TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

TBB BAŞKANI ÖZDEMİR ÖZOK'UN
BAROLARDA YAPTIĞI
“YENİ TÜRK CEZA KANUNU”
VE
“CEZA MUHAKEMELERİ KANUNU”

KONUŞMASI


Sayın konuklar, değerli meslektaşlarım,

Bildiğiniz gibi kısa bir süre önce “Yeni Türk Ceza Kanunu” ve “Ceza Muhakemeleri Kanunu” TBMM'sinde görüşülerek yasalaşmıştır. Yine bilindiği gibi her üç kanun 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecektir. Her üç kanunun da, yasalaşma sürecinde yeterli biçimde kamuoyunda tartışılmadığı, irdelenmediği ve de bilgilendirilmediği için, hukukçular başta olmak üzere, tüm toplum kesimleri, ciddi bir gerginlik ve endişe yaşamaktadır.

Adalet Bakanlığı baştan sona yepyeni bir anlayışı içeren yasaların uygulanması konusunda savcı, yargıç ve adli personelin eğitilmesi ve bilgilendirilmesi nedeniyle düzenli toplantılar yapmaktadır.

Bizde meslektaşlarımızı yasalardaki yenilikler hakkında bilgilendirmek ve uygulama konusunda desteklemek amacıyla tüm barolarımızda toplantılar düzenlemekteyiz. Bunun için öncelikle 29 hukuk fakültesi dekanlığına yazı yazarak ceza hukuku kürsüsünden görev yapmak isteyen hocalarımızın isimlerini istedik, büyük bir ilgi gören bu girişimimize yanıt geldi ve yaklaşık 28 öğretim görevlisinin ismi bildirildi. Bunlardan oluşturulan ekipler 40'a yakın baromuzda toplantı yapmıştır. Toplantılar büyük ilgi görmekte ve verimli bir biçimde devam etmektedir. Bu toplantılara katılan hocaların tüm giderleri Türkiye Barolar Birliği tarafından karşılanmaktadır.

 

Sayın konuklar,değerli meslektaşlarım,

Bilindiği gibi yasalar durağan, toplumsal yaşam ise sürekli değişken ve hareketlidir. 1926 yılında kabul edilen Türk Ceza Kanunu geçen süre içinde, 68 kez önemli değişikliklere uğramasına karşın, yıllardır yeni bir ceza yasası arayışı ve onun sonucu olarak yasa çalışmaları sürdürülmüştür.

Türkiye Barolar Birliği olarak, geçmişten günümüze sürdürülen ceza yasası çalışmalarına her aşamada katkı sunduk ve ülkemizin, toplumumuzun çağdaş bir ceza yasasına kavuşturulması uğraşısına hep destek verdik. Ancak, bunu yaparken evrensel hukuk normları, modern ceza politikaları ve uygulamadan gelen sorunlar adına yapıcı, yönlendirici kimi eleştiri ve endişelerimizi de her fırsatta dile getirdik.

Yasalaşan tasarılarla ilgili olarak, bakanlıklardaki çalışma döneminden başlayarak, TBMM Adalet Komisyonu çalışmalarına kadar geçen her süreçte olanaklarımızın el verdiği ölçüde her türlü katkıyı sunmaya çalıştık.

Yaklaşık 10-15 baromuzda Türk Ceza Kanunu Tasarısı ile ilgili panel, sempozyum ve konferanslar düzenledik, ayrıca 21-22 Mayıs 2004 tarihlerinde Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'yle birlikte iki gün süren bir panel düzenledik ve sonuçlarını kitap halinde yayımladık.

Türk Ceza Kanunu Tasarısı yasalaştıktan sonra hemen arkasından CMUY çalışmalarına hız verildi ve TBMM Adalet Alt Komisyonu'nda bulunan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı, TBMM'nde görüşülmeye başlandı. Bu aşamada, Türkiye Barolar Birliği olarak CMUY ile ilgili bir çalışma başlattık ve bilim adamlarından, yargıç, savcı ve avukatlardan oluşan bir komisyona “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarı Taslağı hazırlattık. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu Reformu – I-” kitabımızın yanında, “Türk Ceza Kanunu Reformu –2- Makaleler, Görüşler, Raporlar” adını taşıyan bir kitap daha yayımladık.

Bu kitapta; tartışılan ve yasalaşacağı öngörülen Türk Ceza Kanunu” ile ilgili bilim adamlarının, uygulamacıların görüş, düşünce ve eleştirileri yer almaktadır.

Ceza Muhakemesi Yasasının” TBMM'sinde görüşülmesi sırasında öncelikle, Ankara, İstanbul ve İzmir Baro Başkanlarımızla birlikte Adalet Bakanı ve Adalet Komisyonu Başkanı yanında tüm komisyon üyeleriyle görüşülerek endişelerimiz aktarılmış, özellikle ceza yargılamasında silahların eşitliği ilkesi doğrultusunda savunmanın güçlendirilmesi, savcı-avukat arasındaki eşitsizliğin giderilmesi gibi konular yanında, Adli kolluk biriminin oluşturulması istenmiştir.

