TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu

T. 26.10.2014
E. 2014/544
K. 2014/720

Avukata duyulan güven aslı kendisinde olmak koşulu ile her tür belgeyi aslına uygundur şerhi vererek ilgili kurumlara sunma hakkı tanınmıştır. Belge aslı kendisinde olmadığı sürece onay işlemi yapmamalıdır.

 (Av. Yas. 34, 56, 134 TBB Mes. Kur 3, 4)

Yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 18.06.2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.02/101-05-31-3501-2012/19709 sayılı             “Oluru” ile “… Cumhuriyet Başsavcılığınca "özel belgede sahtecilik" suçundan müvekkili şüpheli N. S.n hakkında başlatılan 2011/7465 ve 7468 sayılı soruşturmalarda, suça konu olan sahte olduğu iddia edilen S. D. adına imzalı 23.11.2009 tarihli, 17.03.2011 ve 7.845 ile 26/09/2008 tarihli, 1.459 ve 31/07/2009 tarihli, 1.450 Türk lirası bedelli para tahsil makbuzu başlıklı delil niteliğindeki belge asılları kendisinde bulunması sebebiyle bilirkişi incelemesi yaptırılması için adı geçen Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmesi istenilmesine rağmen, belgeleri ibraz edeceğini belirtip, gereğine tevessül etmeyerek soruşturmanın sonuçlanmasını geciktirdiği,” iddiası ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukatın usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına karşın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında savunma vermediği, gerek … 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve gerekse Kurulumuza sunduğu 27.06.2014 kayıt tarihli itirazında özetle “Üzerine atılı suç tarihinde milletvekili aday adayı olması nedeniyle büroya sürekli ve düzenli olarak uğramadığını, bürodaki işlerin büroda birlikte çalışmakta olduğu diğer meslektaşlarım tarafından yürütüldüğünü, belgeleri ibraz eden müvekkil şirketin çalışanlarının fazlalığı ve iş yoğunlukları nedeniyle belge alışverişinin çok fazla olduğunu ve söz konusu belge akışı esnasında cezaya konu belgelerin tarafınca “aslı gibidir” şerhi yapıldığını, söz konusu belgelere ilişkin olarak icra takibi başlatılmış olup, belge asıllarının İcra Müdürlüğüne teslim edilmiş olabileceği gibi, ödeme ekinde borçlulara tebliğ edilmiş de olabileceğini, bu nedenle kasıtlı bir suç işlenmediğini bildirdiği, ayrına … Barosu Yönetim Kurulu’nun 17.09.2012 tarihinde soruşturma açmasına karşın kararın 30.05.2014 tarihinde verildiğini, Avukatlık Yassının 144/3 maddesinde bildirilen 1 yıllık süreden sonra verildiği için zamanaşımı süresinden sonra verilmekle yok hükmünde olduğunu bildirerek karara itiraz ettiği görülmektedir.

İncelenen dosya kapsamından eylem nedeniyle … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/2 Esasında “suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirme” iddiası ile açılan kamu davasında Mahkeme’nin 27.09.2013 gün ve 2013/177 Karar sayılı kararı ile TCK 281/1, 43, 62/1 maddeler gereği neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 07.10.2013 tarihinde kesinleştiği,

Mahkeme karar gerekçesinde “Sanık savunmasında, isnat edilen eylem tarihlerinde milletvekilliği aday adaylığı nedeniyle büroya sürekli ve düzenli uğrayamadığını, kalabalık bir avukat grubunun olduğu bir büroda faaliyet göstermekte olduğunu, işleri takip edilen davalarla ilgili müvekkilden gelen belge akışının yoğun olduğunu, tüm bu sebeplerle "Aslı Gibidir" yaptığı belgelerin asıllarını İcra Dairesinde suretleri yerine müştekilere asıllarını tebliğ edilmiş olabileceğini yahut bilgisi dışında başka türlü ulaşma imkânı bulamayacağı şekilde elden çıkmış olabileceğini, suç kastı ile yaptığı bir davranışı olmadığını, soruşturma konusu olan ve itiraza uğrayan 8-9 adet belgeden diğerlerini bulup Savcılığa ibraz ettiğini, davaya konu olanları bulamadığını, kastı olmadan kaybettiğini beyan etmiş olsa da para tahsil makbuzu başlıklı adi yazılı belgelerin asıllarına uygunluğunu onaylayarak icra dairesine sunduğu ve icra takibini başlattığı, dolayısıyla bu durumun söz konusu belgelerin asıllarının elinde olduğunu gösterdiği, bilirkişi incelemesi yaptırılması için … Cumhuriyet Başsavcılığına ilgili dosyalara teslim etmesi istenilmesine rağmen belgeleri ibraz edeceğini belirtip belgeleri ibraz etmediği, bu durumun müvekkilini korumaya yönelik olduğu, genel olarak savunmalarının hayatın olağan akışına uygun olmayıp suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, dolayısıyla üzerine atılı suç delillerini gizleme suçunu işlediği sabit kabul edilmiştir.” sözlerinin yazılı olduğu,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde 24.06.2011 gün ve 2011/4 Esas, 2011/13 Karar sayılı kararla kınama cezası ile cezalandırıldığı, görülmektedir.

