TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 29.08.2014
E. 2014/273
K. 2014/567

Avukat alacak ile ilgili tahsilâtı dolaylı işlemler yaparak devralması, kendi ticari ilişkilerinde takas mahsup aracı olarak kullanması, bu işlemler sonucunda şikâyete maruz kalması ve hakkında ceza davası açılmasına sebep olması.

(Av. Yas. 34, 134 TBB Mes. Kur 3, 4)

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 02.04.2011 gün ve 2011/9318 sayılı “Oluru” ile “05.10.2006 keşide tarihli, 100.000 Türk lirası meblağlı çeke istinaden takip başlatmadığı hâlde, icra takibi başlattığını söyleyerek müvekkilini oyaladığı gibi, borçlu A. S.'ndan söz konusu alacağı haricen tahsil ettiğini öğrenen müvekkili ile görüşmesi sonrasında, başlatmış olduğunu söylediği icra takibindeki alacağın kendisine devredilmesi karşısında şikâyetçiye 110.000 Avro ödeme taahhüdünü içeren protokolü düzenleyip, 01.09.2007 tarihli, belirtilen meblağlı senedi imzalayarak müvekkiline verip, vadesinde borcunu ödeyememesi durumunda … ilçesi, … köyü, 58 parselde M. Ç. adına kayıtlı taşınmaz üzerine kendisinin yapacağı 7 adet villadan 1 tanesini şikâyetçiye vereceğine dair anlaşma yapmasına rağmen, hiçbir taahhüdünü yerine getirmediği,

17.07.2006, 29.09.2006, 07.10.2006 ve 20.11.2006 keşide tarihli, toplam 207.500 Türk lirası meblağlı 4 adet çeke istinaden ihtiyati haciz kararı talep eden davacı müşteki H. E. vekili sıfatıyla, … Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nin 2006/140, 1141 ve 142 değişik iş esaslarına kayden ihtiyati haciz talebinde bulunup, Mahkemece 11.10.2006 tarihinde taleplerin kabulüne karar verildikten sonra alacağın tahsiline dair hiçbir işlem yapmadığı gibi, söz konusu çeklerin iade edilmemesinden dolayı müvekkili şikâyetçi tarafından faizi ile birlikte toplam 376.054,95 Türk lirası alacağın tahsili amacıyla … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/697 sayılı dosyası üzerinden hakkında başlatılan icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği” iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat önceki savunmalarında ve itirazında özetle; Şikayetçinin akrabası ve arkadaşı olduğunu, bahsi geçen çeklerle ilgili ihtiyati haciz kararı alarak icra işlemlerini başlattığını, borçluyla ilgili ön araştırma yaptığını, 55.000,00 TL tahsil ettiğini, bunun üzerine şikayetçinin kendisine verdiği 5 adet çekten 3 adet çeki şikayetçinin bilgisi dahilinde borçluya iade ettiğini, 45.000,00 TL’sini şikayetçiye ödediğini, kalan 10.000,00 TL’yi de şikayetçinin oluru ile vekalet ücreti ve masraf olarak mahsup ettiğini, borçlunun borcunu zamana yayarak ödeyeceğinin anlaşılması üzerine şikayetçinin kendisine ait olan arsalardan birini teminat olarak vermesini borçlu ödedikçe de inşaata başlamasını teklif ettiğini, şikayetçinin bu suretle hem alacağını garantiye almayı hem de ev sahibi olmayı amaçladığını, bunun üzerine 09.02.2007 tarihli protokolü imzaladıklarını, protokolün teminatı olarak da 110.000,00 € bedelli teminat senedi vererek de şikayetçinin alacağını garanti altına almış olduğunu, borçludan alacağın kendisine geçtiğini belirterek ödemesini aksatmamasını rica ettiğini, sonrasında 100.000,00 TL bedelli çeki icraya koyduğunu, borçlunun 60.000,00 TL ödeme yaptıktan sonra vefat ettiğini, bunun üzerine protokolü feshetmek istediğini ancak şikayetçinin buna yanaşmadığını, şikayetçinin kendisine ihtarname çektiğini, hakkında icra takibi yaptığını kendisinin de icra takibine itiraz ettiğini, haklı olmasına rağmen 40.000,00 € değerinde bir daire ile …/…’da bulunan 150.000,00 € civarındaki bir villanın tapusunu şikayetçiye 13.08.2008 tarihinde devrettiğini, şikayetçinin protokolde belirtilen 110.000,00 € nun üstünde bir kazanç elde ettiğini, bu olaydan sonra da şikayetçinin gelerek başka bir borçlu hakkında icra takibi yapmasını istediğini, aralarında sorun olmadığını, asıl mağdurun kendisinin olduğunu, borçlunun ani ölümü nedeniyle alacağından mahrum kaldığını, tahsil edilememesine rağmen üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek meslek ahlakının getirdiği sorumluluğu fazlasıyla yerine getirdiğini, bu olay nedeniyle kendi ekonomik durumunun bozulduğunu, avukatlık meslek ilkeleri ile bağdaşmayan hiçbir tutum ve davranışının olmadığını, hakkında verilen kınama cezasının yasal dayanağının çekişmeli hakları edinme yasağına aykırı bulunan sözleşme olduğunu, sözleşme tarihinin 2007 tarihi olduğunu, çekişmeli hakları edinmenin yasalarda suç olarak düzenlenmediğini, Avukatlık Yasası’nın 159/2.maddesi uyarınca 4.5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, şikayetçi ile yapmış olduğu sözleşmede çekişmeli hakkında devralınmasının söz konusu olmadığını, şikayetçinin dosya borcunun tahsil edilmesi halinde tahsil edilen miktarı yatırım olarak kendisinden bir villa alarak değerlendirmek istediğini, yapılan sözleşme ile amaçlananın bu olduğunu, henüz tahsil edilmeyen tahsil edilip edilmeyeceği bilinmeyen bir dosya içeriğini bu şekilde devralmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtmiştir.

