|
TBB BAŞKANI ÖZDEMİR ÖZOK'UN
ANTALYA'DA YAPILAN
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ 28. GENEL KURULU
AÇIŞ KONUŞMASI

Türkiye Barolar Birliği'nin önceki sayın başkanları,
Genel Kurul'un değerli üyeleri,
Savunma örgütünün temsilcileri, Sayın meslektaşlarım,
Sayın konuklar,
Yerel ve ulusal basının seçkin temsilcileri,
28.Olağan Genel Kurulu'muza hoş geldiniz, sizleri saygılarımla selamlıyorum.
17-18 Mayıs 2003 tarihlerinde Trabzon'da yaptığımız 27.Olağan Genel Kurul'dan sonra, Ankara dışındaki son seçimli genel kurulumuzu Antalya'da yapmaktayız.
Genel kurul çalışmalarımızın meslek ve yurt sorunlarına olumlu katkıları yanında, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kavram ve kurumlarına da yeni açılımlar getirmesini diliyorum.
Göreve geldiğimiz 12-13 Mayıs 2001 Diyarbakır 26.Olağan Genel Kurulu'ndan sonra, 17-18 Mayıs 2003 günü Trabzon'da yaptığımız 27. Olağan Genel Kurul'da, ilk iki yıllık çalışmalarımız genel kurulun sayın üyeleri tarafından oy birliğiyle aklanmış olmasına karşın, bu Genel Kurul'da, 17-18 Mayıs 2003 Genel Kurulu'ndan sonra iki yıllık, göreve geldiğimiz 13 Mayıs 2001 tarihinden sonra bir seçim dönemini kapsayan dört yıllık çalışmalarımızla huzurlarınıza çıkmış bulunmaktayız. Bu nedenlerle, aklanmış olduğumuz konular hakkında da seçim dönemi çalışmalarını içerdiği için kimi hatırlatmalar yapmak durumunda kalacağız.
Genel kurulun değerli üyeleri, sayın meslektaşlarım;
Dört yıl önce Diyarbakır'da yaptığımız Genel Kurul'da, “Çağdaş bir Türkiye özlemidir bizi yönlendiren, demokrat bir Cumhuriyettir temel hedefimiz, özgür yurttaş olmaktır seçimimiz, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve sivil toplumdur özümsediğimiz, eşitlikçi, dürüst ve erdemli bir yönetimdir istediğimiz” sözleriyle huzurunuza çıkarak, dört yıl süre ile Türkiye Barolar Birliği'ni sizlerle birlikte yönetmek için yetki istemiştik. Genel kurul bu onurlu görevi bize emanet ederek, beni ve kendileriyle çalışmaktan büyük mutluluk duyduğum yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımı göreve getirmiştir.
Görevde bulunduğumuz süre içinde her eylem ve davranışımız, açık, net, saydam biçimde ve “Gün Işığında Yönetim” anlayışıyla gerçekleştirilmiştir. Başka bir anlatımla, merkezi Ankara'da; aklı, yüreği, coşkusu her baromuzda, tüm ülkede ve bütün dünyada olan bir yönetim anlayışını sergilemeye çalıştık.
Bu anlayışın bir sonucu olarak, tüm çalışmalarımız, baro başkanlarımız başta olmak üzere, Türkiye Barolar Birliği Genel Kurul delegelerine, 1969 yılından günümüze kadar Türkiye Barolar Birliği organlarında görev yapmış değerli meslek ustalarımıza ve savunma mesleğine hizmet etmiş sayın meslektaşlarımıza düzenli olarak iletilmiştir. Böylece, geniş bir meslektaş topluluğunun bizleri sürekli bir biçimde izlemelerine, eleştirmelerine, çalışmalarımıza katkıda bulunmalarına olanak sağlanmıştır.
Tüm bunların yanı sıra, Trabzon'da yapılan 27. Olağan Genel Kurul'da olduğu gibi, bu genel kurul öncesi de çalışmalarımızla ilgili olarak düzenlediğimiz raporu, yaklaşık bir ay önce siz değerli üyelerimizin takdir ve değerlendirmelerine sunduk. Bu konularda ayrıca bilgi vererek, tek tek açıklamalar yaparak, genel kurulun çok değerli ve de sınırlı zamanını almak istemiyorum. Çünkü, yaptığımız ve yapamadığımız her şey raporda olanaklar el verdiğince ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışılmış ve bilgilerinize sunulmuştur. Yapılan açıklama ve bilgilendirmeyi yeterli bulmayan ve daha ayrıntılı bilgi isteyen tüm üyelerin sorularını da yine zaman elverdiği sürece yanıtlamaya çalışacağım.
