TÜRK CEZA KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KİTAP
Genel Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı
BİRİNCİ BÖLÜM
Temel İlkeler ve Tanımlar
Ceza Kanununun amacı
MADDE 1- (1) Ceza Kanunun amacı; kişi hak ve
özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini,
kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç
işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi
için, ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza
ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi
MADDE 2- (1) Kanunun suç saymadığı bir fiil
için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.
Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka
bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında
kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol
açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Birinci fıkradaki “ açıkça “ terimi
metinden çıkarılmıştır. Ceza hukukuna bugün için egemen
olan yaklaşımda, bir fiilin suç oluşturmasında “ belirginlik”
ilkesi aranır. Yasakoyucu için bu bir görevdir. Fert hak
ve özgürlüğünün korunması için kaçınılmazdır. Bu nedenle
bu terimin metinde yer almasına gerek yoktur.
Kanun önünde eşitlik ilkesi
MADDE 3- Ceza kanununun uygulamasında kişiler
arasında, ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet,
siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç,
milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal
konumları yönünden, ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık
tanınamaz.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Başlıktaki
“adalet” terimi metinden çıkarılmıştır.
Maddenin birinci fıkrası metinden
çıkarılmıştır. Adaletin temeli olarak yer verilen bu hüküm
eksiktir. Adalet, yalnızca suçun ağırlığına göre ceza vermekle
sağlanmaz. Başka etkenler de vardır. Bunlar Tasarının ilgili
maddesinde sayılmaktadır. İki hüküm arasında çelişki yaratacak
bir düzenlemeden kaçınmak gerekir.
Kanunun bağlayıcılığı
MADDE 4- (1) Ceza kanunlarını bilmemek
mazeret sayılmaz.
(2) Sakınamıyacağı bir hata nedeniyle, kanunu bilmediği için
bir fiili işleyen kimsenin fiili suç oluşturmaz.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddenin ikinci fıkrasının redaksiyonu
değiştirilmiştir.
Özel kanunlarla ilişki
MADDE 5- (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel
ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında
da uygulanır.
Tanımlar
MADDE 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş deyiminden, fiili işlediği sırada Türk vatandaşı
olan kişi;
b) Çocuk deyiminden, henüz onsekiz yaşını doldurmamış
kişi;
c) Kamu görevlisi deyiminden, kamusal faaliyetin yürütülmesine, atama veya seçilme yoluyla ya da
herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak
katılan kişi;
d) Adalet görevi gören deyiminden,
yüksek mahkemeler ve adlî, idarî ve askerî mahkemeler üye
ve hâkimleri ile, Cumhuriyet savcısı ve avukatlar;
e) Gece vakti deyiminden, güneşin batmasından bir saat
sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam
eden zaman süresi;
f) Silâh deyiminden;
1. ateşli silâhlar,
2. patlayıcı maddeler,
3. saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her
türlü kesici, delici veya bereleyici aletler,
4. saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile
fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer
şeyler,
5. yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici,
sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal,
biyolojik maddeler;
g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden, her türlü yazılı,
görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla
yapılan yayınlar;
h) İtiyadi suçlu deyiminden, kasıtlı bir suçun temel
şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla
işleyen kişi;
i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden, kısmen de olsa
geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlayan
kişi;
j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden, bir suç örgütünü
kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle
birlikte veya tek başına suç işleyen kişi;
anlaşılır.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddenin (d) bendinde yer alan
tanımda sayılan kişiler arasında yargı görevi görmeyenler
vardır. Bu kişilerin tümünü kapsayacak terim, “adalet görevi
gören “ terimidir. Bu nedenle değişiklik yapılmıştır.
Ayrıca bazı Trükçe hataları düzeltilmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM
Kanunun Uygulama Alanı
Zaman bakımından uygulama
MADDE 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan
kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza
verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra
yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı
da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz.
Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı
ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte
bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri
farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz
olunur.
(3) Güvenlik tedbirleri hakkında, infaz rejimi yönünden
hüküm zamanında yürürlükte bulunan kanun uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları
süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına
devam edilir.
Yer bakımından uygulama
MADDE 8- (1) Türkiye’de işlenen suçlar hakkında
Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de
yapılması veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi hâlinde
suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.
(2) Suç;
a) Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında,
b) Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında,
Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla,
c) Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
d) Türkiye’nin kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik
bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara
karşı,
işlendiğinde Türkiye’de işlenmiş sayılır.
Yabancı ülkede hüküm verilmesi
MADDE 9- (1) Türkiye’de işlediği suçtan dolayı
yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimse, Türkiye’de
yeniden yargılanır. Uluslararası veya ikil anlaşmalarda bu konuda öngörülen özel
hükümler saklıdır.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Tasarıdaki hüküm, non bis in idem ilkesini dikkate
almamıştır. Oysa uluslararası anlaşmalarda ve ikili anlaşmalarda
bu konuda özel hükümler öngörülmektedir. Bunların dikkate
alınmaları kaçınılmazdır.
Görev suçları
MADDE 10- (1) Yabancı ülkede Türkiye namına
memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir
suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede
hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye’de
yeniden yargılanır.
Vatandaş tarafından işlenen suç
MADDE 11- (1) Bir Türk, 13 üncü maddede yazılı
suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan
az olmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suçu
yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu
takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş
olması ve kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk
kanunlarına göre cezalandırılır.
(2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hürriyeti bağlayıcı
bir cezayı gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin
veya yabancı hükümetin şikâyetine bağlıdır.
Yabancı tarafından işlenen suç
MADDE 12- (1) Bir yabancı, 13 üncü
maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre
aşağı sınırı en az bir yıl hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren
bir suçu yabancı ülkede Türkiye’nin zararına işlediği
ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına
göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının
istemine bağlıdır.
(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen suçun bir Türk’ün
veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel
kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması
hâlinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş
olması koşulu ile suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine,
fail, Türk kanunlarına göre cezalandırılır.
(3) Mağdur yabancı ise, aşağıdaki koşulların varlığı
hâlinde fail, Adalet Bakanının istemi ile yargılanır:
a) Suçun, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı üç
yıldan az olmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirmesi,
b) Suçluların geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması
veya geri verilme isteminin suçun işlendiği ülkenin
veya failin uyruğunda bulunduğu devletin hükümeti tarafından
kabul edilmemiş olması.
