| TÜRKİYE
BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK'UN
İSTİNAF- BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ-
ÜST MAHKEMELERİ
TOPLANTISINDAKİ KONUŞMASI
Sayın Başkanlarım, Sayın Yargıtay Üyeleri Sayın Meslektaşlarım
ve değerli konuklar;
Yeni dönemde Yargıtay Başkanlığı ile birlikte ikincisini
gerçekleştirdiğimiz etkinliğimize hoş geldiniz diyor, toplantının
yararlı ve verimli geçeceğine olan inancımla, hepinize saygılar
sunuyorum.
Ülkemizde kısaca "İstinaf" olarak tanımlanan "Bölge
Adliye Mahkemeleri" ve "Üst Mahkemeler" biçiminde
de tanımlanan mahkeme teşkilatının kurulması, yargı sorunlarının
tartışıldığı her ortamda yeni bir çözüm olarak önerilmiştir.
Yargı sistemimizde daha önce uygulanan ancak, sakıncaları
nedeniyle 1924 yılında kaldırılan kurum, yeniden gündeme getirilmiş
ve yakın zamanda konuyla ilgili yasa tasarısının TBMM Genel
Kuruluna indirileceği öğrenilmiştir.
Yargı ve Hukuk sistemimiz için son derece önemli olan bu
konunun yerli ve yabancı bilim adamlarıyla ve uygulamacıları
tarafından, her yönüyle tartışılmasında büyük yararlar olacağı
kanısındayız. Bu noktada, böyle bir etkinlik düzenleyeceğimizi
Adalet Bakanımız Sayın Cemil Çiçek'e ilettiğimizde, yasa tasarısını
toplantıdan sonra TBMM Genel Kuruluna götüreceğini, etkinlik
sonrası çıkacak görüş ve düşünceleri de dikkate alacaklarını
bildirdiler. Bu duyarlılıklarından dolayı kendilerine teşekkür
ediyoruz.
Günümüzde yargı karşı karşıya olduğu iş yükü nedeniyle tıkanma
noktasına gelmiştir. Hukuk ve Ceza davaları aylarcı, yıllarca
uzayarak, hem büyük zararlara neden olmakta, hem de devletin
saygınlığına gölge düşürmektedir. Bu olumsuz durumun giderilmesiyle
yargıya önemine ve konumuna uygun işlerlik kazandırılması
yönünde, birçok görüş ve düşünce üretilmiştir. İşte yıllardır
bu sorunların çözümünde önerilen yol ve yöntemlerden biri
de "İstinaf" yoludur. İstinaf ile ilgili olumlu
görüş ve düşünceler yanında, ciddi kaygılarını ifade eden
büyük bir hukukçu kesimi vardır. Türkiye Barolar Birliği geçmişten
bu yana sadece "İstinaf" mahkemelerinin kurulmasının,
yargı sorunlarının çözümünde ve iyileştirilmesinde büyük bir
değişiklik yapmayacağını, kısa bir süre iyileşme olsa dahi,
zamanla aynı sorunların daha ağır bir biçimde yaşanacağı fikrini
savunmuştur. Bu tespitleri ve kaygıları paylaşan Prof.Dr.Baki
Kuru bir yazısında; "Prensip olarak"İstinaf"
Mahkemelerinin yeniden kurulması yararlı olur. Ancak "İstinaf"
mahkemelerinin yeniden kurulması için vakit henüz erkendir.
