19 OCAK 2007 CUMA GÜNLÜ GAZETELERDEN

YARGI HABERLERİ

PKK, listeden çıkarılabilir

Avrupa Adalet Divanı, Osman Öcalan'ın PKK'nin AB terör örgütleri listesinden çıkarılmasına yönelik başvurusu için yeşil ışık yaktı

BRÜKSEL (Cumhuriyet) - Avrupa Adalet Divanı yasadışı örgüt PKK'nin AB terör örgütleri listesine alınmasına adli itiraz yolunu açtı. Lüksemburg'da bulunan Adalet Divanı, dünkü kararıyla örgüt yandaşlarının PKK'nin AB terör örgütleri listesinden çıkarılması yönünde talepte bulunmaya hakkı olduğunu açıkladı.

Adalet Divanı Osman Öcalan 'ın "PKK şefi" sıfatıyla avukatları aracılığıyla yaptığı, örgütün AB terör listesinden çıkarılması yönündeki başvurusunu 15 Şubat 2005 tarihli kararıyla reddetmişti. Temyize götürülen kararı dün değerlendiren Adalet Divanı, Öcalan'ın adli başvuru hakkı olduğu görüşünü onaylayarak, örgüt üyelerinin taleplerinin tekrar incelenmesine yeşil ışık yaktı. Adalet Divanı yargıçlarının terör örgütünün AB listesinden çıkarılmasına yönelik adli taleplerini inceleyerek gerekçeli bir karar açıklaması bekleniyor.

AB içinde Hamas'ın Filistin seçimlerinden zaferle çıkmasının ardından terör örgütleri listesine yönelik tartışmalar da hız kazandı. Bazı AB'li diplomatlar, 2001 yılında ABD'nin baskılarıyla oluşturulan AB terör örgütü listesinin Adalet Divanı kararlarının ardından çökebileceğine yönelik görüş bildirdiler. Adalet Divanı'nın Halkın Mücahitleri ve PKK kararları ardından terör listesine yönelik sorgulamaların artacağına dikkat çeken diplomatlar, "ne işe yaradığı" sorgulanan "hukuki altyapısı zayıf olan" terör örgütleri listesinin "bir anda çökebileceğini" ileri sürüyor.

Avrupa Adalet Divanı, geçen aralık ayında, İranlı muhalif örgüt Halkın Mücahitleri'nin AB terör örgütleri listesine alınması ve malvarlıklarının dondurulmasına yönelik kararı iptal etmişti. ABD tarafından "terörist" olarak nitelenen Halkın Mücahitleri ve PKK, AB terör listesine 2002 yılında eklenmişti.

Terorizmle mücadele, terör örgütlerinin mali kaynaklarının kontrol edilmesi ve engellenmesi amacıyla oluşturulan liste özellikle adli kurumların görüş ve kararları dikkate alınarak şekilleniyor.

CUMHURİYET/DÜZ YAZI /ORHAN BİRGİT

'Ferhangi Şeyler...'

Avrupa Adalet Divanı (AAD), terörist Osman Öcalan 'ın "PKK'nin Şefi" sıfatını kullanarak yaptığı bir başvuru hakkındaki kararını dün yeni bir ara karar ile değiştirdi.

Öcalan, avukatları aracılığıyla, PKK'nin bir terör örgütü olduğu yolunda AB'nin terör örgütleri listesine alınmış olmasına itiraz etmiş, ancak Adalet Divanı davalının 2005 Şubat ayında "artık var olmayan" örgütü temsil etme hakkı bulunmadığını söyleyerek başvuruyu geçersiz saymıştı.

Adalet Divanı, temyiz üzerine dün yeni bir ara karar alarak, PKK'nin varlığını kabul etmekle kalmadı. Bu görüşünü, örgütün İmralı'daki başı Abdullah Öcalan 'ın kardeşinin PKK adına her türlü yetkiye sahip olduğunu bildiren sözlü beyanını da kayıtlarına geçirdi.

Avrupa Adalet Divanı'nın dün açıkladığı karar, Türk kamuoyunun, Öcalan kardeşlerin avukatı olarak Marc Müller adında birisinin ülkemize gelerek terörist başı ile görüştüğünü öğrenmemizi de sağladı.

AAD, önümüzdeki aylarda, PKK'nin terör örgütü olup olmadığı yolundaki kesin kararını açıklayacak. Böylece, bir süredir bilinçli bir şekilde kullanılmakta olan "terörist mi, yoksa gerilla mı" tartışması da en azından AB ölçütleri içerisinde yeni bir biçim alacak.

Rastlantının böylesi olmaz

Avrupa Adalet Divanı'nın, PKK'nin ' Terör Örgütleri Listesi' nden çıkartılıp çıkartılmaması doğrultusunda aldığı ara kararın bir gece öncesinde ünlü stand-up ustası Ferhan Şensoy, Diyarbakır'da doğaçlama oynadığı oyunun bir sahnesinde banka ve kredi kartlarının terörist olduğunu söylerken "Bunlar PKK'den de beterdir" demesi üzerine gösteriyi izleyen 350 kişiden önemli bir bölümü salonu terk ediyor. Protestoculardan bir kısmı da terör örgütü lehine slogan atıyorlar.

