Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av.V.Ahsen Coşar 31 Ocak 2011 günü düzenlediği basın toplantısında aşağıdaki sunumu yaptı:

“Anayasamızda yapılan değişiklik gereğince, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma hakkının kabul edilmesinden amaç; insan hakları ihlallerine karşı ulusal düzeyde hak arayışını güçlendirmek, bu yolla insan hakları ihlallerinin önüne geçmek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin giderek artan iş yükünü hafifletmek, bu mahkemece Türkiye aleyhine hükmedilen tazminat miktarlarını azaltmaktır.

Bu olgu karşısında, Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetki alanı ile bireysel başvuru hakkının kullanılma çerçevesinin, Anayasa’da yapılan değişiklik hükmüne, bu değişikliğin amacına, bireysel başvuru hakkının niteliğine uygun biçimde belirlenmesi gerekir.

Bu biçimde değil de, Anayasa Mahkemesi’ni, Yargıtay’ın, Danıştay’ın ve diğer yüksek mahkemelerin üzerinde ve bu mahkemeler tarafından verilecek tüm kararların son inceleme mercii olarak yapılandırmak son derece yanlış olacaktır.

Kaldı ki, yargı sistemini bir daha düzeltilemeyecek biçimde tahrip edecek olan böyle bir düzenleme, Anayasamızın 148.maddesi hükmüne de açıkça aykırıdır.

Diğer taraftan, Türkiye’nin çok ciddi ve radikal ölçekte bir yargı reformuna ihtiyacı olduğu açık ve tartışmasızdır. Bu ihtiyacın giderilmesi için öncelikle yerel mahkemeleri, gerek sayı, gerekse kaliteli yargıç bazında güçlendirmek, istinaf mahkemelerini aynı şekilde tahkim ederek bir an önce işler duruma getirmek ve dolayısıyla Yargıtay’a ve Danıştay’a gidecek iş sayısını azaltmak suretiyle bu mahkemeleri kuruluş amacına uygun biçimde bir içtihat mahkemesi konumuna döndürmek gerekir.

Bu çerçevede işaret etmek gerekir ki, İtalya hariç bugün dünyanın hiç bir ülkesinde üye sayısı bizdeki kadar olan bir yüksek mahkeme yoktur. Yapılması düşünülen değişiklikle bu sayıyı daha da artırmak bu mahkemeleri yüksek mahkeme statüsünden çıkarmak demektir. Kaldı ki, yargının sorunlarını çözebilmek için Yargıtay’ın ve Danıştay’ın üye ve daire sayısını artırmak çözüm olmadığı gibi, böyle bir düzenleme içtihat birliğini ortadan kaldırma tehlikesini içermekle, hukuk güvenliği yönünden de son derece sakıncalıdır. 

Yargının yükünün azaltılabilmesi için, yerel mahkemeleri, gerek sayı, gerekse kaliteli yargıç bazında güçlendirmenin, istinaf mahkemelerini aynı şekilde tahkim ederek bir an önce işler duruma getirmenin yanı sıra yapılması gereken bir diğer husus; tahkim, arabuluculuk, uzlaşma gibi klasik yargılama faaliyetlerine alternatif çözüm yollarını bir an önce işler duruma getirmek ve yine kamu kurum ve kuruluşlarının ihtilaf yaratma becerilerini köreltmektir. Diğer bir deyişle idarenin her türlü eylem ve işlemini hukuka uygun biçimde yapmasını sağlamaktır.”  

CHP’nin halkı direnişe çağırması konusundaki düşüncesi sorulan Birlik Başkanı, bu konuda şunları söyledi:

“Herhalde şaka yapmışlardır. Şaka yapmamışlarsa eğer, demokrasilerde protesto hakkı, gösteri ve toplantı yürüyüşü yapma hakkı ve hatta koşulları var ise sivil itaatsizlikte bulunma hakkı vardır, ama direniş veya isyanda bulunma hakkı yoktur. Demokrasilerde seçim vardır.” dedi.

"Yüksek yargıda üye sayısının artırılması konusunda hükümetin kafasında başka bir şey mi var?" biçimindeki soruya Birlik Başkanı;  "Hükümetin saikini bilemem, saik sorgulaması yapmak da istemem" yanıtını verdi.

Yargının ve siyasi iktidarın bir kaç yıl öncesine göre bugün farklı pozisyonda oldukları konusundaki soru üzerine Birlik Başkanı şunları ifade etti; "Gerek iktidarıyla, muhalefetiyle siyasiler, gerekse Yargıtay ve Danıştay ile diğer sivil toplum kuruluşları bu konuda istikrarlı ve tutarlı değiller. Bütün bu aktörler, siyasal konjonktüre göre, ülkedeki gelişmelere göre pozisyon alıyorlar. Dün hükümet, Yargıtay ve Danıştay'ın üye ve daire sayısını indirmek için girişimde bulunmuştu. Şimdi tamamen tersini yapıyor. Dün üye ve daire sayısının artırılmamasını isteyenler bugün bunu istemiyorlar . Oysaki  halk nezdinde inandırıcı olabilmek için önce tutarlı olmak gerekir."

"İstinaf mahkemelerinin bir an önce işler hale getirilmesi gerektiğini" ifade eden Birlik Başkan devamla; "İstinaf mahkemelerinin kurulması halinde Yargıtay ve Danıştay'a ilave daire kurmanın bir anlamı ve işlevi kalmayacak" dedi.

Yargıtay Başkanlar Kurulunun "eldeki dosyaların 1-2 senede bitirilebileceği" yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Birlik Başkanı; "Hiç iş gelmezse bu kadar dosyanın bitirilmesinin olağanüstü bir çabayla mümkün olabileceğini" belirtti.

"Yargıtay ve Danıştay'a yeni daireler kurulmasına ilişkin tasarının görüşüldüğü komisyondan CHP'li milletvekillerinin istifa etmesi, tasarının yasal dayanağı konusunda tartışmaları gündeme getirdi" denilmesi üzerine Birlik Başkanı "Komisyondan bazı üyelerin çekilmesi, komisyonun görevini devam ettirmesine engel değildir kanısındayım. Bu konuda yasal bir engel yok. Çekilmeleri durumunda komisyon, kalan üyeleriyle birlikte çalışmalarını devam ettirebilir" dedi.

Birlik Başkanı'nın, Türkiye Barolar Birliği olarak komisyon toplantısına katıldıklarını, toplantılarda Barolar Birliğini Başkan Yardımcısı Talay Şenol'un temsil ettiğini ifade etmesi üzerine, komisyon toplantılarına katılan Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Talay Şenol; "Konuyla ilgili farklı görüşler olduğunu, TBMM İç Tüzüğüne göre bireysel istifaların bir boşluk doğurmadığı yönünde iddialarda bulunulduğunu, kurumsal olarak çekilme durumunda bir boşluk doğar mı, doğmaz mı hususunun ise tartışıldığını, bunu kendilerinin de araştıracağını" ifade etti.