği'nin başkanıdır. Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendiren Anayasa Referandumu'na ilişkin "evet" ne kadar yasal ve meşru ise "hayır"' da o kadar yasal ve meşrudur. Türkiye Barolar Birliği ve onun başkanı olan Sayın Feyzioğlu'nun, Referanduma sunulan Anayasa Değişiklikleri konusunda bir "fikir" sahibi olması tabii bir durumdur. Düşünce ve ifade özgürlüğü, sadece düşünebilmek değildir. Ancak düşünceyi açıklayabilmek, yayabilmek koşullarının olması ve bu koşulların kamu gücü tarafından sağlanmasıyla yerine getirilmiş olacaktır. Söylenen ve yazılanlar bu durumdan ne denli uzak olduğumuzun bariz göstergesidir.

Türkiye'ye bir rejim değişikliği dayatan Anayasa değişikliğine ilişkin görüş ve düşüncelerini her platformda açıklamak, herkes gibi Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın Anayasa ile güvence altına alınan temel hakkıdır.

İzmir Barosu olarak, en temel hakkı ve daha da ötesi görevi olan kamuyu ve yurttaşı bilgilendirme ödevini yerine getirdiği için hedef haline getirilmeye çalışılan Türkiye Barolar Birliği Başkanımız Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'nun yanında olduğumuzu ifade ediyor; Anayasamızı ve ettiği tarafsızlık yeminini Sayın Cumhurbaşkanına anımsatmayı tarihe not düşülmüş bir görev görüyoruz.

Gerçekleri Türk Milletine anlatmak için İzmir Barosu olarak biz de yollara düştük. Bilinmelidir ki, mücadelemiz Türkiye içindir. Geleceğimiz olan çocuklarımız içindir. Barışın, huzurun, refah, mutlu ve aydınlık Türkiye'nin varlığı için mücadeleye devam edeceğimize Türk Milleti huzurunda bir kez daha söz veriyoruz.

İZMİR BAROSU BAŞKANLIĞI


KOCAELİ BAROSU

BASINA VE KAMUOYUNA

Referandum, doğrudan demokrasinin ve millet iradesinin hakimiyetinin en somut örneğidir. 16 Nisan 2017' de yapılacak olan referandum ile, Anayasa değişikliği konusunda son sözü milletimiz söyleyecektir. Milletimizin, tarihten gelen engin birikimi ve feraseti ile, ülkemizin geleceği hakkında en doğru kararı vereceğine inancımız tamdır. Milletimizin vereceği bu karara, başka devletlerin müdahil olmamaları ve demokrasinin gereği olarak saygı duymaları gerekmektedir.

Referandumda, "evet" ya da "hayır" seçeneklerinden birini tercih eden vatandaşımız, sonuç ne olursa olsun, 17 Nisan günü birlikte yaşamaya devam edeceklerdir. Bulunduğumuz coğrafyadan kaynaklanan sorunlar ve ülkemizin içinden geçtiği zor süreç, her zamankinden daha çok birlik ve beraberlik içinde olmamızı, toplumsal barış ve huzuru korumamızı, kutuplaştırmaya neden olacak söylemlerden kaçınmamızı zorunlu kılmaktadır. Referandumda seçeneklerden birisi olan "hayırı" tercih etmek ve bunu savunmak suç değildir. Bu nedenle; referandumdaki tercihi nedeniyle, vatandaşlarımız ve kurumlar arasında ayrım yapılmamalı ve suçlu ilan edilmemelidirler.

Anayasa'da öngörülen değişiklikler hakkında bilgi sahibi olmak tüm vatandaşlarımızın en doğal hakkıdır. Devletin en temel hukuk kuralı olan Anayasa'da yapılacak değişiklikler hakkında milletimizi bilgilendirmek, sadece siyasi partilerin görevi olmayıp, başta TBB ve barolar olmak üzere sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle kuruluşlarının ve sendikaların da görevidir. Anayasa değişikliği konusunda farklı görüş ve düşüncelerin, bireysel ya da hukuk kurumları tarafından da serbestçe ileri sürülebilmesinin, demokrasimizin ulaştığı merhale ve saygınlığı açısından son derece önemli ve yararlı olduğu düşüncesindeyiz.