Şensoy, söylediğim gibi stand-up ağırlıklı bir tiyatro sanatçımız. Çoğunlukla kendisinin yazdığı ya da günlük olayları hicveden doğaçlamalarla sahnelenen gösterileriyle biliniyor. Önceki günkü gösteri sırasında, PKK'ye terörist benzetmesine kızarak salondan ayrılanlar, kuşkusuz Şensoy'dan daha çok, örgütün tanımlanma biçimine yönelik tavırlarını ortaya koymuş oluyorlar.

Oysa sanatçı, gösterisini tamamlarken kendisinin "Kürtlere de, Kürtlüğe de karşı olmadığını" aksine Türkler ile Kürtlerin kardeşçe yaşamasını isteyen birisi olduğunu söylemek gereğini duyuyor.

Yani 70 milyon insanımızın ezici çoğunluğunun duygularını yansıtıyor.

Ama ne yazık ki PKK olgusu, kaşına kaşına, bölge insanının azımsanmayacak bir kesiminde terorizmden soyutlanmış olarak değerlendiriliyor. Örgüte bakış açısındaki bu farklılaşma, elbette onun hakkında kesin sonucu almakta gecikenler ya da yanlış değerlendirmeler yapanlar için önemli bir uyarı olmalıdır.

İmralı mektubu...

Yine dünkü gazetelere göre, İmralı'dan Ankara'ya hem de tüm milletvekillerine gönderilen bir mektupla, "Halkın seçilmiş temsilcilerine... Karşılıklı olarak birbirimizi affedelim. Yanlışlarımızı ortaya çıkarıp, itiraf edip, gerçekleri ortaya çıkaralım... Biz silahları bırakma aşamasına gelirsek, ancak aydınlar, Barolar Birliği'nden hukukçular, Tabipler Birliği'nden uzmanlar, en tanınmış bilim adamlarından oluşan bir komisyona bırakabiliriz" deniliyor.

Sözünü ettiği komisyonun adını bile "Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu" olarak hazırlamış Öcalan...

Elbette o ezici çoğunluğun, " saçma" diye nitelendirebileceği bir öneridir bu. Ama, göreceksiniz, Ankara'daki siyasal iktidarın bu ne yapacağına karar veremeyen tutumu sürdükçe, daha hangi önerilerle karşımıza gelinecektir. Ve o süre içinde "gerilla kurşunları ile" aramızdan ayrılan daha nice şehit cenazeleri için ağıt yakılacaktır.

Bundan önceki hükümetin 2002 seçimlerinde "sıfır" terör ile devrettiği bir oluşumun hangi duruma geldiğini anlayabildiği zaman, Erdoğan ve AKP için vakit çok geç olmayacak mıdır?

Eski DEHAP'lıların cezası onandı

Metni büyültün Metni küçültün 

BİRGÜN

ŞIRNAK'm Cizre İlçesi'nde kapatılan DE-HAP'ın 8 eski yöneticisi ve 1 gazeteci hakkında verilen 1 yıl 6'şar hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Kapatılan DEHAP'ın Cizre ilçe yöneticileri hakkında, 15 Ağustos 2005 tarihinde yapılan bir basın açıklamasının ardından, 'halkı kin ve düşmanlığı sevk etmek' suçlamasıyla Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Yargılama sonunda ı'er yıl 6'şar hapis cezasına çarptırılan o dönem DEHAP İlçe Başkanı olan ve bugün DTP İl Başkanlığı'nı yürüten Ali Güven, Ülkede Özgür Gündem Gazetesi Şırnak Temsilcisi Hüseyin Afşar, Genel-İş Sendikası Cizre Şube Başkanı Bahattin Yağardık, parti yöneticileri Abdurrezak Türk, Seyfettin Dikmen, Sabri Dal, Revşen Gül, Özlem Güven ve Behiç Tanrıver-di'nin cezaları Yargıtay tarafından onaylandı. Sanıkların teslim olmaları için kanun gereği 5 gün süreleri bulunduğu belirtildi.

Yargıtay'a şok teklif

Şemdinli davasında 39 yıla mahkûm olan astsubayların avukatları Yargıtay'a "Kararı bozun, Silahlı Kuvvetler'e moral olsun" dediler.

MAKETLİ SAVUNMA YAPTILAR
Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanmasıyla ilgili davanın temyiz duruşmasında sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'in avukatları bombayı müvekkillerinin atmadığını tekrarladı.

TAHLİYE EDİN, MORAL OLSUN
Avukatlar tahliye isterken Yargıtay'a şu teklifte bulundu: "Bu davayla PKK taraftarlarına propaganda zemini hazırlanmıştır. Terörle mücadele eden devlet unsurlarımızın morallerinin düzeltilmesi için tahliye talep ediyoruz."

