| TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI
AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK’UN
“TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİNİN 37.OLAĞAN GENEL KURULU”NDA
YAPTIĞI KONUŞMA
Ülkemizin içinden geçtiği bu sıkıntılı ve sağlıksız süreçte, demokratik, laik sosyal Hukuk
Devletimizin önemli güvencelerinden olan Türkiye Noterler Birliği’nin 37 inci
Olağan Genel Kurulunun başarılı geçmesini diler, tüm delegeler başta
olmak üzere, sayın konuklara saygı ve sevgilerimi sunarım.
Sayın konuklar;
Hukuksal güvenliğin sağlanması yanında, toplumsal istikrarı ve düzeni de
öncelikli bir amaç olarak ele alan
Noterlik mesleğinin örgütleri olan Noter Odaları ve Türkiye Noterler Birliği
kurumsal olarak Türkiye Barolar Birliği’ne en yakın örgüt olma yanında bir
anlamda kardeş kuruluştur. Çünkü, bugün Noter arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu
mesleğe avukat olarak başlamış ancak daha sonra noterliğe geçmişlerdir. Bu durum
iki meslek grubunun ne denli iç içe olduğunun açık göstergesidir.
Hukukumuzda noterlik mesleği kurumsal olarak çok eskilere dayanmaktadır.
Cumhuriyet öncesi Osmanlı döneminde Tanzimat’a kadar kadılar tarafından dini
hükümlere göre yerine getirilen noterlik hizmeti, Ticaret Mahkemelerinin
kurulması ve Nizamnamesinin yürürlüğe girmesiyle sınırlıda olsa, bugünkü anlamda
noterlik kurumu ilk kez gündeme gelmiştir. Bu dönemlerde savunmanın temsilcileri
avukatların çalışmaları da meslek
olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Böylece her iki mesleğin ülkemizdeki tarihsel gelişiminde paralellik vardır.Mecellenin yürürlüğe girmesi ve
arkasından 1913 yılında yürürlüğe konulan Katib-i Adil Kanunu Muvakkati ile
noterlik bugünkü çağdaş yapısına ilk adımını atmıştır. Kuşkusuz toplumun her alanında olduğu gibi Cumhuriyetle
birlikte 1924 yılında Katib-i Adil
(noter) teşkilatının kurulması ile
evrak tanzim ve tasdik işlemlerinin tamamen katibi adillere bırakılması ve hemen arkasından 1926 da “Katibi
Adil Kanunu” adının “Noterlik Kanunu” ile değiştirilmesi noterlik mesleğinin
önemli süreçlerini oluşturmaktadır. Bu bağlamda 1938 yılında yürürlüğe giren
3456 sayılı Noterlik Kanunu ile bugünkü anlamıyla bir noterlik mesleği ve
noterlik kurumu hukuk sistemimize
yerleşmiştir. Değişen ve gelişen dünya koşullarında zaman içinde mevzuatın
ihtiyaca cevap vermemesi karşısında değişiklikler yapılmış ve son olarak 1972
yılında kabul edilip yürürlüğe giren 1512 sayılı Noterlik Kanunu
düzenlenen noter ve noterlik kurumu günümüzde ülkemiz açısından çok büyük
bir toplumsal işleve ve öneme sahip konuma gelmiştir.
Noterlik mesleğinin ve noterlik kurumunun yaşadığı kimi sorunların giderilmesi
ve daha çağdaş ve daha işlevsel bir yapıya kavuşturulması için yasa çalışmaları
sürdürülmektedir. Bu çalışmalar sırasında özellikle yıllardır noterler
tarafından dillendirilen kimi sorunların giderilmesi yönünde düzenlemeler
yapılması gerekmektedir. Zaman zaman Avukatlar ile Noterlerin iş ve yetki
alanları konusundaki tartışmalara Türkiye Barolar Birliği olarak son derece
gerçekçi ve realist bir biçimde yaklaşmaktayız.
Çünkü biliyoruz ki her iki mesleğin yetki ve çalışma alanları çok ayrı ve
farklıdır. Özellikle yargının kurucu unsuru olan savunma ve onun temsilcileri
avukatların çalışma ve yetki alanlarına giren konularla ilgili olarak Noterlerin
ve Noterlik kurumunun haksız ve
hukuk dışı bir talebi asla düşünülemez.
