TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

 

TBB BAŞKANI AV.ÖZDEMİR ÖZOK'UN
4-6 EKİM 2004 GÜNLERİNDE
21. ULUSAL BİLİŞİM KURULTAYINDA YAPTIĞI SUNUM  

 

E-DÖNÜŞÜM VE TÜRKİYE 

Öncelikle ülkemiz bilişim alanında çok yararlı çalışmalar yapan ve 21. Ulusal Bilişim Kurultayını gerçekleştiren Bilişim Derneğinin sayın yöneticilerini ve böylesi görkemli ve etkili kurultayın düzenlenmesinde, bu işlerin nedenli güç gerçekleştirildiğini bilen birisi olarak, organizasyonda emeği geçen herkesi içtenlikle kutlar, kurultayın başarılı geçmesini dilerim.

Sayın konuklar,

Bilimsel devrimi yaşamamış bir ülkenin yurttaşları olarak, kısaca çağdaşlaşma diye tanımlayabileceğimiz çağcıl değerleri benimseme, özümseme ve uygulama konularında çok ciddi sorunlar yaşamaktayız. 16. yüzyıla kadar görünüşte ve biçimsel de olsa, Avrupa ile aynı gelişmişlik düzeyinde olan Osmanlı, aşırı merkeziyetçi yapısı, özgür düşünceye kapalılığı, doğayı nesnel biçimde inceleyerek anlama dürtüsü yanında, bilimsel merakı baskılayan ortamının etkisiyle çok yakınında gerçekleşen bilimsel devrimin dışında ve uzağında kalmıştır. Bu süreçte batı bilimsel devrimi yaşamakla kalmamış, onun sonucu olan özgün bir kültürü, bilimsel kültürü de yakalamış ve geliştirmiştir. Bilim kültürünün eksikliği bu gün, günümüz Türkiye'sinin de en önemli açmazını oluşturmaktadır. Bir yanda bilişim teknolojisinin açtığı sonsuz ufuklar, çağdaş değerler, diğer yanda hala etkinliğini acımasızca sürdüren yerel çağdışı değerler. Türkiye de bilimsel araştırmanın ulusal eğitim politikasında temelli olarak yer alması, ancak cumhuriyet döneminde 1933 yılında gerçekleştirilen, İstanbul Üniversitesi ve Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü reformlarıyla olmuştur. Buna karşın batıdaki ülkelerde ise bilimsel devrimle birlikte, 1600'lü yıllardan itibaren araştırmalar başlamış ve yeni bilgilere ulaşılmıştır. Bilimsel devrimin temelini, gözlem, deney ve matematiksel gösterime dayanan araştırma yöntemiyle yeni bilgi üretimi oluşturmaktadır. Nedensellik ilkesine, mantıklı düşünceye dayanan araştırmaların gerçekten yeni bilgiler üreterek dünyayı değiştirdiği görülünce, bu durum aynı zamanda sosyal bilimleri de etkiliyor, demokratik yaşamı özendiriyor ve aydınlanma çağının gelmesine neden oluyor. Aydınlanma çağı ise, hepimizin bildiği gibi, din ile siyaset ve bilim arasındaki farkları ortaya çıkarıyor, insanlarda özgür düşünmeyi geliştiriyor ve çağdaş yaşamın güçlü temellerini atıyor. Bunun sonucu olarak yaşanan yeni gelişmelerle sanayii devrimi yakalanıyor. Sanayii devrimiyle birlikte o güne kadar gelen tüm değerler altüst oluyor, ekonomik düzenler başta olmak üzere, insan yaşamı farklı ve yine bir boyut kazanıyor. Ülkemiz, toplumumuz, insanımız bu tarihsel gelişmeleri dünden bu güne, sadece uzaktan izlemiş, hiçbir zaman içinde ve odağında olamamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan köklü atılımlarla gelişmelerin yakalanması istek ve düşüncesiyle “Muassır Medeniyet” hedef gösterilmiştir. Ancak geçen süreç içinde cumhuriyetin çizdiği yol haritası tam olarak izlenmemiş, hedefler saptırılarak bu günkü noktaya gelinmiştir. Yeni hedefleri yakalamanın en temel koşulu kendi konumunu ve performansını çok iyi bilmek ve eksiklerini gidermekle mümkün olur. Aksi taktirde her alanda olduğu gibi öncü değil, izleyici ya da, kopyacı olmak kaçınılmaz kader olur.

