TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 22.02.2014
E. 2013/678
K. 2014/109

Baro Disiplin Kurulu’nun koşullar varsa disiplin kovuşturması açılmasına” ilişkin kararı iade hakkı vardır. Şikâyetli avukatın savunmasına bildirdiği hususlarda hiçbir araştırma yapılmadan ve AİHS 6. maddede bildirilen adil yargılanma ilkesinin gereği savunma delilleri toplanmadan ve genel nitelikli suçlamalarla yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek somut suçlama yapılmadan disiplin kovuşturması açılmasına karar verilemez.

(Av. Yas. 141, CMK 174/4)

Yazdırmak için tıklayınız

... Barosu Disiplin Kurulu’nca, Baro Yönetim Kurulu’nun 27.09.2013 gün ve 2013/1092 sayılı Şikâyetli avukat hakkındaki disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin kararının dosyada soruşturma yapılmadığı, delillerin toplanmadığı hangi konu ve olayla ilgili disipline sevk yapıldığının belli olmadığı sadece elektronik posta yoluyla yapılan şikâyet dilekçesi üzerine dosyanın disiplin kuruluna sevkine karar verildiği, bu haliyle kovuşturma yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle dosyadaki eksikliklerin giderildikten sonra gereğinin takdir ve ifası için iadesine karar vermiştir.

            Şikâyetli avukat “dosyaya mesnet olan dilekçe imzasız bir dilekçedir. Öncelikle dilekçede ismi geçen kişinin imzası gereklidir. İmzasız olan dilekçe içeriğine cevap vermem söz konusu değildir” savunmasında bulunmuştur.

            İncelenen dosya kapsamından 09.06.2013 kayıt tarihli S.K. isimli ihbarcının imzasız dilekçe ile “http//….tumbir.com” ve ttp://forum…..net/konu/1810211 link adreslerinde geçen bilgile, ... Barosu’na bağlı Avukat A.K. hakkında bazı iddialar içermektedir. Ekteki bilgileri bu internet adresinden temin ettim. İddialarda ismi geçen kişilerle yaptığım telefon görüşmelerinde iddiaların doğru olduğunu öğrendim. Avukatım olan A.K.’e itimadım kalmamıştır. Bu haklı sebeplerle Baronuza kayıtlı Av. A.K.’i Ankara 14. Noterliği’nin 27 Mayıs 2013 tarih ve 3878 sayılı azilnamesi ile azlettim. Ekteki iddiaların da baronuzca araştırılmasını istiyorum” beyanında bulunduğu ve internet çıktısı olan yüzlerce sayfa belge eklediği görülmektedir.

Raportör Avukat A.G.’in 28.06.2013 günlü raporunda “S.K.’nın Baromuza gönderdiği mail ile ilgili olarak yönetim kurulumuz Av. A.K. aleyhine re’sen soruşturma başlatmıştır. Av. A.K. 08.07.2013 tarihli savunmasında S.K.’nın imzası olmadığından böyle bir dilekçeye cevap vermeyeceğini beyan etmiştir. S.K.’nın dosyada müşteki değil ihbar eden sıfatını haiz olduğu, Yönetim Kurulumuzun ihbarı ciddiye alarak re’sen soruşturma başlattığı, müşteki sıfatı olmadığı için imzanın gerekmediği dolayısıyla savunmanın yerinde olmadığı görülmekle dosyanın incelenmesinde ihbar eden S.K.’nın şikâyetli Av. A.K.’in müvekkili olduğu şikâyetli avukatın tahsil ettiği parayı müvekkiline ödemediği, bununla ilgili şuyu bulmuş ve ispatlanmış onlarca dosya olduğu, şikâyetli avukatın aleyhine maildeki iddialarla ilgili onlarca kamu davası açıldığı, maillerde yazılı iddiaların doğruluğu anlaşılmakla Avukatlık Kanunu’nun 34, 134. maddeleri ile meslek kurallarının 3, 4, maddelerine aykırı davrandığı sabit olduğundan Avukat A.K.’in disiplin kuruluna şevkinin uygun olacağı kanaatiyle heyet-i âlinizin takdirlerine saygıyla arz ederim.” beyanında bulunduğu,

... Barosu Yönetim Kurulu’nun 27.09.2013 gün ve 2013/192 sayılı kararla “Rapor gibi; şikâyetli Av. A.K. hakkında 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34 ve 134.maddeleri ile Meslek Kurallarının 3 ve 4. maddeleri gereğince, tahsil ettiği paraları uhdesinde tutup muhatabına ödememek eylemleri nedeniyle görevini kötüye kullandığı iddiasıyla ceza davaları açılmış olduğundan” gerekçesi ile disiplin kovuşturması açılmasına karar verdiği,

            Baro Yönetim Kurulu’nun “gerekçeler hukuki olmadığından ve Avukatlık Kanununda Disiplin Kuruluna dosya iade yetkisi tanınmadığından kararın yasal dayanağı bulunmamaktadır. Disiplin Kurulu’nun dosyayı iade yetkisi yoktur. Disiplin Kurulu dosyadaki mevcut delilleri ceza kararı İçin yeterli görmediğinde disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verebilir. Bu karar aleyhine itiraz yolları yasamızda açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle ... Barosu Disiplin Kurulunun ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek yerine dosyayı Yönetim Kuruluna iade etmesi Avukatlık yasasına aykırılık teşkil eder. İtiraza konu dosya Baromuza gönderilen elektronik posta sonucu re'sen soruşturma başlatılan bir dosyadır. Dosyada müşteki sıfatlı kimse yoktur. İhbar olunan avukatla ilgili onlarca şikâyet dosyası cezalandırılması talebiyle disiplin kuruluna sevk edilmiş olup re'sen soruşturmaya esas alınan mailde de bu şikâyetçilerin bazılarının isimleri ve görevi kötüye kullandığı iddia olunan dosyaların numaraları yer almaktadır.” gerekçesi ile karara itiraz ettiği, görülmektedir.

