TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 10.01.2014
E. 2013/596
K. 2014/8

HAGB kararı verilmesi nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından kararın hukuki sonuç doğurmayacağına ilişkin savunmanın yasal dayanağı yoktur.

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Şikâyetli avukat hakkında, şikâyetçilerden masraf, vekâlet ücreti ve teminat bedeli adı altında toplam 7.450.00 TL para aldığı halde üstlendiği davayı açmadığı ve aldığı parayı da iade etmeyerek şikâyetçilere zarar verdiği, iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda Baro Disiplin Kurulu’nca eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat önceki savunmaları ve itirazında özetle; Kendisine tahsil için 2009 yılında senet verildiğini, kooperatif ile şikâyetçileri anlaştırmaya çalıştığını, uhdesinde tuttuğu iddia edilen parayı o tarihte kendilerine ödediğini, 2 yıl sonra şikâyet edilmesini anlayamadığını, kooperatifin kendileri hakkında icra takibi başlatmasına sinirlendiği için şikâyetçi olduklarını, parayı öderken güvendiği için yazılı belge almadığını, mesleğini bu kadar cüz’i bir miktar için yakmasının mümkün olmadığını, iddiaların iftira olduğunu, yargılanması nedeniyle parayı bir kes daha ödemek zorunda kaldığını, duruşma zabtı ile parayı aldıklarını ikrar etmeleri nedeniyle HAGB kararı verildiğini, Disiplin Kurulu kararında “ödememekte ısrar ettiğim” belirtilmiş ise de bunun Mahkeme kararı ile çeliştiğini, 200’ün üzerinde tutuklu müvekkili olduğunu ve kararın onanması halinde kendisi ile birlikte tutuklu sanıkların da zarara uğrayacağını, , hakkındaki Mahkeme kararında HAGB kararı verilmiş olduğunu bu nedenle kararın deneme süresi sonunda hukuki sonuç doğurmayacağını, cezanın itirazen kaldırılmasını talep etmiştir.

10.01.2014 günlü duruşma yer ve saatine ilişkin olarak Şikâyetçi Y.K.’a 28.12.2013’te diğer Şikâyetçi F.K.’a 28.12.2013’te ve Şikâyetli Avukat V.K.’ya 23.12.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına karşın duruşmaya gelmediklerinden evrak üzerinde karar verilmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; 02.11.2009 günlü makbuzla 650.00 TL’nin Şikâyetçi, F.K., 24.11.2009 günlü makbuzla 6.8000.00 TL Şikâyetçi Y.K.’tan alındığı,

.. 1. Noterliği’nin 22.06.2010 gün ve … Yevmiye No.lu azilnamesi ile azledildiği,

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 06.02.201 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.02-101-05-42-0207-2011/5660 sayılı “oluru” ile “Hukuk Mahkemesi nezdinde tespit davası açmak üzere, müşteki F.K.'tan 02.11.2009 tarihinde dava masrafı olarak 650,00 Türk lirası, müşteki Y.K.'tan ise teminat bedeli adı altında 24.11.2009 tarihinde 6.800,00 Türk lirası almasına rağmen, dava açmak için hiçbir girişimde bulunmadığı gibi, aldığı toplam 7.450 Türk lirasını müştekilere iade etmeyerek uhdesinde tuttuğu, iddiası ile soruşturma izni verildiği,

 Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi ile ilgili olarak hakkında … 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/302 Esas sayısında kayıtlı olarak “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan açılan kamu davası sonunda Mahkemece şikâyetli avukatın güveni kötüye kullanma suçu sabit görülerek TCK’nın 155/2, 168/2, 62/1 maddeleri neticeten 5 ay hapis 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, görülmektedir.

 … 12. İdare Mahkemesi’nin 04.03.2013 tarih ve 2011/2535 Esas, 2013/471 Karar sayılı Karar gerekçesinden de görüldüğü üzere “Davacı hakkında, disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle sahtecilik suçundan açılan ceza davası sonunda… 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.11.2009 tarih ye Esas:2009/292, Karar:2009/350 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 342/1 ye 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ye 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı davacı tarafından yapılan itirazın 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddine karar yerilmesi üzerine, 22.12.2009 tarihinde kesinleştiği, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı hükme bağlanmış ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mahkemece bütün delillerin denetime imkân yerecek şekilde toplanması, fiil ye faile bağlı olarak suç vasfının tayini ye bu vasıflandırmaya uygun bir şekilde mahkûmiyet kararı verilerek yargılamanın bitirilmesi, ancak verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmaması ve sanığın belirli bir denetim süresi içinde denetimli serbestliğe tabi tutulması anlamında bulunduğu, genel veya özel af niteliği taşmadığı, mahkemenin söz konusu karar ile işten elini çektiği, verilen karanın itiraz kanun yolundan geçmek suretiyle kesinleştiği, böylece ortada şekli anlamda bir kesin hükmün bulunduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu sahtecilik suçunun Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre avukata engel suçlardan olduğu, anılan Kanunun 136/1. Maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği görülmektedir. Bu durumda; sahtecilik eyleminde bulunduğu hususu mahkeme kararı ile sabit olan davacının, eyleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesiyle bağdaşmadığı açık olup, ayni kanunun 135/4. maddesi gereğince takdiren iki yıl süreyle işten yasaklama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu disiplin cezası işleminde ve bu işlemin onanmasına ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”  gerekçesi ile onandığı

Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 08.05.2013 gün ve2012/6690 Esas, 2013/3715 Karar sayılı kararında “Davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olan resmi evrakta sahtecilik suçu, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda hem avukatlığa engel haller arasında hem de meslekten çıkarmaya neden olan suçlar arasında sayılmıştır.

İdare Mahkemesi kararında, davacının söz konusu eylemden dolayı yargılandığı davada almış olduğu 1 yıl 8 ay hapis cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına çevrilmesi sebebiyle anılan kararın davacı hakkında herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği belirtilmiş ise de; ceza hukukuyla mesleki disiplini sağlama, hem mesleği icra edenleri hem de hizmetten yararlananları koruma amacı taşıyan disiplin hukuku arasındaki temel farklar göz önüne alındığında; resmi evrakta sahtecilik gibi yüz kızartıcı suçtan yargılanıp eylemin maddi delillerle sabit olması sonucu mahkûm olan davacının disiplin hukuku açısından sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı açıktır.

Bu nedenle, suçun karşılığı olan meslekten çıkarma cezasının yerine alt ceza olan 2 yıl süreyle mesleki faaliyetten men cezası verilmesine dair karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” gerekçesi ile Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin 09.02.2012 gün ve 2010/2288 Esas, 2012/252 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verdiği görülmektedir. Bu nedenle kararın hukuki sonuç doğurmayacağına ilişkin savunmanın yasal dayanağı yoktur.

Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ” 

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

Şikâyetli avukatın eylemi Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddeler aykırı olmakla disiplin suçu olduğundan Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli bulunmuş ve itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak, Şikâyetli avukat V.K.’nın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Üç Ay Süre İle İşten Çıkarma Cezası Verilmesine” ilişkin 03.07.2013 gün ve 2013/40 Esas, 2013/32 Karar sayılı kararını “ONANMASINA”, katılanların oybirliği ile karar verildi.