Dört yıl süreyle birlikte çalışmaktan onur duyduğum, çok değerli yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla, yönetim hak ve yetkilerini eşit ve demokratik koşullarla, mesleğimiz ve meslektaşlarımız adına yansız, objektif ve dürüst bir biçimde kullandık. Alınan her karar, yapılan her iş, incelenen her konu, demokratik yöntemlerle oluşturulmuş ve sonlandırılmıştır. Çalışırken bizleri yönlendiren, motive eden, güç veren nedenlerin başında, savunma mesleğinin özverili temsilcileri, değerli meslektaşlarımıza ve mesleğimize yararlı hizmetler sunma duygu ve düşünceleri gelmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle sürdürdüğümüz görev süresince, hiçbir baro başka bir barodan, hiçbir meslektaş başka bir meslektaştan bize daha yakın, ya da daha uzak olmamıştır. Bu ortak duruşun, doğal gereği olarak, tüm barolarımızla saygın ve ilkeli birliktelikler kurduk. Bir çok yurt ve meslek sorununun üstesinden beraberce gelmeye çalıştık. Bu amaçla Türkiye Barolar Birliği'nin merkezinde ve yerel barolarımızda sık sık bir araya geldik, ortak sorunlarımızı masaya yatırarak birlikte çözüm yolları aradık. Bunda da çoğu kez başarılı olduk ve olumlu sonuçlar aldık. Özellikle, 4667 sayılı yasanın mesleğimize ve savunma örgütüne kazandırdığı yeni kurum ve kavramlar yanında, getirdiği iş yükü üstesinden, barolar ve Türkiye Barolar Birliği arasında oluşan anlayışla aşıldığını ifade etmek doğru bir tespit olacaktır. Yasanın yürürlük tarihi ile bizlerin göreve gelme tarihi aynı günlere rastladığı için o dönem baro başkanları ve yöneticileri bu durumu çok daha iyi bileceklerdir. Genel Kurulun siz değerli üyeleri de bu değişimi, kendi barolarınızda gözlemiş ve tespit etmişsinizdir. Bu gün övünçle belirtmek isterim ki, barolarımızın hemen tümünün donanımlı bir büro ve yerleşim birimi yanında, kimi barolarımızda da hep özlemini çektiğimiz, baro evi, staj eğitim merkezi, makam aracı gibi olanaklar elde edilmiştir. Bütün bu olanaklarla ilgili milat, yapılabilecek kimi haklı eleştirilere karşın 4667 sayılı yasanın yürürlük tarihidir. Bu yasanın kabul tarihinden önce ve sonra baro organlarında görev yapan sayın meslektaşlarımız bu farkı çok açık bir biçimde görmektedirler. CMUK, Adli Yardım ve vekaletnamelere yapıştırılacak pullardan elde edilen kaynaklar barolara, çıkarılan yönetmeliklere uygun bir biçimde, düzenli olarak zamanında gönderilmiştir. Belirli bir sistem içinde yapılan bu dağıtım sırasında çok duyarlı davranılarak barolarımızdan yakınma gelmemesine özen gösterilmiştir.