Şemdinli sanıklarından Yargıtay'da ilginç savunma

Astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'in avukatları Yargıtay'a, "Mahkûmiyeti bozun, terörle mücadele eden Silahlı Kuvvetler personeline moral olsun" dedi.

Şemdinli Davası'nda 39 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'in avukatları, Yargıtay'a "Mahkûmiyet kararını bozun, terörle mücadele eden Silahlı Kuvvetler personeline moral olsun" teklifinde bulundu. 9 Kasım 2005'te Şemdinli'deki Umut Kitabevi'nin bombalanmasıyla ilgili davanın temyiz duruşması Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi'nde yapıldı. Duruşmaya, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'in avukatları katıldı. Avukatlardan Vedat Gülşen, Yargıtay'a, kitabevinin bulunduğu pasajın maketiyle geldi ve bombayı müvekkillerinin atmadığını iddia etti.

TAHLİYE EDİN MORAL OLSUN
Gülşen savunmasında, ilk yargılamayı yapan Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin araştırma yapmadan karar verdiğini belirterek şu iddialarda bulundu: "Ağır Ceza Mahkemesi, AB'deki siyasilerin beyanlarını dikkate almış ama devlet için canını ortaya koyan müvekkillerimizin beyanlarını dikkate almamıştır. Bu iddianameyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve jandarma teşkilatı sorgulandı. Bu dosya, AB ve ABD'nin Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında jandarmanın hedef seçildiği bir dosyadır."

39 YIL HAPİS CEZASI ALDILAR
Avukat Gülşen astsubayların tahliye edilmelerini isterken, "Müvekkillerimiz kurban edildi. Terörle mücadele eden devlet unsurlarımızın morallerinin düzeltilmesi için sanıkların tahliye edilmesini talep ediyoruz" dedi. Daire, kararını 1 Şubat'ta açıklayacağını duyurarak duruşmaya son verdi. Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Kaya ve İldeniz'i, 'çete kurmak, adam öldürmek, adam öldürmeye teşebbüs ve yaralama' suçlarından 39 yıl 5 ay 10'ar gün hapse mahkûm etmişti. Mahkeme, astsubay sanıklarla yargılanan itirafçı Veysel Ateş'in dosyasını önce ayırmış ve daha sonra Ateş'i de aynı şekilde cezaya çarptırmıştı. Bu nedenle Ateş ile ilgili davanın temyiz süreci daha sonra işleyecek.

70 sanıklı ‘Buffalo Davası’nda ceza yağdı

AKŞAM

YURT dışından Türkiye’ye hastalıklı hayvanların kaçak etlerini sokup şirketlere sattıkları gerekçesiyle 70 kişinin yargılandığı ‘Buffalo Davası’nda karar verildi. Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın dünkü duruşmasında, mahkeme heyeti, şebekenin başı olan Edirneli işadamı İshak Romano’yu, ‘suç işlemek için teşekkül oluşturmak, bu teşekküle yöneticilik yapmak’ ve ‘sahte resmi evrak düzenlemek’ suçlarından toplam 3 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırdı. Et ithalatçısı Ünsal Güngör, ortakları Müslüm Koçak ve Orhan Nasibi Aksüt ile Ömer Faruk Karaç ise 2 yıl 6 ay 10 gün hapis cezası aldı. Buffalo Operasyonu davasında yargılanan 70 sanıktan 37’si için ise beraat kararı verildi.

Müsteşar Birinci dördüncü kez mahkûm oldu

ANKARA Milliyet
Görevden aldığı eski Batman İl Milli Eğitim Şube Müdürü Fahrettin Öztürk'ü yargı kararına rağmen görevine iade etmediği gerekçesiyle, "görevde keyfi davranmak" suçundan dava önce 3 kez hapse mahkum olan, ancak cezaları bir daha suç işlemeyeceği kanısıyla ertelenen Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci aynı suçtan dördüncü kez yargılandı.

Para cezasına çevrildi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nde dün görülen davada, 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve bu sürede kamu hizmetinde bulunması da yasaklanan Birinci'nin duruşmalardaki iyi hali nedeniyle cezasını 5 aya indirildi. Daire, daha sonra bu cezayı da 1650 YTL adli para cezasına çevirdi. Daire, "sanığın geçmişi, şahsi hali, yargılamadaki olumlu tutum ve davranışları ve ileride bir daha suç işlemeyeceği kanısı uyandığından" verilen cezanın ertelenmesine oybirliğiyle karar verdi. Birinci hakkındaki bu davalarda son sözü Yargıtay Ceza Genel Kurulu söyleyecek.

