TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK'UN
KOCAELİ BAROSUNUN KURULUŞUNUN 67.YILI ETKİNLİKLERİ
NEDENİYLE YAPTIĞI KONUŞMA

Sayın başkanlarım,toplantıya katılan değerli meslektaşlarım,

Kurulduğu günden bu yana cumhuriyetimizin kazanımlarını koruyan ve laik hukuk sisteminin savunuculuğunu yapan, saygın üyeleriyle, aydınlık ve çağdaş Türkiye'nin en güçlü teminatlarından olan Kocaeli Baromuzun, kuruluşunun 67.yılı etkinlikleri nedeniyle sizlere seslenmekten büyük mutluluk duyuyorum.

Sayın başkanlarım;

Sizlerin de yakından izlediğiniz gibi çok ciddi yurt ve meslek sorunlarıyla karşı karşıya bulunmaktayız.

15 Ekim 2005 günü Ankara'da toplanan 60 baro başkanımız ya da,baro temsilcilerimiz yaşanan yurt ve meslek sorunlarını ayrıntılı bir biçimde dile getirmişlerdir.

Yapılan konuşmalarda, tüm meslektaşlarımız başta olmaz üzere, özellikle stajyer avukatların ve mesleğe yeni katılan meslektaşlarımızın çok ciddi sorunlarla karşı arşıya bulunduğu, yrıca yeni Ceza Yasası ve Ceza Muhakemesi Yasasının uygulamalarında büyük sorunlar yaşandığı vurgulanarak ortak çözümler üretilmesi önerilmiştir.

Kuşkusuz bu sorunların bir kısmı, yargının yaşanan genel sorunlarından, bir kısmı ise, avukatlık yasasının getirdiği yeni düzenlemelerin kimi kurum ve kuruluşlarca iyi algılanamamasından kaynaklanmaktadır.

Yıllardır, yargının ayrılmaz bir parçası olma sorumluluğu ve bilinciyle haklı ve doğru olarak yargı bağımsızlığını ve yargıç güvencesini savunduk ve yaşama geçmesi için uğraş verdik. Ancak ne yazık ki, kimi yargıç ve savcılarımızda kendilerini doğrudan ilgilendiren bu konuda yeterli bilincin oluşmadığını üzülerek gözlemekteyiz. Gerçek bir hukuk devletinin olmazsa, olmazı yargı bağımsızlığı ve ona bağlı olarak yargıç güvencesidir. Buradan hareketle, eksiksiz demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün yaşam bulduğu hukuk devletinde tüm bu kurum ve kavramların tek ve mutlak teminatı yargı bağımsızlığıdır. Ne yazık ki, bu denli önemli olan yargı bağımsızlığı, 1982 anayasasındaki düzenlemeler sonucu siyasal iktidarların müdahaleleri yanında, yanlış yorumlar ve değerlendirmelerle birlikte, kendilerini bir türlü kadı sıfat ve anlayışından kurtaramayan kimi yargıç ve savcıların uygulamaları nedeniyle, yaşama geçirilmesi imkansız hale gelmektedir. Bu arada, tüm olumsuz koşullar yanında siyasal, sosyal ve ekonomik baskılara karşın, yargı bağımsızlığını içselleştirerek, demokratik laik sosyal hukuk devletinin teminatı olma yolunda ödünsüz çalışmalarını sürdüren saygın yargıç ve savcılarımıza her zaman olduğu gibi taktir ve teşekkürlerimizi sunuyor, onları hukuk devletimizin çok önemli güvencesi olarak görüyoruz.

