2–3 ARALIK 2006 GÜNLERİ
KIZILCAHAMAM’DA YAPILAN
13.BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI
AÇIŞ KONUŞMASI
Sayın Başkanlarım,
Sizlere yolladığımız toplantı gündemini içeren yazılı çağrımıza yanıt vererek, Tunceli baromuz dışında bütün baroların toplantımıza katılmasından dolayı sonsuz teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyor ve toplantımızın mesleğimize, yargımıza, hukukumuza, yararlı sonuçlar getirmesini diliyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Meslek yasamızın 82.maddesinin amir hükmü gereği, Bilecik, Hakkâri, Kırıkkale, Mardin ve Muş barolarımızın özel durumları hariç, bütün barolarımız genel kurullarını tamamlayarak yeni baro başkan ve yöneticilerini seçmişlerdir. Buna göre 73 baromuzda, adaylığını koyan eski başkanlarımızdan 40 baro başkanımız tekrar seçilmiş, 33 baro başkanımız da aramıza yeni katılmışlardır. Yine aynı genel kurullar da toplam 288 Türkiye Barolar Birliği Genel Kurul delegesinin 164 üyesi yeni isimlerden oluşmuş, 124 üye ise yeniden seçilmişlerdir.
Önceki dönemlerde baro başkanı olan ve yeniden görevlerini sürdürecek olan sayın başkanlarımızın bilgi ve deneyimleri yanında, yeni seçilen arkadaşların enerji ve heyecanları yönetimimiz için yol gösterici ve büyük güç olacaktır.
Sayın Başkanlarım;
Bu toplantının açış konuşmasını kimi baro başkanlarımızın haklı uyarı ve eleştirisi yanında, özellikle yeni arkadaşlarımızın konuşmalarına, önerilerine zaman bırakmak amacıyla kısa tutmak, daha çok sizleri dinlemek istiyorum. Sadece, gündemdeki konularla ilgili yaptığımız çalışmalar hakkında özellikle yeni seçilen baro başkanlarımızı bilgilendirmek için kısa açıklamalar yapacağım.
Gündemin en önemli maddesi olan “Avukatlık sınavının kaldırılmasına ilişkin yasa teklifi ile ortaya çıkan durumun değerlendirilmesi” konusuyla ilgili olarak sizlere sunduğumuz dosyada ayrıntılı bilgiler mevcuttur. Artık yasa teklifi ya da tasarısından söz etmek de mümkün değildir. TBMM yasayı kabul etmiş bulunmaktadır. Gündemi bu şekilde düşünmek gerekmektedir.
Ben sadece konunun bu noktaya gelişinde bazı baro başkanlarımızın ve siyasal iktidarın popülist yaklaşımının büyük etkisi olduğunu söylemekle yetineceğim. Seçim ve seçmen kaygısı nedeniyle başvurulan popülist yaklaşımlar, sadece mesleğimizi değil ülkemizi de ciddi çıkmazlara sürüklemektedir. Üzülerek ifade etmek isterim ki toplumsal ve siyasal ilişkilerde ilkesel davranışlar yerini hızla popülist ve günü birlik davranışlara bırakmaktadır. Bunun sonucu olarak kişisel ilişkiler başta olmak üzere birçok, kurum ve kavram ağır yara almaktadır. Yarınları değil günü kurtarmak giderek tercih edilir olmuştur. Bu durum ise yurt ve meslek sorunlarını içinden çıkılamaz hale getirmektedir. Statükocu ve kalıplaşmış örgütsel yapılanma yanında, popülist yaklaşımlar, siyasi partiler başta olmak üzere, tüm demokratik kurumlara egemen olmuştur. Bunun en acı örneğini avukatlık yasasından sınavın çıkarılması aşamasında yaşadık.
Basına da yansıdığı gibi Sayın Başbakan kendi partisinden birçok milletvekilinin haklı ve yerinde karşı duruşuna rağmen sınavın kaldırılması emrini bizzat vermiştir. Bu konuda nasıl ve kimler tarafından bilgilendirilmiştir doğrusu çok merak etmekteyiz. Oysa 10 Ağustos 2006 günü 48 baro başkanımız ve bazı yönetim kurulu üyelerimizin hazır olduğu, Sayın Başbakan ve üç sayın bakanın bulunduğu toplantıda yaşanan olumlu hava bizleri çok umutlandırmıştı.
