BASIN AÇIKLAMASI

ON YILA KADAR TUTUKLULUĞA İZİN VEREN TERÖRLE MÜCADELE KANUNU’NDAKİ DÜZENLEMENİN İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLDUĞU ANAYASA MAHKEMESİ’NCE TESPİT EDİLMİŞTİR

BU ANDAN SONRA SÖZ KONUSU HÜKMÜN UYGULANMASINA
DEVAM EDİLMEMELİDİR

  1. Anayasa Mahkemesi, Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan “Türk Ceza Kanunu’nun 305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeleri hariç olmak üzere, İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlarda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen tutuklama süresi iki kat olarak uygulanır” hükmünü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.
  2. İptal kararı henüz gerekçeli olarak yayımlanmamış olsa da, anılan hükmün iptal edildiği Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Dolayısıyla kamuoyu ve ülkedeki tüm hâkimler, anılan hükmün iptal edildiğini öğrenmişlerdir.
  3. Anayasa Mahkemesi’nce iptal kararının yayımlandıktan bir yıl sonra yürürlüğe gireceğine hükmedilmiş olsa da, Terörle Mücadele Kanunu’nun iptale konu düzenlemesinin temel hak ve hürriyetleri ihlal eden bir düzenleme içerdiği, Anayasa Mahkemesi tarafından herkese duyurulmuştur. Öyleyse bu düzenlemenin insan haklarına aykırı olduğu artık herkes tarafından bilinmektedir.
  4. Nasıl ki bir hekim öldürücü yan etkisi olduğu bilimsel olarak saptanmış bir ilacı, bunu öğrendiği andan itibaren hastalarına reçete edemezse, bir hâkim de insan haklarına aykırı olduğuna Anayasa Mahkemesi’nce hükmedilmiş bir kanun maddesine dayanarak, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan kararlar veremez. Aksine bir davranış, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden olan hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı olur.
  5. Nitekim Danıştay’ın pek çok kararında (Danıştay 5. D., 23.12.1992, E. 1992/1219, K. 1992/3872; Danıştay 3. D., 27.04.2010, E. 2008/5391, K. 2010/1360; Danıştay 6. D., 24.12.1991, E. 1991/482, K. 1991/3229; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 26.06.2008, E. 2007/2326, K. 2008/1714) ve Uyuşmazlık Mahkemesi’nin bir kararında (23.03.1992, E. 1992/9, K. 1992/12) Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiği kamuoyuna duyurulan kanuni düzenlemelerin mahkemelerce uygulanmaya devam edilemeyeceğine vurgu yapılmıştır.
  6. Öte yandan, iptal kararının tutuklama kurumuna ilişkin hiçbir boşluğa sebebiyet vermediği de açıktır. İptal kararı, tutuklama tedbirini uygulanamaz hale getirmemiş, yalnızca, belirli suçlarda tutukluluğun üst sınırını on yıl olarak düzenleyen hükmü iptal etmiştir. Bu karara bağlı olarak, iptale konu düzenlemede yer alan suçlarda tutukluluğun azami süresi, genel hükümlere göre belirlenecektir.

Yargı kararlarının hukuk devleti ilkesini daima koruyup gözetmesi gerekir.
Aksine bir davranış, vicdanlarda telafisi çok zor yaralar açar.

Anayasa Mahkemesi’nin insan haklarına, dolayısıyla Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiği bir kanun hükmüne dayanılarak tutukluluğa devam edilmesine dair hukuka aykırı yargısal uygulamanın yine yargı kararıyla düzeltilmesini diliyoruz.

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

Prof. Dr. Av. Metin Feyzioğlu
Türkiye Barolar Birliği Başkanı