Bu duyarlı yargı mensuplarına karşın uygulamada çok ciddi hukuk ihlallerine rastlamaktayız. Soruşturma ve yargılama aşamalarında yargıyı etkileyecek yorum ve değerlendirmelerden özenle kaçınmamıza karşın, Van'da yürütülen soruşturma süreci ülkenin gündemini oluşturmuş, kimi hukuk dışı uygulamalar ve bir zanlının hayatına son vermesi ve sonrasında Sn.Adalet Bakanı ve yetkililerin olaylara yaklaşma biçimi, yaşanan trajedinin boyutlarını açık bir biçimde ortaya koymuştur. Aynı il savcısının oradaki meslektaşlarımıza yönelik “PKK''lı” suçlamasına karşın o görevi sürdürüyor olması da ülke adaleti bakımından çok vahimdir. Çünkü zorunlu olarak her gün avukatlarla karşı karşıya gelecek olan savcının ve avukat arkadaşların nasıl bir travma yaşadıklarını tahmin etmek çok zor değildir. Bundan en çok zararı da kuşkusuz Van adliyesinde hak ve adalet arayan yurttaşlarımız görecektir. Ülkede geçerli hukuk kuralları belli kişi veya gruplara farklı uygulandığı kanısı yaygınlaştığı an artık hukuk devletinden söz etmeye olanak kalmaz, çünkü bir ülkenin temelindeki en önemli güç hukuktur. Bu güce olan inancı sarsacak her türlü davranıştan özenle kaçınmak gereklidir. Özellikle arkasına kamuoyu desteğini de alan siyasal iktidar bu gücü bankalar yasasının uygulanmaları başta olmak üzere, bir çok alanda yıldırma aracı olarak kullanmaktadır.

Sayın başkanlarım;

AB uyum yasaları gerekçesiyle 57 nci, 58 nci ve 59 ncu hükümetler döneminde ısrarla vurguladığımız gibi yeterli alt yapı çalışmaları yapılmadan peş peşe çıkarılan yasalarla hukuk mevzuatımız alabora olmuştur. Medeni yasa başta olmak üzere, Ceza Yasası, CMY'sı, gibi temel yasalar yıllardır oluşan uygulamalar yok sayılarak yeni baştan düzenlenmiş ve yürürlüğe konulmuşlardır. Sırada Borçlar Yasası, Ticaret Yasası ve HMUY tasarıları vardır. Dileğimiz bu yasaların yasalaşma sürecinde önceki hataların tekrarlanmaması ve tüm kesimlerin görüş ve düşünceleri alınarak geniş bir mutabakat sağlanarak çıkarılmasıdır.

Kabulünden bu yana uzunca bir süre geçmesine karşın Medeni Yasanın uygulanmasında hala ciddi sorunlar yaşanmakta, özellikle aile hukukundaki mal rejimleriyle ilgili sorunlar henüz yargıya intikal etmemesine rağmen, Aile Mahkemeleriyle ilgili olarak yoğun yakınmalar gelmektedir.

Yürürlüğe giren Ceza Yasası ve CMY'sı uygulamalarında da ciddi sıkıntılar yaşanmakta özellikle CMY'sıyla getirilen yeni düzenlemeler sonrası barolarımızın avukat görevlendirme işlemlerinde büyük artışlar olmuş ve Maliye Bakanlığı'nın gönderdiği tahsisat tükenmiştir. Konu Adalet ve Maliye Bakanlıklarına intikal ettirilmiş çözüm bulunmadığı taktirde, tüm barolarımızla birlikte alınacak karar doğrultusunda avukat hizmetlerinin durdurulacağı iletilmiştir.

Türkiye Barolar Birliği kurulduğu günden bu yana, ülkemizde savunmanın temsilcileri avukatlar ve onların demokratik örgütleri baroların her türlü sorunlarını izleme ve çözme uğraşları yanında, sadece çağdaş ve aydınlık Türkiye özlemi ile demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kurum ve kavramlarının yaşama geçmesi için kararlı bir biçimde çalışmalarını sürdürmüştür. Bunun doğal sonucu olarak, bu çağcıl kurum ve kavramlara yönelik her türlü ihlal ve saldırıya karşı gerekli duyarlılığı özenle göstermiştir.