İhale kardeşliği

'2005-2006 döneminde yapılan devlet ihalelerine fesat karıştırıldığı' iddiasıyla açılan davada Trabzon İl Genel Meclisi Üyesi DYP'li Başkan ile oğlu, torunu ve AKP Çarşıbaşı İlçe Başkanı Kul'un eşi tutuklandı

CEM BAKIRCI Erzurum DHA-MİLLİYET


Trabzon'da "kamu ihalelerine fesat karıştırma" suçlamasıyla açılan davada, DYP İl Genel Meclisi üyesi Ali Nazmi Başkan, oğlu ve torununun ardından dün de 6 kişi tutuklandı. Telefon dinlemesine takılarak tutuklananlar arasında, AKP Çarşıbaşı İlçe Başkanı Eyüp Kul'un inşaat mühendisi olan eşi Sibel Çağlar Kul da (28) yer aldı.
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde salı günü başlayan davada, DYP'li Başkan, oğlu Necati Başkan ve torunu Efkan Başkan daha önce tutuklandılar. Salı günkü ilk duruşmasını eski devlet bakanı Eyüp Aşık'ın da izlediği davada tutuklu sayısı dün 9'a ulaştı. 29 sanıklı davanın tutuksuz yargılanan 20 sanığı arasında, AKP Çarşıbaşı İlçe Başkanı Eyüp Kul ile eski Trabzonspor Kulübü Başkanı Atay Aktuğ da yer alıyor.
35 avukatın savunduğu davada hâkim Mustafa Koşum su bardağına uzanırken düşünce ilk duruşmaya ara verilmişti.
'Kan gövdeyi götürür'
İddianamede "Afşin, Işıklı, Başdurak grubu içme suyu, Çarşıbaşı, Vakfıkebir spor salonları ve Afsin, Fındıklı beldesi taşkın koruma yapım ihalelerine fesat karıştırmak"la suçlanan sanıklar hakkında 5 ile 10 yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor. Dinlemeye alınan cep telefonu kayıtlarında 28 Aralık 2005'te Ali Nazmi Başkan'ın oğlu Necati Başkan'ın kendi oğlu Efkan Başkan'a "Hepsi ile görüşüldü, ortam hazır" dediği de iddianamede yer alıyor.
Salı günkü duruşmada telefon görüşme tutanakları okunurken ihaleye girmek isteyen firma yöneticilerini "Taş koydurtmam, kan gövdeyi götürür" diye tehdit ettiğine ilişkin bölüm üzerine konuşan Ali Nazmi Başkan, "Benim Trabzon'da kum, çakıl tesislerim var. Sürekli müteahhitlerle görüşmeler yapar, ihalelere girerim. Telefon konuşmasını kabul ediyorum. 'Taş koydurtmam' dedim, ama 'Kan gövdeyi götürür' demedim" savunmasını yaptı.

Altı yeni tutuklama
Daha sonra iptal edilen Çarşıbaşı spor salonu ihalesini 2005'te alan Sibel Çağlar Kul, dün mahkemede suçlamaları reddetti. Ancak dava dosyasında yer alan DYP'li Ali Nazmi Başkan ile 2005'te çeşitli zamanlarda yaptığı telefon konuşmalarının kayıtları nedeniyle tutuklandı.
Kul, dün tutuklanan diğer sanıklar Mustafa Üçüncü, Ali Rıza Kar, Hasan Uzuncan, İsmail Çiçek, Mustafa Keleş'le birlikte Erzurum E Tipi Cezaevi'ne konuldu.


Töre cinayetine aile boyu hapis

Tecavüz sonrası hamile kalan Naile Erdaş'ın öldürülmesiyle ilgili iddianamede Başsavcılık, infaz kararı alan aile meclisi için "cinayete iştirak"ten ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istedi

FAHRETTİN GÖK Van DHA/MİLLİYET
Van Cumhuriyet Başsavcısı Yahya Akçadırcı, Başkale ilçesinde tecavüz sonrası hamile kalan ve bunu ailesinden gizleyen Naile Erdaş'ın (15) doğum yaptıktan sonra 21 Ekim 2006'da aile meclisi kararıyla öldürülmesiyle ilgili iddianameyi hazırladı. Akçadırcı, aile meclisi kararıyla kardeşini öldüren ağabey Kemal Erdaş için ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istedi.
İnfaz kararını veren ve Kemal Erdaş ile birlikte Van M Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan baba Mehmet, anne Siti, amca Kerim, dayıları Sabri ve Zeki Erdaş hakkında da "cinayete iştirak"ten ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istendi. İddianame önceki gün Van 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.


Aile meclisine de ömür boyu
Naile'nin infaz kararının aile meclisi tarafından alındığına kanaat getiren savcılık, tutuklu bulunan baba Mehmet ve anne Siti Erdaş'ın TCK'nın 38 ve 82'nci maddeleri uyarınca "cinayete azmettirmek"ten ağırlaştırılmış ömür boyu, yine tutuklu bulunan amca Kerim ile dayıları Sabri ve Zeki Erdaş'ın TCK'nın 39'uncu maddesinin 2'nci fıkrasında belirtilen "cinayete yardım"dan ömür boyu hapis cezası ile yargılanmasını istedi. Akçadırcı, "İki kez gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra mahkemeye sunuldu. İddianame hazırlanırken bölgedeki yaşam şartları göz önüne alındı. Cinayete kurban giden Naile Erdaş'ın yaşının küçük olması da göz önünde bulunduruldu" dedi. Erdaş'a tecavüz ettiği iddia edilen A.G.'yle ilgili ayrı bir dosya açılarak soruşturma başlatıldı.