Ancak Noter
dostlarımızın yıllardır dillendirdikleri;
- Adalet Bakanlığı’nın noterler ve Türkiye
Noterler Birliği üzerinde idarî vesayet denetimine sahip olması, noterlik
hizmetlerinde olumsuz etkiler yapmaktadır.
- Noterlik hizmetlerinde elektronik noterlik
sistemine halâ tam ve sorunsuz bir biçimde geçilememiş olması noterlik
hizmetlerinde kopukluk, aksama ve gecikmelere sebep olmaktadır.
- Noterlerin hukuksal sorumluluğu konusundaki mevcut ağırlaştırılmış sebep
sorumluluğu şeklindeki yasal
düzenleme noterleri, olumsuz yönde etkilemektedir.
-Ayrı bir noterlik stajının uygulanmaması noter
adaylarının iyi bir biçimde yetiştirilmesini güçleştirmekte ve mesleğin geleceği
üzerinde bir takım belirsizlikler yaratmaktadır. Noterlik stajına verim ve
işlerlik kazandırılması gerekirken, noter stajyerlerinin konumları ayrıca ele
alınıp, noterlik sistemi içerisinde etkinliği sağlanamamıştır. Noter adayı ya da
noter yardımcılığı kurumu da mevzuatımızda yoktur.
Belirtmeye çalıştığım bu sorunların dışında elbette noter meslektaşlarımın
içinde yaşadığı ve karşılaştığı
bir çok sorunun olduğu da şüphesizdir. Bu ve benzeri sorunların giderilmesi
konusunda Noterler Birliğinin güçlü ve etkili yapısı yanında Türkiye Barolar
Birliği olarak bizler de hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünün ülkemizde
yerleşmesi adına her türlü desteği vereceğimizi bir kez daha yineleriz.
Yine bu çalışmalarda özellikle
avukatları ve noterleri birlikte ilgilendirdiğinden (AB’nin 75/34 sayılı
Yönergesi ) doğrultusunda Avukatlık ve Noterlik mesleklerinin AB standartlarına
kavuşturulması yönünde birlikte çalışma yürütmemiz gerektiğine inanmaktayım.
Yukarda da vurguladığım gibi Noterlik ve avukatlık birbirine en yakın ve
yardımcı meslek konumundadır. Ortak hedefimiz, hukukun üstünlüğünün ilke olduğu,
insan haklarının amaç edinildiği, bireylerinin huzur, barış ve güven içinde
bulunduğu, bütün kurum ve kurallarıyla işleyen hukuk devletinin yaşama geçmesi
olmalıdır.
Oysa
son günlerde hukukun üstünlüğü, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, eksiksiz
demokrasi, laiklik ve kuvvetler ayrılığı ilkelerini hiçe sayan tartışma,
uygulama ve söylemler karşısında bu hedefin oldukça uzağında olduğumuz acı bir
biçimde gözlemlenmektedir.
İç ve dış bunca sorunlar
sarmalına, hukuk dışı uygulamalara, insan hakları ihlallerine, anti-laik
eylemlere, sorumsuz siyasi duruşlara, iç karartan söylemlere, ulusal yapımıza
yönelik saldırılara, ekolojik dengeyi ve çevreyi yok edecek girişimlere, ülke
barış, huzur ve kardeşlik ortamını yok edecek tüm kalkışmalara karşın;
halkımızın eksiksiz demokrasiye, insan haklarına, hukukun üstünlüğü ve hukuk
devleti yanında aydınlık, uygar ve çağdaş Türkiye’ye olan özlem ve beklentisi
karşısında tüm sorunların üstesinden geleceğimize inancım tamdır. Çünkü bu güzel
ve emsalsiz ülkemizin onurlu ve asil insanları bunları gerçekleştirecek tarihsel
birikime sahiptir.
Bu duygularla, sizlere ve sayın konuklara seslenme
olanağı verdiğiniz için öncelikle sayın başkana ve tüm yöneticilere teşekkür
eder, 37.Olağan Genel Kurulun noterlik mesleği yanında ülke hukukumuza yararlı
sonuçlar getirmesi dileğiyle saygılarımı sunarım.
|