(4) Birinci fıkra kapsamına giren suçtan dolayı yabancı
mahkemece mahkûm edilen veya herhangi bir nedenle davası
veya cezası düşen veya beraat eden yahut suçu kovuşturulabilir
olmaktan çıkan yabancı hakkında Adalet Bakanının talebi
üzerine Türkiye’de yeniden yargılama yapılır.
Diğer suçlar
MADDE 13- (1) Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı
tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları
uygulanır.
a) İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar,
b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü,
Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer alan
suçlar,
c) Uyuşturucu madde imal ve ticareti (m. 185), uyuşturucu
madde kullanılmasını kolaylaştırma (m. 187),
d) Parada sahtecilik (m. 192), Para ve kıymetli damgaları
imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (m. 195), mühürde
sahtecilik (m. 197),
e) Fuhuş (m. 227),
f) Rüşvet (m. 250)
g) Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının
kaçırılması veya alıkonulması (m. 223, f. 2, 3) ya da bu
araçlara karşı işlenen zarar verme (m. 150) suçları.
(2) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yazılı suçlar
dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkumiyet veya beraat kararı
verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının istemi üzerine
Türkiye’de yargılama yapılır.
Seçimlik cezalarda soruşturma
MADDE 14- (1) 11 ve 12 nci maddede
belirtilen hâllerde, soruşturma konusu suçun yer aldığı
kanun maddesinde hürriyeti bağlayıcı ceza ile adli
para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmış ise
soruşturma veya kovuşturma açılmaz.
Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması
MADDE 15- (1) Ceza süresinin koğuşturma koşulu olduğu
hallerde, ceza hazırlık soruşturmasında ileri sürülen kanuni
ağırlatıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici
nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Madde yeniden kaleme alınmıştır.
Tasarıdaki “soruşturma evresi” terimi, hukukumuzdaki yerleşik
hazırlık soruşturması karşılığı kullanılmıştır. Böyle bir
değişikliğe gerek yoktur. Ayrıca ceza miktarından söz etmek
hatalıdır. Ceza, misli bir şey değildir. Doğru terim, ceza
süresi terimidir.
Cezadan mahsup
MADDE 16- (1) Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan
dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında,
tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı
Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir.
Hak yoksunlukları
MADDE 17- (1) Yukarıdaki maddelerde açıklanan hâllerde
mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine
aykırı düşmeyen hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan
yoksunluğu gerektirmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına
karar verir.
Geri verme
MADDE 18- (1) Yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği
iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması
başlatılan veya mahkumiyet kararı verilmiş olan bir yabancı,
talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen
cezanın infazı amacıyla, geri verilebilir. Ancak, geri verme
talebine esas teşkil eden fiil,
a) Türk kanunlarına göre suç değilse,
b) Düşünce suçu veya siyasî ya da askeri suç niteliğinde
ise,
c) Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye devletinin
veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş
bir tüzel kişinin zararına işlenmişse,
d) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç ise,
e) zamanaşımına veya affa uğramış ise,
geri verme talebi kabul edilmez.
(2) Vatandaş geri verilmez.
(3) Kişinin, talep eden devlete geri verilmesi halinde,
ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti
veya siyasi görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya cezalandırılacağına
ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli
şüphe sebepleri varsa, talep kabul edilmez.
(4) Kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi, geri
verme talebi hakkında bu madde ve Türkiye’nin taraf olduğu
ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verir.
Bu karara karşı temyiz yolu açıktır.
(5) Mahkeme geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna
karar verirse, bu kararın yerine getirilip getirilmemesine
Bakanlar kurulu karar verir.
(6) Geri verilmesi istenen kişi hakkında koruma tedbirlerine
başvurulmasına, Türkiye’nin taraf olduğu ilgili uluslararası
sözleşme hükümlerine göre karar verilebilir.
(7) Geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar
verilmesi halinde, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine
göre tutuklama kararı verilebilir veya diğer koruma tedbirlerine
başvurulabilir.
(8) Geri verme halinde, kişi ancak geri verme kararına
dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya
mahkum olduğu ceza infaz edilebilir.
Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması
MADDE 19- (1) Türkiye’nin egemenlik alanı dışında
işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken,
Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği
ülke kanunda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.
(2) Ancak suçun,
a) Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak,
b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre
kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak,
işlenmesi durumunda yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
İKİNCİ KISIM
Ceza Sorumluluğunun Esasları
BİRİNCİ BÖLÜM
Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği, Kast ve
Taksir
Ceza sorumluluğunun şahsiliği
MADDE 20- (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse
başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz;
güvenlik tedbiri uygulanabilir.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddenin ikinci fıkrası yeniden
yazılmıştır.
Kast
MADDE 21- (1) Suç, kanunda öngörülen istisnalar
dışında, kasten işlenebilir. Kast, fiili ve neticesini bilerek
işlemek iradesidir.
(2) Fail, suçun kanuni unsurlarının gerçekleşebileceğini
öngörmesine rağmen, fiili işlediği takdirde, olası kast
vardır. Bu halde, ağırlaşmış müebbet hapis cezasını gerektiren
suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını
gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte
birden yarısına kadar indirilir.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddenin birinci fıkrası yeniden
yazılmıştır. İkici fıkrada yazım değişikliği yapılmıştır.
Taksir
MADDE 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun
açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.
(2) Fail, dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslek ve
sanatta acemilik, kanun, nizam ve emirlere uymama ve gereklerini
yerine getirmeme suretiyle, iradi olarak bir şey yapması
veya yapmaması sonucu öngörülebilir nitelikteki bir neticeye
neden olduğunda, fiil taksirle işlenmiş sayılır.
(3) Failin öngördüğü neticeyi istememesine
karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir
vardır; bu hâlde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Faile taksirli suçta verilecek olan ceza, taksirin
yoğunluğuna göre belirlenir.
(5) Birden fazla failin taksirle işlediği suçlarda,
herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin
cezası taksirinin yoğunluğuna göre belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice,
failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, bir cezanın
hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına
yol açmışsa, faile ceza verilmez.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddede, fail ve kişi terimlerinin
değiştirilerek kullanılması, yasama tekniğine aykırıdır.
Taksir, Tasarıdaki kabulün aksine, yalnızca dikkat ve
özen yükümünü yerine getirmek değildir. Türk hukukunun kabul
ettiği ve ikinci fıkraya yerleştirilen tanım korunmalıdır.
Tasarının dördüncü fıkrada dile getirdiği husus, taksirin
yoğunluğu kavramıdır. Madde buna göre yazılmıştır. Beşinci
fıkrada da aynı ilke dikkate alınmıştır.
