TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 11.01.2014
E. 2013/603
K. 2014/11

TBB Meslek Kuralları 27/2. madde gereği Baroya bildirimde bulunmak vekâlet ibrazı koşuluna bağlı olmayıp, eylem duruşmaya katılmakla sübut bulur

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

Şikâyetli avukat hakkında Şikâyetçi avukatın ücret alacağı için açtığı … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/664 Esas sayılı davada karşı taraf vekili olarak görev yapmasına rağmen Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2 maddesi uyarınca gerekli bildirimin yapılmaması ve Şikâyetçi avukatın vekil olarak görev yaptığı … İcra Tetkik Mahkemesi’nin 2008/163 Esas sayılı dosyasında 13.04.2009 tarihli sulh sözleşmesini Şikâyetçinin müvekkilinin vekili sıfatıyla sulh sözleşmesi yapmak suretiyle Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 39. maddesine aykırı davrandığı iddiası ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat 18.11.2009 tarihli savunma dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemesinde Şikâyetçi tarafından açılan 2009/664 Esas sayılı avukatlık ücreti talebine dair açtığı itirazın iptali davasının 22.10.2009 tarihli duruşmasına “dosyanın içeriğini bilmediği, bu davadan yeni haberdar olduğu, dosyayı incelemek ve gerekirse vekâletname sunmak için süre talep ettiğini Mahkemece beyanda bulunması ve vekâletname ibraz etmesi için süre verildiğini, henüz daha vekâletname ibraz etmediği ve mahkemece davalı vekili olarak duruşmalara katılmasına karar verilmemiş olan bir dava dosyada bilgi verme zorunluluğunun bulunmadığını, vekâletnameyi 21.12.2009 tarihinde sunduğunu, şikâyetin 03.11.2009 tarihinde yapılmakla şikâyet hakkı doğmadan yapıldığını, savunma dilekçesinin bildirim olarak kabulü gerektiğini, kendisi tarafından düzenlendiği bildirilen 13.04.2009 tarihli sulh sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını,

Kurulumuza sunduğu 08.10.2013 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde “Ancak eksik inceleme sonucu iş bu karar ihdas edilmiştir. Bahse konu icra dosyası ara karara rağmen getirtilmemiştir. Zaten bu icra dosyası incelenmiş olsaydı ortada sulh olmadığı, icra dosyasının açık ve derdest olduğu, takibin devam ettiği açıkça görülecekti. Her defasında alacaklı ile borçluyu uzlaştırıp sulh ettiğim iddiası ve bu iddiaya mesnet edilen yazı fotokopisini, içeriğini, altındaki imzayı kabul etmediğimi ısrarla belirttim. Gölbaşı İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılıp 2006/848Es sayılı icra dosyasının akıbeti sorulduğunda, dosyanın derdest olduğu, taşınmazların kıymet takdirlerinin yapıldığı ve mahcuz taşınmazların hızla satış aşamasına getirilmeye çalışıldığı bilgisi zaten cevaben bildirilecekti. Bu anlamda tarafları sulh ettiğim yönündeki asılsız şikâyet de boşa çıkacaktı. Zira tarafları sulh ettiğim iddiası ile şikâyet edildiğime göre her şeyden önce bu hususun tespit edilmesi gerekirdi. Sulh olunan bir icra dosyasının sonlandırılmaması, mahcuz taşınmazlardaki haczin fekki yerine satışı yoluna gidilmesi herhalde hayatın olağan akışına aykırı olurdu. Ancak bu taleplerimin hiç biri karşılık bulmadığı gibi savunma hakkım da bu anlamda kısıtlanmış oldu.” Sözleriyle kararın bozulması gerektiğini savunmuştur.

İncelenen dosya kapsamından, Şikâyetli avukatın … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/664 Esas sayılı davanın duruşmasına 22.10.2009 tarihinde davalı vekili olarak katıldığı “davadan yeni haberimiz oldu vekâletname ibraz etmek ve davaya beyanlarımızı bildirmek üzere süre talep ederim” beyanında bulunulduğu, Mahkeme’nin 1 No.lu ara kararı ile “davalı vekiline vekâletnamesini ibraz etmek ve cevaplarını bildirmek üzere 10 günlük süre verilmesine” karar verildiği ve duruşmanın 22.12.2009 gününe ertelendiği,

13.04.2009 günlü “sözleşmedir” başlıklı yazıda M.K. ve vekili avukat L.K. ile H.S. ve H.S. vekili Avukat M.A. imzası ile … İcra Müdürlüğü’nün 2006/848, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/197 Gölbaşı İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2008/53 ve 2008/63 Esas sayılı dosyalarından bir kısım şartlarla sulh olunduğu, 

… … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 21.04.2009 gün ve 2008/63 Esas 2009/45 Karar sayılı 21.04.2009 tarihli sözleşme nedeniyle davanın reddedildiği ve kararın 04.05.2009 tarihinde kesinleştiği,

Şikâyetçi avukat tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/664 Esasında 11.09.2009 tarihinde açılan davada Mahkeme’nin 01.06.2010 gün ve 2010/327 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiği, 37.451.25 TL’nin %40 inkâr tazminatı ile birlikte tahsiline karar verildiği ve kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 18.10.2011 gün ve 2011/10518 Esas, 2011/14601 Karar sayılı kararı ile onandığı, tashihi karar isteminin 26/09.2012 gün ve 2012/1854 Esas, 2012/21243 Karar sayılı kararı ile reddedilerek 26.09.2012 tarihinde kesinleştiği, 

Şikâyetli avukatın … … Noterliği’nin 04.08.2008 gün ve ….. yevmiye No.lu vekâletnamesi ile Şikâyetçi müvekkili M.K. tarafından vekil edildiği,

Şikâyetçinin 13.04.2009 tarihli sulh sözleşmesindeki imzasını inkâr etmesine karşın açtığı ücret davasında bu sözleşmeye itibarla Mahkeme’nin avukatlık yasası 165. madde hükmünü uygulayarak ve sözleşmenin sulhen borcu sona erdiren anlaşma” olduğunu kabul ederek davayı lehine sonuçlandırdığını ve derecattan geçerek Yargıtay onaması ile kesinleştiğini, her şeyden önce Şikâyetli avukatın düzenlediği sözleşmedeki imzayı inkâr etmesinin etik olmadığını, TBB Meslek Kuralları 27/2 ve 39. maddeye aykırılık sabit olmakla daha ağır bir ceza tayini gerektiği gerekçesi ile karara itiraz ettiği,

Baro Disiplin Kurulu’nun “Şikâyetçi avukatın ücret alacağı için açtığı davada karşı taraf vekili olarak görev yapmasına rağmen Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 27/2.maddesi uyarınca gerekli bildirimde bulunmaması eylemi nedeniyle hakkında ceza tayinine yer olmadığına, Şikâyetçi avukatın vekil olarak görev yaptığı dosyada şikâyetçinin müvekkilinin vekilinin vekili sıfatıyla sulh sözleşmesi yapması eylemi nedeniyle, Avukatlık Yasası'nın 34. maddesinin atfı ile Meslek Kuralları'nın 39. maddesini ihlal ettiği anlaşılmakla disiplin suçu işlediği sonuç ve kanaatine varıldığından Avukatlık Yasası'nın 134. ve 135/1. maddeleri gereğince uyarma cezası ile cezalandırılmasına,” karar verdiği görülmektedir.

Şikâyetli avukatın önceki tarihli vekâletnamesi olduğu ve bu vekâletnameye müsteniden 22.10.2009 günlü duruşmaya katılarak süre istediği dosya kapsamına göre tartışmasızdır. Bu durumda Şikâyetlinin TBB Meslek Kuralları 27/2. madde gereği Baroya bildirimde bunması da gereklidir. Bildirim vekâlet ibrazı koşuluna bağlı olmayıp, eylem duruşmaya katılmakla sübut bulmuştur.

Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararı yerinde ise de  TBB Meslek Kuralları 27/2 madde gereği de disiplin suçu işlenmiş olduğu ve birden fazla meslek kuralı ihlal edilmiş bulunduğundan Şikâyetçi itirazının kabulü ile Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuraları 3, 27/2, 39. maddelere gereği kınama cezası tayini gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetçi K.M.’nun itirazının kabulüne, Şikâyetli L.K.’ın itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının27/2 maddesi uyarıca gerekli bildirimde bulunmaması nedeniyle hakkında “Ceza Tayinine Yer Olmadığı” hakkındaki kararın KALDIRILMASINA, Avukatlık Yasasının 34 maddesinin atfı ile Meslek Kurallarının 39 maddesini gereğince disiplin sucu işlediği sonuç ve kanaatine varıldığından Avukatlık Yasasının 134-135/1 maddeleri gereğince “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 26.04.2013 gün ve 2013/1 Esas, 2013/133 Karar sayılı kararının her iki eylem birlikte değerlendirilerek kınama cezasına çevrilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve Şikâyetli avukat L.K.’ın “KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA”, katılanların oybirliği ile karar verildi.