 Kapıcılardan iki bakanlığa haciz geliyor
FERİT ASLAN Diyarbakır DHA/MİLLİYET
Diyarbakır'da Milli Savunma Bakanlığı'na ait lojmanda kapıcılık yapan Mehmet Şirin Aydın ile Milli Eğitim Bakanlığı'na ait lojmanda kapıcılık yapan Abdürrezzak Sönmez fazla mesai, yıllık izin ve tatil günleri ücretleri ödenmediği gerekçesiyle açtıkları tazminat davasını kazandı.
2003'te emekli olan Aydın ile 1989'da işe başlayan ve 2004'te işten çıkarılan Sönmez, fazla mesai yaptıkları, yıllık izin kullanmadıkları ve izin günlerinde çalıştıkları iddiasıyla Diyarbakır İş Mahkemesi'nde açtıkları davayı kazandı. Mahkeme, Milli Savunma Bakanlığı'nın Aydın'a 17 bin 754 YTL, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da Sönmez'e 20 bin 457 YTL tazminat ödemesine karar verdi. Bakanlıkların temyize gitmesi üzerine dosyayı ele alan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını Temmuz 2006'da onayladı.
Tazminatlarla ilgili olarak Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nden alınan icra yazısı bakanlıkların hesaplarının bulunduğu Ankara'daki üç banka şubesine gönderildi. Kapıcıların avukatı Yavuz Baraz, "Paranın yatırılmaması durumunda suç duyurusunda bulunacağız" dedi.

İşkenceci üvey anneye 8 yıl hapis cezası

19 Ocak 2007

 

Emin ADIGÜZEL, (DHA)/HÜRRİYET

 

Sinop’un Durağan İlçesi’nde 6 yaşındaki üvey kızına işkence yapan Canfiye Akgül’e yeni TCK’ya göre 8 yıl hapis cezası verildi.

Akgül, 2003’te 14 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay kararı, kaç kez işkence yapıldığının belli olmadığından dolayı bozdu. Akgül 1.5 yıl sonra tahliye edildi. Yeniden yargılanan ve cezası 8 yıl hapse indirilen Akgül cezaevine gönderildi.

Kasksız ölüme sebebiyetten 3 yıl hapis
Soner Erişkin  kasksız motosikletine bindirdiği Yasemin Kartefe’nin ölümünden suçlu bulundu. Ali EYCE / MERKEZ/SABAH

İzmir'de 2005 yılında alkollü kullandığı motosiklete kasksız olarak bindirdiği kız arkadaşı Avukat Yasemin Kartefe'nin trafik kazası sonucu ölümüne neden olduğu iddia edilen araştırma şirketi sahibi Soner Erişken (29), 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kız arkadaşı İzmir Barosu'na bağlı 4 yıllık avukat Yasemin Kartefe'nin (25) ölümüne neden olduğu iddia edilen Soner Erişken ile çarptıkları otomobilin sürücüsü Mehmet Hanifi Kızıl hakkında önceki gün karar duruşması yapıldı. Erişken'in 'tedbirsizlik sonucu bir kişinin ölümüne neden olmak' suçundan cezalandırılması istendi. Mahkeme heyeti, kız arkadaşının kazada ölümüne neden olan motosiklet sürücüsü Soner Erişken'i, 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı. Erişken'in ehliyetine 2 yıllığına el koyan mahkeme heyeti, otomobil sürücüsü Kızıl'ın ise beraatine karar verdi. Yasemin Kartefe'nin ailesi, karardan sonra avukatları aracılığıyla verilen cezayı az bulduklarını belirterek, Yargıtay'a itiraz dilekçesi sundular.

12 YTL gasp etti 6 yıla mahkûm oldu

DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Diyarbakır'da 14 yaşındaki Ö. U. hakkında, akranları olan 3 çocuktan 12 YTL gasp ettiği iddiasıyla açılan davada karar açıklandı. Mahkeme Ö. U'yu 6 yıl 8 ay hapisle cezalandırırken avukat Meral Danış Beştaş karara itiraz edeceklerini söyledi.

