YURTTAŞLARIN ANAYASAL HAKKI OLAN KONUT DOKUNULMAZLIĞI VE ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ HAKKININ TAMAMEN İHLALİ NİTELİĞİNDEKİ BU SÖYLEMLERDEN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK DEĞİL, OLSA OLSA KEYFİLİK, POLİS DEVLETİ VE KUTUPLAŞMA ÇIKAR

Siyasi iktidarın üniversite öğrencilerinin kaldıkları evlere yönelik söylemleri, Gezi eylemleri sonrasında başlatılan “cadı avı”nın ikinci perdesidir.

Yurttaşların anayasal hakkı olan konut dokunulmazlığı ve özel yaşamın gizliliği hakkının tamamen ihlali niteliğindeki bu söylemlerden demokrasi ve özgürlük değil, olsa olsa siyasi iktidarın keyfi buyruklarını yerine getirecek ahlak ve din polisi çıkar.

“Yüzde 50’yi zor tutuyorum” söyleminden sonra eli sopalı çetelerin kaç kişiyi sokak ortalarında öldüresiye dövdüğünü hatırlamak ve aynı yanlışları yapmamak gerekir.

Son açıklamalar da, iktidara muhalif olanlar ile muhalif olma potansiyeli taşıyan gençlerimizin evlerine “terörist faaliyet veya fuhuş yapılıyor ihbarları gerekçe gösterilerek” baskın yapılmasına yol açabilecektir.

Siyasi iktidarın “muhalif” olarak nitelediği yurttaşlar ve özellikle gençler, komşu ihbarlarına dayanılarak damgalanmak, taciz edilmek ve hatta geldikleri şehirlere geri mi gönderilmek istenmektedir?

Planın başarılı olduğu görülürse, yurttaşların özel hayatlarını ve siyasi eğilimlerini denetleyecek bir ahlak polisinin resmileşmesi yönünde yeni adımlar mı atılacaktır?

Yurttaşlarımızın hiçbir siyasi partiden din, ahlak ve namus dersi almaya ihtiyacı yoktur.

Gerçek sorunların konuşulmasının ertelenmesine de yol açan bu tür açıklamalar toplum barışına hizmet etmez.

Gündemi meşgul eden bu açıklamalarla ilgili olarak toplumun ve uluslararası örgütlerin bilgilendirilmesi için Türkiye Barolar Birliği’nce etkin çalışma yapılacak; yurttaşların evlerinin asılsız gerekçelerle, taciz amaçlı polis baskınlarına hedef olması durumunda, konusu suç teşkil eden emirleri verenler ve bu emre uyarak suç işleyen kamu görevlileri hakkında suç duyurularında bulunulacak; suç duyurularının akibeti ulusal ve uluslararası düzeyde takip edilecektir.

Siyasi iktidardan ve ilgili kamu görevlilerinden talebimiz herkesin özgürlüklerine saygılı olmaları, demokrasinin evrenselleşmiş kurallarını bir an önce hayata geçirmeleri ve toplumu kutuplaştırmaktan, huzursuz etmekten vazgeçmeleridir.

 
Av. Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU
Türkiye Barolar Birliği Başkanı