TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 29.08.2014
E. 2014/379
K. 2014/542

Bir haktan vazgeçme anlamına gelen feragat dilekçesini müvekkilinden yazılı muvafakat almadan Mahkemesine verdiği ve davanın bu sebeple reddedildiği tartışmasız olmakla eylemin disiplin suçu olduğu tartışmasızdır.

(Av. Yas. 34, 134 TBB Mes. Kur 3, 4)

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 31.03.2008 gün ve 4075-2007 sayılı Oluru” ile “Alacaklı müşteki vekili sıfatıyla takip ettiği … 8. İcra Müdürlüğü’nün 2004/7988 sayılı dosyası nedeniyle 11.04.2005 tarihli reddiyat makbuzu ile 15.794,17, 12.04.2005 tarihli reddiyat makbuzu ile 76.825,23 yeni Türk lirası olmak üzere toplam 92.619,40 yeni Türk lirası tahsil ettiği hâlde, müvekkiline şahsî ihtiyaçları sebebiyle paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek borç olarak 70.000 yeni Türk lirası alması yönünde müşteki ile anlaşmaya vardığı hâlde, anlaşmaya aykırı olarak 92.619,40 yeni Türk lirasını uhdesinde tuttuğu gibi, şikâyetçiden borç olarak aldığını söylediği paraya karşılık olarak kendi üzerine kayıtlı …-… mahallesi, 5106 ada, 13 parsel, 8 No.lu bağımsız bölüm üzerine ipotek tesis ettirdiği, parayı ödememesi üzerine müşteki tarafından hakkında 22. Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü’nün 2007/625 sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmasına sebebiyet verdiği,

Davalı ve karşı davacı müşteki vekili sıfatıyla takip ettiği … Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2001/771 (bozulmakla 2005/410) esas sayısına kayden görülen tapu iptali ve tescil, alacak davasında müvekkilinin bilgi ve talimatı olmaksızın açtıkları karşı davadan feragat ettiğine dair 20.12.2005 tarihli dilekçeyi vermesi üzerine mahkemenin 21.03.2006 tarih ve 2006/72 sayılı karan ile karşı davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesine sebebiyet verdiği gibi, davanın sonuçlandığından müştekiye bilgi de vermeyerek aleyhe karan temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet verdiği,

Davalı müşteki vekili sıfatıyla takip ettiği … Asliye 7. Hukuk Mahkemesinin 2005/406 esas sayısına kayden görülen katkı payı oranının tespiti davasında karşı taraf vekili gibi hareket ederek müvekkili tarafından kabul edilmeyen katkı payı oranının tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderilmesi talebinde bulunup, gereği gibi savunma yapmayarak müştekinin mağduriyetine sebebiyet verdiği,

Davalı müşteki vekili sıfatıyla takip ettiği … 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/1464 esas sayısına kayden görülen itirazın iptali davasının kısmen müvekkili aleyhine sonuçlandığından şikâyetçiyi haberdar etmediği,” iddiası ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukatın önceki savunmalarında özetle; … l. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2001/771 (bozulmakla 2005/410) görülen dava feragat ettiğinin doğru olduğunu, şikâyetçi ile karşı tarafın birlikte diyaloga geçtiklerini, şikâyetçinin isteği ile davadan feragat ettiklerini ancak yazılı belge almadığını,  … 3. Aile Mahkemesi'nin 2003/1471 Esas sayılı ve … 8. İcra Müdürlüğünün 2004/7988 sayılı takip dosyası hususunda ibralaştıklarını ve karşılıklı hiçbir hakkın ve borcun kalmadığına ilişkin belge düzenlediklerini, şikâyet konusu paranın ise Şikâyetçi ile anlaşarak borç olarak alındığını ve bu borca karşılık gayrimenkul ipoteği verip borcun teminatlandırıldığını, 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/406 esas sayılı dosyasına istifa dilekçesi sunduğunu ve Şikâyetçinin … 38. Noterliği’nin 27 Nisan 2007 tarih ve 12488 yevmiye No.lu azil namesi ile kendisini azlettiğini, öncelikle avukatın bilgisi ve davalardaki savunmasının içeriği denetlenemez olduğunu, dava hakkındaki savunma içeriğinin avukatın çalışması ve başarısının ölçüsü olduğunu, ancak varsa vekâletin kötüye kullanılıp kullanılmadığının denetlenebileceğini, görevini hukuka uygun yaptığını, suçsun olduğunu savunmuştur.