Bağlar semtinde oturan Ö. U. daha önce borç aldığı arkadaşına ödemek üzere cebinde bulundurduğu 10 YTL'yi kaybedince yoldan geçen K. Y . (14), S. E. (13) ve M. Ç 'nin (13) önünü keserek elindeki bıçakla paralarını istedi. K. Y. ve S. E'den 12 YTL alan Ö. U. daha sonra kaçtı. Kısa süre sonra yakalanan Ö. U. tutuklandı. Ö. U. hakkında Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde toplam 30 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Üçüncü duruşmada Ö. U. hakkındaki karar açıklandı. Ö. U, K. Y. ile S. E'den aldığı paralar için toplam 6 yıl 8 ay hapisle cezalandırıldı. Mahkeme, M. Ç'ye yönelik fiili nedeniyle de ayrıca 2 yıl 1 ay hapse çarptırılmasına karar verdi, ancak buna ilişkin hükmü erteledi. Öte yandan mahkeme, sanığın cezaevinde bulunduğu yaklaşık 2.5 aylık süreyi göz önüne alarak tahliyesine karar verdi. Ö. U'nun avukatı Meral Danış Beştaş, ertelenen 2 yıl 1 aylık ceza için 5 yıllık denetim sürecine karar verildiğini, buna göre 5 yıl içinde müvekkilinin bir başka suç işlemesi halinde, bu cezanın da işlerlik kazanacağını söyledi. Beştaş, verilen kararlar için Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunacaklarını belirtti.

Parasını ödeyene kurusıkı serbest

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU Ankara/MİLLİYET

Yargıtay, sıkça ölüm ve yaralanmalara neden olan kurusıkı tabancayla meskûn mahalde ateş etme eyleminin sadece 50 YTL ile cezalandırılabileceğine karar verdi.
Karara göre, alınması ruhsata bağlı olmayan kurusıkı tabancaya sahip olan herkes, parasını ödeyerek dilediği kadar ateş edebilecek.
Kahramanmaraş'ta, kurusıkı tabancasıyla havaya üç el ateş açan kişi hakkında 2003'te dava açıldı. Kahramanmaraş 3. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda sanığa eski TCK'nın 551. maddesi uyarınca "meskûn mahalde ateş etmek" suçundan 82 YTL adli para cezası verdi.

'Gürültü'den ceza
Adalet Bakanlığı, itiraz edilmediği için kesinleşen kararı Yargıtay'a taşıdı. Bakanlık, mahkemenin yeni yasalarla eski TCK arasında karşılaştırma yapmadan söz konusu kararı verdiğini, bunun da mevzuata aykırı olduğunu belirtti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi de mahkemenin verdiği kararı "hatalı" olduğunu belirterek bozdu.
Kararda, söz konusu eylemin Kabahatlar Kanunu kapsamında olduğu, buna göre sanığa "gürültü" yaptığı için 50 YTL para cezası verilmesi gerektiği ifade edildi.
Daire, daha önce "meskûn mahalde ateş etmek" suçunun, yeni TCK'ya göre birisinin ölümüne ya da yaralanmasına neden olmasa bile 1 yıla kadar hapisle cezalandırılabileceğine karar vermişti.
Bu nedenle karar kafa karışıklığı yarattı. Ancak iki karar arasındaki farkın, yeni TCK'da kuru sıkı silahlarla ilgili düzenleme bulunmamasından kaynaklandığı belirtildi. Yeni TCK'da sadece silahla meskûn mahalde ateş edilmesinin suç sayılması nedeniyle Yargıtay, kuru sıkı silah kullanımına ancak "gürültü" yapıldığı gerekçesiyle Kabahatler Kanunu'ndan ceza verebildi.
Kurusıkıyla oyuna 117 YTL ceza

SAKARYA DHA
Sakarya'da satın aldığı kurusıkı tabancayı beline koyup gittiği çay ocağında silahla oynayan Şahan Keskin yakalandı. Çark Caddesi'ndeki bir işhanının altında bulunan çay ocağında bir kişinin silahla oynadığı ihbarı üzerine sivil ekipler, masada oturan Keskin'i yakaladı. Yapılan aramada üzerinden kurusıkı silah çıkan Keskin gözaltına alındı. Yakalanmadan 2 saat önce silahı aldığını söyleyen Keskin'e, çıkarıldığı mahkemede Kabahatler Kanunu gereği 117 YTL para cezası verildi.MİLLİYET

 

Suçu; turist kıza tecavüz ve gasp

19 Ocak 2007

   
 

Özden ATİK/İSTANBUL/HÜRRİYET

   
 

Suçu; turist kıza tecavüz ve gaspSüleymaniye Camii’nin arka bahçesinde İspanyol turiste tecavüz etmekten tutuklanan sanığın 27.5 yıla kadar hapsi istendi.
İSTANBUL’a tatile gelen İspanyol turist I.L.L’ye gezdirme bahanesiyle yanaşıp Süleymaniye Camii’nin arka bahçesinde tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklanan Yavuz K.’nın (18) yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. Hakkında 27.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan sanıkla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede şöyle denildi:
Kaçmak istedi, başaramadı
"Yavuz K, 30 Ekim 2006 günü Süleymaniye Camii’ni gezen I.L.L ile 18.30’da karşılaştı. Arka tarafta hamam olduğunu söyleyen Yavuz K., turisti 25 dakika sonra tenha olan arka bahçeye doğru götürdü. Saat 19.17 sıralarında I.L.L, kendisini elle taciz eden Yavuz K.’nın kötü niyetini anlaması üzerine ayrılmak istedi. Ancak, tabanca çıkaran Yavuz K., direnen I.L.L’ye yumruk atarak yere düşürdü ve ırzına geçti."
Emniyete gelip teşhis etti
Ayrıca turistin cep telefonu, 200 YTL’si ve kredi kartlarının bulunduğu çantasını da alarak kaçtığı ileri sürülen Yavuz K. çizilen robot resmi sayesinde yakalandı. I.L.L. tarafından teşhis edildiği kaydedilen Yavuz K.’nın cinsel saldırı ve silahlı yağma suçlarından 20.5 yıldan 27.5 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

