BARO BAŞKANLIĞI
_______________
DUYURU NO: 2008/19
Konu: Türkiye Barolar Birliği’nin Diyarbakır ve Cizre başta olmak üzere Güneydoğu’da meydana gelen olaylara ilişkin 20.02.2008 günlü basın açıklaması ardından bazı baro başkanlarımız tarafından yapılan açıklama.
Diyarbakır, Şanlıurfa, Van, Bitlis, Batman, Hakkari, Muş, Mardin, Şırnak, Tunceli, Siirt ve Ağrı baro başkanlarının “Barolara ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına” başlıklı bildirisinin tüm baro başkanlıklarına gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bildirinin, tümü Türkiye Barolar Birliği internet sitesinde ve Türkiye Barolar Birliği Dergisi’nin 75.sayısında yayımlanacak Cizre olayları ile ilgili 20.02.2008 tarihli açıklamaya yönelik ve “21.02.2008 tarihli Taraf gazetesinde” yayınlanan “değerlendirme” ye dayanılarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yeni yılın ilk günlerinde küçük yaştaki öğrencilere karşı yapılan bombalı saldırıdan sonra Başkanlık Divanı üyeleri ile Diyarbakır’a gidilerek Diyarbakır Barosu’nun değerli başkan ve üyeleri ile birlikte üzüntü ve tepkimiz dile getirilmiştir.Meslektaşlarımızın yaşadığı zorluklar yerinde tespit edilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği, bildiride imzası bulunan baro başkanlarımız başta olmak üzere, hiçbir baro başkanı ve avukatın Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağına saygısızlığı hoş görebileceği düşüncesinde olmamıştır; “ulusal simge” olan bayrağa saygının teyit edilmiş olmasından dolayı da gurur duymaktadır.
Türkiye Barolar Birliği, kurulduğu günden bu yana sayın baro başkanları gibi ve onların da katkılarıyla, terör ve şiddete kaynağı kim olursa olsun karşı olmuştur; bu konuda büyük mücadeleler vermiştir; kazanımların çoğunda katkı sahibidir. Öncelikle ve altını çizerek belirtmek gerekmektedir ki, yaşanan bütün sorunlar, eksiksiz demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerinin tam uygulanabildiği aydınlık Türkiye’nin gerçekleşememesinden kaynaklanmaktadır. Bu konuda da terörün büyük etkisi bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir. Terör, hem devletin tüm kurum ve kuruluşlarının hem de siyasal ve toplumsal uzlaşmayı oluşturabilecek sivil toplum örgütlerinin katılım, paylaşım ve uzlaşması ile başa çıkılabilecek bir bela olarak başımıza sarılmış bulunmaktadır.
Türkiye Barolar Birliği bildirisinden sonra yaşananlar değerlendirmelerimizin haklılığını ve yerindeliğini ortaya koymuş bulunmaktadır.
Bir basın organının yanlı ve yetersiz değerlendirilmesine dayanılarak yapılan açıklamada, çağrımıza sahip çıkılmış olması hukukçulara özgü sağduyunun göstergesidir. Ve “adil, eşitlikçi, kimseyi dışlamayan” çözümler üretmeye yönelik çağrımızı birlikte gerçekleştirebileceğimize inanmaktayız.
Bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla