TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 06.06.2014
E. 2014/140
K. 2014/348

Kurulumuz taktir yetkisi kullanırken avukat uhdesinde kalan paranın pek hafif ve hafif veya fahiş olup olmadığına, eylemin sonuçlarına, şikâyetçi zararının giderilerek TCK 168. maddede bildirilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığına, Şikâyetli avukatın savunmasına, disiplin sicil özetinde ceza bulunup bulunmadığına, Mahkeme karar gerekçesine (Ki karara çok ciddi muhalefet vardır)  gibi hallere bakmakta, özellikle cezaların caydırıcılığı ilkesini de gözeterek eylemle ceza arasında adaletli bir denge kurulmaya çalışılmaktadır.

(Av. Yas. 158)

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;

Şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 03.09.2009 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.02-101-05-16-0522-2009/… sayılı “oluru” ile “Müşteki U.S.G. 'in, K.K. 'daki senede bağlı alacağım tahsil etmek için icra takibi başlatmak üzere ...Noterliğinin 31.08.2007 tarih ve 9652 yevmiye sayılı vekâletnamesi ile vekilliğini üstlenip vekâlet ücreti karşılığı 2.000 Türk lirasını peşin aldığı hâlde, gereğine tevessül etmediği gibi, yapılacak işlemler için gerekli olduğunu söyleyerek ikna etmek suretiyle müvekkilinden aldığı imzalı boş kâğıdın üzerini suçlamalardan ve sorumluluklardan kurtulmak amacıyla "Ben U.S.G. , K.K.  aleyhine icra takibi yapılmasını talep etmişsem de, senetli, ilâmsız, ilâmlı icra takibini istemiyorum, kira alacaklarına yönelik icra takibi yapılmasını istemiyorum" şeklinde ifadelerin yer aldığı belge haline getirerek müvekkilinin şikâyeti üzerine hakkında başlatılan incelemede yargı mercilerine ibraz ettiği,

Müşteki G.B. (G.)'ya ait gayrimenkul üzerine ... Kooperatifinin kurulması üzerine sorumluluklarını yerine getirmeyen anılan kooperatif aleyhine dava açmak üzere ...Noterliğinin 04.10.2007 tarih ve 11126 yevmiye sayılı vekâletnamesi ile vekilliğini üstlenip 1.800 Türk lirası vekâlet ücretini peşin aldığı hâlde, gereğine tevessül etmediği gibi, uzun süre ...'de bulunacağını söyleyen ve hukukî bilgisi olmayan müvekkiline "Madem ...'e gidiyorsunuz, benim uygulamam şehir dışına çıkan müvekkillerimden beyaz bir sayfaya açık imza alırım, gerektiğinde mahkemeye bu belgenin üzerini doldurarak dilekçe yazarım" diyerek ikna etmek suretiyle şikâyetçinin boş bir kâğıda imza atmasını sağladıktan sonra sorumluluktan kurtulmak amacıyla "Her ne kadar Avukat S.D. ’ya dava açması için 04.10.2007 tarihinde vekâletname ve sözleşme örnekleri versem de bunlara dayalı olarak dava açtırma talebim yoktur. Vekâletname ve sözleşme örneklerine dayalı olarak herhangi bir dava açtırmak istemiyorum. 2.000 Türk lirasını da geri aldık okudum. G.G." şeklinde, ifadelerin yer aldığı 04.10.2007 tarihli belge halinde getirdiği ye müştekinin şikâyeti üzerine hakkında başlatılan incelemede yargı mercilerine söz konusu belgeyi ibraz ettiği,” iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamalarında savunma vermemiş, Kurulumuza sunduğu 30.01.2014 kayıt tarihli itirazında “Bir avukata verilebilecek, hayatını devam ettirmesini sağlayabilecek mesleğini yapmasına engel olunabilecek yaşam mücadelesi veren bir insanın yokluğa ve hiçliğe itilmesine neden olabilecek böylesine bir karara itiraz ediyor itirazımın adalet ve vicdan terazisinde kabulü ve adil hakkaniyete uygun bir karanı tecellisini arz ve talep ediyorum” gerekçesi ile itiraz etmiştir.