Altıncı fıkradaki halle, bilinçli taksir hali bağdaşmaz
iki sonuçtur. Bu nedenle fail ceza indiriminden yararlanamamak
gerekir.
Netice sebebiyle ağırlaşmış suç
MADDE 23- (1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya
başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde,
kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için, bu netice
bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.
İKİNCİ BÖLÜM
Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan
Nedenler
Kanunun hükmü ve amirin emri
MADDE 24- (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye
ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip,
yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri
uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette
yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile
emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesi kanun
tarafından engellendiği hâllerde, yerine getirilmesinden
emri veren sorumlu olur.
Meşru savunma ve zorunluluk hâli
MADDE 25- (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına
ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya
tekrarı muhakkak haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara
göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile
işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka
yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak
olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak
veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı
ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu
ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası
MADDE 26- (1) Hakkını kullanan kimseye ceza
verilmez.
(2) Kişinin, üzerinde mutlak surette tasarruf
edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı
rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza
verilmez.
Sınırın aşılması
MADDE 27- (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran
nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde,
fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli
suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine
kadarı indirilerek hükmolunur.
(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur
görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş
ise faile ceza verilmez.
Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit
MADDE 28- (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı
cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma
veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu
gibi hâllerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi
kullanan kişi suçun faili sayılır.
Haksız tahrik
MADDE 29- (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği
hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz
yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine
oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte
üçüne kadarı indirilir.
Hata
MADDE 30- (1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki
maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş
olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren
nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen
kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere
ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya
düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
Yaş küçüklüğü
MADDE 31- (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış
olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında,
ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik
tedbirleri uygulanabilir.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup
da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukuki
anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını
yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde
ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara
özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiili algılama
ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin
varlığı halinde, bu kişiler hakkında, suç, ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan
oniki yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde
yedi yıldan dokuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Diğer cezaların üçte ikisi indirilir ve bu halde her fiil
için verilecek hapis cezası altı yıldan fazla olamaz.
(3) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında, suç, ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde ondört yıldan
yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde
dokuz yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu halde her fiil için
verilecek hapis cezası sekiz yıldan fazla olamaz.
Akıl hastalığı
MADDE 32- (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği
fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu
fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği
önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak,
bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte
işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme
yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine
yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek
ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkum
olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, akıl hastalarına
özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
Sağır ve dilsizlik
MADDE 33- (1) Bu kanunun, fiili işlediği sırada
oniki yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri,
onbeş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında;
oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış
olanlara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında;
onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış
olanlara ilişkin hükümleri, onsekiz yaşını doldurmuş olup
da yirmibir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında
da uygulanır.
Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde
olma
MADDE 34- (1) Geçici bir nedenle ya da irade
dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği
fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu
fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği
önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.
(2) İradî olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde
etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Suça Teşebbüs
Suça teşebbüs
MADDE 35- (1) Fail, işlemeyi kastettiği bir suçu
elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp
da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten
dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar
veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet
hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. Diğer hâllerde verilecek cezanın
dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
AÇIKLAMA : Alt komisyon Tasarısında, Hükümetin Tasarısının
aksine, eksik teşebbüs-tam teşebbüs ayırımı kaldırılmıştır.
Bunun nedeni, tesbitteki güçlüğe bağlanmıştır. Yeni tasarının
getirdiği kriter, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını
esas almaktadır. Gerekçede, değişiklik kasten adam öldürme
fiillerine çözüm getirmek amacına dayandırılmıştır. Bu kriter
tüm suçlara uygulanabilecek bir kriter değildir. Ayrıca
yargıca cezayı belirlemede verdiği takdir yetkisi, her olayda
adil sonuçlar doğurmayabilir. Eksik teşebbüs-tam teşebbüs
ayırımı daha sağlam bir temele dayanmaktadır.
Gönüllü vazgeçme
MADDE 36- (1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü
vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya
neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz;
fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde,
sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Suça İştirak
Faillik
MADDE 37- (1) Suçun kanuni tanımında yer alan
fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail
olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan
kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği
olmayan akıl hastasını veya kişisel nedenlerle ceza
sorumluluğu bulunmayan kişiyi suçun işlenmesinde araç
olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar
artırılır.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Tasarının ikinci fıkrasında
dolayısiyle faillik düzenlenmiştir. Bu konuda iki grup kişi
fail olarak suçta kullanılmaktadır. Bunlar, akıl hastaları
ve ceza sorumluluğu bulunmayan küçüklerdir. Tasarıdaki ibare,
“ küçük yaştakiler “ biçimindedir. Oysa kast edilen, kişisel
nedenlerle ceza sorumluluğu bulunmayan kişilerdir. Bunlar,
Tasarının 31 ve 33 üncü maddesinde yer alanlardır. Maddeye
bu yönde açıklık getirmek uygun görülmüştür.
Azmettirme
MADDE 38- (1) Başkasını suç işlemeye azmettiren
kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak
suretiyle suça azmettirme halinde, azmettirenin cezası
üçte birden yarısına kadar artırılır.
(3) Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun
ortaya çıkmasını sağlayan suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar,
müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar
hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek
cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : 3. fıkradaki varsayımda
azmettirenin ortaya çıkarmayı amaçlayan ceza indirirmi öngörülmüştür.
Bu konuda azmettiren ile suç işleyen fail/failler iştirak
halindedir. Maddede bu nedenle suç ortağı terimi ile yetinilmelidir;
ayrıca fail terimine gerek yoktur. Bu nedenle metinden çıkarılmıştır.
Yardım etme
MADDE 39- (1) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen
suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek
veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat
etmek;
b) suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya
fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak;
c) suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda
bulunarak icrasını kolaylaştırmak.
(2) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde,
onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi
halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddenin sistematiği yasama
tekniğine aykırıdır. Önce tanımın verilmesi, sonra cezaların
belirtilmesi gerekir.
İştirak halinde cezalandırma
MADDE 40- (1) Suça iştirak için, kasten ve hukuka aykırı
işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine
iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen
kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu
fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan
kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden
diğer kişiler ise, azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu
tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için,
işlenen fiilin en azından teşebbüs aşamasına varmış
olması gerekir.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddenin başlığı içeriği
hakkında tam bir fikir vermemektedir. Bu nedenle “ iştirak
halinde cezalandırma “ olarak değiştirilmesi uygun görülmüştür.