'Aşçı'yı ölüme terketmeyın'

   

 

MAZLUM-DER Genel Başkanı Ayhan Bilgen, açlık grevinde bulunan avukat Behiç Aşçı'yı, "mücadelesine devam edebilmesi için" yaşamaya çağırdı. Bilgen, cezaevlerinde yaşanan olaylarla ilgili sağlıklı bilgi alınması için acilen bağımsız izleme mekanizmalarının oluşturulmasını istedi. Bilgen yaptığı yazılı açıklamada, F tipi cezaevlerinde keyfi uygulamalarının son bulması için sivil toplum örgütleri tarafından yapılan tüm uyarıların sonuç vermediğini belirterek, bugüne kadar cezaevi uygulamalarını protesto amacıyla yapılan eylemlerde ıoo'ün üzerinde kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Behiç Aşçı tarafından konuya dikkatlerin çekilmesi için başlatılan eylemde yapılan tüm görüşmelere karşın bir sonuç çıkmadığını belirten Bilgen, "Konunun Meclis Başkanı Bülent Arınç tarafından da gündeme taşınmış olmasına rağmen uygulamada herhangibir değişiklik yaşanmamıştır. Kişi hayatının her türlü siyasal yaklaşımın üzerinde bir anlam ifade etmesi gerektiği halde, Aşçı'nın tehlikeli boyutlara ulaşan sağlık durumunun dikkate bile alınmaması endişe vericidir" dedi. Birgün Ankara

 

Savda, süresiz açlık grevinde

Metni büyültün Metni küçültün 

 

BİRGÜN

 

VİCDANİ reddini açıklamasının ardından "emre itaatsizlik ve firar" suçlamasıyla 7 Aralık 2006 tarihinde Çorlu Askeri Mahkemesi tarafından tutuklanan Halil Sav-da'nın baskı altında olduğu, bu nedenle süresiz açlık grevine başladığı bildirildi.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi tarafından yapılan açıklamada son duruşma mahkeme heyetinin psikolojik rapor istemesi üzerine 17 Ocak 2007 tarihinde Halil Savda'nın koğuşuna giden askeri inzibatların Savda'yı zor kullanarak muayeneye götürdüğü ve hastanede de zorla muayeneden geçirildiği belirtildi.

Savda'nın "kontrolden geçmeyi reddediyorum. Ben vicdanen askerlik yapmak istemiyorum. Ben sakat ya da hasta değilim. Çürüğe ayrılmak istemiyorum. Bir vicdani redci olarak askerlik yapmayı reddediyorum bu nedenle beni doktora götürmenizi istemiyorum" dediği bildirilen açıklamada vicdani redcinin kendisine yönelik bu muameleleri protesto amacıyla süresiz açlık grevini başladığı bildirildi. Açıklamada "Halil Savda'ya yönelik baskılar son bulsun. Vicdani Ret İnsan Hakkıdır" denilerek Savda için özgürlük istendi.

Türkiye'de suç oranları düşük

ANKARA/YENİ ŞAFAK
Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin İçli, Emniyet Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, Türkiye'de suç oranlarının, gelişmiş ülkelere göre daha az olduğunu söyledi. Çocuk ve gençlerde artan şiddet eğilimi ile okullarda meydana gelen olayların araştırılması ve gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara başkanlığında toplandı. Toplantıda konuşan Prof. Dr. İçli, çocukların şiddet içeren davranışlara katıldığına yönelik haberlere işaret ederek, çocukların, gelecekte yetişkin suçlu olarak karşılarına çıkabileceğini ifade etti. İçli, şiddeti "sapmış bir davranış" olarak tanımlayarak, şiddetin öğrenildiğini vurguladı.

YORUMLARDAN

CUMHURİYET /DÜNYADA BUGÜN /ALİ SİRMEN

Günün Haberi

Haberler nasıl gelirler diğer köşe yazarlarının anlak ve gündemlerini, hep merak etmişimdir.

Muntazam sıralar halinde, geçmiş bağlantılarının malzemesini sırtlarında taşıyıp, ilişkilerini uzaktan belirtip, önem hiyerarşisine riayet ederek mi?

Yoksa hepsi birbirinden bağımsız, azade, serseri mayınlar gibi, oradan oraya salınarak, kimi zaman birbirlerine çarpıp görünmez kılarak, önemlerine hiç aldırmayarak mı?