Çünkü, "İstinaf" mahkemelerinin kurulması için gerekli
ortam; ancak mahkemelerimizi gerek nicelik, gerekse nitelik
bakımından yeteri kadar hakim, savcı, başkatip ve zabıt katibi
ile donatmak, mahkeme kalem teşkilatını ıslah etmek, davaların
çabuk, basit ve ucuz bir şekilde sonuçlandırılabilmesi için
gerekli tedbirleri almak suretiyle sağlanabilir. Ancak bundan
sonra kurulacak istinaf mahkemeleri faydalı olabilir. Gerekli
ortam hazırlanmadan istinaf mahkemeleri kurmak yararlı değil,
bilakis zararlı olur" demektedir. Ülkemizin hukuk usulü
dalında en yetkin isimlerinden birisi olan sayın hocamızın
"İstinaf" mahkemeleri için öne sürdüğü koşulların
hangisi gerçekleşmiştir? Yeterli yargıç, savcı ve adlı personel
var mıdır? Mahkemelerin bina, araç, gereç ve donanımları yeterli
midir? Belki de tüm bunların hepsine yanıt olacak Adalet Bakanlığı
Bütçesi önemine ve konumuna uygun olarak, genel bütçeden yeterli
pay almakta mıdır? Bu soruların hiç birisine olumlu yanıt
vermek mümkün değildir. Bu sorulara olumlu yanıt veremediğimiz
sürece "İstinaf" mahkemelerine olumlu bakmak, ya
da onu yargının bilinen bir çok sorununa çare olarak kabul
etmek mümkün değildir.
Günümüz Türkiye'sinde davaların uzama nedenleri arasında
önem ve etkinlik açısından sıralama yapıldığında "İstinaf"
mahkemelerin yokluğu gerilerde yer alır, yargının hızlanmasında
çok daha önemli ve etkin düzenlemeler yapılabilir. Sorunların
çözümünde ilk ve tek koşul yetişmiş insan unsuruna bağlıdır.
Aynı özellikleri taşıyan iki davanın görüldüğü adliyede, koridorun
başındaki mahkemede dava normal süresi olan 6 ay ile 1 yıl
arasında bittiği halde, koridorun öteki ucundaki mahkemede
yıllarca sürebilmektedir.Bunun makul, mantıklı açıklaması
ve tutarlı bir gerekçesi olamaz. Adliye mesleğine yönelen
insanlarda her geçen gün kalite düşmektedir. Geçmişin en çekici
ve popüler mesleği olan yargıçlık ve savcılık artık eski çekiciliğinden
çok uzaktır. Bilgili, yetenekli, donanımlı ve çalışkan hukuk
mezunlarının ilk tercihleri SPK, RK, BDDK, HDTM ve Merkez
Bankası gibi olanakları fazla olan kurumlar, daha sonra Avukatlık
ve son olarak bu alanlarda kendisine yer edinemeyenlerin başvurduğu
meslek olarak yargıçlık ve savcılık mesleğinin ilk tercih
edilecek meslek haline getirilmesi ve meslek mensuplarının
yetişmesinde ve seçiminde işin önemine uygun düzenlemeler
yapılması gereklidir.
Yeni düzenlemenin tüm sorunları çözeceği ve yargıdaki tıkanıklığı
azaltacağını beklemekte fazla iyimserlik olur. Çünkü İdari
Yargılamada yapılan yeni düzenleme, başlangıçta belirli bir
rahatlık getirdi ve Danıştay'ın yükü kısman azaldı ama şimdi
Danıştay eski durumuna döndü ve yine davalar yıllarca sürmekte
ve kararlar aylarca yazılamamaktadır.
İstinaf ya da Bölge Adliye veya Üst Mahkemeleri olarak tanımlanan
yeni düzenlemeyle ilgili kaygı ve tespitlerimizi sizlerle
paylaşmak istedik. Amaç, hızlı, ucuz,adil ve etkili bir yargılamanın
alt yapısının oluşturulmasıdır. Bu amacın gerçekleşmesi doğrultusunda
Türkiye Barolar Birliği her türlü desteği geçmişte olduğu
gibi şimdi de verecektir.
Dalında uzman olan yerli ve yabancı bilim adamlarıyla uygulamacıların
iki gün süre ile yapacağı öneri ve açıklamalardan yararlı
sonuçlar çıkacağı inancındayım. Etkinliği gerçekleşmesinde
bize her türlü katkıyı verenlere teşekkür eder, saygılarımı
sunarım.
Avukat Özdemir Özok
|