3. fıkrada yer alan “ilgili suç “ yerine “ işlenen fiilin
“ ibaresinin daha uygun olduğu düşünülmüştür.
İştirak halinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme
MADDE 41- (1) İştirak halinde işlenen suçlarda,
yalnız gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme
hükümlerinden yararlanır.
(2) Suçun,
a) gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayret(i) dışında başka
bir sebeple işlenmemiş olması veya
b) gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş
olması,
hallerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Suçların İçtimaı
Bileşik suç
MADDE 42- (1) Biri diğerinin unsurunu veya
ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil
sayılan bileşik suç hakkında içtima hükümleri uygulanmaz.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddenin içeriği korunmuş, yazımı
değiştirilmiştir.
Zincirleme suç
MADDE 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası
kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun
birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir.
Ancak, bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille
işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, cinsel
saldırı, çocukların cinsel istismarı ve yağma suçlarında
bu madde hükümleri uygulanmaz.
Fikrî içtima
MADDE 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden
fazla suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en
ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddedeki “farklı” sözcüğü gereksizdir;
metinden çıkarılmıştır. Fikri içtima halinde, aynı fiille
birden fazla suçun işlenmesi söz konusudur. Bu suçların
farklı olacakları doğaldır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Cezalar
Cezalar
MADDE 45- (1) Cezalar, hapis ve adli para
cezasıdır.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Madde yeniden yazılmıştır.
Hapis cezaları
MADDE 46- Hapis cezaları şunlardır:
a) ağırlaştırılmış müebbet hapis,
b) müebbet hapis,
c) süreli hapis.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddede yer alan cezalar belirtilirken,
ayrıca “hapis” sözcüğüne yer verilmesi gereksizdir. Giriş
cümlesinde “ hapis cezaları” ibaresi zaten kullanılmıştır.
Madde tek fıkradan oluşmaktadır. (1) olarak belirtmeye
gerek yoktur.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
MADDE 47- (1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün
hayatı boyunca devam eder, kanun ve tüzükte belirtilen sıkı
güvenlik rejimine göre çektirilir.
Müebbet hapis cezası
MADDE 48- (1) Müebbet hapis cezası hükümlünün
hayatı boyunca devam eder.
Süreli hapis cezası
MADDE 49- (1) Süreli hapis cezası, kanunda aksi
belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla
olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis
cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar
MADDE 50- (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun
kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde
duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre,
a) adli para cezasına,
b) mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen
giderilmesine,
c) en az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi
sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar
süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri
yapmaktan yasaklanmaya,
e) sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle
veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak
suç işlenmiş olması durumunda; mahkum olunan cezanın yarısından
bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin
geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar
süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte
çalıştırılmaya,
çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının
seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse;
bu ceza adli para cezasına çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak
koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis
cezası ile, fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış
veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği
bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada
yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası
kısa süreli olmasa dahi; bu ceza, diğer koşulların varlığı
halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adli para cezasına
çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine
göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca
yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın
gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp
da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli
hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir
ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra
hükmü uygulanmaz.
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan
nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren
mahkemece tedbir değiştirilir.
Hapis cezasının ertelenmesi
MADDE 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha
az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir.
Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını
doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler
bakımından, üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi
için, kişinin :
a) daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla
hapis cezasına mahkum edilmemiş olması,
b) suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği
pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda
mahkemede bir kanaatin oluşması,
gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı
zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin
suretiyle, tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir.
Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda
çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi
halinde, hakim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal
salıverilir.
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az,
üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir.
Bu sürenin alt sınırı, mahkum olunan ceza süresinden az
olamaz.
(4) Denetim süresi içinde,
a) bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün,
bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu
kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra
eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında
çalıştırılmasına,
c) onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek
veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde
barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine
mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik
edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü
alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi
bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur;
eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı
kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları,
sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında
üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hakime verir.
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu
göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir
yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden
geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç
işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin
uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen
cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine
karar verilir.
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli
olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Adli para cezası
MADDE 52- (1) Adli para cezası, beş günden az ve kanunda
aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla
olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı
olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan
meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden
ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir
gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik
ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir
edilir.
(3) Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas
alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir
edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak,
kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme
tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil
verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde
ödemesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez
ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden
birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının
tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse
çevrileceği belirtilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Güvenlik Tedbirleri
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma
MADDE 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan
dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak,
a) sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden;
bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya
Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi
altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya
seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten;
b) seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları
kullanmaktan;
c) velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir
hizmette bulunmaktan;
d) vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi
parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan;
e) bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi
sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak
icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu
hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu
salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet,
vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar
hükümleri uygulanmaz. Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen
hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu
edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği
sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında
birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin
kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla
hapis cezasına mahkumiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından
sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına
kadar süreyle bu hak ve yetkinin kullanılmasının
yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin
kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla
sadece adli para cezasına mahkumiyet halinde, hükümde belirtilen
gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle
icraya konulan yasaklama ile ilgili süre, adli para
cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla
işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az
ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın
icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına
karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle
yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren
işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
MADDE 54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait
olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan
veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana
gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde
kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu
sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda
müsadere edilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması,
elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka
bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri
kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen
suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle
hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine
hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması,
alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde,
tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise,
sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili
olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine
hükmolunur.
Kazanç müsaderesi
MADDE 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun
konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi
menfaatler ile, bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi
sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar
verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi
için, maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı
veya bunların merciine teslim edilmediği hâllerde, bunların
karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
MADDE 56- (1) Suç işleyen çocuk,
a) eğitimine devam edebilmesi için, bir aile yanına
veya bir kuruma yerleştirilir;
b) beden veya ruh sağlığının bozuk olması durumunda,
bir sağlık kuruluşunda tedaviye tabi tutulur;
c) bir meslek veya sanat icrasına yönelik olarak gördüğü
eğitimi tamamlaması durumunda, bir kamu kurumunda veya özel
olarak aynı meslek ve sanatı icra eden bir başkasının gözetimi
altında ücret karşılığında çalıştırılabilir.
(2) Hakim, hakkında güvenlik tedbirlerine karar verdiği
çocuğa rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirir.
