TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ  BAŞKANI  AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK’UN 28 ŞUBAT 2008 GÜNÜ “V.TÜRK-ALMAN TIP HUKUKU SEMPOZYUMU” AÇIŞ KONUŞMASI

 

Sayın konuklar,

Sevgili meslektaşlarım,

Basınımızın değerli temsilcileri;

“V.Türk-Alman Tıp Hukuku Sempozyum”una hoş geldiniz, sizleri saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Türkiye Barolar Birliği olarak, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti gibi temel ilke ve kavramlar yanında, ülkemiz için yaşamsal önemi olan ve asla ödün verilmemesi gereken “laiklik” ve “ülkenin bölünmez bütünlüğü” ile ilgili konularda yapılan bilimsel çalışmalar ve etkinliklere her türlü desteği vermeyi ilke edinmiş bulunmaktayız. Bu anlayışın   sonucu olarak beşincisi düzenlenen “Türk-Alman Tıp Hukuku Sempozyum”una gerekli destek verilmiştir.

28 Şubat-1 Mart 2008 günlerinde gerçekleştirilecek etkinliğin ülkemiz “tıp hukuku” alanına yeni açılımlar sağlayacağına olan inancımla sempozyumla ilgili tüm çalışmaları yürüten Sayın  Prof.Dr.Hakan Hakeri başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Sayın konuklar,

Sevgili meslektaşlarım;

Hukuk ve tıp iki ayrı bilim dalı olsa da ortak konularını   “insan” oluşturduğu için birbirleriyle daima iletişim içinde olmuşlardır. Bilindiği gibi hukuk insanların sahip olduğu hak ve yetkileri düzenlerken; tıp da bu hakların  en iyi şekilde kullanılabilmesi için insanların sağlıklı olmasına çalışmaktadır. Bu kadar iç içe  ve birbirini etkileyen başka iki bilim dalı yoktur. Kişi, toplumda yaşayan bir değer olarak başka bir anlatımla “haklardan yararlanan ve hak sahibi bir varlık” olarak yaşamını sürdürebilmesi için tıp biliminin koruyuculuğuna ve mutlak desteğine gereksinmesi vardır.

Sosyal ve canlı bir varlık olan insan için hukuk ve tıp bilimleri ilk çağlardan itibaren son derece önemli ve yaşamsal kavramlar olarak hep güncelliğini ve etkinliğini korumuştur. Her iki bilim dalı da insan varlığıyla birlikte doğmuş, gelişmiş ve bugünkü çağdaş yapısına kavuşmuşlardır. Ayrıca tıp, pek çok konuda hukuka yol göstermekte, yardımcı olmaktadır.

Günümüzde hasta-hekim ilişkilerinin toplumsal ve bilimsel alanda, insan hakları bağlamında öne çıkmasıyla beraber, bu ilişkileri düzenlemek amacıyla tıp hukuku, sağlık hukuku gibi yeni kurum ve kavramlar ortaya atılmaya başlanmıştır. Tarihsel bir süreç içinde yaşanan bu gelişmeler, hasta-hekim ilişkisinin sözleşme boyutu yanında teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi müdahalelerin haksız fiil ve ceza hukuku boyutu tıp hukuku adı altında anılan yeni bir hukuk dalını ortaya çıkarmıştır. Teşhis ve tedavi amaçlı hasta-hekim ilişkisinde ortaya çıkan tazminat ve cezai sorumluluğu esas olarak konu edinen tıp hukuku yanında, tıp hukukunu da içine alan, sağlık hizmeti sektöründeki sorunları ve çözüm yollarını konu edinen hukuk dalı ise sağlık hukukunu oluşturmaktadır. Tıp hukuku hasta-hekim ilişkilerini düzenlediği halde, sağlık hukuku, devletin sağlık politikaları başta olmak üzere, tıp eğitimi, hekimlerin mecburi hizmeti, sağlık hizmetinin yaygın ve kaliteli olarak sunulması, vergilendirme ve benzeri hukuk politikası konularını içerir, kapsar.

Kuşkusuz sempozyumun en önemli konusu “Beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığı hakkı”nın  korunması noktasında olacaktır. Çünkü; kişinin doğumundan ölümüne kadar geçecek süre içinde, bedensel bütünlüğüne yönelik olarak, bir başkasının, hatta kendisinin bile, gerçekleştireceği saldırılardan korunmasını esas alan “Beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığı hakkı  ulusal ve uluslar arası yasa ve belgelerde koruma altına alınmıştır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmelerinde koruma altına alınan “beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığı  hakkı”, gelişen teknoloji ve tıp karşısında daha özel koruma kurallarına ihtiyaç duymuştur. Bunun sonucu olarak 1997 yılında “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi” kısaca “İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi” imzalanmıştır.

