| TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK'UN
02.07.2005 GÜNLÜ BARO BAŞKANLARI
TOPLANTISINDA YAPTIĞI AÇIŞ KONUŞMASI
Sayın Başkanlarım,
21-22 Mayıs 2005 günlerinde Türkiye Barolar Birliği'nin 28. Olağan Genel Kurulu'nu Akdeniz'in incisi Antalya'da, ev sahibi baromuzun duyarlı ve düzenli konukseverliğiyle, büyük bir coşku içinde gerçekleştirdik. Bilindiği gibi seçimli olan Genel Kurul öncesi Türkiye Barolar Birliği yönetimi olarak, Genel Kurul'un mesleğimizin saygınlığına ve toplumdaki konumuna uygun bir anlayış, düzen, olgunluk ve demokratik ortamda geçmesini hedefledik. Hiçbir biçimde, seçim polemiklerine girmedik, seçim pazarlıklarına itibar etmedik, doğru bildiğimiz ilkelerle kendimizi Genel Kurul'un değerlendirmesine sunduk. Sayın Genel Kurul üyeleri her zaman olduğu gibi, ortak aklın ürünü olan kararlarıyla çalışmalarını sonlandırdılar.
Öncelikle, 17-18 Mayıs 2003 Trabzon 27. Mali Genel Kurulu'ndan bu yana geçen dönemle ilgili olarak, bana ve çalışma arkadaşlarıma gösterilen ilgi, coşku ve bunun sonucu oy birliğiyle verilen ibra, yapılan hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağının açık bir göstergesi olarak algılanmıştır. Yine aynı şekilde yapılan seçimler sonunda, bana ve birlikte çalışmayı uygun gördüğümüz arkadaşlarıma gösterilen güven ve destek, bizlere çok büyük sorumluluklar yüklemiştir. Genel Kurul süresince ve seçimler sonunda gösterilen hoşgörüyü, ilgiyi ve duyarlılığı çok iyi okumaya çalışıyor ve Genel Kurul'un bize verdiği emaneti en iyi şekilde korumayı ve temsil etmeyi amaçlıyoruz.
Her seçimde olduğu gibi son sözü “sandık” söylemiş ve dört yıl süreyle Türkiye Barolar Birliği'ni yönetecek kurullardaki sayın meslektaşlarımızı belirlemiştir. Bu aşamadan sonra artık tek amaç ve tek düşünce, bundan önce olduğu gibi, 75 baromuza ve yaklaşık 52 bin meslektaşımıza en üst düzeyde hizmet sunmak olacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle ilk toplantısını 04.06.2005 günü yapan Yönetim Kurulumuz, sizlerin bilgilerine de sunulduğu gibi, demokratik yöntemlerle başkanlık divanını oluşturmuş ve Başkan Yardımcılıklarına Sayın Av.Ali Şen ve Sayın Av.Ünsal Toker, Genel Sekreterliğe Sayın Av.İ.Güneş Gürseler ve Sayman Üyeliğe de Sayın Av.Soner Kocabey arkadaşlarımızı seçmiştir. Açık, saydam eşit ve gün ışığında yönetimi hedefleyen kurulumuz, meslektaşlarımızla, barolarımızın desteğini de yanına alarak, sevgi, saygı, güven ve uyum içinde yurt ve meslek sorunlarına çözümler üretecektir.
Önceki yönetimde görev alan Sayın Av.Alpay Sungurtekin ve Sayın Av.Cengiz Tuğral dışında yeni arkadaşlarımızdan oluşan Yönetim Kurulu, Genel Kurul'dan aldığı enerji ve güçle yeni dönem çalışmalarına hızlı bir biçimde başlamıştır.
İlk iş olarak, Genel Kurul çalışmaları sırasında kayda alınan konuşmalar çözülerek kitap haline getirilmiş ve tüm delegelerle birlikte sizlere gönderilmiştir.
Yeni yönetimimiz, çok önemli bir karara imza koyarak, artık bize yetmeyen ve konumu dolayısıyla büyük yakınmalara neden olan Kızılay'daki hizmet binamızdan ayrılmaya ve Balgat'ta kiraladığımız yeni bir binaya taşınmaya karar vermiştir. Bu bağlamda yeni bina kiralanmış, yerleşme ve taşınma hazırlıklarına başlanmıştır.