En azından o toplantıda yakalanan sıcak ve olumlu yaklaşımın sonucu olarak Eylül ayından bu yana ısrarla sürdürdüğümüz randevu talebine sayın Başbakan bu gelişmeleri de dikkate alarak duyarlı davranabilirdi. Ya da bir telefon açarak bilgi isteyebilirdi. Bunların hiçbirisi yapılmayarak mesleğimiz için son derece yaşamsal önemi olan sınav konusunda parti içi muhalefete rağmen sınavın kaldırılması yönünde kesin emir verilmiştir. Bu gelişmelerdeki yansızlık, iyi niyet ve samimiyeti siz değerli başkanlarımızın anlayış ve yorumuna bırakıyorum. Siz hangi biçimde değerlendirirseniz değerlendiriniz, ben Türkiye Barolar Birliği Başkanı sıfatımdan ayrı olarak 36 yıllık eylemli avukat sıfatımla gerekli değerlendirmeyi yapmış bulunmaktayım. O da Sayın Başbakan ve temsilcisi olduğu hükümet üyeleri, siz ne derseniz deyiniz, sizleri dinliyor görünüyor ama kesinlikle bildiklerini yapıyorlar. Bir halk özdeyişinde olduğu gibi “Cemaat ne derse, desin hoca bildiğini okuyor”. Bu gün yaşanan tablo maalesef budur.
Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılarak sınavın kaldırılması hakkındaki kanun tasarısının TBMM görüşmeleri sırasında, bu iktidarın hukuka, yargıya ve özelinde avukatlara vermiş olduğu önem inkâr ve tevil edilemeyecek bir kesinlikle ortaya çıkmıştır. Yasa tasarısının son gün görüşmeleri sırasında, hükümeti temsilen Sayın Köy İşleri ve Tarım Bakanı bulunmuş, bizim için hayati önem taşıyan bu kanun hakkındaki milletvekillerinin sorunlarına Sayın Köy İşleri ve Tarım Bakanı cevap vermiştir.
Sayın Bakanın yargıya verdikleri hizmet ve hukuk alanındaki çalışmalarından, özellikle avukatlıkla ilişkisinden bilgimiz olmadığı için, ciddi şekilde mahcup olduğumuzu ve kendisinden özür dilediğimizi huzurunuzda arz etmek isterim.
Ancak, işin şakası bir yana, bu durum traji-komiktir ve siyasal iktidarın bize bakış açısı ile yaptıkları işe verdikleri önemi bundan daha güzel ortaya koyacak bir örnek bulunamaz.
Sayın Başkanlarım;
Gündemimizin önemli maddelerinden birisi de “CMK kapsamında müdafi/vekil görevlendirilmesinde yaşanan sorunlar ve bu konuda yasa değişikliği çalışmalarının değerlendirilmesi”.
Bu madde ile ilgili olarak da sizlere tüm gelişmeleri içeren birer dosya sunduğumuz için geniş açıklama yapmayacağım. Ancak, bir önceki sözlerim ve yaptığım tespitlerim bu yasa görüşmeleri için de geçerlidir. Burada yalnız şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum, Türkiye Barolar Birliği yönetimi olarak hiç bir yerde CMK ile getirilen zorunlu müdafii ve vekil atanması ile ilgili yeni düzenlemelerden geriye dönülmesine ilişkin hiçbir beyan ve söylemimiz olmamıştır.
Gündemimizin 4.maddesindeki “2005/44 ve 2005/102 sayılı TBB duyuruları ışığında kişi ya da kuruluşlarda aylık ücret karşılığı, serbest ya da sadece bu kişi/kuruluşun vekili olarak avukatlık görevini yürüten avukatların taraf oldukları sözleşmelerdeki avukatlık yasasına, meslek kurallarına ve avukatlık ücret tarifesine aykırılıkların yarattığı sorunlar ve çözümleri üzerine değerlendirme” konusu da mesleğimizin geleceği ve toplumdaki saygınlığı bakımından son derece önemlidir. Müvekkil vekil ilişkilerinin mutlaka disiplin altına alınması gerekmektedir. Aksi takdirde ilkesiz davranışların doğal sonucu olan haksız rekabet mesleğimizin saygınlığını ve itibarını tümden yok edecektir.
Gündemimizin son maddesinde ise “ülke ve meslek sorunları üzerine genel değerlendirme” konuları bulunmaktadır.
Ülkemizin çok ciddi iç ve dış sorunlar sarmalından geçtiği ve giderek aykırılıkların ve ayrışmaların arttığı bu süreçte, siz sayın başkanlarımızın söyleyeceği çok şey olduğuna inanmaktayım.
Ben bu aşamada, toplumun en sade yurttaşından en yetkilisine kadar sakin, sessiz, ön yargısız, soğukkanlı bir şekilde görüş ve düşünce üretmesini, davranışlar sergilemesini öneriyorum. Aksi takdirde ülkemiz sonu gelmez maceralara sürüklenir.
Kuşkusuz aynı öneri ve temennimi mesleğimizin geleceği içinde tekrarlıyor ve süratle popülist yaklaşımlardan uzaklaşmamız gerektiğine olan inancımla radikal çözümler getirilmesini umuyorum.
Toplantımızın yurt ve meslek sorunlarına yeni açılımlar yanında, kalıcı katkılar getirmesini diliyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, iyi bir hafta sonu geçirmenizi diliyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK |
|