Saygılarımızla.

KOCAELİ BAROSU YÖNETİM KURULU


HATAY BAROSU

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ OYLAMASI İLE İLGİLİ SON SÜRECE İLİŞKİN KAMUOYU DUYURUSU
AVRUPA KAPILARINDA YAŞANAN DURUM HİÇ BİR BOYUTUYLA KABUL EDİLEMEZ

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Almanya'da katılacakları etkinliklerin iptal edilmesiyle başlayan; daha sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 16 Nisan'daki anayasa değişikliği nedeniyle Hollanda'nın Rotterdam kentinde yapacağı kampanya toplantısının ve uçuş izninin iptal edilmesi ile devam eden ve son olarak bu iptalleri protesto için Rotterdam'daki protestoya katılmak isteyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Konsolosluğa girişine izin verilmeyerek, Sayan-Kaya'nın polis eşliğinde Almanya'ya götürülmesine yol açan bir dizi gelişme Ülkemiz gündemini kaplamış durumdadır.

Baştan ifade etmek gerekir ki; kişilerin düşünce ve ifade hürriyeti, seyahat hürriyeti, toplanma ve örgütlenme hürriyeti evrensel nitelikli haklardır ve kişiden kişiye, ülkeden ülkeye, yere ve zamana göre değişme nitelikleri olmadıkları için bu hürriyetler kim tarafından ve ne şekilde ihlal edilirse edilsinler, bu ihlal nitelik olarak bir insan hakları ihlalidir.

Bu kapsamdan yola çıktığımızda başta Almanya olmak üzere kullanmak istedikleri hakların kısıtlanmasını kabul etmemiz hiçbir şekilde mümkün değildir. Dış ülkelerle girişilen diyalog ve dış ülkelerce geliştirilen kısıtlamalar uluslararası teamüllere uymamaktadır. Bu uygulamaları kınıyoruz.

Bununla birlikte bu gelişmelere paralel olarak içine sürüklendiğimiz dış ilişkilerdeki mevcut durum, bir devlet ciddiyetine ve ağırlığına ve hukuki düzenlemelerimize uymamaktadır.

Önümüzde 16 Nisan 2017 Pazar günü Anayasa Değişikliği oylaması ile ilgili yapılmayı bekleyen bir referandum bulunmaktadır. Haliyle bu referandum paketinin TBMM'den geçmesinden sonra siyası partiler kendi siyasi düşünce ve çalışma tarzlarına göre bir politika yürütmektedirler.

22.03.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5749 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesi ile 298 sayılı Kanuna 94. maddesinden sonra gelmek suretiyle eklenen maddeler, yurtdışında ve yurtdışı temsilciliklerinde seçim propagandası yapmanın sınırlarını belirlemiş ve 298 sayılı Kanunun "Yurtdışı seçmenlerin oy verme yöntemleri ve genel ilkeler" başlıklı m.94/A'nın 5. fıkrasına göre; "Yurtdışında ve yurtdışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamayacağını", 298 sayılı Kanunun "Yurtdışı seçmenlerin gümrük kapılarında oy vermesi" başlıklı m.94/E'nin 6. fıkrasına göre; "Gümrük kapılarında seçim propagandası yapılamayacağını" düzenlemiş ve son olarak 16 Nisan 2017 Pazar günü