Bu kişi, güvenlik tedbirinin uygulama süresince, sorumluluk
bilincinin gelişmesine yönelik olarak çocuğa öğütte bulunur,
yol gösterir ve eğitimine yardım eder; çocuğun kanuni temsilcisi
ve eğitiminden sorumlu olan kişilerle görüşerek, istişarelerde
bulunur; çocuğun gelişimi, eğitim durumu ve davranışları
hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek, hakime
verir.
(3) Güvenlik tedbirinin süresini hakim belirler. Hakim,
tedbir uygulaması sırasında çocuğun gelişimini ve davranışlarını
göz önünde bulundurarak, belirlediği süreyi değiştirebilir.
(4) Güvenlik tedbiri uygulaması, en geç ilgilinin onsekiz
yaşını doldurmasıyla sona erer.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : “ Suça sürüklenmiş çocuk” terimi
hukuki bir terim değildir. Maddede öngörülen tedbirler,
“ suç işlyene çocuk” hakkında uygulanacaktır.
Velayet hakkının kaldırılması, vasi tayini ve nafaka
yükümlülüğü
MADDE 57- (1) Mahkeme, ana ve babanın velayet yetkilerini
kötüye kullanmaları veya velayetle ilgili görevlerini kasten
ihmal etmeleri nedeniyle suç işleyen çocuk üzerindeki velayet
hakkının kaldırılmasına ve vasi tayinine karar verebilir.
Vasinin, çocuğun yanına yerleştirildiği aile bireylerinden
biri veya eğitim gördüğü kurum bünyesinde görevli olmasına
özen gösterilir. Bu durumda mahkeme, ana ve babanın ekonomik
durumlarını göz önünde bulundurarak, suç işleyen çocuk lehine
bir nafakaya da hükmedebilir. Hükmedilen nafaka, çocuğun
eğitim ve barınma harcamalarında kullanılmak üzere vasisine
verilir.
(2) Güvenlik tedbiri veya denetim süresi içinde, güvenlik
tedbiri veya denetim süresinin sona ermesi ya da cezanın
infazının tamamlanması halinde; çocuğun velayeti, içinde
bulundukları sosyal ve ekonomik şartlar göz önünde bulundurularak,
ana ve babanın her ikisine veya birine geri verilebilir.
(3) Ana ve babanın nafaka yükümlülüğü, çocuğun onsekiz
yaşını tamamlamasına kadar devam eder. Ancak, güvenlik tedbiri
veya denetim süresi daha önce sona erer ya da cezanın infazı
tamamlanırsa, nafaka yükümlülüğü kendiliğinden kalkar.
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
MADDE 58- (1). Fiili işlediği sırada akıl hastası olan
kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine
hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl
hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma
ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl
hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen
raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının
veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme
veya hakim kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen
fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbî
kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise,
bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbî kontrol ve takip, raporda gösterilen süre
ve aralıklarla, (C)umhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik
donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri
ile sağlanır.
(5) Tıbbî kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı
itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında,
hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi
amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda,
bir(inci) ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden
davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında
birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği
yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu
üzerine, mahkum olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak
koşuluyla, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik
tedbiri olarak da uygulanabilir.
(7) Suç işleyen alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı
kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol veya uyuşturucu
madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına
alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol veya
uyuşturucu madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam
eder.
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
MADDE 59- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen
hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde,
tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş
olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı,
a) beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş
yıl,
b) beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkumiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç
yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde
seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse,
hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kastlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askeri suçlarla
diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten
öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu
madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada
sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden
verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış
olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri
uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü
infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında
cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkumiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere
özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli
serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkum olduğu cezanın infazı ile denetimli
serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde
yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından
sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu
meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da
uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme
MADDE 60- (1) İşlediği suç nedeniyle iki yıl veya daha
fazla süreyle hapis cezasına mahkum edilen yabancının, cezasının
infazından sonra derhal sınır dışı edilmesine de hükmolunur.
(2) İşlediği suç nedeniyle ceza sorumluluğu olmayan
yabancı uyruklu çocuğun, başka bir güvenlik tedbirine gerek
olmaksızın, derhal sınırdışı edilmesine karar verilebilir.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri
MADDE 61- (1) Bir kamu kurumunun verdiği izne
dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin
organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği
yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına
işlenen kasıtlı suçlardan mahkumiyet halinde, iznin iptaline
karar verilir.
(2) Özel hukuk tüzel kişilerinin yararına işlenen
suçlarda müsadere hükümleri uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının
işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği
durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde
uygulanır.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : İkinci fıkra yeniden kaleme alınmış
ve kolay anlaşılması sağlanmak istenmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi
Cezanın belirlenmesi
MADDE 62- (1) Failin kusuru, cezanın belirlenmesinde
göz önünde bulundurulacak temeli oluşturur. Hakim, failin
lehinde ve aleyhindeki olguları birlikte değerlendirir.
(2) Bu çerçevede, hakim somut olayda :
a) suçun işleniş biçimini,
b) suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) suçun konusunun önem ve değerini,
e) meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını
ve yoğunluğunu,
g) failin güttüğü amaç ve saiki,
h) failin önceki hayatını, kişisel ve toplumsal ilişkilerini,
i) failin fiilden sonraki davranışlarını, özellikle meydana
gelen zararı ortadan kaldırma ve bu konuda zarar görenle
uzlaşma çabalarını,
göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında
öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı
belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi
nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre
belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu
oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde
ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha
az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hal(lerin) gerçekleşmesi
durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden
sırasıyla, teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik,
yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını
gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile, takdiri
indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi, gün, ay ve yıl hesabıyla
belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür.
Yıl, resmî takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için
bir günün, adli para cezası için bir Türk Lirasının
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne
artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Çağdaş ceza hukuku yaklaşımında
suç failinin cezalandırılmasındaki hareket noktası, failin
kusurudur. Bu nedenle cezanın hangi ölçütler çerçevesinde
belirleneceğinin düzenlendiği hükümde, bu temel ilkenin
belirtilmesi kaçınılmazdır. Bu, yargıç için en önemli gösterge
olacaktır. Bunun dışında, somut olayda ceza belirlenirken,
belirli etkenler dikkate alınacaktır. Tasarıda eksik bırakılan
bazı etkenler metne ilave edilmiştir.
Takdiri indirim nedenleri
MADDE 63- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri
nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine,
yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların beşte
birine kadarı indirilir.
(2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal
ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları,
cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar
göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda
gösterilir.