Kısa başlıklarla, geçen dört yıllık süre içinde 4667 sayılı yasayla gelen iş yükü ve bunun sonucu alınan önlemler ve yapılan işlerle ilgili hatırlatmalar yapmak istiyorum. Bildiğiniz gibi; 1136 sayılı meslek yasamızda, kapsamlı değişiklik, 2 Mayıs 2001 günü kabul edilen ve 10 Mayıs 2001 günü yürürlüğe giren ve büyük oranda Türkiye Barolar Birliği, barolar ve savunma mesleğini yeniden şekillendiren, 4667 sayılı yasayla yapılmıştır. Avukatlık yasasında yaklaşık 90 maddenin yeniden düzenlendiği 4667 sayılı yasayla barolar ve savunma mesleği yeni kurum, kavram ve kazanımlar elde etmişlerdir. Yine, bunları burada tekrar etmek istemiyorum, çünkü sizler yapılan değişiklikleri en ayrıntılarına kadar bilmektesiniz. Bu değişikliklerin sonucu olarak, Avukatlık Staj, Baro Hakem Kurulu, Reklam Yasağı, Avukatlık Sınav, Staj Kredi, Adli Yardım, Avukatlık Ortaklığı ve Avukatlık Kanunu yönetmelikleri tüm barolarımızın temsilcilerinin katılımı ile demokratik bir yöntemle hazırlanmış, ayrıca ilk kez uygulamaya giren vekaletnamelere yapıştırılacak pullar bastırılarak düzenli bir biçimde dağıtımı sağlanmıştır. Bütün bunların yanında 4667 sayılı yasa ile Türkiye Barolar Birliği'ne bırakılan Avukatlık kimliği ve ruhsatname düzenlenmesi işi de oluşturulan yeni birimler yardımı ile hiçbir yakınmaya meydan vermeyecek şekilde yerine getirilmiştir. Bugün ruhsatname ve kimlik düzenleme işleri yanında, vekalet pulu basım, dağıtım ve satışlarıyla buradan gelen paraların staj kredisi olarak ödenmesi hizmetleri aksamadan sürdürülmektedir. 2001 yılı genel kuruluna giderken Türkiye Barolar Birliği'nde çalışan arkadaşların sayısı 12 iken, 2005 genel kurulu öncesi çalışan arkadaşların sayısı 44 olmuştur. Bu somut durum Türkiye Barolar Birliği'nin 4667 sayılı yasa ile üslendiği yeni görev ve sorumlulukları yerine getirmek için oluşturmak durumunda olduğu çalışma birimleri hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bu bağlamda, öncelikle CMUK ve Adli Yardım fonlarından gelen paralarla, vekalet pulu gelirleri yanı sıra, Türkiye Barolar Birliği'nin kendi bütçesi ve son olarak “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu” hesabında toplanan paralarla oluşan, miktarı trilyonları bulan kaynakların yönetilmesi çok titiz bir muhasebe ve mali işler biriminin oluşturulması zorunluluğunu karşımıza çıkardı. Yönetim olarak çok titiz olduğumuz akçalı konularda, gerçekten dürüst ve değerli elamanlardan oluşan bir ekibi göreve getirdik. Tüm akçalı işlerimiz uzmanlıklarına ve deneyimlerine inandığımız bu ekip tarafından yürütülmektedir. Görev süremiz içinde, hiçbir paramız kamu bankaları dışındaki bankalara yatırılmamıştır. Yine, oluşturduğumuz yeni bir birim ruhsatname ve kimlik işlerini hiçbir yakınmaya neden olmadan başarılı bir biçimde sürdürmektedir. Yıllardır, büro ve idari işlerimizi yürüten, deneyimli elamanlardan oluşan büro çalışanlarımızda özellikle barolarımız ve meslektaşlarımızla olan yazışmalarımızı eksiksiz olarak yerine getirmişlerdir. Yeni elamanlarla güçlendirilen hukuk müşavirliğimiz birliğin hukuksal sorunları yanında, yeni dönemde gerçekleştirmeyi amaç edindiğimiz kamu yararına hukuki mücadelemizde çalışmalar yapacak bir konuma getirilmiştir. İnsan hakları merkezi ve dış ilişkiler birimi biri avukat olmak üzere çok iyi dil bilen elamanlarla takviye edilerek Türkiye Barolar Birliği'nin dış dünyaya açılan penceresi olarak görev yapmış ve yapacaktır. Kuşkusuz sizlerin de yakından izlediğiniz ve zaman zaman övgülerinizi ilettiğiniz internet ve WEB sayfaları başta olmak üzere, barolar arası elektronik posta ve yayıncılık çalışmaları yanı sıra, Adalet Bakanlığının uygulamaya koyduğu ulusal bilgisayar ağı UYAP'la ilintili çalışmalarını sürdüren Bilişim Birimimiz, katılan yeni uzmanlarla çalışmalarını en üst düzeye çıkaracaktır. Son olarak yapıtlarını zevkle okuduğunuz yayın kurulu ve onun oluşturduğu yayın birimimiz gerçekten büyük projelere imza atmıştır. Tüm bunların yanında, oluşturulan kimi komisyonlar yanı sıra, alınan danışmanlık hizmetleriyle çalışmalarımız bir bütünlük içerisinde sürdürülmektedir. İnsan hakları eğitimine yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere, çocuk hakları, kadın hakları, tüketici hakları yanı sıra çeşitli yurt ve meslek sorunlarıyla ilgili olarak panel, sempozyum, açık oturum, konferans ve seminer çalışmalarımız belirli bir takvime bağlanarak gerçekleştirilmiş ve sonuçları basılan kitaplarla tüm meslektaşlarımızın bilgilerine sunulmuştur.
