TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

TBB Başkanı Avukat Özdemir Özok'un
"Bankacılık Kanunu ve İlişkili Kanun Değişikliklerinin Hukuk Açısından Değerlendirilmesi"
toplantısında yaptığı açış konuşması.

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmesi devam etmekte olan "Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı" kamu oyuna sunulduğu günden itibaren büyük tartışmalara ve eleştirilere neden olmaktadır.

Kısa süre önce, özerk kuruluş olduğu söylenen BDDK Başkanlığı'ndan istifa eden Engin Akçakoca "Kasım 2000 ve Şubat 2001 yıllarında yaşanan ekonomik krizden sonra, bankacılık kesiminin yeniden yapılandırılmasının ülkeye 43.6 milyar dolara mal olduğunu" söyleyerek devamla, "bu miktarın 21.9 milyar dolarının 'görev zararı' karşılığında kamu bankalarına, kalan 21.7 milyar doların da, özel bankalara şırınga edildiğini" belirtmiştir.

Kişi başına yıllık geliri 2500 dolar olan ülkemizde, bu rakamlar sistemin ne denli çürümüş olduğunu göstermektedir. Bu durum, ilkesiz, bilgisiz, yeteneksiz, öngörüsüz ve acımasız yöneticiler elinde ülke kaynaklarının nasıl çarcur edildiğinin belgesidir. ABD ve AB başta olmak üzere uluslar arası finans kuruluşlarından yardım almak için olmadık tavizler vereceksin, hatta bu noktada ulusal birliğini tehlikeye atmayı dahi göze alacaksın, öbür yandan milyar dolarların buharlaşmasına seyirci kalacaksın. Bu çelişkinin bilimsel açıklaması yoktur. Bunun tek açıklaması sadece bankacılık sektöründe değil, yaşamın her alanında sübjektif ve kişisel değerlerin toplumsal değerlerin önüne konulması anlayışının egemen anlayış haline gelmesidir. Partizanlık başta olmak üzere, hemşehrilik, bölgecilik, mezhepçilik, tarikatçılık, kulüpçülük gibi referans ve birliktelik anlayışı bilimsel gerçekleri yok saymaktadır. Bu bağlamda hiç kimse çıkıp da "Kamu bankalarının zararlarının tümü görev zararıdır" diyemez. Çünkü kamu bankaları yıllardır, iktidar partileri ve onların yandaşlarının, haksız ve usulsüz kredi kurumları olarak görev yapmıştır.

Bankacılık sektörü, sağlam ve kurallarına göre işleyen ekonominin temelini oluşturur. Bu önemli işlevi nedeniyle, ulusal ve uluslar arası finans hareketlerinin kaynağı olan bankacılık, kredi ve güven olgusuna büyük değer verir. Bankacılığın "olmazsa olmaz" koşulu olan kredi ve güven unsurları, yüksek moral değerlere sahip yöneticilerin basiretli davranışları ve her türlü baskıya karşı dirençleriyle yaşama geçebilir.

Bu özelliklere sahip yöneticiler tarafından yönetilen ve yönlendirilen bankalar sağlıklı bir biçimde gelişmiş ve büyümüştür. Buna karşın, kuruluş ve yönetiminde sektörün özelliklerini dikkate almadan piyasaya giren bankalar hem kendilerine, hem bankacılık sektörüne, hem de ülke ekonomisine büyük zararlar vermişlerdir. Kuşkusuz, bu ortamın yaratılmasında dönemin siyasi iktidarlarının da büyük sorumluluğu vardır. Nitekim, Kasım ve Şubat krizlerinden sonra bankacılık furyasına dur denilmiş ve 82 olan banka sayısı 51'e indirilmiştir. Peki bu bankalar nasıl kuruldu, nasıl izin aldı, nasıl mevduat topladı? Bunlar yeterince irdelenmeden, sistem tümden masaya yatırılmadan sadece batık banka yöneticilerini suçlamak, onları cezalandırmaya yönelik popülist düzenlemelere gitmek kalıcı sonuçlar vermediği gibi, ulusal bankacılığa da büyük zararlar verir. Bu tasarı yasalaşırsa son dört buçuk yılda Bankalar Kanunu'nda yapılan değişiklik sayısı 8'e ulaşacaktır. Bankalar Kanunu'nda 18.6.1999 gün ve 4389 sayılı, 17.12.1999 gün ve 4491 sayılı, 12.5.2001 gün ve 4672 sayılı, 20.6.2001 gün ve 4684 sayılı, 30.1.2002 gün ve 4743 sayılı, 9.4.2003 gün ve 4843 sayılı, 31.7.2003 gün ve 4969 sayılı yasalarla köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerin en belirgin özelliği her yasa bir öncekinden daha ağır yaptırım ve koşullar içermektedir. Son iki değişiklik bu iktidar zamanında gerçekleşmiş olmasına karşın, İmar Bankası'nın hukuk dışı işlemleri uzunca bir süre engellenememiş ve yurttaşlarımızın mağduriyeti önlenememiştir. Bu örnekler, sorunların sert ve güçlü yasalar çıkarılarak önlenemediğini göstermektedir.