Özellikle, 12 Eylül askeri hareketi nedeniyle, tank paletleri altında kalarak ağır darbe alan ülke demokrasisinin balansının bozulduğunu, bunun gelecekte devletin temel değerlerini ciddi biçimde örseleyeceğini net bir biçimde dillendiren ve 1982 Anayasasına şiddetle karşı çıkan o günün Türkiye Barolar Birliği yöneticileri keşke yanılsalardı. Ama Türkiye Barolar Birliği yöneticileri yanılmadı, duyarlılık gösterilen ya da dikkat çekilen bir çok konu ülke gündeminde hep yer aldı. Nitekim bu gün yaşanan bir çok olumsuzluğun temel kaynağı 12 Eylül hukuku ve onun ürünü olan yasal düzendir. Çünkü 1961 Anayasasının oluşturduğu insan hakları ve özgürlüklere dayalı siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam ve onun doğal sonucu olan barışçıl iklim maalesef siyasiler başta olmak üzere, iyi algılanamadı bunun bedeli 12 Eylül oldu. Böylece ülkemiz insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti ilke ve kavramlarından birer birer uzaklaşmış ve halkımızın öncelikle örgütlenme özgürlüğü dahil kimi hakları sınırlandırılarak geniş halk kitleleri politika dışına itilmiştir. Bu çarpık yapılanma, bünyesinde demokratik ilke ve kurallara yer vermeyen ve toplumumuz için hiçte yabancı olmayan, bir sivil toplum örgüt modeli olan tarikat ve cemaatların hızlı bir biçimde gelişmelerine uygun ortam ve iklimi oluşturmuştur. 12 Eylül anlayışının kökten budadığı, bir anlamda yok ettiği demokratik toplumsal yapıdaki mevcut boşluğu kendine özgü yaşam biçimleriyle doldurmaya çalışan bu örgütlenme modeli çok başarılı olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak 1983'ten sonra yapılan tüm seçimlerde siyaset, tarikatlar, cemaatlar ve dini gurupların yoğun etkisi altında kalmış ve iktidarı bu sivil örgütler oluşturmuştur. Kuşkusuz bu siyasal yapı “Allah'ın ipine sarılınız” buyruğuyla yola çıkan Turgut Özalla başlamış olup “Din ulamasını” referans alan Recep Tayyip Erdoğan'la sürdürülmektedir.

Bunları bilmeden, bunları görmeden, bunları irdelemeden, toplumumuza dayatılan yeni ve farklı modeli anlamaya ve algılamaya olanak yoktur. Aksi taktirde coşkulu söylemlerle AB savunuculuğu yapan, insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti gibi insan aklının ürünü olan çağcıl değerleri savunan bir iktidarın, aynı zamanda; bu kurum ve kavramlarla asla örtüşmeyen tamamen tanrı buyruğu olan ve bireyin inanç dünyasını aydınlatan kutsal din kurallarına sık sık gönderme yapmasını anlamak mümkün olamaz. Bu nedenle kamu yönetiminde görülen, içki yasağı, helal gıda tüzüğü, ermiş kişi rüya yorumları, ulema ve fetva özlemleri gibi laik hukuk düzeniyle uzaktan yakından ilgisi olmayan kimi kavramlar ve benzerleri mevcut siyasal iktidarın dokusuyla uyum sağlamaktadır. Bu konuda en son olarak şunu vurgulamak istiyorum; kuşkusuz ekonomik kalkınma çağımız toplamlarının en önemli ve öncelikli hedefidir. Amaç insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü başta olmak üzere, çağcıl değerleri koruyarak ve geliştirerek ekonomik kalkınmayı sağlamaktır. Oysa ülkemizde kimi kesimler tarafından özlem ve hayranlıkla bakılan bir çok model ülkede kişi başına düşen milli gelir on bin dolarları yakalamış olmasına karşın, insan hakları, demokrasi ve özgürlükler bakımından çok geri sıralarda bulunmaktadırlar.