Ya da eskiden film jeneriklerinde görünen biçimde, karanlıklar içinden önce nebula halinde belirip fır dönerek göze doğru büyüyüp mü gelirler yaşamın ekranına?

Bende, kâh biri kâh öbürü, hepsi birden oluyor.

Dün sabah, heyecanla saldırdım gazete sayfalarına; bir sürü önemli büyük haberin yanı sıra Vatan'ın 5. sayfasındaki, her şeyden çok çekti ilgimi.

Haber, Erzincan'da, bundan 10 ay önce, iki çocuk annesi N. Ş 'nin, kocası A. Ş. tarafından 35 yerinden bıçaklanarak öldürülmesi üzerine Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen Esas No: 2005/62, Karar No: 2005/158 sayılı kararı ile ilgili.

Olayın ayrıntılarına geçmeden önce özetleyeyim: Mahkeme önce, vahşice öldürme fiiline TCK 82/1 d maddesi gereği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermiş, sonra da cezayı, 5237 sayılı yasanın 29. maddesi gereğince sanığın eylemini haksız tahrik altında işlediği gerekçesiyle 24 yıla, ardından da yine 5237'nin 62. maddesi gereği 20 yıla indirmiştir.

Kısacası, eğer karar Yargıtay'da onanırsa, olay anından beri zaten tutuklu olan A. Ş'nin yattığı süre de göz önünde bulundurulunca, kendisi 6 yıl sonra çıkacaktır.

***

Hemen belirtmek isterim. Cezaların caydırıcılıklarının ağırlıklarında olduğuna inananlardan değilim. Ama fiil ile ceza arasında, çeşitli hafifletici nedenlerle oran kaybolduğunda adalet duygusunun da zedelendiği bir gerçektir.

Bir noktayı daha vurgulayayım. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını okuyunca, bunun hukuktan nasibini almamış kişilerin kaleminden çıkmış olmayıp tam tersine, düşünen, sosyal ve mesleki sorumluluklarının bilincinde yargıçların incelemelerinin ürünü olduğunu söyleyebiliriz.

Sorumlu yargıç, aynı zamanda karşısındaki suçlu kalıbının içindeki insanı gören kişidir.

Nihayet, olayımızda asıl geçimsizliğin yoksulluktan kaynaklandığı açıkça ortadadır.

Yoksulluğun neden olduğu cinnetin toplumumuzda birçok suçun temelini oluşturduğunu her ne kadar yadsıyamaz isek de yoksulluğun suçları hafifletici sebep oluşturup oluşturmayacağı konusunun çok daha başka, bizleri de aşan, uzman kişilerin alanına giren bir tartışma konusu olduğu da açık.

Bütün bu açıklamalardan sonra, kararı neden bu denli önemseyip önünüze getirdiğim konusunu haklı olarak sorabilirsiniz.

Sanırım, maktulenin sanığa aşırı tepki göstermiş olmasının hafifletici sebep olarak kabul edilmesi kararıyla ilgili olay, biraz daha ince bir noktada düğümleniyor.

***

Söz konusu olay bir töre cinayeti değil. Ama halkımızın kadına karşı işlenen cinayetlerde, törenin ardına gizlenme eğilimi, burada da görülüyor. Nitekim A. Ş. bir ara duruşmada maktulenin (yani öldürülenin) uygunsuz yaşadığı savını ortaya sürerek kendini kurtarmaya çalıştığını görüyoruz. Bu sav mahkemece kabul görmemiştir.

Ancak yine de kadına karşı işlenen suçta, töre cinayetlerinde kullanılan haksız tahrik kavramı işlemiştir.

Gerçi haksız tahrik yalnızca töre cinayetinde kullanılan bir kavram değil. Ama dilerseniz bir de, maktulenin, yoksulluktan bunalarak evi terk edip babasının evine gitmesi veya kavga sırasında kocasına sert sözlerle tepki vermesi halini tersine çevirelim bir an. Aynı şeyi koca, yani erkek tarafı yapsa, yoksulluktan ikide bir evi terk edip babasının evine gitse veya kavgada çok sert şeyler söylese, acaba kocasını 35 yerinden bıçaklayan kadın da bu denli indirimden yararlanabilecek miydi?

Hiç sanmıyorum.

İşte olayın bam teli buradadır.

Ne denli yasa değiştirirseniz değiştirin, ne denli yeni ve daha insani ölçütler getirirseniz getirin, sosyal yapı, hukuk düzenine kendi yoksulluk ve cahilliğinden kaynaklanan değerlerine uygun bir jürisprüdans (içtihat) getirip giydiriveriyor.

Sonunda karısını 35 yerinden bıçaklayan erkek, yedi yıl yatıp çıkıyor.

Avrupa'nın bize karşı art niyetini, önyargısını, çifte standardını, kötü amacını ileri sürerken haklı olsak bile bu örnekleri de gözden uzak tutmamak zorundayız.

asirmen@cumhuriyet.com.tr