(3) 62 nci madde çerçevesinde, fail lehine cezanın indirimi
nedeni olarak uygulanan etkenler, ayrıca cezanın takdiren
indirilmesi nedeni olarak göz önünde tutulamaz.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Failin cezası belirlenirken
dikkate alınan lehte nedelerden faili iki kez yararlandırmamak
için, 3. fıkra metne işlenmiştir.
Mahsup
MADDE 64- (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen
ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller
nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından
indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda,
bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim
yapılır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Cezaların İçtimaı
Cezaların içtimaı
MADDE 65- (1) İşlediği suçlar dolayısıyla birden
çok ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis ceza(larına)sına
mahkûm olan kişi hakkında, altı aydan az ve iki yıl
altı aydan fazla olmamak üzere yalnız olarak bir hücreye
konulmak suretiyle bir ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası infaz olunur.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli
hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde bir ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezası; müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına
mahkumiyet halinde ise, bir müebbet hapis cezası infaz olunur.
Her iki halde de hükümlü, hapis cezasının miktarına göre
on günden az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yalnız olarak
bir hücreye konulur. Hücrede geçirilecek süre hapis
cezasının miktarından fazla olamaz.
(3) Birden çok süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde,
bu cezaların toplamı üzerinden hapis cezası infaz olunur.
(4) Birden çok adli para cezasına mahkûmiyet halinde,
bu cezaların toplamı infaz olunur.
(5) Hapis cezası ile adli para cezası, ayrı ayrı ve
tamamen infaz edilir.
İçtimada infazın sınırı
MADDE 66- (1) Süreli hapis cezalarının içtimaı hâlinde,
çektirilecek ceza süresi kırk yılı geçemez. Fiili işlediği
sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış
olanlar hakkında bu süre, oniki; onbeş yaşını doldurmuş
olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında
ise, yirmi yıldır.
(2) Yukarıdaki fıkrada yazılı sınırlara ulaşan cezalara
kesin olarak mahkumiyetten sonra işlenen suçlardan
dolayı verilecek cezalar aynen infaz edilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Dava ve Cezanın Ortadan Kaldırılması
Sanığın veya hükümlünün ölümü
MADDE 67- (1) Sanığın ölümü hâlinde kamu
davasının ortadan kaldırılmasına karar verilir. Ancak,
niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler
hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz
edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır.
Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup
ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.
Af
MADDE 68- (1) Genel af, kamu davasını ve
hükmolunan cezaları bütün neticeleri ile birlikte ortadan
kaldırır.
(2) Özel af ile, hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine
son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi
kısaltılabilir ya da adli para cezasına çevrilebilir.
(3) Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları,
özel affa rağmen etkisini devam ettirir.
Dava zamanaşımı
MADDE 69- (1) Kanunda başka türlü yazılmış
olan hâller dışında kamu davası;
a) ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren
suçlarda otuz yıl,
b) müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmibeş yıl,
c) yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını
gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını
gerektiren suçlarda oniki yıl,
e) beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli
para cezasını gerektiren suçlarda altı yıl,
geçmesiyle ortadan kalkar.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup
da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin
üçte birinin; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz
yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, yarısının
geçmesiyle kamu davası ortadan kalkar.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki
mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren
nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur. Kararda
bunun gerekçeleri belirtilir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin
belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı
sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren
suçlarda zamanaşımı bakımından en uzun süreyi gerektiren
ceza esas alınır.
(5) Aynı fiilden dolayı her ne suretle olursa olsun tekrar
yargılanması gereken hükümlünün, sonradan yargılanan suça
ait üçüncü fıkrada yazılı esasa göre belirecek zamanaşımı
göz önünde bulundurulur.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden,
teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı
günden, mütemadi suçlarda temadinin bittiği ve zincirleme
suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler
tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği
günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında
yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan
fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında
işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı yoktur.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Yazıma ilişkin değişiklikler
yapılmıştır. Aynı cümlede zincirleme suç ve teselsül terimlerinin
birlikte kullanılması önlenmiştir.
3. fıkraya yapılan ek uygulamada bu konuda sorun çıkmasını
önlemek amacına yöneliktir. Mahkemenin iddianamede yapılan
tavsife ve sevk maddelerine göre yaptığı yargılamada, CMUK’nın
257. maddesinden aldığı yetkiyle, bir ağırlaşmış halin varlığını
kabul ederek yaptığı yargılamada, dava zamanaşımının dolduğu/dolmadığı
sorununa açıklık getirmek hak ve ödevinin maddede açıklanması
gereklidir.
Dava zamanaşımının durması
MADDE 70- Soruşturma, kovuşturma yapılması, kamu
davasının açılması, izin veya karar alınması veya diğer
bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı
bulunduğunda, izin veya kararın alınmasına veya meselenin
çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu
hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar
kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
Dikkat : Tek fıkralı maddelerde, kabule göre dahi numara
verilmez. Bu nedenle metinden çıkarılmıştır.
Ceza zamanaşımı
MADDE 71- (1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki
sürelerin geçmesiyle infaz edilmez:
a) ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk
yıl,
b) müebbet hapis cezalarında otuz yıl,
c) yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında
yirmidört yıl,
d) beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl,
e) beş yıla kadar hapis ve adli para cezalarında
on yıl.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup
da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin
üçte birinin; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz
yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, yarısının
geçmesiyle ceza infaz edilmez.
(3) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında
yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş
ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet veya on yıldan
fazla hapis cezalarında zamanaşımı yoktur.
(4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır
ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez.
(5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi
bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye
başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.
Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları
MADDE 72- (1) Cezaya bağlı olan veya hükümde
belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı doluncaya
kadar devam eder.
Müsaderede zamanaşımı
MADDE 73- (1) Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmeden
itibaren 20 yıl geçtikten sonra infaz edilmez.
Ceza zamanaşımının kesilmesi
MADDE 74- (1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili
merci tarafından hükümlüye (kanuna göre) yapılan tebligat
veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını
keser.
(2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki
yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç
işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.
DEİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Tebligatın kanuna göre yapılacağı
doğal bir sonuçtur. Bu nedenle maddede ayrıca belirtilmesi
gereksizdir.
Zamanaşımının hesabı ve uygulanması
MADDE 75- (1) Dava ve ceza zamanaşımı süreleri,
gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört
saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmî takvime göre hesap
edilir.
(2) Dava ve ceza zamanaşımı re’sen uygulanır ve bundan
şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler.