yapılacak olan Anayasa Değişikliği oylaması ile ilgili, bu süreçte propaganda serbestliği ve süresi ile uyulması gereken usul ve esasları düzenleyen ve 15.02.2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yüksek Seçim Kurulu'nun 109 sayılı kararında da "Kapalı yerlerde propaganda" başlıklı (B) maddesinde, "Yurtdışında ve gümrük kapılarında kapalı yerlerde propaganda yapılamayacağı", "Basın iletişim araçları ve internette propaganda" başlıklı (D) maddesinde, "Ancak yurtdışında yayımlanan yazılı basında ilan ve reklam yoluyla yazılı veya görüntülü propaganda yapılamayacağı", "Hoparlörle propaganda" başlıklı (E) maddesinde, "Yurtdışında ve gümrük kapılarında hoparlörle propaganda yapılamayacağı", "Propaganda amaçlı yayın ve malzeme dağıtımı" başlıklı (F) maddesinde, "Yurtdışında ve gümrük kapılarında propaganda amaçlı yayın ve malzeme dağıtılamayacağı",

"Halkoylaması süresinde yapılamayacak işler" başlıklı (J) maddesinde, "Yurtdışında ve gümrük kapılarında her türlü propagandanın yasak olduğu" açıkça düzenlenmiştir.

Yani, yurtdışında dış ülkelerin uyguladığı kısıtlamalardan önce, kendi düzenlemelerimize uymak siyasi partilerin öncelikli ödevidir. Mevzuatımızdaki açık sınırlamanın kendi siyasi partilerimiz, bürokratlarımız ve bakanlarımız tarafından ihmal edilmesi doğru değildir.

Birçok açıklamayla ortaya çıktığı üzere dış ülkelerin getirdiği sınırlamalara uğrayan bakanlarımızın orada bulunma sebeplerinin, 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak olan Anayasa Değişikliği oylaması ile ilgili evet çalışması olduğu net –cümlelerle ifade edilmiştir. Bu çalışmalar yürütülürken yasak olduğu kadar, unvan ve devlet olanaklarının kullanılması da doğru değildir.

Bu gibi gerilim ve tartışmaların odağının, yurt içine bir mesaj vererek EVET oylarının yükseltilmesine ve devşirilmesine yönelik bir taktikten ileri geldiğini düşünüyoruz.

Ancak bu tutum ve davranışlar yurtdışında yaşayan dört milyona yakın yurttaşımızın güvenliğini doğrudan tehlikeye atmaktadır. Dış ülkelerle ilişkilerin EVET propagandasına endekslenmesi ve akabinde muhalefet partisinin bu akıma kapılarak ilişkileri normalleştirmek yerine takındığı tutum da endişe vericidir. Global dünyada ve dış ilişkilerde heyecanların yeri yoktur.

HAYIR OYU KULLANANLAR TERÖRİST DEĞİLDİR

Diğer yandan 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak olan Anayasa Değişikliği oylaması ile ilgili, TBMM tarafından referanduma sunma süreci ortaya çıktıktan ve Cumhurbaşkanı tarafından bu karar onandıktan sonra oluşan referandum takviminden sonra siyasi iktidara mensup yöneticilere, cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlarca hayır oyu kullananların terör örgütüne destek vermiş olacaklarına dair çok vahim beyanatları da üzülerek görmekteyiz.

Keza, A Haber ve ATV'nin ortak yayınına konuk olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salih Nayman ve Banu El'in canlı yayında sorduğu sorulara cevap verirken "…16 Nisan'da yapılması planlanan referandum için "Hayırcılar ve terör aynı safta. Hayır demek bölücü terör örgütüne destek vermektir. Hayır diyenlerin bu ülkede bir dikili ağacı yok" ifadelerini kullanmıştır.