Yukarda kısaca belirttiğim gibi, dünya sanayi-endüstri toplumunun bilgi-enformasyon toplumuna dönüştüğü yeni bir dönemi yaşamakta biz ise, yine tarihsel süreçte olduğu gibi bu baş döndürücü gelişmeleri sadece izlemekte ve uyum sağlamaya çalışmaktayız.

Konumuz olan Bilişim Teknolojilerindeki gelişme devrim niteliğinde olup ekonomiyi, mesleklerin yapısını, insan gücü profilini, yönetim ve iş yapma biçimlerini, ticareti, kültürü, eğitimi, sağlığı, eğlenceyi kısacası yaşamın her alanını köklü olarak değiştirmektedir.

Gelişmiş ülkelerde, başta ekonomi, devlet yönetimi, sağlık ve eğitim alanları olmak üzere kamu hizmetlerinin sunulmasında ve yürütülmesinde internet ve bilişim teknolojilerinin kullanılmasıyla, daha etkili, verimli, süratli ve kaliteli hizmet sunulduğu gözlemlenmektedir. Bilişim teknolojilerinin büyüme için stratejik önemini kavramış olan devletler; ulusal politikalar, örgütlenme ve eylem planları ile ülkelerini bu teknolojiler ile donatıp iş dünyasına ve vatandaşlarına rekabet yeteneği kazandırmanın mekanizmalarını kurmaktadırlar. Bu amaçla, ülkemizde bilgi toplumunun oluşturulması ve Avrupa Birliği standartlarına ulaşılması hedefiyle, ulusal bir strateji etrafında birlikteliği sağlayacak e-Dönüşüm Türkiye Projesi” önemli araçlardan biri olarak belirlenmiştir. E- Dönüşüm projesiyle vatandaş odaklı, daha katılımcı, şeffaf ve etkin devlet yapısının oluşturulması için; kamu hizmetlerinin sunumunda bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin şekilde kullanılmasını sağlayacak yasal, idari, teknik altyapının oluşturulması hedeflenmektedir.

Ülkemizde bilişim teknolojilerinin ve internet'in devrimsel boyutu son yıllarda daha iyi kavranarak e-dönüşüm çalışmalarına ivme kazandırıldı. Bunun yargıdaki ayağını UYAP projesi oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığı teknolojinin hukuk alanında kullanımı için UYAP projesini yaşama geçirme çalışmalarını hızla sürdürmektedir. Projenin temel amacı, zaman kaybetmeden adaletin yerine getirilerek vatandaşın mağdur olmasını engellemektir. Başka bir anlatımla UYAP, Adalet Bakanlığı ve bağlı kuruluşları bünyesinde yürütülen faaliyetlerin ve yargı sistemi ile ilgili işlevlerin bilgisayar yardımıyla tam entegre bir şekilde otomasyona geçirilmesidir. TBB olarak bu büyük ve kapsamlı projenin yaşama geçmesi konusunda her türlü desteği vermekteyiz.

TBB olarak biz de e-Türkiye, e-Devlet projelerine kendi alanımızda katkı sunmak için çok önemli çalışmalar başlattık ve TBB bünyesinde oluşturduğumuz, bilişim komisyonu ve ona bağlı uzmanlardan oluşan bilişim grubumuz AV.TR, E-Avukat, E-Baro gibi önemli projelere imza atmıştır.

Kuşkusuz internet, hak ve sorumlulukların yasal sorumluluk sistemi içinde belirlendiği, bireylerin ve kuruluşların korunduğu bir alanda yani hukukun şemsiyesi altındadır. Bu açıdan baktığımızda internet'e özgü yeni bir takım düzenlemelerin yapılması ve var olan düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi mutlak bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Internet'in çok hızlı gelişmesi ve uluslararası yapıya sahip olması ve yaşamın hemen hemen her alanını etkilemesi internet'in bütününe yönelik her yönünü içeren tek bir ulusal düzenlemenin yapılabilmesini olanaksız kılmaktadır.