Hemen şunu hatırlatalım, Balgat'taki kendi arsamız üzerindeki çalışmalarımız hız kesmeden sürdürülmekte, Genel Kurul'da da bildirdiğimiz gibi, Büyükşehir ve Çankaya Belediyeleri arasındaki çekişme giderilmeye çalışılmaktadır. Hukuki pürüzler giderildikten sonra yapım aşamasına sür'atle geçilecektir..
Yeni CMK yönetmeliği kabul edilmiş ve sizlere yollanmıştır. Ayrıca CMK'dan ödenen ücretlerin, savunma hizmeti verilenlerden geri alınması çalışmaları başlatılmıştır.
Her konuda Yönetim Kurulu'na yardımcı olacak “uzmanlar komisyonu” oluşturulmasına karar verilmiştir.
Aylık vekalet ücreti içeren avukatlık sözleşmelerindeki yasaya ve tarifeye aykırılıkların giderilmesine yönelik çalışmalar başlatılmıştır.
Avrupa Birliği Barolar Konseyi Yönetim Kurulu toplantısının, 23.06.2006 günü İstanbul'da yapılması için çalışmalara başlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne yönelik avukatlar için eğitim çalışmalarına başlanmış ve ilgili barolarımızla görüşülerek toplantılar takvime bağlanmıştır.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği çalışmaları ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısı üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir.
Yeni Ceza Kanunu ve CMK'nun getirdiği kimi sorunların çözülmesiyle ilgili çalışmalar ve bunlara bağlı olarak geliştirilen “Uzlaştırıcı Avukat Yönergesi” çalışmaları yürütülmektedir.
Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu başkanlığında oluşturulan “ Ticaret Kanunu Komisyonu ” Adalet Bakanlığı'ndaki çalışmalara katılmışlardır.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği hakem kurulu (Av.K.m.167) ve belirli görevlerden ayrılanların avukatlık edememelerine (Av.K.m.14) ilişkin maddelerin yeniden düzenlenmesi için TBMM Adalet Komisyonu'nda girişimlerde bulunulmuş ve her iki konuyla ilgili yasa önerimiz komisyona sunulmuştur.
Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda yapılan değişiklik çalışmaları yakından izlenmiş ve Adalet Komisyonu'ndaki çalışmalara Genel Sekreterimiz katılarak görüş ve düşüncelerimizi iletmiştir.
Bütün bunların yanı sıra öncelikle Türkiye Barolar Birliği bünyesinde ve daha sonra tüm barolarımızda verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik olarak, Başkent Üniversitesiyle birlikte yeni bir projenin uygulama çalışmalarına başlanmıştır.
Değerli başkanlarım,
Bildiğiniz gibi insanların yaşam kadar önemsediği, hak ve adaletin gerçekleştirilmesini sağlayan yargı üç temel unsur üzerine kurulmuştu: Sav-Savunma-Hüküm(Karar).
Yargılamanın tarihsel süreci içinde, savunmayı farklı isimler altında hep avukatlar üstlenmiş, avukatların örgütlerini de barolar oluşturmuşlardır. Meslek yasamızın 1. maddesinde “..Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder..” tanımı yanında, 76. maddede “Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleriyle olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur.” denilmekte ve 109. maddede ise “ Türkiye Barolar Birliği bütün baroların katılmasıyla oluşan bir kuruluştur.” tanımı yapılmaktadır.
Böylece, şu gerçek ortaya konulmaktadır. Türkiye Barolar Birliği baroların, dolayısıyla avukatların desteğini almadan, onlarla birlikte düşünmeden, onlarla birlikte üretmeden ve de onlarla birlikte yürümeden, sağlıklı sonuçlar alamaz.
