TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 26.10.2014
E. 2014/501
K. 2014/707

Şikâyetli avukat  “dava açması için avukat tutmuşsun. O E… denen şahıs zamanında benden iş istedi, ben vermedim. O davayı hak edemezsiniz” sözlerini kullanmamalıdır.

(Av. Yas. 34, 134 TBB Mes. Kur 5, 27/1)

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikâyetli avukat hakkında şikâyetçi hakkında şikâyetçinin müvekkili İ. G.’e “dava açması için avukat tutmuşsun. O E. denen şahıs zamanında benden iş istedi, ben vermedim. O davayı hak edemezsiniz” şeklinde beyanda bulunduğu” iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda şikâyetli avukat hakkında uyarma cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli Avukat savunmalarında ve itirazında özetle; şikâyetin haksız olduğunu, meslektaşının böyle bir fiil işlendiğine şahit olmadığını, şikâyetini müvekkili ve olaya şahit olan eski kâtibi H. S.’nın böyle bir fiil işlendiğini söylemesi üzerine dayandırdığını, şikâyetçinin geçmiş dönemde bürosu bünyesinde çalışmak için iş başvurusunda bulunduğunu, şartları sunup başvuruyu kabul etmesine rağmen telefonla çalışmak istemediğini beyan ettiğini, daha sonra kendi bürosunu açıp mesleğe devam ettiğini, şikâyetçinin müvekkili İ. G.’ün vekâleten takip ettiği … 2. İcra Müdürlüğünün 2012/11912 Esas sayılı takip dosyasında oğlu Ö. G.’ün kefili olduğunu, İ. G.’ün bürosuna giderek ödeme yaptığı makbuzları istediğini, ödemeleri oğlunun yaptığını ve makbuzları ona verdiğini söylediğini, bunun üzerine İ. G.’ün dava açacağını, eğer makbuz verilirse dava açmayacağını söylediğini, kendisinin “geçmiş ödemelerin sabit. İki tane dosyanız var, ödeme yaparsan borcunuz biter” dediğini, bunun üzerine “benim avukatım E. U. onunla görüşün tanıyor musun?” diye sorduğunu, kendisinin de “bana iş başvurusunda bulunmuştu, ordan tanırım, görüşecek bir şey varsa beni arasın” dediğini, asla davayı kazanamazsınız demediğini, iş istedi ben vermedim gibi bir beyanda da bulunmadığını, bu esnada yanında çalışan kâtip H. S.’nın “E. daha dünkü çocuk, ne olacak sanki ne yapabiliyorsanız yapın” dediğini, kendisinin H.’yı uyardığını, sonrasında İ. G.’ün sinirli bir şekilde bürodan ayrıldığını, olayın ertesi günü şikâyetçinin kendisini telefonla arayarak İ. G.’e iş başvurusu hakkında bilgi verip vermediğini sorduğunu, kendisinin de olayı açıkladığını, yanlış anlaşılmayı bu şekilde çözdükten sonra bu şikâyetin yapılmasının kendisini üzdüğünü, birisinin yanında çalışmak için iş başvurusunda bulunmuş olmanın küçük düşürücü bir durum olmadığını, icra takibinde borçlu taraf olan İ. G.’ün borcu ödememek için iftirada bulunmasının hayatın olağan akışında olduğunu, diğer tanığın kendisiyle şahsi husumeti olduğunu, bu husumeti nedeniyle iftiralarını tanıklık sıfatı üzerinden kendisine zarar vermek için kullandığını, hiçbir meslektaşına iş dilendi, davayı kazanamaz iş vermediğim gibi beyanlarda bulunmadığını belirtmiştir.

