TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 07.02.2014
E. 2013/140
K. 2014/70

Şikâyetli avukatın müdafisi bulunduğu M.Ç.’den herhangi bir yazılı olur almadan kararı temyiz etmediği dosya kapsamı ile tartışmasızdır. Avukat yazılı olur almadığı herhalde kararı temyiz etmek zorundadır.

(Av. Yas  34, 134, 171  TBB Mes.Kur 3, 4)

Yazdırmak için tıklayınız

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 2.04.2008 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.02-110-07-3779-2007 sayılı “oluru” ile “Müştekinin sanık sıfatıyla yargılandığı ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/293 esas sayılı davasında ... Barosu Başkanlığı tarafından Ceza Muhakemesi Kanununun 150. maddesi gereğince müdafii olarak görevlendirilmesine rağmen, yargılama sonucunda yüzüne karşı verilen müvekkilinin 1 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 26.09.2006 tarihli ve 2006/749 sayılı kararı temyiz etmeyerek şikâyetçinin mağduriyetine sebebiyet verdiği” iddiası ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamalarında savunma ermemiş, Kurlumuza sunduğu 09.01.2013 günlü itiraz dilekçesinde özetle; Avukatlık Kanunun 134'ncü maddesi uyarınca disiplin cezası verilebilmesi için kastın varlığı esastır. Kastın varlığının kabulü, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları kapsaması halinde mümkündür.

5237 sayılı TCK 21/1. Md. kastın tanımı yapılmıştır. Buna göre ; "Suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Kast suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir." Yasada geçen "bilme"ile kastedilen, failin iradesiyle yaptığı hareketin ve ondan doğacak sonucun ne olduğunu bilmesi, tanıması, bu konuda bilinçli davranmasıdır. Failin bilmesi demek, bilinçli olması, yaptığı hareketi ve ondan doğacak neticeyi öngörmüş olması demektir."İsteme" ise, failin bildiği, öngördüğü hareketi ve ondan doğacak neticeyi arzulaması, elde etmeye yönelik irade göstermesidir. Nitekim günümüzde egemen olan görüşe göre de yasa ile tanımı yapıldığı şekliyle kastın yasada öngörülmüş objektif suç unsurlarının bilinmesi ve istenmesi ile oluşacağı, böylece kastın bilme ve isteme unsurlarına dayandığı kabul edilmektedir. İhmali suçlarda kasttan anlaşılması gereken, failin objektif unsurlarını bilerek hareketsiz kalma, hiçbir şey yapmama hususunda karar almasıdır. İhmali suçlarda da fail tipik neticenin meydana gelmek durumunda olduğunu, beklenen ve uygun kurtarma hareketinin yapılmadığını görmeli, bilmelidir. Fiilin görevibilmeme, yanlış bilme, gözden kaçırma, dikkatsiz davranma, dalgınlık, yanılgı, beşeri hata veya unutmaktan kaynaklandığı durumlarda suçun manevi unsuru oluşmaz. Soruşturmaya konu somut olayda kastım olduğundan bahsedebilmek için hükmün temyiz edilmesi gerektiğini hatırladığım ve farkında olduğum halde; bilerek ve isteyerek kararı temyiz etmeme konusunda verdiğim somut bir kararımın bulunması gerekmektedir. Bu nedenle suçun maddi ve manevi unsuru oluşmamıştır.” gerekçesi ile karara itiraz etmiştir.

            İncelenen dosya kapsamından eylem nedeniyle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/581 Esasında “avukatlık görevini kötüye kullanmak” iddiası ile açılan kamu davasında Mahkeme’nin 01.04.2011 gün ve 2011/ 225 Karar sayılı kararı ile TCK 257/2, 62 maddelere uyarınca neticeten 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği kararın 25.05.2011tarihinde kesinleştiği,

            ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26.09.2005 gün ve 2005/293 Esas 2006/949 Karar sayılı kararı ile sanık M.Ç.’nin 1 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Şikâyetli avukatın yüzüne karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği,

            Şikâyetli avukatın disiplin sicilinde ceza olmadığı, görülmektedir.

Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ” 

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Şikâyetli avukatın müdafisi bulunduğu M.Ç.’den herhangi bir yazılı olur almadan kararı temyiz etmediği dosya kapsamı ile tartışmasızdır. Avukat yazılı olur almadığı herhalde kararı temyiz etmek zorundadır.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

            Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin ... Barosu Disiplin Kurulu kararında hukuki isabet görülmekle itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

           Sonuç olarak Şikâyetli avukat H.Ö.’in itirazının reddine,     ... Barosu Disiplin Kurulu’nun “Kınama Cezası Verilmesine” ilişkin 3.11.2012 gün ve 2009/49 Esas, 2012/146 Karar sayılı kararının ONANMASINA, katılanların oybirliği ile karar verildi.