13 Mayıs 2001 Diyarbakır'da yapılan 26.Olağan Genel Kurul'da üstlendiğimiz görev ve sorumluluğumuzun doğal sonucu bu süreçte ancak, 4667 sayılı yasanın getirdiği yeni kurum ve kavramları yaşama geçirmeye çalıştık ve bir anlamda içe dönük yapılanmayı sürdürdük. Bu gün, Türkiye Barolar Birliği bünyesinde çalışanlarımızın da özverileri sonucu çok düzenli işleyen bir kurumsal yapı oluşmuştur. Gelecek günlerde, barolarımız ve meslektaşlarımızla birlikte tüm sorunlarımızı önümüze katarak sırasıyla çözmeye çalışacağız. Başka bir anlatımla, çalışmalarımızın yönünü değiştirerek ve güçlerimizi birleştirerek ortak sıkıntılarımıza, ortak dertlerimize çözümler üreteceğiz.
Yeni dönemde tüm meslektaşlarımız ve ulusumuz, bu anlayışın gereği olarak, çok daha farklı, çok daha dinamik, çok daha etkin bir Barolar Birliği yönetimi göreceklerdir. Arkadaşlarımızla birlikte tek gücümüz ve esin kaynağımız bağımsız barolarımız ve saygın meslektaşlarımızdır.
Hukukun gücünü, siyasal güce egemen olanlara kabul ettirmek ve onları hukuk içine çekmek başta olmak üzere, her konuda toplumsal muhalefetin sesi olan bir yönetim anlayışını beraber gerçekleştireceğiz.
Sorunlar sarmalı içinde kıvranan savunma mesleği ve avukatların önündeki engellerin kaldırılması öncelikli hedeflerimiz olacaktır.
Değerli başkanlarım,
Genel Kurul sonrası sizlere seslenme olanağını bulduğum bu ilk toplantıda, sizlerden alacağımız güç ve destekle çözüm arayacağımız konuları satır başlarıyla bilgilerinize sunmak istiyorum. Bunları, sizlerin baro genel kurullarında, özenle seçerek Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu'na yolladığınız, seçkin ve özgün temsilcilerinizden aldığımız oyların gücüyle çözeceğimize inanarak sıralıyorum.
Avukatlık yasası değişikliği-Avukatlık Yasasının iptal edilen maddelerinin yeniden düzenlenmesi (Hakem kurulu, yargıçlık ve savcılık görevlerinden ayrılanların avukatlık yapması) ile ilgili çalışmalar.
Meslek kurallarının yenilenmesi ile ilgili çalışmalar.
Yönetmeliklerin yenilenmesi ile ilgili çalışmalar.
Avukatlık yasasının 2.maddesinin ve avukatlık kimlik belgesinin uygulama sorunlarının giderilmesini sağlayacak çalışmalar
Türkiye Barolar Birliği ve Baro Başkanlarına yasada gösterilen protokol hükmüne uygun davranılmasını sağlayacak çalışmalar
Yargıçlar, savcılar, Adliye personeli ve Adalet Bakanlığı'nın avukatları yargının kurucu unsuru olarak görmelerini sağlayacak çalışmalar
Avukatların mesleği, baroları ve barolar birliğini daha da sahiplenmelerini sağlayacak çalışmalar
TBBM ile ilişkiler, yasaların çıkarılma sürecine etkin müdahale yollarıyla ilgili çalışmalar
Sosyal Güvenlikle ilgili çalışmalar
Avukatlık Sınavı hazırlıklarıyla ilgili çalışmalar
Stajyerlerin hukuki durumlarının iyileştirilmesi ve staj eğitimiyle ilgili çalışmalar
Baroların stajyer ve avukat sayısını sınırlayabilme ve hukuk fakültelerini değerlendirme yetkilerinin tartışılmasıyla ilgili çalışmalar
Gündemli baro başkanları ve bölge toplantıları yapılmasıyla ilgili çalışmalar
Kamu avukatlarının sorunlarıyla ilgili çalışmalar
Avukatların vergi sorunlarıyla ilgili çalışmalar (Giderlerin vergiden düşülmesi, avukatlık ortaklığının kurumlar vergisine tabi olması)
Türkiye Barolar Birliği hizmet binası ve sosyal tesis kompleksinin yapılmasıyla ilgili çalışmalar.