Uluslar arası belgeler yanında anayasamız ve ulusal yasalarımızda da “beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığı  hakkı“ koruma altına alınmıştır.

1982 Anayasasının 17.maddesinde “...herkes yaşama maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir./Tıbbı zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında,kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz;rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz...” denilmekte, ayrıca 12,13,15,20,27, 40,41,56 ve 58.maddelerde sağlık ve tıpla ilgili değişik hükümlere yer verilmektedir.   Anayasadaki bu temel düzenleme yanında; çeşitli yasalarda da konuya ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Medeni Kanun’un 23/24.maddeleri, Borçlar Kanunu’nun 41/45/47. maddeleri yanında Türk Ceza Kanunu da vücut dokunulmazlığı hakkını korumaya yönelik hükümler içermektedir. Özellikle 26.9.2004 günü kabul edilen ve 1.6.2005 günü yürürlüğe giren 5237 sayılı “Yeni Türk Ceza Kanunu” tıp ve hekimlikle ilgili çok önemli hükümler getirmiştir. Hekimlik ve tıpla ilgili olan ve ilk kez Yeni TCK’nunda yer alan kavram ve kurumlarla ilgili maddeler; 76.maddede “Soykırım”, 77.maddede “İnsanlığa Karşı Suçlar”,  83.maddede “Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi”, 84.maddede “İntihara Yönlendirme”, 88.maddede “Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi”,  90.maddede “İnsan Üzerinde Deney” 91.maddede “Organ veya Doku ticareti”, 122.maddede “Ayrımcılık”, 172.maddede “Radyasyon Yayma”, 259.maddede “Kamu Görevlisinin Ticareti”,  287.maddede “Genital Muayene” ile ilgili düzenlemelerdir. Eski TCK’nda bulunan ve Yeni TCK’nda  da korunan hükümler ise; 85.maddede “Taksirle Öldürme”, 89.maddede “Taksirle Yaralama”, 99. maddede “Çocuk Düşürtme”, 101.maddede “Kısırlaştırma”, 136-137.maddelerde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”, 195.maddede “ Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma”, 204.maddede “resmi belgede sahtecilik”, 210.maddede “sağlık mensubunun gerçeğe aykırı belge düzenlemesi”, 250-252-257.maddelerde “İrtikap-Rüşvet-Görevi ihmal” ve 280.maddede “Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi” düzenlemeleridir.

Tüm bu düzenlemeler kişinin “bedenine sahip olma hakkı”nın hukuki metinlere yansımasıdır. Böylece kişi, sahip olduğu bu yasal haklarla kendi bedeni üzerindeki hakların korunmasını isteyebilmektedir. Ancak, sahip olunan ve yasalarla korunan bu haklar üzerinde bazı istisnai durumlarda tasarrufta bulunmak söz konusu olabilir. Kişinin yaşamı üzerinde doğrudan tasarrufta bulunmasına temel olarak izin verilmezken, belli koşulların varlığı halinde “beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığı”na yönelik olarak yapılan bazı müdahaleler kişilik haklarına aykırı kabul edilmez ve bunun sonucu olarak ceza hukuku tarafından da yaptırımla karşılanmaz.

“Beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığı hakkı”nın istisnasını oluşturan tıbbi müdahalelerde hasta hakları kavramı ile sınırlandırılmakta ve disipline edilmeye çalışılmaktadır. Bu bağlamda hasta hakları; sağlık hizmetlerinin olması gereken çağdaş standartlarda ve bilimsel ilkeler ve deneyimler doğrultusunda sunulmasından ibarettir. Bir başka tanımlamayla, hastalıkların belirlenmesinde (tanı) ve teşhis edilen hastalığa en uygun tedavinin uygulanmasında ve onu yaşayan hastanın sağlığına kavuşturulmasında tıp biliminin ortaya koyduğu normların uygulanması ve gerekli titizliğin gösterilmesidir.

İşte kanımca V.Tıp Hukuku Sempozyumu’nun temel konusunu “beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığı  hakkı”nın istisnası olan “tıbbi müdahale” ile “hasta hakları” arasındaki çok ince ve hassas denge oluşturacaktır.

Dalının uzmanı yerli ve yabancı katılımcıların bu çok önemli ve yaşamsal konuda bizleri yeterli ölçüde aydınlatacaklarına olan inancımla kendilerine bir kez daha teşekkür eder saygılar sunarım. Ayrıca beni dinlediğiniz için de sizlere teşekkür eder, yeniden hoş geldiniz der, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK

 

 

 

 
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
Başkanın Özgeçmişi
Başkanın Mesajı
Konuşmalar
Konuşma Videoları
E-Posta
Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Bilgi İşlem Müdürlüğü