Şikâyete bağlı suçlar, uzlaşma :
MADDE 76- (1) Şikâyete bağlı olan suç hakkında
yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde
soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre,
şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu
bildiği veya öğrendiği günden başlar.
(3) Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı
aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları
düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda
kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin
vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki
vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri
hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu
kabul etmeyen sanığı etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin
şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği
sırada şahsî haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış
ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk
tüzel kişisi olup, (soruşturulması ve kovuşturulması) şikâyete
bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş
olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya
gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile
uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim
tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya mahkûmiyet
hükmü verilmez.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Şikayet kavramı, soruşturma
ve kağuşturmayı içerir. Bu nedenle her sözü geçtiğinde ayrıca
bu iki terimin belirtilmesi gereksizdir. Tasarı bu konuda
Hükümet Tasarısının hatasını tekrarlamıştır.
Tasarı, 76. maddede “ kamu davasının ortadan kaldırılması”
terimini tercih etmişken, bu maddede, kamu davasının düşmesinden
söz etmek, yasama tekniğine aykırıdır.
Uzlaşma ceza yargılamasının bir kurumudur. Ceza Yasasından
çıkarılması uygun olur.
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
MADDE 77- (1) Genel af, özel af, şikâyetten
vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adli
para cezasının geri alınmasını gerektirmez.
(2) (Kamu davasının düşmesi), malların geri alınması
ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsî hak davasını
etkilemez.
(3) Cezanın düşmesi, şahsî haklar, tazminat ve yargılama
giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak, genel af
hâlinde yargılama giderleri de istenemez.
Dikkat : 2. fıkrada, bir önceki maddedeki hata tekrarlanmıştır.
Önödeme
MADDE 78- (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar
hariç olmak üzere, yalnız adli para cezasını gerektiren
veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı
sınırı üç ayı aşmayan suçların faili:
a) adli para cezası maktu ise bu miktarı,
değilse aşağı sınırını,
b) hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı
olarak her gün için yirmi Türk Lirası üzerinden
bulunacak miktarı,
c) hapis cezası ile birlikte adli
para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için
bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile
adli para cezasının aşağı sınırını,
soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca
yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde
hakkında kamu davası açılmaz.
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan
mahkemeye intikal etmesi hâlinde de fail, hâkim tarafından
yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine
göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle
birlikte ödediğinde kamu davası ortadan kaldırılır.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren
suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya
dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde
kapsamına giren bir suça dönüşmesi hâlinde de yukarıdaki
fıkra uygulanır.
(4) Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı
üç ayı aşmayan hapis cezası veya adli para
cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hâllerde ödenmesi
gereken miktar, yukarıdaki fıkralara göre adli para
cezası esas alınarak belirlenir.
(5) Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması
veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın
geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.
Dikkat : Önödeme bir ceza yargılaması kurumudur. Ceza
Yasasından çıkarılması uygun olur.
İKİNCİ KİTAP
Özel Hükümler
BİRİNCİ KISIM
İnsanlığa Karşı Suçlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Soykırım
Soykırım
MADDE 79- (1) Bir planın icrası suretiyle, millî,
etnik, ırkî, dinî veya bunlar dışında bir özellikle belirlenen
bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla,
bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin
işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:
a) Kasten öldürme,
b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır
zarar verme,
c) Grubun, tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu
doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması,
d) Doğumların zorla engellenmesi,
e) Çocukların zorla başka yerlere götürülmesi.
(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezası verilir.
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik
tedbirine hükmolunur.
(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
İnsanlığa karşı diğer suçlar
MADDE 80- (1) Bir plan doğrultusunda; siyasal, felsefî,
ırkî veya dinî saiklerle nüfusun sivil bir grubuna karşı
sürgün etme, tutsaklaştırma, kitlesel biçimde ve sistemli
olarak kişilerin öldürülmesi, insanların kaçırıldıktan sonra
yokedilmeleri, insanları işkence veya insanlık dışı işlemlere
veya bireysel biyolojik deneylere tâbi kılma, cinsel
saldırıda bulunma, zorla hamile bırakma, zorla fuhşa
sevketme eylemlerini işleyenlere ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezası verilir.
(2) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik
tedbirine hükmolunur.
(3) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
Örgüt
MADDE 81- (1) Yukarıdaki maddelerde yazılı suçları
işlemek veya bunların hazırlık hareketlerini gerçekleştirmek
maksadıyla oluşturulmuş bir örgütü kuranlara veya yönetenlere
veya bu tür örgütlere katılanlara on yıldan yirmi yıla kadar
hapis cezası verilir.
(2) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik
tedbirine hükmolunur.
(3) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Maddede örgütü yöntenlerin
de açık bir şekilde belirtilmesi, uygulamada ortaya çıkabilecek
tereddütleri ortadan kaldırmak açısından uygun görülmüşütür.
İKİNCİ BÖLÜM
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti
Göçmen kaçakçılığı
MADDE 82- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak
maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
a) bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede
kalmasına imkan sağlayan,
b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına
imkan sağlayan
kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve
on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun örgüt mensubu kişiler tarafından işlenmesi
halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(3) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerine hükmolunur.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Tasarının 6. maddesindeki tanımla
bağlantı kurulmuştur.
İnsan ticareti
MADDE 83- (1) Zorla çalıştırmak veya hizmet
ettirmek, esarete veya benzerî uygulamalara tâbi kılmak,
vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla, tehdit,
baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak,
kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından
veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek
suretiyle kişileri tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka
bir yere götüren veya sevk eden, barındıran kimseye sekiz
yıldan oniki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar
adli para cezası verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen
ve suçu oluşturan eylemler var olduğu takdirde, mağdurun
rızası geçersizdir.
(3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci
fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları,
bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri
veya barındırılmaları hâllerinde suça ait araç fiillerden
hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen
cezalar verilir.
(4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik
tedbirine hükmolunur.
İKİNCİ KISIM
Kişilere Karşı Suçlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Hayata Karşı Suçlar
Kasten öldürme
MADDE 84- Bir insanı kasten öldüren kişi,
yirmibeş yıldan otuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
DEĞİŞİKLİĞİN NEDENİ : Maddenin ikinci cümlesi metinden
çıkarılmıştır. Tasarıdaki kabul, bu haliyle, uygulamada
karışıklık yaratabilecek nitelik taşımaktadır.