Şunu hemen belirtmek isterim, Adli kolluk teşkilatının yapılandırılması konusunda emniyet güçleri büyük direnç göstermişler ve bunun sonucu olarak, mevcut düzenleme gerçekleştirilebilmiştir. Yasanın TBBM'si Genel Kurulunda görüşülmesinden bir gün önce ise 24 baro başkanımızla birlikte, AKP ve CHP grup başkan vekilleri ziyaret edilerek yasa hakkındaki görüşlerimiz son kez yazılı olarak onlara da sunulmuştur.

Tüm uğraşların, tüm çalışmaların, onca araştırma ve incelemelerin tek hedefi, tek amacı “adil yargılanma koşullarının sağlanmasıdır. Yargılama hizmeti, devlet yapısı içindeki örgütler ve kişiler tarafından yerine getirilen ve devletin tekelinde olan bir kamu hizmeti ve gücüdür. Bir toplumda düzen ve huzurun, iç barışın sağlanması, kargaşa ortamının yaratılmaması, yargılama örgütünün gücü ve verdiği hizmetin kalitesi ile yakından ilgilidir. Bu hizmetin toplumun beklentilerine ve gereksinimlerine yanıt verebilmesi için etkin, hızlı ve doğru olarak yürütülmesi gerekmektedir. Yargılama sonunda verilen karar adil olmalı, yani adaletin gerçekleşmesini sağlamalıdır. Aksi taktirde toplumsal düzeni kurmak, sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarı yakalamak mümkün olamaz. Bu bağlamda devletin kamu adına harekete geçmesine olanak veren kurallar bütününün büyük bölümünü ceza yasası ile onun oluşturduğu ceza hukuku ilkeleri sağlar. Bu nedenle ceza yasası ve dolayısıyla ceza hukuku toplumların yaşamlarında son derece önemli kurallar bütünü olarak kabul edilir.

Bir toplumun çağdaşlık düzeyi ceza yargılamasında uyguladığı ceza yöntemi ve ceza yasası hükümlerine göre ölçülmekte, insan haklarını hiçe sayan ilkel ceza normları uygulayan toplumlar, ne denli zengin ve ekonomik yönden güçlü olursa olsun çağ dışılık suçlamasına hedef olmaktadırlar.

İnsanlık, günümüz ceza hukuku normlarına ve ceza yargılaması yöntemlerine büyük bedeller ödeyerek kavuşmuştur. İnsanı en saygın varlık olarak kabul eden “Humanist-İnsancıl” doktrinin etkisiyle ceza hukuku normları ilkel kurallardan, çağdaş kurallara büyük bir değişim yaşamıştır. Bu süreç, 1776 Amerika Bağımsızlık ile 1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları bildirgelerinden başlayarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı, Paris Şartı, Helsinki Nihai Senedi ve benzeri metinlerle günümüze kadar devam etmiştir.

Tüm bu çalışmalar devleti “kanun devleti olmaktan çıkarıp, “hukuk devleti” olmaya yöneltmiştir.

Yasalaşan tasarılar beklentilere yanıt verecek nitelikte midir? sorusuna doğrusu evet yanıtını vermek mümkün olamamaktadır. Çünkü ceza hukuku alanında çok önemli isimlerin oluşturduğu büyük bir kesim bu tasarıların “Kanunlaşmaması Gereken Tasarılar” olarak bakmaktaydılar. Bu durum tasarıların daha uzun süre tartışıldıktan sonra, yasalaşmasının çok daha uygun olacağını göstermesi bakımından son derece önemlidir.

Oysa, tasarılar AB'nin dayatması sonucu, TBMM gündemine alınmış ve genel kurulda hızlı bir biçimde görüşülerek, iktidar çoğunluğunun kendi sosyal, siyasal ve toplumsal görüş ve beklentileri doğrultusunda yasalaşmıştır. Kuşkusuz biçimsel yollar izlenerek “yasa buyruğu” olan bu hükümler uygulanacaktır. Ancak, yasaların gelişen, değişen, çağdaş ve aydınlık Türk toplumunun gereksinmelerine yanıt verebileceği yönünde ciddi endişeler vardır. Nitekim hukukçular, basın mensupları başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinden önemli eleştiriler gelmektedir.

Bütün bu eleştirilere karşın, yıllar süren uzun ve yorucu bir çalışmanın ve özverinin ürünü olan bu yasaların, yasalaşmasına emeği geçen ve katkı sunanlara teşekkür ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle sizlere saygı ve sevgilerimi sunar toplantının yararlı geçmesini dilerim.

Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK

 

 

 

 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
Başkanın Özgeçmişi
Başkanın Mesajı
Konuşmalar
Konuşma Videoları
E-Posta
Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Bilgi İşlem Müdürlüğü