TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK’UN
19 KASIM 2007 GÜNÜ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NDE DÜZENLENEN
“YAŞAM” SÜRECİNE SİVİL TOPLUM KATILIMI:
BİR SİSTEM ARAYIŞI PANELİ'NDE
YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA

SUNUCU- Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Özdemir Özok konuşmalarını yapacaklardır.

Arz ederim.

Av. ÖZDEMİR ÖZOK (Türkiye Barolar Birliği Başkanı)- Türkiye Büyük Millet Meclisinin Saygıdeğer Başkanı, zarif eşleri, değerli milletvekilleri ve gerçekten Türkiye'de demokrasinin gerçek temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin değerli başkanları, temsilcileri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli konuklar; gerçekten bu çağrıyı aldığımda çok heyecanlandım ve büyük bir coşku duydum. Artık tartışılmayan bir konu; dünyada bütün ülkelerde demokrasinin dışında bir yönetim sistemini seçmeye olanak yok. Denenen bütün sistemler şu ya da bu şekilde çeşitli olumsuzlukları nedeniyle terk edilmiş ve yaklaşık bir 200-250 yıllık süreç içerisinde toplumlar, artık demokrasiyle yönetilme yolunda ciddi bir karar almıştır.

Peki, sade bir toplumun, bir ülkenin demokrasiyle yönetilmeye yönlendirilmesi yeterli midir? Geçen süreç içerisinde artık bir ülkenin sadece demokrasiyle yönetilmesi yeterli değildir; çünkü demokrasi, her gün değişen ve gelişen, koşullara kendisini uydurabilecek nitelikte ve her türlü yeniliğe açık, dinamik bir toplum ister. Demokrasi katılımcılık ister, demokrasi paylaşımcılık ister ve demokrasinin temelinde yatan en önemli konu, disiplin ister. Asla benmerkezli bir anlayışı demokrasi kabul etmez. O nedenle, bugün buradaki gördüğümüz bu tablo ve bu yasama derneğinin son derece iyi niyetli girişimi, inanıyorum bu yeni dönem yasama çalışmalarında bir farklılığı ortaya koyacaktır.

Biz Türkiye Barolar Birliği olarak, kurulduğumuz günden bu yana, 1969’dan bu yana ülkemizde eksiksiz demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devletinin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesi için olanca gücümüzle yardımcı olduk. Bugün bu çağrıya bakarak değil, daha önce de Sayın Başkanımın da Adalet Komisyonu Başkanı olduğu dönemde, daha önceki çalışmalarda da, şimdiki çalışmalarda da Türkiye Barolar Birliği, bir hukukçu kuruluşu olmanın getirdiği sorumlulukla ve yine yasanın ve Anayasanın kendisine verdiği görevler doğrultusunda kamu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olmasının bir sorumluluğunun gereği de tüm çalışmalarda çağrı alsın ya da almasın, gücünün yettiği kadar bu yasa çalışmalarına daha sağlıklı, gerçekten sadece biçimsel bir yasa oluşması değil, yaşamı da içinde özümsemiş bir yasanın oluşması konusunda sürekli destek vermiştir.  Bu konuda, Ceza Kanunu çalışmalarında, İcra-İflas çalışmalarında, şimdi yine Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelecek olan Ticaret Kanunu çalışmalarında Türkiye Barolar Birliği, katkı sunma konusundaki bütün desteğini vermiştir.

Türkiye, çok genç nüfusa sahip bir ülke, Türkiye sürekli değişiyor. Türkiye, gerçekten eksiksiz bir demokrasiyi, gerçekten ekonomik yönden bağımsız bir ülke olmanın gayreti ve çabası içerisinde, kalkınma planları yapıyor, Avrupa Birliğiyle ilişkisi var, çevresindeki uluslarla ilişkisi var. Dolayısıyla Türkiye, bu dinamizminin bir sonucu olarak Parlamentosundan sürekli yeni yasalar düzenlemeler istiyor. Bu ulusal olduğu kadar, uluslararası ilişkileri de düzenleyecek son derece önemli kuralları ve normları içeriyor.

