EN TR

Baro Başkanlarımıza Teşekkür Mektubu

16.03.2017 16.03.2017 12:08:50 2698

Sayın Cumhurbaşkanı'nın 13 Mart 2017 tarihli ATV-A haber kanallarındaki ortak yayında, TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ'Nİ VE BİRLİK BAŞKANI olarak şahsımı hedef alan konuşmalarına ilişkin görüş ve değerlendirmelerimizi; 14 Mart tarihinde yaptığım 'basın toplantısı' vesilesiyle kamuoyumuzla paylaştığım, bilinmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarının 'gerçeklerle örtüşmediğini' belirterek başladığım anılan basın toplantısında; öncelikle 'Hollanda'nın, Almanya'nın ve bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bakanlarına yönelik kısıtlamalarını kınadığımızı' açıkça ifade ederek; Türkiye Barolar Birliği ve Baroların Avukatlık Kanunu uyarınca görevinin, 'Anayasa değişikliği paketini ve içerdiği tehlikeleri Cumhurbaşkanı'na, Bakanlar Kuruluna, milletvekillerine ve Türk Milleti'ne anlatmak' olduğunu hatırlattım.

'Türkiye Barolar Birliği'nin ve baroların yargı bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden, bağımsız ve etkin savunmadan yana taraf kimliği'ni özellikle vurguladığımız basın toplantısında; en milli duygu ve kaygılarla dile getirdiğimiz uyarılarımızın yeterince dikkate alınmadığına işaretle; varılan noktada 'bu topraklar için toprağa düşen aziz şehitlerimiz' yanında, maalesef Türkiye Cumhuriyeti'nin itibar kaybettiğini; en haklı davamızın bile üst üste yapılan yanlışlar sebebiyle yurtdışında savunulamaz hale geldiğini söyledim.

Anayasa'ya göre ettiği yemine de uygun olarak Türk Milleti'nin tamamını temsil etmesi gereken Sayın Cumhurbaşkanı'na; ömrünü sadakatle, liyakatle ve özveriyle vatan-millet hizmetinde geçiren bir çok değerli şahsiyeti suçlaması ve ötekileştirmesinin kabul edilemezliği yanında; halkoylamasında tercihi ne olursa olsun her vatandaşımızın 'Türk Milleti'nin asli unsuru' olduğundan hareketle; kullanılacak 'hayır ve evet oylarının tümünün aynı derecede saygıdeğer olduklarını' hatırlatmak zorunda kaldığımız için 'üzüntülerimizi' de dile getirdim.

'…Türkiye Barolar Birliği ve pek çok Baromuz, Anayasa'da yapılacak değişikliklere ilişkin halkoylaması öncesinde en üst makamı, yani vatandaşlarımızı bilgilendirmek için yasalardan kaynaklanan hak, görev ve yükümlülüklerini yerine getirmektedirler' dedim.

Türkiye Barolar Birliği olarak; 16 Nisan 2017'de halkoylamasına sunulacak olan paketin iç katmanlarında, Cumhurbaşkanı'na denetimsiz ve sınırsız bir güç verilmesinin çok ötesinde 'Küresel kuklacılar tarafından Türkiye'nin altına sinsice saatli bombalar yerleştirilmek istenmesine ilişkin gerçekleri Türk Milletine anlatmak için yollara düşen, gece gündüz çalışan baro başkanlarımız ve on binlerce avukat meslektaşımızla birlikte yol yürümekten onur duyduğumuzu' haykırdım…

…Ve nihayet; 'Sayın Cumhurbaşkanı; mücadelemiz Türkiye içindir, Sizin torunlarınız da dahil gelecek nesillerimiz içindir' diyerek sözlerime son verdim.

Türkiye'de mevcut 79 Baro ve yüz bini aşkın avukat meslektaşımızla birlikte kararlılıkla ve cansiperane bir şekilde sürdürdüğümüz çaba; hukukun üstün olduğu ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, demokratik, laik ve sosyal olan modern bir hukuk devletinde, "güçlü olduğu için haklı olmak yoktur" gerçeğini bir kez daha hatırlatmak içindir.

Bu zor süreçte; özellikle barolarımızdan ve değerli meslektaşlarımızdan gelen 'destek açıklamaları'nı, hukukun üstünlüğüne, Cumhuriyetimizin temel ilkelerine ve meslek onurumuza sahip çıkma kararlılığı sergilemek ve özellikle Türkiye Baroları olarak dayanışma içinde, yekvücut ve güçlü olduğumuzu bir kez daha birlikte tekrarlamak amacına yönelik, saygıdeğer bir 'dik duruş' olarak değerlendiriyoruz.

Mesleğimizin tüm zorluklarına ve halen yaşadığımız tüm baskı ve benzeri hukuk dışı uygulamalara karşın, mesleğimize sevgimiz ve saygımız gereği mücadele azmimizden hiçbir şey kaybetmeden görevimizi sürdürme kararlılığımızın bilinmesini istiyoruz.

"Kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, hak arama özgürlüğü" ve "adil yargılanma hakkı" gibi hukukun üstün olduğu demokratik ülkeler yargısının "sine qua non"- olmazsa olmaz" kurallarının uygulamada adeta yok farz edildiği, mevcut olanakların "kendi politik yargısını oluşturmak" için adeta seferber edildiği, sonuç olarak da 'yargıya güvenin sarsıldığı' bir dönemde ve ortamda; bilgilendirme dahil, azim ve kararlılıkla sergilenen birlikteliğin ve tüm hukuki faaliyetlerin, çok daha öncelikli bir görev haline gelmiş olduğu gerçeği' nin ise, üstün bir ülke sevgisi ve görev bilinciyle kabul edileceğini de biliyoruz.

Paha biçilmez önemdeki desteğiniz için tekraren teşekkürlerimizi sunarken; saygıdeğer şahsınızda baronuz mensubu tüm değerli meslektaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Av.Prof.Dr.Metin Feyzioğlu
Türkiye Barolar Birliği Başkanı