Çözüm, hiçbir hesap içinde olmadan, ön yargılardan arınmış tartışmaya ve müzakereye açık, saydam bir şekilde, uzmanlığa saygılı olarak sektör temsilcileriyle birlikte, sadece hukuk değil, ekonomi, muhasebe ve bankacılık bilgilerinden de yararlanarak yeni ve köklü bir düzenleme yapmaktır.

Konunun uzmanlarının tartıştığı toplantıda, yasa tasarısıyla ilgili ayrıntıya girmek istemiyorum. Ancak sadece bu yasa tasarısı ile ilgili olmayan, çıkarılan tüm yasalarla ilgili ortak bir yakınmayı dile getirmek istiyorum. Son dönemlerde TBMM'nde bir yasayla bir çok yasanın, bir çok maddesinde önemli değişiklikler yapılmakta, bunun sonucu olarak, yasa maddeleri arasındaki uyum kaybolmaktadır. Özellikle, bu iktidar döneminde yeterince tartışılmadan peş peşe çıkarılan yasalarla bir anlamda hukuk sistemimizin balansı bozulmuştur. Örneğin temel tartışma konusu olan "Bankalar Kanunu'nda" değişiklik yapan bu yasa tasarısıyla, Hukuk Muhakemeleri Usulü Yasasının 286.maddesi, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 76. maddesi, Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Yasanın 2,22,26,36. maddeleri, Harcırah Yasasının 33.maddesi, Motorlu Taşıtlar Vergi Yasasının 4.maddesi, Devlet Memurları Yasasının 146.maddesi, Emlak Vergisi Yasasının 414.maddesi, Danıştay Yasasının 34.maddesi, Katma Değer Vergisi Yasasının 17.maddesi, 27.6.1989 gün ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye bir geçici madde eklenmesi, Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Yasanın 17. maddesinde, 13.11.1996 günlü Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 2 ve 8. maddelerinde değişiklik öngörmektedir.

Bu tasarıyla getirilmek istenen düzenlemenin gerekçesi ne olursa olsun özel ve kamu hukukunun temel ilkeleri yanında, uluslar arası sözleşmelerin güvence altına aldığı kişi hak ve özgürlüklerini ihlal etmektedir.

Bütün bunları tartışmak ve yasama çalışmalarına katkı sunmak için, İstanbul Barosu'yla birlikte bu toplantıyı düzenlemiş bulunmaktayız. Toplantı gününde tasarının TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülüyor olmasını da bir şans olarak görüyoruz.

Toplantıdaki tüm konuşmalar banda alınmaktadır. En kısa sürede çözülecek ve bastırılarak başta TBMM üyeleri olmak üzere ilgililere gönderilecektir.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, etkinliğin yararlı geçmesini diliyor, sizlere saygılarımı sunuyorum.


Avukat Özdemir Özok

 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
Başkanın Özgeçmişi
Başkanın Mesajı
Konuşmalar
Konuşma Videoları
E-Posta

 

Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Bilgi İşlem Müdürlüğü