İncelenen dosya kapsamından Şikâyetli avukat hakkında eylem nedeniyle ... 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/392 Esasında “görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak” iddiası ile açılan kamu davasında Mahkeme’nin 27.01.2009 gün ve 209/14 Karar sayılı kararı ile “Sanığın … 8. İcra Müdürlüğü’nün 2004/7988,  … 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/406, … 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2004/1464 sayılı dosyaları ile ilgili unsurları oluşmayan ve sabit görülmeyen eylemlerinden ayrı ayrı beraatına, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/771 (eski) 2005/410 (yeni) sayılı dosyada görevini kötüye kullanmak suçu sabit görüldüğünden TCK 257/1, 62 maddeler gereği on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği, beraat kararının Yargıtay …. Ceza Dairesi’nin 10.04.2013 gün 2011/23126 Esas, 2013/6597 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, aynı kararla erteleme kararının bozulduğu, yeniden yapılan yargılama sonucu Mahkeme’nin 18.06.2013 gün ve 2013/194 Esas,  2013/222 sayılı kararla TCK 257/1, 62 maddeler gereği neticeten beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 26.08.2013 tarihinde kesinleştiği,

Mahkeme karar gerekçesinde “… 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.05.2004 tarih ve 2001/771 - 184 sayılı ve tapu iptali ve tazminat konulu kararda “asıl davanın kabulü ve dava konusu tapuda …, … 4. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü .. ili … İlçesi… Mah. 26307 ada 6 parsel No.lu 1 no.lu bağımsız bölümde davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı -karşı davalı D. Yap İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti. adına tapuya tesciline,

Karşı davanın ve ıslah talebinin kabulü ile 1.650,00.TL kira kaybı nedeniyle olan alacağın karşı davanın açıldığı 05.12.2001 tarihinden itibaren ipleyerek yasal faizi ile birlikte davacı- karşı davalı şirketten tahsili ile davalı-karşı davacılara tapudaki hisseleri oranında ödenmesine” şeklindeki kararın vaki temyiz üzerine Yargıtay …. Hukuk Dairesi’nin 14.09.2005 tarihinde bozulmasına karar verildiği, sanığın katılan F. vekili sıfatıyla 20.12.2005 tarihinde katılanın bilgisi dışında kazanılması kuvvetle muhtemel bu davadan sebebi anlaşılamayan nedenden ötürü katılanın da feragat etiğine dair aralarında yapılmış yazılı bir anlaşma olmamasına rağmen feragat ettiği, sanık savunmasında feragatın katılanın da haberinin bulunduğu, onun muvafakati ile feragat ettiği şeklindeki savunmasının geçerli olamayacağı, buna dair yazılı bir belgenin bulunmadığı, vekaletnamede kendisine feragate dair yetki verilmesinin bunun için haklı bir neden olamayacağı, bu nedenle sanığın bu şekilde katılanın bilgisi dışında kazanılması kuvvetle muhtemel davadan feragat etmek suretiyle görevini kötüye kullandığı anlaşılmıştır” sözlerinin yazılı olduğu,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde kesinleşmiş uyarma ve para cezasının bulunduğu,

Şikâyetli avukat vekili Avukat G. Ç.’in 28.05.2014 kayıt tarihli itirazında özetle; Şikâyetli avukatın borcuna karşılık bono ve teminat ipoteği verdiğini, Şikâyetçinin herhangi bir zararı olmadığını, her ne kadar hakkında Mahkeme kararında HAGB’na karar verildiğinden kesinleşmiş bir cezanın söz konusu olmadığını, kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğini bildirdiği görülmektedir.

