“ 2008 TÜRKİYESİ’NDE YAŞANANLAR AKSOY VE MUMCU’NUN YAŞAMLARI PAHASINA SAVUNDUKLARI DÜŞÜNCELERİNİN NE KADAR HAKLI OLDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR”
30.01.2008
Düşünce ve kalem adamı Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 günü, değerli hocamız Muammer Aksoy 31 Ocak 1990 günü aramızdan kara yürekli ve kara düşünceli yaratıklar tarafından hunharca çekilip alınmıştır.
Bu iki değerli ve devrimci insanın yaşamları pahasına ortaya koydukları görüş düşünce ve uyarıların ne denli haklı olduğu 2008 Türkiye’sinde yaşanan olumsuzluklarla bir kez daha kanıtlanmıştır. Yaşanan bu günler dillendirdikleri olumsuzlukların ne denli doğru tespitler olduğunu açıkça göstermektedir. Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy’un yıllar önce canları pahasına, ülke için, demokrasi için, insan hakları için, kısaca ulusun aydınlık geleceği için ısrarla söylediklerini hatırlarlarsak, gelinen nokta ve bu sonuca karşı gösterilen aymazlıkların ne denli vahim olduğunu gözler önüne sermektedir.
Güzel bir dünya düşüncesinin yürekli savunucusu olabilmek, bunun ağır sorumluluğu altında ezilmeden onurunu taşıyabilmek her insana nasip olmaz; ayrıca böyle davranmak herkesin harcı da değildir. Bu iki güzel ve yiğit insan tüm bunları başarabilmiş olabildikleri için insanımızın aydınlık yüreklerinde ölümsüzleşmişlerdir.
Bazı insanlar vardır; toplumun esenliği ve mutluluğu için kendi can güvenliklerini önemsemezler, toplum düşmanlarının boy hedefi olmaktan korkmazlar; kendileri için bir şey istemeyi küçüklük, namertlik, sayarlar; tüm çabaları çok sevdikleri halkın mutluluğu ve esenliğidir. Sunulan tüm dünya nimetlerini ellerinin tersi ile geri çevirirler; bu soylu ve yiğit insanlar alçak gönüllülüğü ve sadeliği bir erdem bilirler. İnsanlık tarihi bu soylu insanlara, bu yurtseverlere hiçbir sansür koymadan hep baş sayfada ve baş köşede yer açmıştır.
Bu örnek ve soylu insanlar, ölümlerinden sonra da insanların belleğinde ve yüreğinde yaşarlar. Arkalarında yaşayan ideallerini, onurlarını ve örnek yaşamlarını bırakırlar; yıllar geçse de daima atan bir kalp, üreten bir beyin ve yazan bir el gibidirler. Bu özellikleriyle kendilerinden sonra gelenlere esin kaynağı olurlar.
Hele bizim toplumumuz gibi, kendisinin yerine bir başkasının düşünmesini, yazmasını, tepki koymasını, mücadele etmesini ve özveride bulunmasını bekleyen insanların çoğunluk oluşturduğu bir yapıda, aydınlık yarınlar uğruna yaşamlarını hiçe sayan bu kahramanlara olan borcumuzun ödenemeyeceği kanısındayız. Onların savunduğu değerlere sahip çıkarsak, belki bizlere düşen görevi bir parça da olsa yerine getirmiş, oluruz.
Ülkemizin “Demokratik Laik Sosyal Hukuk Devleti” niteliği ve kimliğinin “Türbana” dolandığı,etnik bölücülük söylemlerinin yükseldiği,ulusal değerlerin ötelendiği 2008 Atatürk Türkiye’sinde bu iki yiğit insanın yokluğunu eksikliğini çok ama çok daha ağır hissetmekteyiz. Ulusallık adına, egemenlik adına, Atatürk ilke ve devrimleri adına, laik Cumhuriyetin kazanımları adına çağdaş değerler ve aydınlık yarınlar adına ülkemizde yaşadığımız tüm olumsuzluklar ve saçmalıklar nedeniyle Aksoy ve Mumcu’yu özlemle ve açıkçası biraz da utanarak anıyoruz.
Kamuoyuna duyurulur.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI
|