Bu çalışmalar sonunda kazanılan ulusal ve uluslar arası saygınlık, deneyim ve birikimin mesleğimizin gelecek yıllardaki gelişimine büyük katkılar yapacağına inanmaktayım.
Türkiye Barolar Birliği'ndeki kimi hizmet birimlerinin kurumsallaşmasına yönelik çalışmalarımızda gösterdiğimiz başarıyı, 4667 sayılı yasa ile kazanılan hak ve yetkilerin tam ve etkili bir biçimde yaşama geçirilmesinde gösterdiğimizi söylemek mümkün değildir. Bu konuda, baro başkanlarımızdan ve meslektaşlarımızdan gelen yakınmalardan, öncelikle protokol uygulaması, ceza ve tutuk evlerindeki üst aramaları, yargı mercileri ile resmi kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge alma, avukatlık kimliğinin resmi kimlik sayılması, ceza ve tutuk evleri ile kolluk birimlerinde avukatlar için oluşturulacak uygun mekanlar yanında, yeni yapılan adliye binaları içinde barolara yeterli yer tahsis edilememesi, anonim şirketler ve kooperatiflerle ilgili olarak zorunlu avukat çalıştırma kuralına yeterince uyulmaması gibi sebeplerle ilgili olarak sorunlar yaşanmaktadır. Yönetim olarak belirtilen konularda dahil olmak üzere, yasa değişikliklerinin uygulanması konusunda her türlü girişim ve başvurular yapılmış olup, bu başvuruların bir bölümünden olumlu sonuçlar alınmış, ancak bir kısım sorunlar halen güncelliğini sürdürmektedir. Bu alanlardaki olumsuzlukların ortak sebebinin yönetici ve yetki sahiplerinin savunma hakkını özümsememiş olmasından kaynaklandığını anlamak mümkündür. Bu da bizleri savunma hakkının hukuk devleti ve “ adil yargılanma hakk ı” içindeki yerinin tanıtılması için daha ciddi çalışmalar yapmağa yönlendirmektedir.
Trabzon Genel Kurulu'nda, 2005 yılındaki genel kurulun Ankara'daki kendi arsamız üzerine yaptıracağımız tesisin salonunda yapmak istediğimizi bildirmiştik. Ancak tüm projeler dahil olmak üzere yapılan çalışma ve hazırlıklar, Çankaya Belediyesi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasındaki çekişme nedeniyle bitirilememiştir. Son olarak Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, İmar ve Bayındırlık Komisyonu'nun 22.4.2005 gün ve 451 sayılı raporu doğrultusunda Çankaya Belediyesi imar planı değişikliğini onamamış, ret etmiştir. (Bu kararın fotokopisini çalışma raporumuzun basılmasından sonra elde ettiğimiz için bu konuşmanın ekinde bilgilerinize sunuyorum.)
Bu kararla üçüncü ret kararı verilmiş olmaktadır. Her seferinde gösterilen eksiklikler giderilmiş olmasına karşın, Ankara Büyük Şehir Belediyesi tarafından Çankaya Belediyesi'nin kararı onanmamaktadır. Bu konuda gerekli yasal başvurularımızı sürdüreceğiz. Bizim hiçbir kusurumuz olmadığı halde Çankaya Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi arasındaki çekişmeden dolayı inşaat çalışmalarımızı başlatamadık. Çünkü, imar planı değişikliği gerçekleşmeden arsamızda hiçbir şey yapamamaktayız. İnşaatın gecikmesi nedeniyle öncelikle sorunu kiralama yöntemiyle çözme önerimizin de ilgi görmediğini belirtmek isterim.
