TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ'NİN SABANCI SUİKASTİYLE İLGİLİ OLARAK TÜRKİYE'YE GELEN BELÇİKA HEYETİ'NE İLİŞKİN AÇIKLAMASI
17.02.2008
Bundan 12 yıl önce İstanbul'da işlenen, "Sabancı Suikastı" olarak bilinen olayla ilgili davanın başlıca sanığı durumundaki Fehriye Erdal, 1999 yılında Belçika'da yakalanmış ve Türkiye'nin 2000 yılından başlayarak yaptığı, çok sayıdaki iade istemleri, Belçika makamlarınca her defasında reddedilmiştir.
Belçika Adalet Bakanı, bundan bir ay kadar önce (2008 Ocak ayında) Sabancı ailesinin avukatına verdiği yazılı yanıtta ise, Fehriye Erdal'ın artık Belçika'da bulunmadığı gerekçesiyle, Türkiye'nin iade isteminin konusu kalmadığını söylemiştir.
Evet, Bay Bakanın söylediği doğrudur; Erdal'ın Belçika'da mı başka bir ülkede mi olduğu belli değildir. Çünkü, Sabancı suikastının yanı sıra bir de DHKP-C terör örgütü davasının sanığı olan Fehriye Erdal, 2006 yılı Şubatında Belçika polisinin apaçık göz yumması sonucu, ortadan kaybolmuştur.
Türkiye'nin iade istemlerinin reddi için türlü gerekçeler bulmakta "maharetlerini" gösteren Belçika adaleti, sonuç olarak Gand İstinaf Mahkemesi’nin Haziran 2006'da Terörizmle Mücadele Avrupa Sözleşmesi’ne gönderme yaparak verdiği karar üzerine Erdal'ın yargılanmasına karar vermek zorunda kalmıştır. Ancak, bu karar verildiğinde, Erdal çoktan Belçika güvenlik güçlerinin apaçık ihmaliyle kaçmış bulunmaktaydı. Yani, karar hiçbir pratik değer taşımıyordu. Zaten, Belçika makamları da 2006'dan günümüze kadar Erdal'ın yakalanması için hiçbir ciddi girişimde bulunmayarak, bu kararın gereğini yerine getirmeye niyetleri olmadığını göstermişlerdir.
Geçtiğimiz hafta içinde Belçika'dan Sabancı suikastı davasının Savcısı olduğu söylenen zatın başkanlığında bir heyet Türkiye'ye gelerek Sabancı suikastıyla ilgili olarak İstanbul'da inceleme yapmışlardır. Bu konuda bilgi almak için başvurduğumuz, Belçika'nın Ankara'daki Büyükelçiliği de, konuyla ilgileri olmadığını söyleyerek, bilgi vermeyi reddetmiştir. Oysa, gelen heyete Belçika Büyükelçiliği’nden bir görevli de katılmış bulunuyordu.
Yıllarca sürüncemede bırakılmış olan bu davada, başlıca sanığın da kaçmasından iki yıl sonra, Belçika adaletinden ciddi ve saygı duyulacak bir yargılama beklemek, tek kelimeyle saflıktan başka bir şey değildir. Dolayısıyla, Belçika'dan gelen heyetten ve içeriği açıklanmayan incelemeden adaletin gerçekleşmesi yolunda bir beklentimiz yoktur.
Türkiye Barolar Birliği olarak, AB'nin "başkenti" durumundaki Belçika'ya, şu gerçeği hatırlatmak zorundayız:
Çağdaş bir devlet için, en temel insan hakkı olan can güvenliğini sağlama görevi, başkasının yaşam hakkını ortadan kaldıran kişilerin yargılanmasını engellemeyi değil, sanıkların, düzgün ve hızlı biçimde yargılanmasını gerektirir. Terör örgütlerini ve terör sanıklarını kollayıp, koruyan; adalete ve insan haklarına saygısız tavırları art arda sergileyen bir devletin, bu konularda başkalarına ders vermeye kalkışması, kutsal bildiğimiz hukuk değerleri açısından hüzün verici bir durumdur.17.2.2008
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
|