Tasarı, kasten öldürmeyi düzenlerken, cezayı müebbet hapis
olarak öngörünce, tehevvür kastıyla suçun işlenmesinde daha
hafif bir ceza verilmesini sağlamak için, ikinci cümleye
yer vermiştir. Oysa ceza süreli hapis cezası olarak belirtilseydi,
örneğin 25 yıldan 30 yıla kadar(not : 49. madde buna müsaittir),
bu durumda yargıç bu süreler arasında bir temel ceza tespit
edebilirdi. Tasarının aksine, ani kararla öldürme biçiminde
bir hükme de gerek kalmazdı.
Tasarı Alman CY’nin 211 ve 212. maddelerindeki sistemi
aktarmak isterken, suçun basit haline müebbet hapis cezası
öngörermekle, karışıklığa neden olmuştur. Alman sisteminde
nitelikli öldürme hallerinde müebbet hapis cezası verilmektedir.
Nitelikli haller
MADDE 85- (1) Kasten öldürme suçunun
a) canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
b) yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama
ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
c) üstsoy veya altsoydan birine ya da
eş veya kardeşe karşı,
d) çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini
savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
e) gebe olduğu bilinen kadına karşı,
f) kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
g) bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak
veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla,
ya da,
h) kan gütme saikiyle
işlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası ile cezalandırılır.
Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi
MADDE 86- (1) Kasten öldürme suçu, ihmal kastıyla
ve ihmali bir hareketle işlendiğinde, fail 84 üncü maddeye
göre cezalandırılır.
(2) Failin bu maddeye göre cezalandırılması, kanundan
ya da sözleşmeden doğan, belli bir icrai harekette bulunmak
yükümünün bulunmasına bağlıdır.
(3) Fail temel ceza olarak, ağırlaşmış müebbet
hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis,
süreli hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Fiilin işlenemesindeki özellikler dikkate alınarak,
failin cezasında yukarıdaki indirimler uygulanmayabilir.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇESİ : Madde yeniden kalme alınmıştır,
çünkü metindeki anlatım açık değildir.
Ayrıca maddede kasten öldürmenin bir türü düzenlenmektedir.
Buna uygun çözümler metinde öngörülmüştür.
İntihar
MADDE 87- (1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik
eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının
intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan
on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç
yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu fiilin basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, kişi
dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği
gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara
sevk edenlerle, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri
intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu
tutulurlar.
Taksirle öldürme
MADDE 88- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden
olan kişi, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya
birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden
fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi beş yıldan
onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İKİNCİ BÖLÜM
Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar
Kasten yaralama
MADDE 89- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden
olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama suçunun;
a) üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
b) beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak
durumda bulunan kişiye karşı,
c) kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak
suretiyle
veya,
d) silahla
işlenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
MADDE 90- (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun
a) duyularından veya organlarından birinin işlevinin
sürekli zayıflamasına,
b) konuşmasında sürekli zorluğa,
c) yüzünde sabit ize,
d) yaşamını tehlikeye sokan bir duruma
veya
e) gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden
önce doğmasına
neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza,
bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya
giren hallerde üç yıldan, ikinci fıkraya giren hallerde
beş yıldan az olamaz.
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun
a) iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya
bitkisel hayata girmesine,
b) duyularından veya organlarından birinin işlevinin
yitirilmesine,
c) konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) yüzünün sürekli değişikliğine
veya
e) gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine
neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza,
iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya
giren hallerde beş yıldan, ikinci fıkraya giren hallerde
sekiz yıldan az olamaz.
(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına neden
olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine
göre, bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse,
yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz
yıldan oniki yıla kadar, ikinci fıkrasına giren hallerde
ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Daha az cezayı gerektiren haller
MADDE 91- (1) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki
etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde
hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan
bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
Taksirle yaralama
MADDE 92- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı
veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına
neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli
para cezası ile cezalandırılır.
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun
a) duyularından veya organlarından birinin işlevinin
sürekli zayıflamasına,
b) vücudunda kemik kırılmasına,
c) konuşmasında sürekli zorluğa,
d) yüzünde sabit ize,
e) yaşamını tehlikeye sokan bir duruma
veya
f) gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden
önce doğmasına
neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza,
yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun
a) iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya
bitkisel hayata girmesine,
b) duyularından veya organlarından birinin işlevinin
yitirilmesine,
c) konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) yüzünün sürekli değişikliğine
veya
e) gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine
neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza,
bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden
olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.
(5) Bilinçli taksir hâli hariç olmak üzere, bu maddenin
kapsamına giren suçlar şikâyete tabidir.
İnsan üzerinde deney
MADDE 93- (1) İnsan üzerinde bilimsel bir deney
yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza
sorumluluğunu gerektirmemesi için;
a) deneyin öncelikle yeterli sayıda hayvan üzerinde
yapılmış olması,
b) hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan
bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından
bu deneylerin insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
c) deneyin, insan sağlığı üzerinde olumsuz yönde ve
kalıcı bir etki bırakmaması,
d) deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak
ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,
e) deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği
külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha
ağır basması
ve ayrıca,
f) deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye
dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi
bir menfaat teminine bağlı bulunmaması
gerekir.
(2) Çocuklar üzerinde bilimsel bir deney hiçbir surette
yapılamaz.
(3) Hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi
amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin
uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine,
kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel yöntemlere
uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez.
Açıklanan rızanın, denemenin mahiyet ve sonuçları hakkında
yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı olması ve tedavinin
uzman hekim tarafından bir hastane ortamında yapılması gerekir.
(4) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda
mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde, kasten yaralama
veya kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında
bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Organ veya doku ticareti
MADDE 94- (1) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın,
kişiden organ alan kimse, beş yıldan dokuz yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. Suçun konusunun doku olması halinde,
iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur
(2) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın, ölüden
organ veya doku alan kimse, bir yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(3) Organ veya doku satın alan, satan, satılmasına aracılık
eden kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(4) Bir ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların bir
örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, sekiz
yıldan onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para
cezasına hükmolunur.
(5) Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya
dokuyu saklayan, nakleden veya aşılayan kişi, iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(6) Organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya
reklam veren veya yayınlayan kişi, bir yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(7) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında
bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(8) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda
mağdurun ölmesi halinde, kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler
uygulanır.
Zorunluluk hali
MADDE 95- (1) Organ veya dokularını satan kişinin içinde
bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak,
hakkında verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza
verilmemesi de mümkündür.
Etkin pişmanlık
MADDE 96- (1) Organ veya dokularını satan kişi, r