Bilindiği gibi, 4667 sayılı yasanın 28.maddesinde yapılan yeni düzenlemeyle “avukatlık sınavı” getirilmiştir. Yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında, etkin muhalefetimize karşın, avukatlık sınavının Türkiye Barolar Birliği'nin önerdiği yöntemden çok farklı olarak, ÖSYM tarafından yapılmasına karar verilmiştir. İlke olarak bizim de benimsemediğimiz sınav yöntemine karşı stajyerler tarafından başlatılan muhalefet, o dönemde birkaç baromuzun da teşvik ve katkılarıyla tamamen sınava yönelik bir hareket haline dönüşmüştür. Gazetelere boy boy ilanlar verilerek, Türkiye Barolar Birliği yönetimi çağ dışı ilan edilerek, sürdürülen kampanyalar sonucunda bir gece yarısı, oy kullanan milletvekillerinden bazılarının çocuklarının da stajyer olmasının etkisiyle 24 milletvekilinin oyuyla sınav dört yıl için ertelenmiştir. Halbuki tüm olumsuzluklarına karşın, yapılacak bir sınavda olası problemleri en aza indirmek için, YÖK başkanı başta olmak üzere, ÖSYM yetkilileriyle defalarca toplantılar yapılarak, sorulacak soruların hazırlanması da dahil, belirli konularda Türkiye Barolar Birliği yönetimi öncelik almıştı. Sınavın kaldırılması ya da ertelenmesi için yürüyüş yapan o günün stajyeri, günümüzün avukatı kimi meslektaşımız, gerçeklerle karşı karşıya kalınca yaptıklarının çok yanlış olduğunu ifade etmektedirler. Çünkü, sayıları hızla artan hukuk fakülteleri ve buna bağlı olarak barolarımıza başvuran stajyer ve avukat sayısı başta olmak üzere, mesleğimizin geleceğini tehdit eden çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmaktayız.
Çok önem verdiğimiz ve mesleğimizin geleceğini doğrudan ilgilendiren hukuk öğretimi ile ilgili yaptığımız çalışmalar hakkında kısa bilgi vermek istiyorum. 2003 yılı Ocak ayında düzenlediğimiz “Hukuk Öğretimi ve Hukukçunun Eğitimi” konulu uluslar arası sempozyum yanında Faruk Erem Ödülleri arasında da aynı konuda bir yarışma yarışma düzenlenmiştir. Kasım 2003'te İstanbul'da bulunan hukuk fakülteleri dekanlarıyla, Aralık 2003'te Ankara'da ve Anadolu'da bulunan hukuk fakülteleri dekanlarıyla, Şubat 2004'te Türkiye'deki bütün hukuk fakülteleri dekanlarıyla İstanbul'da toplantılar yapılarak hukuk ve hukukçu öğretimi konularında çok yararlı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların bir sonucu olarak, Adalet Bakanlığı, 21 Nisan 2005 günü YÖK Başkanının yanı sıra, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi başkanları ve hukuk fakültesi dekanları ile bizim de katıldığımız bir toplantı düzenleyerek, hukuk öğretimiyle ilgili görüş ve düşüncelerimizi almıştır. Bu toplantıyı hukuk öğreniminin geleceği bakımından çok olumlu bir gelişme olarak görmekteyiz.
Önümüzdeki dönem görev alacak yönetimin en büyük çabası, mevcut sorunlar yanında, hızla artan yeni sorun ve beklentilere çözümler bulma yönünde olacaktır. Peki bunca sorun nasıl çözülür ?
Çözüm formülü açık ve nettir. Tüm avukatların ve meslektaşların sorunlarının çözümü yanında, savunma hakkı ve onun örgütü baroların önündeki engellerin kaldırılması sorunu, iki yılda bir seçilen baro yönetimlerine ve dört yılda bir seçilen Türkiye Barolar Birliği yönetimlerine bırakılamayacak kadar büyüktür. Bu nedenle, bütün avukatların ve meslektaşlarımızın meslek sorunlarına bir biçimde sahip çıkmaları yanında, ilgi ve katkılarını duraksamadan sunmaları konusunda aralarında dayanışma bilincinin artması gerekmektedir. Son yıllarda, özellikle barolarımızın elde ettiği kimi olanakların etkisiyle barolar ve meslektaşlar arasında yaşanan dayanışma, yardımlaşma ve birliktelik girişimleri memnuniyet verici düzeylere yükselmiş olup bu gelişmeler mesleğimizin geleceği için umut vericidir.