Baro Disiplin Kurulu tarafından 22.01.2013 gün ve 2011/128 Esas, 2013/7 Karar sayılı kararıyla şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; karara şikâyetli avukat tarafından itiraz edilmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/189 Esas sayılı dosyası ile “görevi kötüye kullanma” suçundan açılan kamu davası sonucunda 2012/100 Karar sayılı ve 09.05.2012 tarihli kararla şikâyetli avukatın beraatine karar verildiği, kararın 17.05.2012 tarihinde kesinleştiği,

Taraflar arasında düzenlenen 09.02.2007 tarihli protokolde “İş bu protokol hükümleri gereğince taraflardan H. E., alacaklı sıfatıyla borçlu A. S.’na karşı devam eden icra takibinden doğan alacağını Av. M. Ü.’a 110.000 € karşılığında devretmektedir. Av. M. Ü. bu dosyaya karşılık H. E.’a …ili, … ilçesi, … (…) köyü, 58 parselde M. Ç. adına kayıtlı bulunan 7.000 m2 miktarında taşınmazın 1.000 m2 sini devir edip tapusunu vermeyi kabul ve taahhüt eder. Av. M. Ü. söz konusu 7.000 m2 üzerine 7 adet villa yapacaktır. Aşağıda belirlenen tarihe kadar (01.09.2007 senedin vade tarihi) 110.000 €’nun ödenmemesi halinde arsa üzerine yapılacak olan villalardan H. E.’a devredilecek olan 1.000 m2 arsa üzerine isabet eden bir adet villa H. E.’un olacaktır.

İş bu protokole karşılık Av. M. Ü., H. E.’a 09.02.2007 keşide tarihli 01.09.2007 vade tarihli, … keşide yerli, alacaklısı H. E., borçlusu M. Ü. olan 110.000 € bedelli bir adet teminat senedi vermiştir. İş bu Protokol hükümleri yerine getirildiği takdirde söz konusu senet hükümsüzdür. Bu senet ciro edilemez.” ifadelerinin yer aldığı,

Şikâyetçinin 06.10.2006 tarihli ibraname ile … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/140, 2006/141, 2006/142 D.İş sayılı dosyalara bağlı bulunan icra dosyaları için şikâyetli avukatı ibra etmiş olduğu,

…/…’da bulunan dubleks meskenin 2.000,00 TL satış bedeli gösterilmek suretiyle şikayetli avukat tarafından şikayetçiye devredilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Baro Yönetim Kurulu disiplin kovuşturmasını Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün yukarıda özetlenen soruşturma izni yazısına istinaden ve eylemi Avukatlık Yasasının 34, 134 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesine aykırı bularak başlatmıştır. Baro Disiplin Kurulu eylemi çekişmeli hakları edinme olarak değerlendirerek ceza tayin etmiştir. Yönetim Kurulunun kovuşturma açma kararları iddianame niteliğinde olup incelemenin bu doğrultuda yapılması gerekmektedir. Ancak disiplin kurulu kovuşturma kararındaki olayla bağlı olup sevk maddesi ile bağlı olmadığından inceleme bu doğrultuda yapılmıştır.

Şikâyetli avukatın zamanaşımı yönündeki itirazı kovuşturma konusu olaylar ile ilgili olarak ceza davası açılmış olması nedeniyle Avukatlık Yasasının 159/3 maddesi uyarınca uzatılmış zamanaşımının uygulanması gerektiğinden yerinde görülmemiştir.

Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ” 

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Avukatlık Yasasının 47. maddesi “Avukat el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılıktan yasaklıdır. Bu yasak, işin sona ermesinden itibaren bir yıl sürer.”.

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesi “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir. ” hükümlerini amirdir.

Tüm dosya kapsamına göre şikâyetli avukatın hayatın normal akışına uygun olarak icra takibi başlattığı alacak ile ilgili tahsilâtı, kendi ücretini aldıktan sonra müvekkiline ödemesi gerekir iken yukarıda özetlendiği şekli ile dolaylı işlemler yaparak devralması, kendi ticari ilişkilerinde takas, mahsup aracı olarak kullanması bu işlemler sonucunda şikâyete maruz kalması ve hakkında ceza davası açılmasına sebep olması özen yükümlülüğüne açıkça aykırılık oluşturmaktadır.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır. Bu güveni sarsan her türlü eylem disiplin cezasının konusunu oluşturur.

Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin … Barosu Disiplin Kurula kararında hukuki isabet görülmekle, Şikâyetli avukatın itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetli avukat M. Ü.’ın itirazının reddi ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Kınama Cezası Verilmesine” ilişkin 22.01.2013 gün ve 2011/128 Esas, 2013/7 Karar sayılı kararının ONANMASINA,  

2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,

Oybirliğiyle karar verildi.