Yine hepinizin bildiği gibi, Türkiye, Atatürk ve arkadaşlarının açtığı yeni bir yolla aydınlık ve çağdaş bir ülke olma ve dünya ülkeleri arasında gerçekten kendisine yakışan özgün yerini alabilmek için sürekli onların açtığı bu yolda yürüyen genç bir cumhuriyet. Avrupa Birliğinin AET dediğimiz ilk kuruluşundan itibaren, Birleşmiş Milletlerin  bütün insan hakları, ekonomik haklar, sosyal haklarla ilgili bütün sözleşmelerinde Türkiye, aydın bir ülke olmanın gereği olarak sorumluluk bilinciyle bu belgelerin altına imza atmıştır. Genç Türkiye ve onun son derece dinamik ve genç ulusu, yenilik istiyor, aşıyor kendisini, dolayısıyla Parlamentoyu ve Meclisi sürekli sıkıştırıyor ve dünyanın belki hiçbir parlamentosunda görülemeyecek kadar müthiş sayıda bir yasama talebinde bulunuyor. Ama bu yasaların sadece demin değerli arkadaşlarımızın anlattığı gibi, Meclis İçtüzüğü ve birtakım kuralları yerine getirerek yasalaşması, o yasaların topluma mal olmasını, toplumun onu özümsemesi ya da son dönemlerdeki söz gereği içselleştirmesi mümkün olmuyor.

İşte, yasaların sadece biçimsel olarak metinlerde kalmaması, onların bütün toplum birimleri, bütün toplum katmanları tarafından içselleştirilebilmesi ve özümsenebilmesi için mutlaka ama mutlaka şu gördüğümüz tablonun başından sonuna yasama safhasında bulunması ve kendi doğrularını yasama meclisi, demokrasinin mabedi olan Parlamentoya iletmesi lazım. O nedenle, ben bu toplantıyı çok heyecanlı ve ben bu toplantıyı çok önemli görüyorum. Bunu düzenleyen arkadaşlara şahsım ve Türkiye Barolar Birliği adına sonsuz teşekkür ediyorum. Artık günümüz demokrasisi, biçimsel demokrasi değil, herkesi dinleyeceksiniz. Sadece temsili demokrasiyle biz, demokrasiyiz diyemeyiz. Katılımcı ve çoğulcu bir anlayışı mutlaka ama mutlaka yaşatmak lazım. İşte bunun yolu da siz değerli sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek, Parlamentonun önünü açarak, onun işini kolaylaştırarak, çıkacak yasaların sadece biçimsel olarak yasak savma anlamında değil, gerçekten toplumun ihtiyaçlarını doğrudan doğruya karşılayacak ve gerçekleştirecek yasalar haline gelmesinde en büyük katkı sizlerin olacaktır.

Değerli Başkanım, saygıdeğer konuklar; gerçekten bunu da bir fırsat bilerek, biliyorsunuz 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra yeni bir Parlamento oluştu ve AK Parti yeniden iktidar oldu. Bu ülkemiz için gerçekten bir şans, bu ülkemiz için son derece önemli bir fırsat. Hele hele 22 Temmuz 2007 günü Sayın Başbakanın AKP Genel Merkezi balkonundan ulusumuza ve tüm uluslara verdiği mesaj, ülkemizin geleceği, ülkemizin demokratik yapısı için son derece önemli bir fırsat olduğu inancını hâlâ taşıyorum. Orada Sayın Başbakan, herkesle konuşacağını, herkesle tartışacağını, herkesin görüş ve düşüncesini alacağını, paylaşacağını, azınlıktaki insanların da görüşlerini mutlaka ciddiye alacağını ifade ettiler. Bu, bugünkü toplantının da çok önemli bir mesajıdır diye hatırlatmak istedim. Çünkü, gerçekten böylesi bir yaklaşım, Türkiye'de birçok sorunu çok rahatlıkla açacaktır ve aşacaktır, birçok gereksiz enerji sarfını önleyecektir. Birbirimizi daha iyi anlamanın, ortak dili, ortak lisanı, ortak davranışı yaratmanın çok daha önemli bir yolu olacaktır.