Bu aşamada Avukatlık Kanunu konusundaki çalışmalar hakkında da kısaca görüşlerimi açıklamak, bilgi vermek isterim. Genel Kurul çalışmaları sırasında bu konudaki görüşleri ayrıca büyük bir içtenlikle not edeceğimizi ve bize yetki verirsenizi önümüzdeki dönem çalışmalarında değerlendireceğimizi arz etmek isterim. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu mesleğimiz açısından büyük bir değişimi ifade etmektedir. 4667 ve 5043 sayılı kanunlarla yapılmış değişiklikler de büyük anlam taşımaktadır. Her iki kanuna emeği geçen bütün meslektaşlarımı şükranla selamlıyorum. Ancak değişen mali ve sosyal koşullar ile uluslararası ilişkiler çerçevesinde mesleğimizin çalışma koşullarının yeni bir anlayışla yapılandırılması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu konuda Türkiye Barolar Birliği bünyesinde çalışılmaktadır. Çalışmalara, buradan alınan güç ve ilhamla yeni dönemde önemle devam edilmesi ve avukatlık mesleğinin çağın bilgi, teknoloji ve yetkileriyle donatılmış bir hale getirilmesi gereğine inanıyorum. Türkiye Barolar Birliği yönetiminin bu hedefi, bu alandaki birikim ve deneyiminin sağladığı olanakla, önümüzdeki dört yılda gerçekleştirebileceğini umut ediyorum.
Genel Kurulun sayın üyeleri, değerli konuklar;
Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın birçok sorunu yanında en büyük ve yaşamsal sorunumuz, sosyal güvenlik ve sağlık sorunudur. Dört yıllık görev süremizde bu konuya ayrı ve özel önem gösterdik. Çıkardığımız “Yardım Yönergesi ” doğrultusunda, Türkiye Barolar Birliği bütçesinden ayırdığımız belirli bir kaynakla sınırlı da olsa, bu hizmeti sürdürmeye çalıştık. Ancak işin içine girince ve meslektaşlarımızdan gelen talepleri görünce, çok vahim bir durumda olduğumuzu tespit ettik. Bunun üzerine bu çalışmalara yoğunluk vererek, siyasiler başta olmak üzere, her kesimle görüşmelerimizi sürdürdük.
Bu çalışmalarımızda, Adalet Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Başkanı'nın yardım ve destekleri yanında, avukat milletvekillerinden, Hakkı Köylü, Mustafa Nuri Akbulut, Yahya Akman, Semiha Öğüş, Mehmet Yılmazcan, İsmail Alptekin, Feridun Fikret Baloğlu, Orhan Eraslan, Muharrem Kılıç, Halil Ünlütepe ve geçmiş dönem Türkiye Barolar Birliği başkan yardımcısı Ziya Yergök'ün Türkiye Barolar Birliği'nde yaptıkları toplantılar sonrası, avukatlık yasasında değişiklik yapılarak, pul paralarının artırılması ve bunun bir fonda toplanarak amacına uygun kullanılması fikri olgunlaşmıştır.
Bu fikir ve düşünce doğrultusunda, Avukatlık Kanunu'nda 13.1.2004 gün ve 5043 sayılı yasa ile değişiklik yapılmıştır. Bu değişikliklerin en önemlisi Avukatlık Kanunu'nun 27.maddesine “...yapıştırılacak pulun değeri; 2.7.1964 tarih ve 492 sayılı harçlar kanununun yargı harçları bölümünde yer alan vekaletname örnekleri için kullanılan harç tarifesinin yüzde elli fazlası kadardır..” biçiminde yapılan eklemedir. Aynı yasaya 27/A.maddesi eklenerek “Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere, kaynağı bu kanunun 27'nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan ‘SOSYAL YARDIM VE DAYANIŞMA FONU' kurulmuştur. Bu fondan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterilir..” denmek suretiyle fonla ilgili çalışmaların Türkiye Barolar Birliği yönetimince yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Yasa değişikliğinden sonra, yönetim kurulundan seçilen dört arkadaşımız bu çalışmaları yürütmek üzere görevlendirilmiştir. Arkadaşlarımız, öncelikle barolarımızdan “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği” hakkında baroların görüş ve düşüncelerini bildirmelerini istemiştir. Gelen bilgilerin topluca değerlendirilmesi ve konunun bir kez de baro başkanlarımızla birlikte tartışılması için 10 Temmuz 2004 tarihinde “Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardımlaşma” özel gündemli baro başkanları toplantısı düzenlenmiştir. Bu toplantıdan çıkan bilgiler başta olmak üzere, meslektaşlarımız ve çeşitli kurum ve kuruluşlarla yapılan uzun görüşmeler ve ayrıntılı çalışmalar sonunda “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fon Yönetmeliği” çıkarılmış ve fon yönetimi oluşturularak çalışmalara başlamıştır.
