TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ : TÜRBAN TARTIŞMALARI İLE YARATILAN TOPLUMSAL GERGİNLİK TEHLİKELİ
29.01.2008
Siyasi partiler ve seçim sistemlerinde demokrasimizin eksiklerini giderecek değişikliklerin yapılmasını, işsizliğin önlenmesini, enerji açığının kapatılmasını, üretim sorunlarını, küresel ısınmayı, ulusal ve uluslar arası daha bir çok çözüm bekleyen sorunu konuşmamız gerekirken politikacılarımızın yeniden türban tartışmaları başlatmasını zaman kaybı olarak görüyor ve bu tartışmalar ile yaratılan toplumsal gerginliği tehlikeli buluyoruz.
Anayasa değişikliği ile yapılmak istenen, Yargı Erki’nin Türkiye Cumhuriyeti'nin laik niteliğine yönelik saldırıları engelleme dayanaklarını ortadan kaldırarak kadının dinsel amaçla örtünmesinin cumhuriyetin laik niteliğine aykırılığının yargısal denetimini engellemek ve böylelikle devrim yasalarının içinin boşaltmaktır.
Bugün, AKP ye oy verenlerin bir bölümü de dahil toplumun çoğunluğu, bütün bu gayretlerin sonucunda din kurallarının yaşamın her kesiminde egemen kılınacağından endişe etmektedir. Siyasi iktidar bu endişelerimizi gidermek yerine tersine her gün biraz daha kaygıları artıran söylem ve eylemler sergilemektedir. Sosyal yaşamı din kurallarına göre şekillendirme arzusu küçük küçük uygulamalarla sürekli gündemde tutulmakta ve toplumsal baskı ortamı yaratılmak istenmektedir. AKP milletvekili, üniversitelerden sonra sıranın kamu hizmeti gören kadınlara geleceğini söylemekten çekinmemekte, Başbakan kadın eli sıkmamakta ve hemen ardından, “Batının ilmini sanatını değil ahlaksızlığını aldık.” diyebilmektedir.
Daha niceleri sıralanabilecek örnekler ortada iken endişelerin haksız olduğu söylenebilir mi?
Fakültede türban takan hukuk öğrencisine yargıç ya da avukat olduğunda hangi kuralı uygulayacaksınız? Öğrencilik döneminde tanınan “özgürlük” meslek sahibi olduğunda nasıl esirgenecektir?
Çarşafa bürünüp, sarık cüppe giyerek sokağa çıkmak, devlet memuru olabilmek özgürlük müdür?
Cumhuriyetin temelindeki devrim felsefesini görmezden gelmek, teokratik düzenden laik düzene geçişi sorgulamak, Atatürk devriminin kadını çarşaftan çıkarıp sosyal hayata soktuğunu unutmayı “özgürlük” kavramı arkasına sığınarak hoş görmek Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine aykırıdır.
Laiklik ilkesi Anayasa'da durur ve devrim yasaları da yürürlükte olurken bütün bunların soyut “özgürlük” kavramı ile açıklanması olanaksızdır.
Siyasi iktidardan ve siyasi partilerimizden toplumu geren, huzurunu bozan davranışlar yerine herkesi kucaklayan çağdaş laik hukuka uygun çözüm ve uygulamalar bekliyoruz.
Kamuoyumuza saygılarımızla duyururuz.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
|