Bilgi toplumu vizyonunda Ceza Kanunu'na eklenen bilişim suçları, Elektronik İmza Kanunu, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması ve Gizliliğin Sağlanması hakkında hazırlanan kanun tasarısı gibi bazı önemli ilerlemeler de kaydedilmiş olmakla birlikte, kat edilmesi gereken uzun bir yol bulunmaktadır. Düzenleme konusu hukukî çerçevenin, düşünce ve ifade özgürlüğü, demokratik ve şeffaf yönetim, tarafsızlık ve açıklık ilkeleri temelinde, katılımcı bir yaklaşımla düzenlenmesi ve bilgi toplumuna uygun dinamik bir hukuki yapının inşa edilmesi gerekmektedir. Öte yandan yapılan ve yapılacak ulusal düzenlemelerin uygulanabilirliğini sağlamak ve uluslararası düzenlemelerle uyumu gözetilmelidir.

Artık pek çok hukuki işlem Internet üzerinden gerçekleştirilmekte, yeni suç tipleri ortaya çıkmakta, sözleşmeler Bilişim Teknolojilerinin getirdiği yeni iletişim araçları ile müzakere edilerek imzalanmaktadır. Bahsettiğimiz bu yenilikler konuya ilişkin hukuk bilgisinin de hukukçular tarafından kazanılması lüzumunu beraberinde getirmiştir. Tüm bu nedenlerle hukuk eğitiminde Bilişim Teknolojilerinin getirdiği yeni hukuki problemleri ve uygulamaları kavramaya yetecek derecede bir eğitim uygulamasına geçilmesi kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmıştır. Eğitim konusunda hukukçuların ve hukuk öğrencilerinin ilk başta Bilişim Teknoloji araçlarının kullanımı konusunda eğitilmeleri ve ardından hukuk perspektifinden Bilişim Teknolojilerinin getirdiği değişiklikleri anlayacak ve çözümler üretecek temel bilgiye sahip kılınmaları sağlanmalıdır. Bunun için hukuk fakültelerinde ve hukuk fakültesinden mezun olan ve avukatlık stajı aşamasında bulunan stajyer avukatlara yeni teknolojik iletişim araçlarının kullanımı konusunda eğitim verilmesinin yararlı olacağı görüşündeyiz.

Teknolojik gelişim sonucu ortaya çıkan sorunlara çözüm sağlayıcı tüm hukuksal düzenlemelerin kısa vadede yapılması zor görünmektedir. Ayrıca, Internet'in uluslararası niteliği, uluslararası düzenlemeleri ve devletler arası işbirliğini gerekli kılmaktadır. Yapılacak düzenlemelerin amaca yönelik olmasının ise, ancak kullanıcıların eğitilmesiyle mümkün hale gelebileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenlerle, düzenlenecek hususların çok yönlü olarak ele alınması ve kanun yapma sürecinde son derece titiz davranılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca kanun yapma sürecinde ilgili tarafların görüşleri alınmalı, bu konuda iş birliği sağlanmalı ve yine bu süreç boyunca çalışmalar sürekli gözden geçirilmelidir. Bu alanda çıkarılacak kanunların genel ve aşırı ayrıntıdan uzak olması gereklidir. Son dönemde yapılan hukuki düzenlemelere ve hazırlanan kanun tasarılarına bakacak olursak ; Elektronik İmza Yasası 23 Ocak 2004 tarihinde yayımlanmış ve altı ay sonra Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu altı aylık süre özellikle Kanunu uygulayacak olan mahkemelerin yeni hükümlere alışmaları, bu konular hakkında bilgilendirilmeleri veya bilgilenmeleri için konulmuş bir süre idi. Dolayısıyla mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin hazırlanması ve uygulamacıların bilgisine sunulması, öte yandan hakimleri bu konuda bilgilendirecek toplantıların, eğitim seminerlerinin düzenlenmesi gerekmekte iken ne yazık ki bu konuda kamuoyunu yeterli şekilde bilgilendirici faaliyetler geçekleşmemiştir. Uygulaması başlamış olan dijital imzanın kullanıcılarının yani halkın bu konuda bundan sonra eğitilmesi ve bu yeni imza türünü kullanma açısından bilinçlendirilmesi kısa dönemde yapılması gereken işlerden biridir. 9 Ekim 2003 tarihinde kabul edilen Bilgi Edinme Hakkı Kanunu için de yürürlüğe giriş tarihi 6 ay sonrası olarak belirlenmiş ve Nisan 2004 tarihinde yürürlüğe giren kanunun uygulanması için bir de Yönetmelik çıkarılmıştır. Bu kanuna ait uygulamaların elektronik imzaya oranla kanunu uygulamakla yükümlü kuruluşlarca daha yaygın ve etkili şekilde gerçekleştirildiğini gözlemlemekteyiz. Ancak bilgiye erişim özgürlüğü Anayasayla teminat altına alınmalı ve yasayla getirilen istisnalar ve sınırlandırmaların kapsamı daraltılmalıdır. E-dönüşüm çalışmaları kapsamında yürütülen faaliyetler ve düzenlenecek kamusal veritabanlarındaki bilgilerin ne şekilde tutulacağı Mernis veya benzeri sistemlerde bulunan kişisel verilerin kötüye kullanılmasının engellenmesi için “Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun Tasarısı” biran önce tartışmaya açılmalı ve yasalaştırılmalıdır.

