TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
7-8 HAZİRAN 2008 KUŞADASI
“ÇEVRE SORUNLARI İÇERİKLİ YARGI KARARLARI VE UYGULAMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ”
TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ
7-8 Haziran 2008 tarihlerinde Kuşadası’nda “Çevre Sorunları İçerikli Yargı Kararları Ve Uygulamalarının Değerlendirilmesi” toplantısında Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu, toplantıya katılan baro temsilcileri ve çevre sorunları konulu davaları takip eden avukatlar, aşağıdaki hususları kamuoyumuzun bilgisine sunar.
Günümüz egemen kültürüne hakim olan “sınırsız tüketim” temel mantığının değişmesi tüketimin amaç değil araç görüldüğü, “sınırsız büyüme” yerine çevre-ekonomi dengesine dayanan, çevreyi kalkınmanın hem kaynağı hem de sınırı gören bir kültürün egemen olmasına bağlıdır.
Ulusal ya da uluslararası mevzuat ve yargı kararlarının çevre sorunlarının önlenmesinde tek araç olmadığı anlaşılmıştır. Yeterli yasaları uygulayacak yeterli yöneticilere, yeterli politikaları oluşturacak yeterli politikacılara gereksinim vardır. Vatandaşlar olarak da çevre korumanın bir maliyeti olduğunu ve bu maliyete katlanmanın kendimiz, gelecek kuşaklar ve gezegenimiz için bir zorunluluk olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.
BU ANLAYIŞLA YASAMA VE YÜRÜTME ORGANINDAN TALEPLERİMİZ
1./ Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığımız toplantımızda katılımcılar olarak Siyasi İktidarın Kyoto Protokolü"nü onaylama kararını yaşadığımız bütün olumsuzluklar içinde olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz.
2./ İçinde bulunulan mevzuat ve yetki karmaşasını giderebilmek için Başbakanlık, Çevre ve Orman Bakanlığı, TOKİ başta olmak üzere tüm kamu kurumlarının genel politika ve yatırım kararlarında çevre duyarlılığı esas alınmalı, planlama mevzuatı ile ilgili yönetmelikler ve özellikle Çevresel Etki Değerlendirmesi yönetmeliğindeki eksiklikleri giderebilmek için;
- Planlamaya yerel halkın katılımını sağlanmalıdır.
- Kamu yararı kavramı, tanımı kısa ve uzun vadede siyaseten yeniden gözden geçirilmelidir. Çevrenin ve doğanın korunması “üstün kamu yararı” olarak nitelenmelidir.
- Su kaynaklarının korunması için “bütüncül havza planlaması yapılmalı”, Çevre ve Orman Bakanlığı taşra örgütlenmesini su havzaları bazında yenilenmelidir.
- Madenlerle ilgili olarak sadece yatırımcının değil yörede yaşayan halkın menfaatlerini de gözetecek, sürdürülebilir bir çevreyi sağlamak amacıyla maden mevzuatı yeniden düzenlenmelidir.
- Balık çiftlikleri turizm ve SİT bölgelerinden uzaklaştırılmalıdır.
- Yerel yönetimler ve yerel halkın katılımını dışlayan kentsel dönüşüm adı altında TOKİ’ ye verilen imar planlama yetkileri sınırlandırılmalı, imar yetki karmaşasına son verilmelidir.
3./ Çevre sorunları ile ilgili uzman Çevre Mahkemeleri kurulmalıdır. Çevre mahkemeleri hukuk fakültesi mezunu yargıçlardan oluşturulmalıdır.
4./ Çevre Yargılama Kanunu (ÇYK) hazırlanmalıdır. Bu konuda ÇYK taslağı hazırlanması amacıyla; Adalet Bakanlığı, Üniversiteler, Türkiye Barolar Birliği, Barolar ve diğer meslek örgütlerinden oluşan bir çalışma komisyonu kurulmalıdır.
5./ İdari Yargılama Usulü Kanunu’ nda değişiklik yapılmalıdır. Çevre Mahkemeleri kurulup, ÇYK çıkartılıncaya kadar;
- Çevre davalarında kamu yararı ilkesi gözetilerek Yürütmeyi Durdurma Kararı davanın açılmasıyla birlikte verilmelidir.
- Dava açma ehliyeti açısından “menfaat” herkes için açık ve net bir hükümle ifade edilmelidir. Baroların ve meslek odalarının çevre davaları açmakta hukuki menfaati olduğu mutlaka belirtilmelidir.
- Çevre davalarında, mahkeme giderleri; harçlar, keşif ve bilirkişi ücreti kamu adına devlet tarafından yapılmalıdır. Ceza davalarındaki usul örnek alınmalı, haksız çıkan tarafa masraflar yükletilmelidir.
- İdari yargıda görev alan yargıçların da hukuk fakültesi mezunu olmaları sağlanmalıdır. Bu kural Danıştay için de geçerli olmalıdır.
6./ Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Avukatlık Kanunu, çevre davalarında adli yardım kurumundan yararlanmayı sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmeli ve HUMK değişiklik çalışmalarında bu konu düzenlenerek adli yardım olanaklarından yararlanma “çevre davaları açısından avukatlar lehine kolaylaştırılmalı” dır. Bu çerçevede çevre davalarında gönüllü olarak görev yapan avukatların hukuki yardım ve emekleri değerlendirilmelidir.
7./ Genlerle ilgili olarak “Biyogüvenlik Yasası” derhal çıkartılmalıdır. GDO’ lu ürünlerin ithali yasaklanmalıdır. Denetimler talebe bağlı olarak değil zorunlu yapılmalıdır.
8./ Sanayi atık yakma ve depolama tesisleri kurulmamalıdır.
9./ Nükleer santraller ülkemizin elektrik enerjisi gereksinimini karşılayacak tek seçenek olarak dayatılmamalıdır. Ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları çevresel yıkıma yol açmadan değerlendirilmelidir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.10.06.2008
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
|