Fon yönetimi çalışmalarının sürdürüldüğü sıralarda, aynı zamanda özel sigorta şirketleriyle görüşülerek meslektaşlarımızın sağlık yönünden sigorta yaptırılması istenmiş ve oldukça önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bu çalışmaların sonuna gelindiğinde, sizlerin de yakından takip ettiğiniz gibi ülkemizde tüm sosyal güvenlik birimlerinin bir çatı altında toplanması ve genel sağlık sigortası uygulamasına başlanacağı düşüncesi gündeme gelmiştir. Bu gelişmeler karşısında barolarımızdan ve kimi meslektaşlarımızdan “avukatların sağlıkla ilgili sorunlarının çözümünü amaçlayan özel sigorta uygulamasını bir süre erteleyiniz,” önerileri gelmeye başladı. Bizde sonuna geldiğimiz avukatlar için özel sağlık sigortası çalışmalarımızı, hem yapılan önerileri dikkate alarak, hem de çok büyük bedeller karşılığı imzalanacak olan sigorta poliçelerinin yaklaşan genel kurul öncesi bağıtlanmasının şık olmayacağı gerekçesiyle bir süre erteledik. Ama buna karşın, yukarda bildirdiğim gibi “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu” çalışmalarına hız vererek, genel kurul öncesi bütün hazırlıklarımızı tamamladık. Türkiye Barolar Birliği yönetim kurulunun yetkilendirdiği Başkanlık Divanı 26.3.2005 günlü toplantısında “TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönetmeliği” nin “fon yürütme kurulu” başlıklı 7.maddesi ile “sosyal yardım ve dayanışma fonu yönetimi” başlıklı 11. maddesinde belirtilen atamaları yönetmeliğin aradığı koşullara ve niteliklere uygun kişilerden seçerek göreve başlatmıştır. Konusunun uzmanı kişilerden oluşan fon yönetimi atandıkları tarihten itibaren düzenli biçimde toplanarak çalışmalarını sürdürmektedirler. Bu gün itibariyle fon hesabında 11.500.000.00 YTL/(11 trilyon,500 milyar TL) birikmiş bulunmaktadır.
Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın konuşulduğu bu bölümde, Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı' ndan da kısaca bilgi vermek isterim. Bilindiği gibi Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulan vakıf yöneticilerinin iyi niyetli girişimlerine karşın özlenen ve beklenen düzeye gelememiştir. Gelecek dönem bu konuda daha radikal kararlar almak gerekecektir. Bu arada mesleki dayanışma anlamında, kurucu başkanımız Faruk Erem başta olmak üzere, bir çok hukuk adamı adına armağan kitaplar çıkarılmış, ödüllü yarışmalar düzenlenmiş, saldırı sonunda kaybettiğimiz meslektaşlarımızın çocuklarına burs olanakları sağlanmıştır. Bütün bunların yanı sıra, meslek ustalarımıza karşı vefa ve saygı duygusunun bir sonucu olarak, baroların verdiği 25-30 yıl plaketleri yanında, Türkiye Barolar Birliği olarak 40 ve 50 yıl plaketlerini avukatlar günü nedeniyle Ankara, İstanbul ve İzmir'de düzenlenen ve bir şölen havasında geçen görkemli törenlerle takdim etmiş bulunmaktayız.
Görev dönemimizde bizleri ciddi biçimde kaygılandıran bir önemli noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyorum. O da, 57., 58. ve 59. hükümetler zamanında çıkarılan yasalar ve yapılan yeni düzenlemelerle ilgilidir.