Bu sözler toplum ikiye ayrılmak ve toplumda evet ve hayır oyu kullanacak insanlar için çok ağır ve kabul edilemeyecek nitelikli sözler içermektedir. Bu durum Hayır propagandası yapacak olanların uğrayabilecekleri her türlü haksız uygulamanın kapısını aralamaktadır. Eğer öyleyse, HAYIR veya EVET olarak 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak olan Anayasa Değişikliği oylamasında HAYIR seçeneğinin sunulmasına da gerek yoktur.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI SAYIN METİN FEYZİOĞLU ÜZERİNDEN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ, BAROLAR VE AVUKATLARIN HEDEF GÖSTERİLMESİ KABUL EDİLEMEZ

Aynı yayında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun yurt dışında "Hayır" çalışması yapmasına tepki gösteren Erdoğan, "Benim bir daha kapımı çalamazsın, kapattım. Karşına bunun faturası çıkar" ifadelerini kullanmıştır.

Barolar ve Türkiye Barolar Birliği'nin kuruluş amacını ve Avukatlık Kanununu bilmeyenler için bu sözler, Baroları ve Türkiye Barolar Birliğini hedef göstermekten başka bir işe yaramamaktadır.

Anayasa gibi bir metinde yapılacak her değişiklik öncelikle ve öncelikle hem Baroları hem de Türkiye Barolar birliğini ilgilendirir. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği bir hukuki metin olan Anayasada yapılacak değişikliklerin yurttaşlarımıza doğru olarak yansıtılması için gereken çalışmaları elbette ve elbette yapacaklardır.

Devlet kapısının Türkiye Barolar Birliği Başkanına kapalı olduğunu açıklamak, devlet kapısını kendi kapısı ile özdeşleştirmekten geçer. Böyle bir özdeşleştirme yurttaşı kul gören bir anlayışın sonucudur. Bu söylem ve tutumu devlet adamlığıyla bağdaştırmıyoruz, kabul etmiyoruz, kınıyoruz.

SAYIN CUMHURBAŞKANI TUTUMUNU DEĞİŞTİRMEK ZORUNDADIR

Burada asıl sorun Sayın Cumhurbaşkanının halen bağlı olduğu Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 104. maddesinde Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil edeceği kuralına: Anayasasının 103. Maddesinde and içtiği gibi Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağına, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağına, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığı görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücüyle çalışacağına yönelik düzenlemelere açıkça aykırı ve bir parti başkanı gibi hareket etme tarzından ileri gelmektedir.

BİR SEÇİM İÇİN DEĞER Mİ? SORUSUNU BİZ DE SORUYORUZ

Gelinen noktada; 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak olan Anayasa Değişikliği oylamasında söylemlerin bir daha asla dönülemeyecek ve telafisi imkanı olmayan zararlara yol açmaması için sorumluluk sahiplerinin söylemlerini düzeltmeyi; söylemlerden devşirilecek siyasi rantın toplumumuzu giderek böldüğünü ve ayrıştırmaya ittiğini; dış ülkelerde kullanılan özgürlüklere ilişkin tepki konduğu kadar ülkemizde de seçimin sağlıklı şekilde yapılması için gerekli bütün önlemleri alınması gerektiğini ve seçimin esasen Türkiye'de yapılacağını; her şeyin bir gün gelip hukuka dayandığı gerçeğinden hareketle herkesin akl-ı selim içinde hareket ederek evrensel hukuk kurallarına uyması gerektiğini hatırlatmayı bir görev biliyoruz.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Hollanda hükümetini eleştirirken, 15 Mart Hollanda seçimlerine atıfta bulunarak Hollanda Başbakanına "Bir seçim için değer mi?" diye sormuştu.

Biz de aynı soruyu Türkiye için soruyoruz: Bir seçim için değer mi?

Saygılarımızla…

15.03.2017

Av. Ekrem DÖNMEZ
HATAY BAROSU BAŞKANI

14 MART 2017 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMAMIZI WEB SAYFALARINDA PAYLAŞARAK DESTEK OLAN BAROLARIMIZ:

Adana Barosu Antalya Barosu
Artvin Barosu Bursa Barosu
Isparta Barosu Kırklareli Barosu
Kütahya Barosu Ordu Barosu
Trabzon Barosu Hatay Barosu
Tekirdağ Barosu