TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 23.03.2014
E. 2013/761
K. 2014/196

Mahkeme karar gerekçesi ve kabulle ihmal sonucu kararı temyiz etmeme şeklinde gerçekleşmiştir. Oysa bir haktan vazgeçme anlamına gelen temyiz etmemede müvekkilin yazılı muvafakatinin alınması zorunludur.

(Av. Yas 34,134,171  TBB Mes. Kur 3,4)

Yazdırmak için tıklayınız

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;

Şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13.08.2012 gün ve B.03.0.CIG.0.00.00.02-101 -05-42-5203-201 2/25196 sayılı “oluru” ile “... 2. Çocuk Mahkemesinin 2010/174 esas sayısına kaydın görülen kamu davasında hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk sıfatıyla yargılanan M.K.A.'a Ceza Muhakemesi Kanununun 150. maddesi gereğince 27.10.2010 tarihinde ... Barosunca müdafii olarak görevlendirildiği hâlde, yargılama sonunda suça sürüklenen çocuğun toplam 2 yı1 6 ay 33 gün hapis cezası ile cezalandırılmasını dair yüzüne karşı verilen 30.06.2011 tarihli ve 2011/434 sayılı karar kendisine terim edilmesine rağmen, kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet verdiği,” iddiası ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat savunmasında ve itirazında özetle; “30.06.2011 tarihli son celsede (4. celsede) her iki suça sürüklenen çocuk hakkındaki mahkûmiyet kararları müdafii olarak yüzümüze sadece tefhim edildiğini, fakat kararın her iki sanık hakkında da mahkûmiyet olması, tutanağın çok uzun olacak olması ve o an için hakim tarafından yazdırılmasının ve tutanak haline getirilmesinin çok zaman alacak olması vb. nedenlerle tarafımıza duruşma tutanağının sonra hazırlanacağı, şu anda verilemeyeceği sonra mahkeme kaleminden almamız gerektiği söylendiğini, ilerleyen günlerde her nasılsa karar duruşma tutanağını mahkeme kaleminden almayı ve buna bağlı olarak da temyizin gerekliliği hususunu not etmeyi sehven (yanlışlıkla, hata ile) unutarak temyiz yasa yoluna müracaat süresi geçirildiğini, bunun dışında herhangi bir saik veyahut kastının olmadığını, Mahkeme’nin de savunmasına itibar ederek takdir olunan disiplin cezasının itirazen kaldırılmasını talep etmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetli hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan açılan davaya bakan ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi 21.05.2013 gün ve 2013/74 Esas, 2013/195 Karar sayılı beraat kararı verildiği, kararın temyiz edilmemekle 15.07.2013 tarihinde kesinleştiği,

Karar gerekçesinde “Sanık Ö.D.'nin ... Barosuna kayıtlı avukat olduğu, OCAS’tan görevlendirme üzerine Müşteki M.K.A.'ın müdafiliğini yürüttüğü ve Müşteki M.K.A. hakkında yapılan yargılamanın son duruşması olan 30.06.2011 tarihindeki duruşmasına katıldığı, müşteki M.K. hakkında mahkûmiyet kararı verildiği, sanığın savunmasına göre duruşma tutanağının daha sonra verileceği bildirildiğinden o anda duruşma tutanağını elden almadığı, daha sonra ise yine savunmasına göre duruşma tutanağını kalemden almayı da unuttuğu, bu nedenle SSÇ M.K. hakkında verilen mahkûmiyet kararlarını temyiz etmediği, müştekiler ile sanık arasında daha önceye dayalı her hangi bir tanışıklığın bulunmadığı, bundan ötürü sanığın kasıtlı hareketi ile müşteki M.K.A.'ın kararını kasıtlı olarak temyiz etmeyeceğine ilişkin de bir nedenin bulunmadığı, sanığın aksi sabit olmayan savunmasına göre duruşmada duruşma zabtının hemen verilmemesi ve akabinde de duruşma zabtının kalemden alınmasının sehven unutulması nedeniyle temyiz süresinin kaçırıldığı, sanığın karar kesinleştirildikten sonra bu durumdan haberdar olmasının da kasıtlı olarak hareket etmediği hususunu da doğruladığı, sonuç olarak sanığın müşteki M.K.A.'m mahkûmiyet kararlarını suç işleme kastı ile hareket ederek kasıtlı olarak temyiz etmediğine dair kesin ve inandırıcı delilin bulunmaması, sehven duruşma zabtını almayarak sonradan zabtı almasını da unutmasının görevi kötüye kullanma veya ihmal olarak değerlendirilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacağı,” sözlerinin yazılı olduğu görülmektedir.

Şikâyetli avukatın kamu davasından beraat etmiş olması eylemin disiplin suçu oluşturmayacağı anlamına gelmez.

Avukatlık Yasası’nın 140/3. maddesine göre; “Eylemin işlenmemiş olması veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatla sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak: başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır”.

Şikâyetli avukatın eylemi Mahkeme karar gerekçesi ve kendi kabulüyle ihmal sonucu kararı temyiz etmeme şeklinde gerçekleşmiştir. Oysa bir haktan vazgeçme anlamına gelen temyiz etmemede müvekkilin yazılı muvafakatinin alınması zorunludur.

Bu nedenlerle Avukatlık Yasası ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına açıkça aykırılık teşkil ettiğinden, Baro Disiplin Kurulu’nun beraatla neticelenen kamu davası ile kendisini bağlı görmeyerek, eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesi isabetli bulunmuş ve Şikâyetli Avukat Ö.D.’nin itirazının reddi ile aleyhe itiraz olmadığından kararın onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetli Avukat Ö.D.’nin itirazının reddi ile ... Barosu Disiplin Kurulu’nun “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 18.09.2013 gün ve 2013/19 Esas, 2013/40 Karar sayılı kararının aleyhe itiraz olmadığından “ONANMASINA”, katılanların oybirliği ile karar verildi.