İşte bundan da cesaret alarak hemen biliyorsunuz, seçim sonrası ülkemizin geleceğini düzenleyen yeni bir tartışma ortaya çıktı. Neydi bu; Anayasa. İnanıyorum ki, bugün burada tartışacağımız konunun temeli Anayasadır. Çünkü, bütün yasalar, temel yasa dediğimiz, norm yasa dediğimiz ve ülkenin devlet yapısını, insan hak ve özgürlüklerini, sosyal ve ekonomik hakları, üçüncü kuşak haklarını, bütün hakları ortaya koyan bu temel belge, sanıyorum son derece önemlidir. O nedenle, Türkiye Barolar Birliği, hemen bu tartışmalar ortaya çıkar çıkmaz kendi bildiği doğrular doğrultusunda bir anayasa taslağı hazırladı ve kamuoyuna sundu.

Bu konuda hiçbir biçimde önyargılı değiliz. Dileğimiz, herkesin kendisini ifade edebildiği, herkesin kendisini güvence altında hissedebileceği, sözde değil, gerçekten özde yaşamını sürdürebileceği bir demokratik ortamın, huzur, barış ve kardeşliğin hakkettiği bu Türkiye'de bu insanlara böyle bir anayasa metnini hep beraber yaratıp sunmaktır. İnanıyorum ki, bu sivil toplum örgütlerinin duyarlı ve tutarlı davranışı, hem siyasal iktidarın işini kolaylaştıracaktır, hem de bazılarının “bu Parlamento bu anayasayı yapabilir mi, bu anayasayı yapamaz mı?” tartışmaları konusundaki bir tartışmayı da ortadan kaldıracaktır.

Ben bu konuda şunu söylüyorum: Demokrasiye koşulsuz inanan, her şeyin demokratik kültürün içerisinde oluşacağına inanan bir kişi olarak, bu Parlamentonun bu anayasayı yapabileceği inancındayım. Bir koşulla: Bütün sivil toplum örgütleriyle birlikte yaratılacak bir metni oluşturmak koşuluyla. Demokrasinin mabedi olan, temsili demokrasinin canı, yüreği, beyni olan Parlamentonun hiçbir şekilde üzerinde bir tartışma yapılması Türkiye Barolar Birliği Başkanı olarak kabul etmemize olanak yoktur. Bugün içimize sinen, beğendiğimiz-beğenmediğimiz temsilciler olabilir, bu demokrasinin doğal sonucudur. Ama mutlaka o metnin oluşmasında bütün sivil toplum örgütlerinin, halkın bütün isteklerinin yansıdığı bir temel metin olması halinde, bu Parlamento da çok rahatlıkla anayasayı yapabilir diye düşünüyorum.

Değerli konuklar; şunu hatırlatarak geçmek istiyorum: Türkiye’de artık her şeyin demokrasi kuralları içerisinde gelişmesini ve büyümesini istiyoruz. Asla ve asla demokrasi dışı güçlerin ülkemizde bir biçimde egemen olmasını istemiyoruz. Türkiye, 1960 ve 1982 -çok iyi niyetli olmasına karşın- darbelerinden çok büyük zararlar gördü.      

Değerli konuklar; 1980 sonrasını hatırlayın. Örgüt dediğiniz zaman, 3 kişi bir araya gelirse, Türkiye'yi yıkmak için uğraş veren insanlar olarak algılanmıştı. Anneler, babalar, aileler, “aman çocuğum, sakın bir sivil toplum örgütüne, sakın bir derneğe, sakın bir örgüte girme” diye çocuklarına öğüt veriyordu. Halbuki demokrasiyi kabul ediyorsanız, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi kabul ediyorsanız, bunun temel taşı, temel yapısı sivil toplum örgütleridir ve de kesinlikle sivil toplumun gösterttiği yolla ancak demokrasi ayağa kalkabilir. 12 Eylülün tahribatını silebilmemizin tek koşulu, daha fazla demokrasi, daha fazla katılım, daha fazla çoğulculuk.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

 

Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK

 

 

 

 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
Başkanın Özgeçmişi
Başkanın Mesajı
Konuşmalar
Konuşma Videoları
E-Posta
Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Web Tasarım Birimi