|
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK’UN
1-2 KASIM 2007 TARİHLERİNDE İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ CEZA HUKUKU ve KRİMİNOLOJİ ARAŞTIRMA ve UYGULAMA MERKEZİ TARAFINDAN İSTANBUL’DA DÜZENLENEN
“IV.Bilişim Hukuku Ve Bilişim Teknolojilerindeki Yenilikler,
Bilişim Hukukundaki Gelişmeler”
KONULU SEMPOZYUMDA
YAPTIĞI KONUŞMA
Sayın konuklar;
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen “Türkiye IV.Bilişim Hukuku ve Bilişim Teknolojilerindeki yenilikler Bağlamında Bilişim Hukukundaki Gelişmeler” konu başlıklı sempozyuma hoş geldiniz. Sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Değerli bilim insanları ve yakın dostlarım Doç.Dr.Adem Sözüer ve Doç.Dr.Fatih Selami Mahmutoğlu’ndan bu toplantıya katılmam ve bir konuşma yapmam için çağrı aldığımda, tatlı bir heyecan yanında, mutluluk ve sevinç duygularını birlikte yaşadım. Çünkü dünyada ve ülkemizde geçmişi çok uzun yıllara dayanmayan bilgisayar ve bilişim teknolojisi akıl almaz bir hızla ülkelerin ve insanların her alandaki yaşamına hiçbir engel tanımadan girmekte; kuşkusuz sağladığı sonsuz olanaklar yanında, çok ciddi sorunları da beraberinde getirmektedir. İşte tüm ülkeleri etkileyen bu sorunların çözümü nedeniyle ulusal ve uluslarüstü hukuki düzenlemeler yanında, uluslararası belgeler de imzalanmaktadır. İki gün sürecek bu sempozyumda konunun uzmanlarının hukuki gelişmelerle ilgili olarak çok önemli katkılar sunacağına inanmaktayım.
Ülkemiz tüm engellemelere, tüm karşı duruşlara ve geriye dönüşü çağrıştıran girişimlere karşın, 1920’li yıllarda atılan devrimci adımları sürdürmek ve çağın değerleriyle buluşmak zorundadır. Bu bağlamda, hukukumuzu yenilemek durumundayız. Bu, bir yandan var olan hukuk kurallarının değişen dünya koşullarına göre yeniden gözden geçirilmesi; öte yandan, çağımızın anlayışına, ülkemizin gereksinmelerine daha uygun kuralların konması biçiminde olur. İşte bu sempozyum bu olanakları sağlayacak bilgi birikimine neden olması bakımından da heyecan vericidir.
Geçtiğimiz yüz yılın ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan, süratle gelişen, günümüzde de bu gelişmesini büyük bir ivme ile sürdüren bilgisayar teknolojisi; insanların ve devletlerin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi faaliyetlerinin dijital bir ortamda yapılmasına olanak sağlamaktadır.
Özellikle bilgisayarların birbirine bağlanması ile ortaya çıkan bir açık ağ “Web” sistemi olan internet; başlangıcındaki askeri ve akademik amacının dışında, küresel düzeyde her alanı kapsayan, ticari, hukuki ve mali yönleri de içine alan büyük bir gelişme göstermiştir.
İletişim ve bilgi teknolojilerindeki bu gelişmeler karşısında mevcut hukuki kurum ve kavramların yetersiz kalabildiği gözlenmektedir. Bu yetersizlik bilişim teknolojisindeki gelişmelerin belli alanlarda uluslararası coğrafi sınırları ortadan kaldırmasından ve hukukun ulusal niteliğini kaybetmeye başlamasından kaynaklanmaktadır. Günümüzde uydu yayınları, internet ortamında gerçekleştirilen her türlü aktiviteler, hukukun bütün alanlarını ilgilendiren somut problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar.
Sempozyumun ana konusunu oluşturan kavramlardan “Bilişim Teknolojisi”, iletişim ve bilgi teknolojilerini içeren bir üst kavram olarak algılanmakta ve tanımlanmaktadır. Özellikle son 30 yıl içinde çok büyük gelişmeler gösteren “Bilişim Teknolojisi”, sağladığı yararlar yanında, beklenmedik sorunlar yaratmakta ve böylece hukukun tüm dallarını ilgilendiren konularda yeni kurum, kavram ve tanımların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Nitekim iletişim ve bilgi teknolojisinin gelişmesiyle birlikte internet başta olmak üzere, erişim, içerik sağlayıcı, hizmet sağlayıcı gibi hukukun tüm dallarını ilgilendiren yepyeni kavramlar; bilgisayar kullanıcısına sağlanan teknolojik hizmetlerin kötüye kullanılması sonucu yeni suç türleri ortaya çıkmıştır. Bu suçların, ceza hukukunun klasik düzenleme ve yaptırımlarıyla etkisiz hale getirilmesi mümkün olamamıştır. Çünkü, bilişim teknolojisinin çok hızlı bir biçimde değişmesi, şekillenmesi ve sınır tanımaz niteliği karşısında mutlaka yeni yasal düzenlemeler yapılması zorunluluğu doğmuştur. Özellikle, bilişim ortamında işlenen suçların hızlı bir artış göstermesi, bu suçların ortaya çıkarılmasındaki güçlükler yanında işlenmesindeki kolaylıklar ve en önemlisi ekonomik olarak meydana gelen zararların çok büyük olması nedeniyle hızla yasal düzenlemeler yapılmıştır.
