06.03.2010 TARİHİNDE, MANİSA BAROSUNUN DÜZENLEDİĞİ “CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU VE CEZA YARGILAMASI ÖNLEMLERİ” KONULU SEMPOZYUMDA
TBB BAŞKAN YARDIMCISI AV. BERRA BESLER’İN
YAPTIĞI KONUŞMA METNİ
Manisa Barosunun çok değerli Başkanı,
Önceki Dönem Başkanları,
Saygıdeğer Konuklar,
Bugünkü sempozyumda sizlerle birlikte olabilmek şansını bana veren Manisa Barosunun nazik davetine teşekkür ediyor ve TBB adına hepinize saygılar sunuyorum.
Sempozyumda çok değerli akademisyenlerimizin bizleri aydınlatacakları “Ceza Yargılaması Önlemleri” başlığı altında ele alınacak konular son derece önemlidir.
Uzun bir süredir ülkemizde giderek boyutları yükseliş gösteren ve halkın yargıya güven duygularını sarsan hukuka aykırı uygulamalar bu konularla ilgilidir.
Değerli konuklar,
Hepinizin bildiği gibi medyanın bir numaralı gündeminde yer alan yaşadığımız örneklerle; Hukuk Bilimi ve Hukukun Kuralları acımasızca aşındırılmıştır. Toplum güvenceden yoksun bırakılarak korku ortamına itilmiştir. Oysa İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin “Başlangıç” kısmında, çağdaş anlamda özgür bir toplumdan söz edebilmek için, en başta o toplumu oluşturan insanların “korkudan kurtulmuş” olmaları gerektiği vurgulanmaktadır.
Yaratılmaya çalışılan korku toplumu, Hukuk Devleti ve İnsan Hakları gibi kavramlar için değil -Totaliter ve Otoriter – yönetimler için elverişli bir ortam oluşturur.
Değerli Konuklar,
Yaşadığımız bir yıl içinde hukuk ihlali niteliği açık olan arama ve el koymaların-yakalama ve göz altına almaların –tutuklamaların- iletişimin izlenmesi ve denetlenmesinin toplumda yarattığı korkuyu hiç kimse inkar edemez ve içine sindiremez.
Değerli Konuklar,
Kuşkusuz herkes yargı önüne çıkabilir. Ancak, sağlıklı ve huzurlu bir yargı düzeni, çağdaş Demokrasinin de ön koşuludur. Böyle bir yargı düzeni kurulamamışsa veya mevcut yargı düzeni bu işlevinden uzaklaştırılmaya çalışılıyorsa “Hukuk Devleti–İnsan Hakları-Demokrasi” güvenceden yoksun bırakılıyor demektir.
Artık halkımız, hukuka aykırılıkları yaşamaktan ve izlemekten bıkmıştır. Halkın hukuk düzeni içinde yaşamaya ihtiyacı ve hakkı vardır.
Ne var ki olaylar sona ermiyor. Tırmanış gösteriyor ve yön değiştiriyor. Yargıya siyasi müdahale boyutları genişleyerek ve giderek “Siyasal Yargıya” geçişin, yapıtaşlarının döşenmekte olduğunu gösteriyor. Yargıtay Başkanı’nın basında yer alan “Yürütme Yargıyı kuşatmak istiyor-Yargıda yangın var” yolundaki beyanları ile yargıda kriz dinmiyor, deprem devam ediyor.
Değerli Konuklar,
Hukuk Devleti ve onun en önemli özelliği Yargı bağımsızlığı bugüne kadar hiç böylesine ağır yara almadı. Oysa yargı bağımsızlığı siyasetin görmek istediği gibi bir meslek fantezisi değildir.Yurttaşların halkın, hak ve özgürlüklerin korunabilmesi, tarafsız ve adil bir yargılamanın sağlanması ve hukuk devletinin işlerliği için olmazsa olmaz bir koşuldur.
Hukuk devletinin işlerliği bakımından yargı bağımsızlığının güçlendirilmesine ve tarafsızlığının geliştirilmesine gerçekten ihtiyaç vardır.
Ancak böylesine gerginlik devam ederken;
- Sayın Adalet Bakanının ve Sayın Başbakanın “Yargı reformunun hızla gerçekleştirileceği” yolundaki beyanları inandırıcı olmayıp, samimiyetten uzak ve kaygı vericidir.
- Halkın güvencesi olan yargıya müdahalelerin yoğunlaştığı,
- Olaylarla ilgili olarak yapılanların, Cumhuriyetin Savcılarına karşı yeni anlayışı yerleştirme çabaları olarak nitelendirildiği,
- Yürütme ile yargı arasındaki dengelerin yürütme lehine bozulduğu
- Ve Anayasa değişiklik önerileriyle bu bozukluğun daha da güçlendirileceğinin anlaşıldığı,
- Yargı aleyhine yasamanın da müdahalesinin sağlanacağını öngören Anayasa değişikliklerinin gündeme taşındığı bir ortamda Türk kamuoyunun ve hukuk sistemimizin yıllardır beklediği yargı reformunun gerçekleştirilmesi olası değildir.
Yasamanın ve onun bünyesinden çıkan yürütmenin mutlak egemenliği ve yargının dışlandığı bir anlayışın kuvvetler ayrılığı ilkesindeki dengeleri onarılmayacak şekilde bozacağı açık olduğu gibi hukuk devleti ilkesi ve hukukun üstünlüğü kavramları ile uzaktan yakından bir ilgisi olamaz.
Reform adı altında yargı aleyhine yasama ve yürütmenin güçlendirileceği anlaşılan ve Mart ayında parlamentoya götürüleceği açıklanan düzenlemelerin uzlaştırıcı ve sağlıklı bir ortamda toplumda geniş kapsamlı bir şekilde tartışılmadan, aceleye getirilerek gerçekleştirilmesinin Demokratik sisteme zarar vereceği açıktır.
Değerli Konuklar,
Tekrar edelim ki;
-Yürütmenin yargıya üstünlüğünü sağlayan hükümler Anayasamızdan ve özel yasalardan arındırılmadıkça,
-İstişari ziyaret raporlarında tavsiye edildiği gibi Adalet Bakanlığının Hakim-Savcı-Avukat ve HSYK üzerindeki etkinliği giderilmedikçe,
-HSYK’nın kararlarına karşı yargı yolu açılmadıkça,
-Kuvvetler ayrılığına dayalı Devlet yapımızda erklerarası bozulan dengeler yerli yerine oturtulmadıkça ve bütün bunlar bilimsel ölçülere göre toplumda tartışılmadıkça yargı reformu adı altında yapılacakların yeni sıkıntıları da beraberinde getireceği sürpriz olmayacaktır.
Beni dinlediğiniz için teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
Türkiye Barolar Birliği
Başkan Yardımcısı
Av. Berra BESLER |
|