TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK’UN
“İNGİLİZ-TÜRK AVUKATLAR BİRLİĞİ”NİN
“ORTAK HUKUKİ HİZMETLER”
SEMİNERİNDE YAPTIĞI KONUŞMA
Sayın konuklar;
İngiliz ve Türk avukatlarının gerçekleştirdiği “İngiliz-Türk Avukatlar Birliği”nin etkinliklerinden olan “Ortak Hukuki Hizmetler” seminerine hoş geldiniz.
Gelişen ve değişen uluslar arası ilişkiler giderek ortak bir hukukun yaratılmasını zorunlu kılmaktadır. Uluslar arası sözleşmelerin oluşturduğu bu hukuk giderek tüm ülkeleri etkisi altına almakta ve ulusal hukukları doğrudan etkiler hale gelmektedir. En gelişmişinden, henüz gelişmekte olan ülkelere kadar artık hiçbir ülke “ben kendi sınırlarımın içinde kendime özgü yaşarım ve kimseyle ilişkiye giremem” diyemez. Çünkü küreselleşme, ya da globalleşme adı verilen yeni dünya düzeninde uluslar arası sermayenin de etkisiyle mal ve hizmetlerin hareketlerini önlemek mümkün olamamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da sınır ötesi ilişkilerde yanların haklarını koruyacak olan ortak bir hukukun oluşturulması zorunluluğu doğmuştur. Uluslar arası hukuk ya da uluslar üstü hukuk diye tanımlayabileceğimiz Fransızca deyimiyle “supranasyonal hukuk” olarak nitelendirilen bu hukuk düzeni tüm ülkelerin ulusal hukukuyla yakından ilişkilidir. Başka bir deyimle uluslar arası hukuk ulusal hukuku, bir biçimde etkilemektedir.
Yukarda da belirttiğim gibi küreselleşme olgusunun doğal sonucu olarak ortaya çıkan ülkeler arası mal ve hizmet hareketlerinin neden olduğu çekişme ve ihtilaflar “Ortak Hukuki Hizmetler” konusunda birlikteliği zorunlu kılmaktadır. Seminerin konusunu oluşturacak olan bu olgu son derece önemlidir. Ortak hukuki hizmetlerin norm ve kurallarını oluşturan uluslararası hukuk ya da uluslar üstü hukukun kaynaklarını uluslar arası belge ve anlaşmalar, örf ve adet kuralları, hukukun genel ilkeleri, mahkeme içtihatları ve öğreti oluşturur.
Kuşkusuz bu konuda yani uluslar üstü hukuk normlarının oluşması ve gelişmesinde en önemli kaynağı İkinci Dünya Savaşı sonrası özellikle 1950 yılından itibaren kurulan Avrupa Topluluğu ve onun geliştirdiği topluluk hukuku oluşturmuştur. Başka bir anlatımla, uluslar üstülük uluslar arası ilişkilere “çarpıcı biçimde” Avrupa Topluluğu’nun kurulmasıyla getirilmiş bir kavram ve yeniliktir. Bu yeni hukuk kavramı üye ülkeler ile topluluk arasında “yetki devrini, hatta ulusal egemenliğin Topluluk organlarına kısmen terk edilmesini” gerekli kılmaktadır.
Türkiye ilk kez, 12 Eylül 1963 günlü “Ankara Antlaşması”nı imzalayarak toplulukla hukuki ilişkilerini başlamış, daha sonra 14 Nisan 1987 günlü başvurusuyla “Avrupa Topluluğu”na tam üye olmak için resmi girişimde bulunmuştur. Daha sonra, bu konuda Türkiye o kadar acele etmiştir ki, birliğe adaylığımız kabul edilmeden önce, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 25.maddesine göre 28 Ocak 1987 gününden geçerli olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na “bireysel başvuru hakkı” ve 22 Ocak 1990 gününden geçerli olmak üzere de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “zorunlu yargı yetkisi”ni tanımıştır. Oysa Türkiye’nin topluluğa adaylığı 11-12 Aralık 1999 günlü Helsinki zirvesinde karara bağlanabilmiştir.
Türkiye kendisine tanınan adaylık statüsünden sonra “Katılım Ortaklığı Belgesi” ve ilgili bildiriler doğrultusunda gerekli yükümlülüklerini yerine getirmek için “Ulusal Program”larını oluşturmuştur. Bu programlar çerçevesinde 6 Şubat 2002 günü 1.uyum yasaları paketi, 26 Mart 2002 günü 2.uyum yasaları paketi, 3 Ağustos 2002 günü 3.uyum yasaları paketini, 2 Ocak 2003 günü 4.uyum yasaları paketi, 23 Ocak 2003 günü 5. uyum yasaları paketi çıkarılmıştır.
Böylece ülkemizde 57. hükümet döneminden başlayarak 58 ve 59. hükümet dönemlerinde çok önemli yasal düzenlemeler yapılmış olup bu yöndeki uyum yasaları çalışmaları hızla sürdürülmektedir. Nitekim dün İstanbul toplantısında tartışılan Yeni Türk Ticaret Kanunu, Deniz Hukuku ve Sigorta hükümleri bu çalışmaların ürünüdür. Yine ombusmanlık başta olmak üzere kimi yeni yasal düzenlemelerle ilgili çalışmalar hızlı bir biçimde yürütülmektedir.
Bu yasal düzenlemeler sonunda, ölüm cezasının kaldırılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 no.lu ek protokolünün onaylanması, işkence ve benzeri davranışlarla kötü muamele suçunu önlemek için bu suçlardan verilecek cezaların ertelenmesinin ve paraya çevrilmesinin yasaklanması ve benzeri birçok yenilikler ülke hukuku ve insan hakları yönünden son derece memnuniyet verici gelişmelerdir. Hukukçu olmaktan öte çağdaş, demokrat ve aydın bir yurttaş olarak bu gelişmeleri takdir etmemek mümkün değildir. Bu nedenle bu ve benzeri çalışmaları bireysel ve örgütsel olarak duraksamadan destekliyor ve her türlü katkıyı sunuyoruz.
Kısaca bilgilerinize sunmuş olduğum gibi Türkiye özellikle AB mevzuatına uyum çalışmaları sonunda birçok yeni hukuki düzenlemeyi kendi ulusal hukukuna monte etmeye çalışmaktadır. İşte tam bu noktada dün İstanbul’da, bugün de burada yaptığımız çalışmalar çok büyük önem taşımaktadır. Birçok konuda deneyim ve birikimleri olan İngiliz meslektaşlarımızın bizlere aktaracağı çok önemli bilgileri olacaktır. Özellikle seminer konusu olan Rekabet Hukuku, Uluslararası Tahkim, Uzlaşma, Kamu Özel Ortaklıkları gibi konular, Türk hukuku ve Türk hukukçusu için çok yeni konulardır. Toplantı tutanaklarını kitap haline getirmeyi düşünüyoruz. Bu yönüyle çok yararlı olacağına inandığımız seminer çalışmaları iyi bir kaynak kitap olacaktır.
Ayrıca bu konuda küçük bir ricam olacak. ülkemizde ciddi bir sorun olan yabancı hukuk firmalarının çalışmalarıyla ilgili olarak bir etkinlik yapılmasını diliyor, bu türlü bir toplantıya TBB olarak her türlü katkıyı vereceğimizi şimdiden taahhüt ediyorum.
Toplantıyı düzenleyen İngiliz-Türk Avukatlar Birliği yöneticilerine ve emeği geçenlere teşekkür ediyor, bu ve benzeri etkiliklerin sürdürülmesini diliyor, sizlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
|
|