Sayın başkanlarım;

Bu gün ülkemiz çok önemli iç ve dış sorunlar sarmalıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu sorunları şu şekilde sıralayabiliriz; AB-Türkiye İlişkileri, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu, Güneydoğu Bölgesine özgü sorunlar ve kuşkusuz buna bağlı olarak yaşanan ayrılıkçı Terör sorunu.

AB-Türkiye ilişkileri; Avrupa birliği Türk ulusu için 1800'lü yıllardan bu yana süren Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla hızlanan “Çağdaş Medeniyet”e ulaşma projesinin devamıdır. Biz Avrupa birliğiyle eşit koşullarda, sahip olunan değerlere karşılıklı anlayış ve saygı kuralları içinde müzakere etmeyi ve bu şekilde katılmayı benimsemekteyiz.

Ermeni sorunu; üzülerek ifade etmek isterim ki ülkemizin uluslararası platformda karşısına çıkan en büyük sorun Ermeni soykırımı suçlamasıdır. Bu konuda bir çok ülke parlamentosunda Türkiye aleyhine karar alınmıştır. Bu tür bir iddia Türk ulusuna yapılan en büyük haksızlıktır.

Kıbrıs sorunu; bu konuda da çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sıkıntılı bir sürece girmiştir.

Terör sorunu; kuşkusuz son yirmi yıldır ülke gündeminden düşmeyen ayrılıkçı PKK terörü maddi ve manevi büyük kayıplar yanında yaklaşık 30 bin insanımızın ölümüne neden olmuştur. Bugün Ortadoğuda Suriye Irak ve İran'ı içine alan bir bölgede “Kürt mücadelesi ve Sorunu” vardır ve amaç bağımsız bir devlet olmaktır. Bu soruna, PKK ve yandaşlarının destek ve yardımlarıyla ülkemizi de bulaştırmak istemektedirler. Çünkü merkezinde Arap-İsrail çatışması olan bölgede amaç, ABD ve yandaşlarının güdümünde Arap olmayan bir ulus devlet kurup İsrail'e destek olmaktır. Coğrafyamızda çizilen haritalarda gösterilen “Kürdistan” bölgesiyle tezgahlanan oyun budur.

Özellikle son günlerde Hakkari ilimiz ile Şemdinli, Yüksekova ilçelerimizde yaşanan ve ülkemizi kan gölüne döndürecek nitelikteki her türlü kışkırtmaya karşı insanlarımızın son derece duyarlı olması gerektiğine inanmaktayız. Türkiye Barolar Birliği olarak konuya başından bu yana duyarlılık göstermekteyiz, daha önce yaptığımız araştırma ve çalışmaların sonucunu “Güneydoğu Raporu” adı altında kamuoyuna duyurmuştuk. Şimdi ise oluşturduğumuz bir komisyonla sadece PKK terörünü değil her türlü terörü incelemek ve rapor hazırlamak üzere bir proje grubu oluşturduk. Ayrıca son olayları incelemek üzere Türkiye Barolar Birliği yönetim kurulundan, disiplin kurulundan ve denetleme kurulundan birer üyeden oluşan bir heyeti Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli de incelemeler yapmak üzere görevlendirmiş bulunmaktayız.

Sayın başkanlarım Malatya çocuk yuvasında yaşanan olaylarla ilgili olarak, Malatya Barosu Çocuk Hakları Komisyonu başta olmak üzere tüm barolarımızdaki çocuk hakları komisyonundan oluşan bir heyete inceleme yaptırarak ayrıntılı bir rapor alınmış ve bu rapor SHÇEK Genel Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili makam ve mercilere iletilmiştir.

Sözlerime son verirken Kocaeli baromuzun nice 67.yıllara kavuşması dileğiyle hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.

 

Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK

 

 

 

 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
Başkanın Özgeçmişi
Başkanın Mesajı
Konuşmalar
Konuşma Videoları
E-Posta
Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Web Tasarım Birimi