Şikâyetli avukat Avukatlık Yasası 144/3. Madde gereği 1 yıllık sürede karar verilmediği ve bu nedenle zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğunu savunmakta ise de;  Danıştay 8. Dairesi’nin 13.02.2007 gün ve 2005/5852 esas, 2007/712 karar sayılı karandan da görüldüğü üzere “Uyuşmazlık, davacıların 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 55. Maddesini ihlal ettiğinden bahisle anılan kanunun 135/3. Maddesi uyarınca “kınama” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin... Barosu Disiplin Kurulu’nun 18.02.2003 günlü ve 2003/23 sayılı kararını onayan Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 10.10.2003 günlü ve 2003/307 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Avukatlık Yasası’nın 141. Maddesinde; disiplin kovuşturmasının, yönetim kurulu tarafından verilen bir kararla açılacağı; Yönetim Kurulu’nun ivedilikle ve her halde ihbar, şikâyet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında bir karar vermeye mecbur olduğu; 159. Maddesinde ise; disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamayacağı; Yönetim Kurulunca işe el konulmuş ise bu sürenin işlemeyeceği; disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemeyeceği; disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suç için kanun daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler yerine bu zamanaşımı süresinin uygulanacağı; hüküm altına alınmıştır.

Kanunun yukarıda aktarılan 141. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre idarenin iç işleyişiyle ilgili olup, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişi veya kişilere daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuştur.

Bu nedenle, disiplin cezasının verilmesinden önceki evrelerde kanunla getirilen belirli sürelere uyulmaması, bu kanunda görevli olanların kişisel sorumluluğu ile ilgili olup, disiplin suçu işleyen kişiye ceza verilmemesi sonucunu doğurmaz.

Bu durumda, işin esasına girilerek yapılan incelemenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, soruşturmanın Kanunda öngörülen sürelere uyulmadan yürütüldüğü gerekçesiyle işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.” Gerekçesi karşısında 1 yıllık sürenin hak düşürücü veya zamanaşımı süresi olmadığı, kovuşturmanın ivedilikle bitirilmesine yönelik hedef süre olması karşısında itirazın hukuksal dayanağı yoktur.

Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”  

Avukatlık Yasası M. 56/3 “Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde avukatlar, takip ettikleri işlerde, aslı kendilerinde bulunan her türlü kâğıt ve belgelerin örneklerini kendileri onaylayarak yargı mercileri ile diğer adalet dairelerine verebilirler.”

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Görüldüğü üzere avukata duyulan güven aslı kendisinde olmak koşulu ile her tür belgeyi aslına uygundur şerhi vererek ilgili kurumlara sunma hakkı tanınmıştır. O halde avukat kamunun kendisine duyduğu bu güvene asla aykırı davranmamalı, belge aslı kendisinde olmadığı sürece onay işlemi yapmamalıdır.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararı isabetli ve sicil durumu ve avukatlık Yasası 158. maddede bildirilen ilkelere göre tayin ve takdir olunan cezada orantısızlık görülmemekle Şikâyetli avukat B.A.’ın itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

 Sonuç olarak Şikâyetli avukat B. A.’ın itirazının reddi ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “214,00 TL Para Cezası Verilmesine” ilişkin 30.05.2014 gün ve 2013/11 Esas, 2014/7 Karar sayılı kararının ONANMASINA,

2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,

Katılanların oybirliğiyle karar verildi.