Ekonomi ve mali konularda IMF'in dayatması, hukuki, siyasi ve sosyal konularda ise AB Komisyonu İlerleme raporuna endeksli olarak çıkarılan yasalar toplumsal gerçekleri yansıtmadığı için yasalaşma süreci yanında, yasalaştıktan sonra da ciddi sorunlar içermektedir. Yürürlüğe giren her yasa, yeterince tartışılmadığı, getirdiği değişikliklere ihtiyaç olup olmadığı sağlıklı bir biçimde saptanmadığı ve sadece AB'den müzakere tarihi almaya yönelik beklentilerin etkisiyle çıkarıldığı için, uygulamada çok ciddi çelişkiler ve uyum sorunları yaşanmaktadır. Sorunların çözümlenmesi için getirilen düzenlemeler, sorunları çözmediği gibi aksine, kimi konularda içinden çıkılamaz sorunlar yumağı haline dönüşmüştür. Örneğin, Çocuk Mahkemeleri, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri, Aile Mahkemeleri, Tüketici Mahkemeleri gibi düzenlemelerde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Yeterince tartışılmayan ve sadece, AB özlemiyle çıkarılan yasaların hemen hepsinde çok ciddi uyum ve algılama sorunları yanında, hayal kırıklıkları yaşanmaktadır. Türkiye Barolar Birliği olarak geçmişten günümüze yasama organında sürdürülen yasa çalışmalarına her aşamada katkı sunmaya çalıştık, kimi farklı görüş ve düşüncelerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri başta olmak üzere tüm ilgililere ilettik, toplumumuzun çağdaş demokratik ve laik bir hukuk düzenine kavuşması konusunda hep destek verdik.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu dört yıllık sorumluluk ve görev dönemi içerisinde, 22.11.2001 tarihinde kabul edilerek 8.12.2001 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanıp 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nun meslektaşlarımız tarafından uygulanmasında karşılaşılacak sorunların çözümlenmesinde yardımcı olmak amacıyla barolarımızla işbirliği yaparak bir seri toplantı düzenlemiştir. Bu toplantılar barolarımızın isteklerine uygun olarak sürüp gitmektedir. Sanırım son toplantıyı Yozgat Barosu'nun isteği doğrultusunda Prof.Dr.Ahmet Kılıçoğlu ve Yargıtay 2.Hukuk Dairesi Başkanı'nın katılımıyla gerçekleştirdik.
1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe gireceği beklenen, ancak yürürlüğe girmesi ani bir kararla ertelenen Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile ilgili olarak da, yasalaşmadan önce yaptığımız çalışmalarla yetinmedik. Ceza Kanunu konusunda iki, Ceza Muhakemesi Hakkında bir kitabı yasalar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülürken milletvekillerinin dikkatlerine sunduk. Yasalar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildikten sonra, Medeni Kanun'da olduğu gibi, ancak o uygulamadan edindiğimiz deneyimlerin ışığında daha yaygın bir şekilde 47 baromuzu kapsayacak bir seminerler dizisi düzenledik. Üniversitelerimizle ciddi bir işbirliği içinde, hocalarımızın gerçekten büyük fedakarlığı ile toplantılar düzenledik. Bu toplantılara önümüzdeki dönemlerde de devam etmek gerekmektedir ve bizler bu kararlılık içindeyiz.
Bu arada düzenlenen bu toplantılardan edindiğimiz tecrübelerle önümüzdeki dönemde yürürlüğe girmesi beklenen Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nu da meslektaşlarımıza tanıtmak ve yürürlüğe girmesi ile uygulamada ortaya çıkacak yenilik ve sorunlara dikkatlerini çekmek üzere toplantılar düzenlemek hazırlığı içerisindeyiz. Türkiye Barolar Birliği yönetim ve idari kadrosu bu tür büyük organizasyonları yapabilecek nitelik ve yetkinliğe ulaşmış bulunmaktadır.
Dört yıllık görev süremiz içinde, meslek sorunları yanında yurt sorunlarına da gerekli duyarlılık gösterilerek, Cumhuriyetin kazanımları başta olmak üzere, demokratik laik sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla yaşama geçmesi için ilkeli duruşlar sergilenmiştir. Kıbrıs-Türkiye, Avrupa Birliği-Türkiye, ABD-Türkiye, IMF-Türkiye ilişkilerine yönelik görüş ve düşüncelerimiz çeşitli etkinlikler ve basın açıklamalarıyla kamuoyuna duyurulmuştur.
Bu konular yanında, tüm çalışmalarımızla ilgili olarak ayrıntılı bilgiler, sizlere çok önceden yolladığımız çalışma raporumuzda mevcuttur. Ben şimdilik bu açıklamalarla yetinerek, sizlerin zamanını almak ve diğer iki başkan adayı aleyhine Genel Kurulu bloke etmek durumunda kalmak istemiyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle sizlere yeniden hoş geldiniz diyor, Genel Kurulumuzun meslek sorunları başta olmak üzere, yurt sorunları yanında, ülkemizde tüm boyutlarıyla yeşermesini ve kök salmasını umut ettiğimiz, barış, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kavramlarının yerleşmesine katkılar vermesi dileklerimle saygılar sunarım.
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
|
|