Avukatlık Yasası madde 141/1, “Disiplin kovuşturması yönetim kurulu tarafından verilen kararla açılır.”

 

Avukatlık Yasası madde 141/3 “ Yönetim kurulu, ilgilinin ihbar veya şikâyeti veya Cumhuriyet Savcısının isteği üzerine yahut re’sen, disiplin kovuşturması açılmasına karar vermeye esas olacak soruşturmanın yapılması görevini kendi üyelerinden birine verebilir. Soruşturma ile görevlendirilen üye, delilleri toplar, gerekli gördüğü kimselerin ifadelerini yeminle de alabilir; hakkında soruşturma yapılan avukatı da dinledikten veya dinlemek için verilen süre dolduktan sonra dosyayı bir raporla yönetim kuruluna verir. (Ek; 1.5.2001, 46/68) Yönetim kurulu, soruşturma maksadıyla her türlü adli ve idari mercilerden bilgi ve belge isteyebilir, ilgili dosyaları veya örneklerini isteyip, inceleyebilir.” hükümlerini amirdir.

 

Baro Yönetim Kurulu ihbar mektubunu esas alarak soruşturmayı başlatmış, Yönetim Kurulu üyesi Avukat A.G.’i raportör üye olarak tayin etmiş, raportör üye Şikâyetli avukatın savunmasını aldıktan sonra A.G.’e ait rapordaki “İhbar olunan avukatla ilgili onlarca şikâyet dosyası cezalandırılması talebiyle disiplin kuruluna sevk edilmiş olup re'sen soruşturmaya esas alınan mailde de bu şikâyetçilerin bazılarının isimleri ve görevi kötüye kullandığı iddia olunan dosyaların numaraları yer almaktadır” beyanı esas alarak disiplin kovuşturması açılmasına karar vermiştir.

CMK madde 170/3-i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j) Suçun delilleri, gösterilir. (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.

CMK madde 17-(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;

a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.

(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir.

(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.” hükümlerini amirdir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Bellios/İsviçre 1988) içtihadı uyarınca “mahkeme” maddi anlamıyla üstlendiği yargı işlevine göre nitelik kazanır. Bir başka deyişle mahkeme, yetkisi dahilindeki konuları hukuk kuralları temelinde, belirlenen usule bağlı olarak görülen davaların neticesinde karara bağlayan bir mercidir. Ayrıca, birçok diğer koşulları da yerine getirmesi gerekir. “bağımsızlık”, özellikle de yürütmeden; tarafsızlık; üyelerinin görev süreleri; usulle ile sağlanan teminatlar ki bunların birçoğu 6. maddenin 1. fıkrasında bulunmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Le Compte, Van Levven ve Meyere, Belçika 1981) “yürütme organından ve davanın yanlarından bağımsız olan, üyelerinin atanma biçimi ve süresi, uyguladığı yargılama yöntemleri açısından güvenceleri bulunan organlara ‘yargı yeri’ denilebilir.” kararı ile Tabipler Odası Üst Kurulu’nu “mahkeme” olarak tanımlamış, yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 maddesine aykırı olmadığını saptamıştır.

Avukatlık Yasası M. 76 (Değişik; 02.05.2001, 4667/46) “Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirileri ve iş sahipleriyle olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.”

Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, kuruluş ve kaynağını Anayasa ve yasasından alan, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Yönetimlerinin seçimle gelmeleri, belli sürelerle görevli olmaları, yürütmeden bağımsızlıkları, kararlarının itiraz ve yargı denetime açık olması karşısında, yaptıkları disiplin yargılamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun ve temel insan haklarının koruyucusu CMK’nu uygulamaları kaçınılmazdır. Bu aynı zamanda savunma hakkının kutsallığının da bir gereğidir.

Bu anlamda Baro Yönetim Kurulu’nun disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin kararının “iddianame” niteliğinde bulunduğu da tartışmasızdır.

            Şikâyetli avukatın savunmasına bildirdiği hususlarda hiçbir araştırma yapılmadan ve AİHS 6. maddede bildirilen adil yargılanma ilkesinin gereği savunma delilleri toplanmadan ve genel nitelikli suçlamalarla yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek somut suçlama yapılmadan disiplin kovuşturması açılmasına karar verilemez.

            CMK 160/2. madde Cumhuriyet Savcısını “…Şüphelinin lehine ve aleyhe olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakta ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” hükmünü amir olup,  Baro Yönetim Kuruluda delil toplarken sadece şikâyetçinin lehine olan delilleri değil adil yargılama hakkı gereği şikâyetli avukat lehine olan delilleri de toplamak zorundadır.

Aksi takdirde Avukatlık Yasası 141/3. maddede hem raportör üyeye ve hem de Baro Yönetim Kurulu’na tanınan hak ve yükümlülükler göz ardı edilmiş olur ki, asla kabul edilemez.

            Bu nedenlerle Baro Disiplin Kurulu’nun disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin kararı hukuken isabetli ve yerinde olmakla, itirazın reddi ile CMK madde 174/4 uyarınca işlem yapılması için iade kararının onanması gerekmiştir. 

            Sonuç olarak ... Barosu Yönetim Kurulu’nun itirazının reddi ile ... Barosu Disiplin Kurulu’nun “Baro Yönetim Kurulu’nun Disiplin Kovuşturması Açılması Kararının İadesine” ilişkin 02.10.2013 gün ve 2013/63 Esas sayılı kararının “ONANMASINA”, katılanların oybirliği ile karar verildi.