Şikayetli avukat Ş. Ö. vekili avukat G. Ç. HAGB kararı verildiği ve bu nedenle disiplin cezası verilemeyeceğini savunmakta ise de; Ankara 12. İdare Mahkemesi’nin 04.03.2013 tarih ve 2011/2535 Esas, 2013/471 Karar sayılı karar gerekçesinden de görüldüğü üzere “Davacı hakkında, disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle sahtecilik suçundan açılan ceza davası sonunda… 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.11.2009 tarih ye Esas:2009/292, Karar:2009/350 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 342/1 ye 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ye 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı davacı tarafından yapılan itirazın 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddine karar yerilmesi üzerine, 22.12.2009 tarihinde kesinleştiği, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı hükme bağlanmış ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mahkemece bütün delillerin denetime imkân yerecek şekilde toplanması, fiil ye faile bağlı olarak suç vasfının tayini ye bu vasıflandırmaya uygun bir şekilde mahkûmiyet kararı verilerek yargılamanın bitirilmesi, ancak verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmaması ve sanığın belirli bir denetim süresi içinde denetimli serbestliğe tabi tutulması anlamında bulunduğu, genel veya özel af niteliği taşmadığı, mahkemenin söz konusu karar ile işten elini çektiği, verilen karanın itiraz kanun yolundan geçmek suretiyle kesinleştiği, böylece ortada şekli anlamda bir kesin hükmün bulunduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu sahtecilik suçunun Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre avukata engel suçlardan olduğu, anılan Kanunun 136/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği görülmektedir.

Bu durumda; sahtecilik eyleminde bulunduğu hususu mahkeme kararı ile sabit olan davacının, eyleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesiyle bağdaşmadığı açık olup, ayni kanunun 135/4. maddesi gereğince takdiren iki yıl süreyle işten yasaklama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu disiplin cezası işleminde ve bu işlemin onanmasına ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”  gerekçesi ile onandığı,

Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 08.05.2013 gün ve2012/6690 Esas, 2013/3715 Karar sayılı kararında “Davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olan resmi evrakta sahtecilik suçu, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda hem avukatlığa engel haller arasında hem de meslekten çıkarmaya neden olan suçlar arasında sayılmıştır.

İdare mahkemesi kararında, davacının söz konusu eylemden dolayı yargılandığı davada almış olduğu 1 yıl 8 ay hapis cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına çevrilmesi sebebiyle anılan kararın davacı hakkında herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği belirtilmiş ise de; ceza hukukuyla mesleki disiplini sağlama, hem mesleği icra edenleri hem de hizmetten yararlananları koruma amacı taşıyan disiplin hukuku arasındaki temel farklar göz önüne alındığında; resmi evrakta sahtecilik gibi yüz kızartıcı suçtan yargılanıp eylemin maddi delillerle sabit olması sonucu mahkum olan davacının disiplin hukuku açısından sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı açıktır.

Bu nedenle, suçun karşılığı olan meslekten çıkarma cezasının yerine alt ceza olan 2 yıl süreyle mesleki faaliyetten men cezası verilmesine dair karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” gerekçesi ile Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin 09.02.2012 gün ve 2010/2288 Esas, 2012/252 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verdiği görülmekte olup HAGB nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki savunmanın yasal dayanağı yoktur.

Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ” 

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Şikayetli avukatın bir haktan vazgeçme anlamına gelen feragat dilekçesini müvekkilinden yazılı muvafakat almadan Mahkemesine verdiği ve davanın bu sebeple reddedildiği tartışmasız olmakla eylemin disiplin suçu olduğu tartışmasızdır.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34. maddesine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde olmakla itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç olarak, Şikayetli avukat Ş. Ö. vekili avukat G. Ç.’in itirazının reddi ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 24.01.2014 gün ve 2009/D.365 Esas, 2014/24 Karar sayılı kararının ONANMASINA,

2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,

Katılanların oybirliği ile karar verildi.