Bilişim Teknolojilerindeki hızlı gelişme, beraberinde birçok yasal düzenleme ihtiyacı getirmektedir. Bu ihtiyaçlardan önemli bir kısmını da Ceza Hukukuna ilişkin olanları oluşturmaktadır. Yürürlükteki Türk Ceza Kanunu'nda cürümler başlıklı ikinci kitabın 11. ve son babında “Bilişim Alanında Suçlar” adı altında konuyla ilgili düzenleme yapılmıştı, yeni kabul edilen Türk Ceza Kanunu da hırsızlık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının bilişim sistemleri aracılığıyla yapılması halinde uygulanacak cezalar kanunda açıkça hükme bağlanmıştır.

Bilişim Suçlarına ilişkin yeni yasada getirilen düzenlemelere yönelik olarak şu hususları eklemek istiyorum ; Bir kanun ne kadar iyi kaleme alınırsa alınsın, ne kadar kapsayıcı olursa olsun, o kanunu uygulayacak, olayla ilgili delilleri toplayacak ve soruşturmayı yürütecek kişilerin kanunun kapsadığı hususlarda belli bir bilgi birikimine sahip olmaları gerekmektedir. Bu sebeple öncelikle ihtisas mahkemelerinin kurulması gereklidir. Bu ihtisas mahkemelerinin hakimleri sadece bilişim suçları ile ilgilenmeli ve çok özel bilgi gerektiren konularda her türlü destek sağlanarak uzmanlaşmalarına yardımcı olunmalıdır.

En az bunun kadar önemli bir sorun da bir bilişim suçunun işlenmesinden mahkeme önüne getirilmesine kadar geçen süreçte görev üslenen savcıların ve ona bağlı kolluk gücünün de konu hakkında uzmanlaşmış olmasıdır. Çünkü bilişim suçlarının niteliği gereği bu suçlara ilişkin delil elde etmek, bunları saklamak, değerlendirmek ve mahkeme önüne sunmak uzmanlık gerektiren bir iştir.

Her geçen gün ortaya çıkan yeni eylemler kanunları zorlamaktadır. Suç oluşturacak eylemleri ayrıntılı olarak ve tek tek düzenlemeye kalkmak, hem kanun yapma tekniği bakımından uygun olmayacak hem de kanunların oluşturduğu ve kısmen bugün de yaşanan mevzuatın içinden çıkılamaz, uygulanamaz hükümlerle dolmasına yol açacaktır. Bu sebeple mümkün olduğunca sade bir anlatıma sahip ve daha genel kapsamlı hükümler getirilmelidir. Her zaman vurguladığımız gibi bu özel konunun düzenlenmesinde hukukçularla teknik adamlar iş birliği yapmalıdır.

Av.Özdemir Özok

 

 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
Başkanın Özgeçmişi
Başkanın Mesajı
Konuşmalar
Konuşma Videoları
E-Posta
Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Web Tasarım Birimi