Konuyla ilgili uluslararası en önemli düzenleme, 23 Kasım 2001 tarihinde imzaya açılan “Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi”dir. Bu sözleşmeyle, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler arasında bilişim suçlarına karşı ortak bir ceza politikası oluşturularak toplumların bilişim suçlarına karşı korunması, bu amaçla ulusal mevzuatlarda gerekli düzenlemelerin yapılarak uluslararası alanda da işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Sözleşmede, bilişim alanına ilişkin bir takım terimlerin hukuki tanımı yapılmakta, bilişim ortamında veya bilişim ağı sistemleri vasıta kılınarak işlenebilecek suçlar belirlenmekte ve bu suçların soruşturması usulüne ilişkin düzenlemelere yer verilmektedir.
Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nin değişik tarihlerde “Bilişim Teknolojis”nin neden olduğu suçlarla ilgili direktif ve yönergeleri vardır.
Bilgisayarın anavatanı olarak kabul edilen ABD’de ilk defa “Bilişim Suçları”yla karşılaşılmıştır. Bunun sonucu olarak da, uluslar arasıalanda bilişim suçlarıyla ilgili olarak ilk kanun tasarısı da 1977 tarihinde ABD kongresine verilmiştir.
Dünyada bilişim suçlarıyla ilgili yasal düzenlemelerde iki ayrı yol izlenmektedir. ABD, İngiltere, İrlanda ve Portekiz gibi ülkelerde mevcut kanunlardan ayrı olarak yeni ve özel hukuki düzenlemeler oluşturulmaktadır.
Almanya’nın öncülük ettiği ikinci sistemde ise, suç teşkil eden eylemler mevcut kanunlar dahilinde incelenmekte, ayrı fasıllar ve kanunlar oluşturulmamaktadır. Ülkemizde hem yürürlükten kaldırılan 765 sayılı, hem de 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanununda, Fransa’daki düzenlemelere paralel bir şekilde bilişim hukukuna ilişkin düzenlemeler ceza kanunu içinde ayrı bir fasılda düzenlenmiştir.
Hukukumuzda bilişim suçları, 765 sayılı eski Türk Ceza Kanununda 5.6.1991 günlü ve 3756 sayılı kanunla yapılan değişiklikle ilk defa düzenlenmiştir. Bu düzenlemede 765 sayılı yasaya “Bilişim Alanında Suçlar” başlığıyla 525/a, 525/b, 525/c ve 525/d maddelerinden oluşan bir bap eklenmiştir.
Yine, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 2.maddesinde 7.6.1995 gün ve 4110 sayılı yasayla yapılan değişiklikle “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları” da “eser” sayılarak bilgisayar programlarına yönelik bu kanun kapsamındaki fiiller de suç sayılmıştır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6.3.2003 gün ve 4822 sayılı kanunla yapılan değişikliğinde “elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları” içerecek şekilde tanımlanmış, yine “görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak” gerçekleştirilen eylemler yasa kapsamına alınmıştır.
15.1.2004 gün ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunun 16.maddesiyle imza oluşturma verilerinin izinsiz kullanımı ve 17.maddesiyle elektronik sertifikalarda sahtecilik suç olarak tanımlanmıştır.
Kuşkusuz bu alanda en geniş ve kapsamlı düzenleme 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanununda yapılmıştır. Kanunda bilişim suçları “Bilişim Alanında Suçlar” başlıklı ayrı bir bölümde 243 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir.
Bilindiği gibi yasada “bilişim sistemine girme” (m.243), “sistemi engelleme bozma, verileri yok etme veya değiştirme” (m.244), “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” (m.245), “tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması” (m.246), eylemleri suç olarak düzenlenmiştir. Ayrıca “nitelikli hırsızlık” kenar başlıklı 142/2-(e) maddesinde hırsızlık suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi ve nitelikli dolandırıcılık kenar başlıklı 158/1-(f) maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının” araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi ağırlaştırıcı neden olarak hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu yasal düzenlemeler yanında konuyla ilgili olarak en son 4.5.2007 gün ve 5651 sayılı “Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” kabul edilmiştir.
Kanunun birinci maddesinde “...bu kanunun amaç ve kapsamı; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile İnternet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlemektedir..” denilmektedir.
Ulusal ve ulusalüstü hukuk alanında çok yeni olan “Bilişim Suçları”yla ilgili ayrıntılı bilgiler ve son gelişmeler hakkında sempozyuma katılan değerli uzmanlar bizleri aydınlatacaktır. Böylesi önemli bir etkinliğe yaptıkları katkılardan dolayı kendilerine teşekkür eder, bu tür düzenlemelerin ne müşkül bir şey olduğunu bilen birisi olarak emeği geçen herkese sevgi ve teşekkürlerimi iletir, beni sabırla dinlendiğiniz için sizlere de iyi dileklerimle saygılarımı sunarım.
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK |
|