TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 13.09.2014
E. 2014/323
K. 2014/574

* Avukat haksız fiille ve tahrikle karşılaşsa dahi, İcra Müdür Yardımcısına “şerefsiz herif” veya başka şekilde hakaret edemez.

( Av. Yas. 34, 134  TBB Mes. Kur 5, 25)

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

İtirazın süresinde olduğu ve Kurulumuzun 20.12.2013 tarih 2013/542 Esas, 2013/977 Karar sayılı iade kararı gereği usuli işlemlerin tamamlanmış olduğu anlaşıldıktan sonra görüşülüp düşünüldü;

Şikâyetli avukat hakkında, … 13. İcra Müdürlüğü’nde vekil sıfatıyla yürüttüğü bazı icra takip dosyalarına ilişkin işlemlerini hemen yapmadığından dolayı tartıştığı İcra Müdür Yardımcısı şikâyetçi N. Ş.’e “Sen kim oluyorsun da benim evrakımı imzalamıyorsun?  Sen kendini Başbakan mı sanıyorsun? Sana bunun hesabını soracağım, ş…  herif”  dediği iddiası ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; …’de bulunan müvekkillerinin işlerini halen takip ettiğini, oradan gelen evrak için ihtiyati tedbir kararı aldığını, dosya borçlusunun İstanbul’da bir fabrikada borca yetecek kadar alacağı olduğunu öğrendiğini, 3. şahsa 89/1 haciz ihbarnamesi göndermek için yanında çalışanların icraya gittiğini, ancak akşam geldiklerinde yakınanın evrakı imzalamadığını söylediklerini, sabah derhal icraya giderek evrakı imzalatmak istediğini, ancak yakınanın “şimdi imzalamıyorum, şimdi git” diyerek dosyayı bir kenara ittirmesi, fevri ve saygısızca davranarak görevini yapmaması üzerine, kendisine “sen kim oluyorsun, kendini başbakan mı sanıyorsun” şeklinde ve bir avukata böyle davranamayacağını, bunun için ilgili yerlere başvuracağını belirtip oradan ayrıldığını, küfür ve hakaret etmediğini, yakınanın görevini yapmaması ve terbiye dışı davranışlarının haksız tahrik olduğunu savunmuştur. 

Dosyanın incelenmesinde; Şikâyetçi N. Ş.’ün Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikâyet üzerine, şikâyetli avukat hakkında …2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/ 93 Esas, 2008/ 309 Karar sayılı dosyasında “tehdit, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçu isnatlarıyla kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucu tehdit suçundan beraatına, hakaret suçundan T.C.K. 125/ 3-a , 62 maddeler gereği neticeten 3 Ay 26 Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,  5271 sayılı C.M.K.’nın 231/ 5- 6. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. İş bu karar itiraz edilmeksizin 04.03.2009 tarihinde kesinleşmiş olup, kararda suç tarihi 07.02.2006 olarak tespit edilmiştir.

Mahkeme karar gerekçesinde “Hakaret suçunun müdahilden gelen haksız davranışa tepki olarak işlenmesi nedeniyle T.C.K.’nın 129/ 1. maddesi uyarınca tayin edilen cezası 1/3’üne indirilerek…” şikâyetli avukata karşı haksız fiilde bulunulduğu da kabul edilmiştir.

Şikâyetli avukatın şahsi sicil dosyasının incelenmesinde; 14.01.2001tarihinde kesinleşen uyarma cezası, 20.05.2001 tarihinde kesinleşen kınama cezası, 25.04.2003 tarihinde kesinleşen para cezası, 15.08.2006 tarihinde kesinleşen para cezası, 22.03.2010 tarihinde kesinleşen para cezası, 30.04.2010 tarihinde kesinleşen kınama cezasının olduğu anlaşılmaktadır.

Şikâyetli avukatın 30.07.2013 tarihli itirazında özetle; Yargılandığı mahkeme dosyasında tehdit suçundan dolayı hakkında beraat kararı verildiği, hakaret suçunda ise verilen ceza ertelemeye tabi kılındığını, haksız tahrik altında suçu işlemiş olduğundan ve cezasının ertelendiğinden hakkında verilen cezanın kaldırılmasını talep etmiştir.

Avukatlar, Avukatlık Yasası 34. 134. T.B.B. Meslek Kuralları 3. ve 4.  maddeleri ile 25. maddesi gereği, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmak, avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak, mesleki çalışmalarında yasalara uygun davranmak, Mahkeme kalemlerinde, icra dairelerinde ve her türlü mercilerde çalışan görevlilerle olan ilişkilerinde meslek onuruna ve ağırbaşlılığına uygun davranmak zorundadır.

Avukat haksız fiille ve tahrikle karşılaşsa dahi, İcra Müdür Yardımcısına “şerefsiz herif” veya başka şekilde hakaret edemez.