Tüm bu sorunların çözümü yanında, sizlerden gelecek öneri ve yakınmalarla belirlenecek hedeflere mutlaka, ama mutlaka, ulaşılmaya çalışılacaktır. Hedefe ulaşılmada öncelikle hukukçu kimliğimize uygun davranışlar sergilenecek, en üst kamu görevlisinden, en sade kamu görevlisine kadar yasal başvurular yapılacak sonuçları titizlikle izlenecek, olumlu sonuç alınmadığı taktirde 75 baro, 52 bin avukatın gücü neymiş tüm ilgililere net bir biçimde gösterilecektir.
Sayın başkanlarım;
Yukarda satır başlarıyla bilginize sunduğum meslek sorunları yanında ülkemiz çok ciddi iç ve dış sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.
Toplumsal tabanda çoğunluk desteğine sahip olmamasına karşın, yasama organında çoğunluk gücüne sahip olan siyasi iktidar, elindeki büyük gücü yansız, objektif, eşit ve tarafsız olarak halkın hizmetine sunma yerine kendini iktidar yolunda koşulsuz destekleyen marjinal bir grubun emrine tahsis etmiştir. Devletin çeşitli kurum ve kuruluşlarına, çeşitli kademelerde yaklaşık 80 bin civarında atama yapan iktidarın göreve getirdiği kişilerin profili incelendiğinde bu acı gerçek ortaya çıkmaktadır. Yargı başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarda belirli bir siyasal duruşu çağrıştıran, giyim, biçim, tavır ve davranışlar referans oluşturmaya başlamıştır. Karşı karşıya gelinen durum “ çok düşündürücü, ürkütücü ve kaygı vericidir.” Giderek tırmandırılan bu uygulama nedeniyle, çağdaş, aydın ve demokrat kamu görevli ve çalışanlarından büyük yakınmalar gelmektedir.
Son olarak dün Yargıtay Genel Kurulu'nun yayımlamış olduğu “Basın Açıklaması ” bu konudaki vahim gidişin ürkütücü uyarısıdır. Bu açıklamada, haklı olarak “ 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununda yapılan değişiklikler… yargıyı etki altına alma düşüncesinin örneği olarak ” değerlendirilmiştir. Ayrıca “hakim adaylığına atamaların yürütme organı içerisindeki Adalet Bakanlığı tarafından yerine getirilmesi ve siyasi iradenin bu süreçte belirleyici olması, açık olan kadro sayısı da gözetildiğinde yargıda siyasallaşma yaratacaktır, ” yargısı diğer kurumlardaki vahameti de yansıtmaktadır.
Tek tesellimiz bu iç karartıcı tablo karşısında Yargıtay'ın “hukuk devleti ilkesi ve cumhuriyetin nitelikleri anayasal düzen içerisinde yargı organlarınca korunması gereken değerlerden olup, laiklik ilkesi ve ulusun bütünlüğünün korunmasında Yargıtay dün olduğu gibi bugün ve bundan sonra da taraf olmaya devam edeceği” teminatıdır.
Yakın tarihimizde yaşanan ve toplumsal barışı bozan benzeri uygulamalardan süratle dönülmeli, laiklik başta olmak üzere, Cumhuriyetin kazanımlarını, Cumhuriyetin değerlerini örseleyecek eylem, söylem ve işlemlerden özenle kaçınılmalıdır.
Ülkemiz için çok önemli olan bu ve benzeri davranışların aksine, siyasal iktidar kendi dar ve sınırlı dünya görüşü ile örtüşmeyen her düşünce, her eylem ve her anayasal ve demokratik kurumla kavgalıdır.
Bunun sonucu olarak siyasal iktidar tarafından yaratılan yapay gündemlere baktığımız zaman çağdaş demokratik ve laik Türkiye'nin geleceği bakımından iç karartıcı bir manzarayla karşı karşıya bulunduğumuzu görmekteyiz.
İktidarın önce sorun yaratması, sonra bu sorunun çözümü için çareler aramasının ya da bu konuda yaratılan havanın kendisine göre sağladığı siyasi ranttan yararlanmak istemesinin, ulusal huzur, ulusal gelişme ve ulusal haklar açısından sakıncalar doğurduğu ve doğuracağı çok açıktır. Bu bağlamda dikkat çeken en yeni gelişme, muhalefette iken şiddetle eleştirilen TBMM'nde “Temel kanunlar” konusundaki görüşme yönteminin yeniden kabul edilmesidir. Temel kanunların pek çoğunda yapılan değişikliklerin ve yenilemelerin yarattığı kaos ortada iken, bunların yüce Mecliste görüşülmesinin de engellenmesi karşı karşıya bulunan tehlikeyi büyütmektedir.