İncelenen dosya kapsamından Şikâyetli avukatın eylemi nedeniyle ...4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/435 Esasında “görev gereklerini yerine getirmemek, özel belgede sahtecilik” iddiasıyla açılan kamu davasında Mahkeme’nin 14.12.2011 gün ve 2011/517 Karar sayılı kararı ile TCK 257/1, 62 maddeler gereği neticeten 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine, TCK 207/1, 62 maddeler gereği neticeten 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 09.04.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

Mahkeme’nin kararına karşı oy kullanan Yargıç M.İ.’ın “Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan dava açılmış ise de müştekinin ifadesinde boş kâğıda atılan imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ölenin önceki ifadelerinde belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, iddianın gerçeğe aykırı olarak yazıldığından ibaret olduğu, sanığın ise belgenin ölen ve müştekinin bilgisi dahilinde düzenlendiğini iddia ettiği, imzaların ölen ve müştekiye ait olması nedeniyle sanığın belgelerin üst kısmını onların rızası ile doldurduğuna dair savunmanın aksi her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı delille ispatlanamadığından atılı bulunan özel belgede sahtecilik suçundan beraatına karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile çoğunluk görüşüne katılmadığı,

Baro Disiplin Kurulu’nun “Mahkeme kararma konu “sahtecilik suçunun” Avukatlık Yasasının 5/1-a maddesine göre “Taksirli suçlar hariç kesinleşmiş bir kararla iki yıldan fazla hapis veya 1 yıldan fazla ağır hapis cezasıyla veya basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak ve dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarından biri ile hüküm giymiş olmak”, avukatlığa engel suçlardan olduğu, ancak mahkûmiyet kararının CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hukuki sonuç doğurmaması ve Avukatlık Yasasının 158. maddesindeki ilkeler, eylemin niteliği, ağırlığı, şikâyetli avukatın sicili göz önünde tutularak ve bu eylem ve işlemlerin dosya kapsamına göre suç oluşturduğu” gerekçesi ile Şikâyetli avukatın “üç yıl süre ile işten çıkarma cezası” ile cezalandırılmasına karar verdiği,

Şikâyetli avukatın disiplin sicilinde ceza bulunmadığı, görülmektedir.

Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ” 

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

Şikâyetli avukatın eylemini sabit olduğu kendisinin de kısmen kabulü ile tartışmasızdır. Ancak eylemle ceza arasında adaletli bir denge de sağlanamadığı görülmektedir.

Avukatlık Yasasının 158. madde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. (Değişik: 2.5.2001 - 4667/75 md.) Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.” hükmü gereği disiplin cezasını tayin ve takdiri Avukatlık Yasasında bildirilen 3 aydan 3 yıla arasında ceza verileceği yetkili olduğu açıktır.

Kurulumuz bu taktir yetkisi kullanırken avukat uhdesinde kalan paranın pek hafif ve hafif veya fahiş olup olmadığına, eylemin sonuçlarına, şikâyetçi zararının giderilerek TCK 168. maddede bildirilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığına, Şikâyetli avukatın savunmasına, disiplin sicil özetinde ceza bulunup bulunmadığın, Mahkeme karar gerekçesine (Ki karara çok ciddi muhalefet vardır)  gibi hallere bakmakta, özellikle cezaların caydırıcılığı ilkesini de gözeterek eylemle ceza arasında adaletli bir denge kurulmaya çalışılmaktadır.

Bu nedenlerle Baro Disiplin Kurulu’nca eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde ise de eylemle ceza arasında adaletli bir denge sağlanmadığı görüldüğünden Şikâyetli avukat S.D. ’nun itirazının kabulü ile üç yıl süre ile işten çıkarma cezası verilmesine ilişkin kararın üç ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmak suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetli avukat S.D. ’nun itirazının kabulü ile ...Barosu Disiplin Kurulu’nun “Üç Yıl Süre İle İşten Çıkarma Cezası Verilmesine” ilişkin 11.10.2013 gün ve 2013/28 Esas, 2013/69 Karar sayılı kararının üç ay süre ile işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle kararın Düzeltilerek Onanmasına, Şikâyetli avukat S.D. ’nunÜç Ay Süre İle İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına, oybirliği ile karar verildi.