Baro Disiplin Kurulu şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasasının 34, 134.,  T.B.B. Meslek Kuralları 3., 4, ve 25. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirmesi isabetli olmakla Şikâyetli avukatın disiplin suçu işlemeyi alışkanlık haline getirdiği sicil özetinden anlaşılmakla itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetli Av. A. S. G.’un itirazının reddi ile;

  1. Barosu Disiplin Kurulu’nun “Kınama Cezası Verilmesine” ilişkin, 31.05.2013 gün ve 2013/ 52 Esas, 2013/ 114 Karar sayılı kararının ONANMASINA, 

  2.  Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,

     

        Oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY:

CMK 231 Md ‘de 14 bentte belirlenen HAGB kararı gerek madde kapsamında gerek Yargıtay, Danıştay ve de mahkeme kararlarında salt olarak kesin hüküm olarak kabul edilmemektedir. 

Deracattan geçmeyen sanığın hürriyetini bağlayıcı nitelikte olan bir hükmün kesin hüküm olarak kabulünün TCK sisteminin temel ilkelerine aykırı olduğu,  CMK 231 / 5 fıkrasına göre hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı,231/ 12 fıkrasına göre hükme karşı usul ve esastan incelenmek üzere temyiz başvuru hakkının olmayıp ancak bir üst mahkemede itiraz olunabileceği, uygulamada bir üst mahkeme tarafından itiraz konusunun şekli bağlamda usul yönünden inceleme dışına çıkarak mevcut kurumsal yapı nedeniyle işin esasına girilip inceleme yapılması olanağının bulunmaması ve de TCK sisteminde açıkça belirlenen kesin hüküm halleri arasında HGB kararının yer almaması, uygulamada deliller toplanmadan mahkeme tarafından sanığın hükümden bahisle henüz olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyip istemediğinin sorulmasının hâkimin reddi nedeni sayılan ihsası rey ilkesi ile ceza yargılamasının olmazsa olmaz koşulu olan savunma hakkının sınırlanması ilkelerine açıkça aykırı olduğu hususları tartışılmaz yasal gerçekliklerdir. 

Genel Bağlamda HAGB’n kesin hüküm olarak kabulüne ilişkin çoğunluk görüşüne öncelikle yukarıda açıkladığım gerekçelerle katılmamaktayım. 

Somut olayda; TCK 6 Md hükmüne göre yargı görevi yapan avukatın görevine ilişkin talebinin usule aykırı olarak yerine getirilmemesi nedeniyle Avukat ile İcra memuru arasında yaşanan tartışma sırasında söylendiği iddia olunan sözlerin suç olarak kabulünün yasal gerekçesi olarak, şikâyet eden memurun görev arkadaşlarının mutat olan bir usulde düzenledikleri ve amir memur görev ilişkisi içinde bulunan mesai arkadaşlarının imzaladığı tutanak ve bu tutanak imzacılarının bu kez tanık sıfatıyla verdikleri ifadeler gösterilmiştir. Bu bağlamda sübjektif kanaate göre değerlendirilen eylemin hakaret olduğu kanaatiyle verilen hükme ilişkin HAGB kararının salt olarak Disiplin Cezası Verilmesinin gerekçesi olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle birlikte olayın gerçek oluş şekline ve sürecine göre de çoğunluk kanaatine katılma olanağı yoktur. 

Dosya içeriğinde Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararı bulunmamaktadır. Bu nedenle Kurulumuzun incelemesi dosyada mevcut gerekçeli karar ile sınırlı olması nedeniyle çoğunluk görüşü eksik incelemeye dayalı olarak oluşturulmuştur. 

Bu karar gerekçesinin 3 nolu ŞİKÂYET başlıklı bölümde şikâyetçinin olay sırasında olay yerinde bulunan tarafsız tanık Av. S. Y.’ın tanık olarak dinlenilmemiş olması ve karara esas olarak gerekçe yapılan olayın sonrasında tutulan tutağın şikâyetçinin yanında çalışanlara imzalattığının kesin bir olgu olduğu hususundaki açık ikrarı çoğunluk görüşünün olayın gerçek oluş sürecinde HGK kararı dışında başka maddi olgunun bulunup bulunmadığının nazara alınmadan eksik inceleme sonucu oluştuğunu açıkça göstermektedir. 

Kurulumuz Av. Kanunun 158.maadesi gereği delilleri serbestçe takdir etme yetkisini kullanmak suretiyle Ankara 6. İdare Mahkemesinin 2010/2288 Es.2012/252 K. sayılı kararı doğrultusunda HAGB’ye ilişkin Ağır Ceza Mahkemesinin kararından “bağımsız” olarak somut olayın kendine özgü oluş ve gelişim sürecine göre toplanan tüm delilleri inceleyerek somut olayda disiplin suçunun oluştuğuna ilişkin maddi olgunun bulunup bulunmadığını araştırılmadığını gözetmeden kanaat oluşturmuştur.

Sayın kurulumuzun barosu tarafından verilen 31.05.2013 gün 2013/52 E ve 2013/114K sayılı Kınama Cezasının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne açıkladığım gerekçelerle katılmıyorum.