Siyasal iktidarın yasalarla, ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarıyla istikrar kazanmış konularda geriye dönük yaratılan yapay gündemler ve bunların oluşturduğu toplumsal sorunlar çok ciddi endişe ve kaygılara neden olmaktadır.
Yatırımların durması, piyasaların hareketsizliği ve özellikle artan işsizlik nedeniyle ülke insanı çok büyük sıkıntılar yaşamakta ülke gençleri geleceklerinden ciddi endişeler duymaktadır. Siyasal iktidar bunlara kafaya yoracağına, bunları çözme konusunda projeler üreteceğine, aksine kimi kafalardaki örtülerle siyaset yapmayı ve bu ve benzeri sanal konularla uğraşmayı tercih etmektedir.
Ülkemiz sayılan iç sorunları yanında, ülke bütünlüğü başta olmak üzere, ulusal geleceğini doğrudan doğruya ilgilendiren çok önemli uluslararası sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.
AB-Türkiye ilişkilerinde karşılıklılık ilkesine aykırı bir biçimde, ulusal birliğimizi tehdit eden çok ağır öneri ve dayatmalar ileri sürülmekte ve uzun bir geçmişi olan AB-Türkiye ilişkileri çok tehlikeli bir sürece itilmektedir.
Kıbrıs konusunda tüm iyimser yaklaşım ve yorumlara karşın, Kıbrıs yavaş,yavaş, sindirile,sindirile Anadolu'dan koparılmakta, adadaki Türk varlığı giderek etkisiz hale getirilmeye çalışılmaktadır.
Sayın Başbakanımızın yurt içindeki mesaisine eşdeğer bir mesai ayırdığı yurt dışı gezileri ve bu geziler sırasında o ülkenin üst düzey yöneticileriyle birlikte sergilediği samimi görüntülere karşın, düşmanca ve kötü niyetli eylem ve söylemlerin sürdürülmesi bu ilişkilerin geleceği bakımından son derece düşündürücüdür. Bunlara en somut örnek; Almanya'nın “ soykırım ” tanımlamasından da öte “katliam ” diye nitelendirdiği ve şu ana kadar 16 devletin “zorunlu göç-tehcir” kararını meclislerinden geçirerek “24 Nisan 1915 tarihini Ermeni Soykırımı” olarak tanımış olmasıdır.
Bütün bunların yanı sıra Irak'ta haksız işgal bütün çirkinliğiyle sürdürülmekte, Ortadoğu yine ateş çemberi-ateş topu olma özelliğini korumaktadır.
Bölgemizde bizi çok yakından ilgilendiren önemli bir gelişme de İran'da olmuştur. Bildiğiniz gibi kısa bir süre önce İran'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini koyu muhafazakar Ahmedinecat kazanmıştır. İlk beyanatında Humeyni'nin çizgisini sürdüreceğini ve tüm dünyaya “ İslam İdeolojisi” ihraç edeceğini söyleyen komşu İran'ın yeni Cumhurbaşkanının bu sözleri, ülkemiz için çok önemli ve tehlikeli mesaj içermektedir.
Sayın başkanlarım;
Satır başlarıyla sıralamaya çalıştığım kimi yurt ve meslek sorunlarını artık bir ağlama duvarı gibi sizlere iletmekten vazgeçerek, birlikte üreteceğimiz ve yaratacağımız, görüş, düşünce ve eylem planlarıyla çözmeye çalışmak isteğinde olduğumuzu sizlere bildirmek istiyoruz. Size yolladığımız çağrı kağıdında da belirtildiği gibi gündemdeki yurt ve meslek sorunlarının çözümü konusunda görüş, düşünce ve önerilerinizi bekliyoruz. Yapılacak görüşmeler sonucunda alınan kararlar eksiksiz olarak yaşama geçirilmeye çalışılacaktır.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, toplantının yurt ve meslek sorunlarının çözümüne katkılar sunmasını diliyorum.
Saygılarımla.
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
|
|