Baro Disiplin Kurulu tarafından 02.04.2014 gün ve 2013/91 Esas, 2014/26 Karar sayılı kararla şikâyetli avukatın uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; karara şikâyetli avukat tarafından itiraz edilmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; Alacaklı Y. D. vekili sıfatıyla şikâyetli avukat tarafından … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/11912 Esas sayılı dosyası ile borçlu Ö. G. aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmış olduğu, İ. G.’ün bu borca kefil olduğu,  

Şikâyetçi avukat tarafından davacı İ. G. vekili sıfatıyla … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/191 Esas sayılı dosyası ile davalı Y. D. aleyhine dava açıldığı, davada şikâyetli avukatın davalı vekilliğini üstlenmiş olduğu, dava sonucunda Mahkeme’ce şikâyetin kabulüne karar verildiği,

Tanık H. S. 07.11.2013 tarihli ifadesinde “Av. G. Ö.’ı tanırım. 2012’nin son aylarında yanında çalışmaya başladım. Yaklaşık 7-8 ay beraber çalıştık. Bana ödemesi gereken primleri ödemediği ve bir kısım dosyalardan alacaklarımı vermediği için kavgalı bir biçimde kendisiyle ayrıldık. Ondan sonra Av. D. K.’nın yanında çalışmaya başladım. Av. E. U.’yı evvelden tanırım. Av. G. Ö.’ın yanındayken Ö. G. aleyhine takip yaptık, takip kesinleşti, Hacze ben gittim. İ. G.’ü icra kefili aldım. Bir süre sonra İ. G. yaptığı ödemeler ilişkin olarak büromuza geldi ve makbuzlarını istedi, Av. G. Ö. da verdiğini söyledi, İ. G. bana bu makbuzlar verilmedi oğluma da verilmedi dava açacağız, Av. E. U. bu makbuzları istiyor dedi. Bunun üzerine Av. G. Ö., İ. G.’e hitaben “E. buraya geldi iş diledi bizde vermedik, o kim oluyor” şeklinde söyledi başkaca sözlerde söyledi ama hatırlamıyorum Ondan sonra İ. G. bürodan ayrılarak gitti.” dediği,

Tanık İ. G.’ün aynı tarihte alınan ifadesinde “Taraflardan Av. E. U. benim avukatımdır. Av. A. G. Ö’ı ise tanımam. Avukat A. G. Ö. … 2,İcra Müdürlüğü’nün 2012/11912 Esas sayılı dosyası ile oğlum Ö. G. aleyhine icra takibi yapmış olup takip kesinleşmiş olduktan sonra Av. G. Ö.’ın kâtibi H. S. hacze gelerek benim 15.000,00 TL,- İcra kefili almıştır. Kefil olduğum bedelin 15.000,00 TL olmasına rağmen 23.500,00 TL para ödedim. Buna rağmen Av. G. Ö. tarafında iki adet aracıma haciz konuldu. Ayrıca ödeme belgeleri de tarafıma eksik gönderilmişti. H. S. Av. G. Ö.’ın yanında çalışırken Av. E. U.’nın bu icra takip dosyasını incelediğini görmüş, Bunu da Av. G. Ö.’a söylemiş. Ben yukarıda belirttiğim gibi eksik ödeme ve hacizler sebebiyle Av. G. Ö.’ın bürosuna gittiğimde H. S. olduğu halde” Sen Av. E. U.’ya dosyamı inceletmişsin E. kim olacak, o geldi benden iş istedi ben ona iş vermedim, bu dosyadan bir şey bulamaz harçlardan bulursa bulur,” dedi: ben kendisini şuanda görsem tanımam bilmem” dediği

Şikayetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ” 

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/1 maddesiHiçbir avukat, herhangi bir meslektaşı özellikle hasım vekili meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüşlerini açıkça belirtemez.” hükümlerini amirdir.

Dosya kapsamına göre Şikâyetli avukatın  “dava açması için avukat tutmuşsun. O E… denen şahıs zamanında benden iş istedi, ben vermedim. O davayı hak edemezsiniz” sözlerini kullandığı tartışmasızdır.

Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiş ve Şikâyetli avukat A. G. Ö.’ın itirazının reddi  ile   aleyhe itiraz olmadığından kararın onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetli avukat A. G. Ö.’ın itirazının reddi ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 02.04.2014 gün ve 2013/91 Esas, 2014/26 Karar sayılı kararının aleyhe itiraz olmadığından ONANMASINA,

2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,

Katılanların oybirliğiyle karar verildi.