"OLAYLARI GEZİ PARKI'NDA DOĞANIN KORUNMASIYLA SINIRLAMAK, KÜÇÜMSEMEKTİR"

Afyonkarahisar'da 5 Eylül 2012'de meydana gelen mühimmat deposundaki patlamaya davanın ilk duruşmasını gözlemci sıfatıyla izlemek üzere Eskişehir’e giden Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Metin Feyzioğlu, Eskişehir Barosu’nda bir basın toplantısı yaptı.

Toplantıda güncel olayları değerlendiren Feyzioğlu; Taksim'de başlayıp tüm ülkeye yayılan olayların artık sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın gündeminde olduğunu belirtti. Feyzioğlu, "Bu olayları sadece Gezi Parkı'nda doğanın korunmasıyla sınırlamak, böyle anlamak ve küçümsemek anlamamaktır, görmemektir, görmeye direnmektir” diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu'nun kararının önemli olduğunu, “Orası Avrupa, burasıTürkiye” diyerek geçiştirilemeyeceğini vurgulayan Feyzioğlu, “Bu siyasi iktidar başta olmak üzere, Avrupa Birliği’ne girmeyi eğer hedef olarak koyduysak ve Türkiye'deki bütün yasa değişiklikleri, 'AB'ye giriyoruz' diye yapıldıysa, Anayasa değişikliğinden ceza mevzuatı değişikliğine kadar, Avrupa Parlamentosu'nun şimdi siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen tespitler yapmasını reddedemezsiniz. Bizim de yaptığımız, dünyanın da yaptığı tespitlerdir bunlar" dedi.

“POLİSİN KADERİ SİYASİ İKTİDARI TEMSİL EDENLERİN İKİ DUDAĞI ARASINA BIRAKILMAMALIDIR”

Öncelikle siyasi iktidarın kitleleri birbirine kırdıracak söylemlere derhal son vermesi gerektiğini söyleyen Feyzioğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Polis şiddetinden sorumlu olanların da, her türlü düzeyde sorumlu olanların da cezalandırılması için işlemlerin başlatılması zorunluluk arz ediyor. Bütün bunları yaptıktan sonra polise de kanunsuz emre uymaması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak ihtiyacı duyuyorum. Bizim de buradan bir başka ders çıkarmamız lazım. Polis memurlarını 90 saat, 100 saat çalıştırmanın, her türlü özlük haklarını hiçe saymanın sonuç itibarı ile onların kaderlerini siyasi iktidarın ve mülki amirlerin iki dudağı arasında tutmamanın ne kadar tehlikeli olduğunu yaşayarak gördük. Polise de kanunsuz emirlere suç teşkil eden emirlere direnecek daha fazla gücü vermek lazım. Suç işleyen polisleri korumak anlamında değil, suç işlemenin hiçbir mazereti yok ama orta vadeli tedbirleri almak zorundayız. Polisin terfisi, tayini, kısaca kaderi siyasi iktidarı temsil edenlerin iki dudağı arasına bırakılmamalıdır. Bunları da oturup düşünme zamanıdır. Polis karşısındaki kitleyi düşman olarak göremez, görmemelidir."

“DURMAK SUÇ DEĞİL”

Feyzioğlu, Taksim’de başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılan “Duran adam” eylemlerine de değindi.

Feyzioğlu, “Bundan daha barışçı bir duruş olabilir mi? İnanılmaz bir duruş. En demokratik eylem şekli. İnsanlık daha demokratik bir eylem bulamaz. New York’ta da benzer eylemler denenmişti. Durmak, toplu olarak dans etmek gibi. Kaldırımda ya da bir kenarda hareketsiz durmak suç olarak nitelendirilemez. TCK’da hiçbir şekilde hareketsiz durmanın ceza olarak karşılığı yoktur. Trafiği kapatmıyorsa, kamu düzenini bozmuyorsa adam durur. Hukuk devletinde insanlar sokakta ister durur, ister yürür. Polis de kimse de karışamaz” dedi.

Buna karşın kaldırımda hareketsiz duran adamı alan gözaltına alan polisin bu eyleminin TCK’da karşılığı olduğunu söyleyen Feyzioğlu; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de polisin “dağılın uyarısına” rağmen dağılmamayı polis müdahalesi için yeterli haklı sebep olarak görmediğine dikkat çekti. Feyzioğlu; “duran adamlara” polisin “2911 sayılı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten tutanak tuttuğu ve bu çerçevede işlem yapılıp yapılamayacağı” sorusu üzerine “Polisin böyle bir yetkisi yok. Kamu düzenini bozmayan, trafiği aksatmayan bir kişiye sadece duruyor diye polis işlem yapamaz. Durmak hiçbir şekilde TCK’ya da diğer kanunlara göre de suç olmaz” yanıtı verdi.

Fotoğraflar


Fotoğraf 1

Fotoğraf 2