Değerli konuklar, çeşitli illerden gelen saygıdeğer baro başkanlarımız, evsahipliği yapan İstanbul Baro Başkanımız, saygıdeğer meslektaşlarım; gerçekten biraz önce Sayın Başkonsolosunda söylediği gibi çok yararlı ve verimli olacağına inandığımız Avrupa Komisyonu, İngiltere Galler Barolar Birliği ve Türkiye Barolar Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği Avrupa Birliği Hukuku ve Avrupa Kurumları sempozyumuna hoş geldiniz.
Sizleri Türkiye Barolar Birliği ve şahsım adına saygılarımla selamlıyorum.
Değerli konuklar, çağının değer ve kavramları üzerine kurulan ve yönünü Batı’ya çevirmiş olan Türkiye Cumhuriyeti dünyada örneği görülmemiş bir devrim gerçekleştirerek kısa bir süre önce birebir savaştığı kimi Avrupa ülkelerin yasalarını olduğu gibi almıştır.
Devrim kadro hepinizin bildiği gibi Medeni Kanunu 17 Şubat 1926’da İsviçre’den, Ceza Kanununu 1 Mart 1926’da İtalya’dan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 18 Haziran 1927’de İsviçre “Le Şeten Kantonu”nundan, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 20 Ağustos 1925 tarihinde Almanya’dan, İcra ve İflas Kanunu 4 Eylül 1929’da İsviçre’den alarak ülkemizde çağdaş ve laik hukuk normlarının geçerli olması yanında yüzlerce yıl egemen olan ve dini kaynaklı şer’i hukuktan da uzaklaşmayı amaçlamıştır.
Ulusal Kurtuluş Savaşı verdiği ulusların yasalarını olduğu gibi alan devrimci kadro, Avrupa hukukunun, Avrupa kültürünün hiçbir ulusun tekelinde olmadığı, hukuk ve bunların içini dolduran; demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti ve laiklik gibi kurum ve kavramların, insanlığın ortak kavramları olduğu ve bunu elde etmek için insanların çok büyük bedeller ödediği inancıyla hareket etmiş ve süzülerek ortaya çıkmış olan bu çağdaş normları, çağdaş hukuk kurallarını, hiç duraksamadan kendi halkı, kendi insanı ve kendi ulusu için uygulama yolunu izlemiştir.
Değerli konuklar, bugün bu değerlerinin bütününü temsil eden ve simgeleyen Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin temelini, işte Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun harcındaki anlayış ve tercih yatmaktadır.
Bilindiği gibi başlangıçta ekonomik amaçlarla oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu 1986 yılında birleştirilerek yerini Avrupa Topluluklarına bırakmış. Ve yine hepinizin bildiği gibi 1992 yılında da toplulukların adı, Avrupa Birliği olarak değiştirilmiştir.
Değerli konuklar, Türkiye kuruluşundan beri çağdaş değerlere yöneldiği için bu birliğe 1954 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu döneminde ortak üye olmak için başvurulmuştur. Ancak geçen süreç içinde ciddi sıkıntılar yaşanmış ve ikili ilişkilerde çok ciddi problemler doğmuştur. Ve daha sonra hepinizin bildiği gibi 1999 Helsinki Zirvesi’nde aday ülke olmamıza karar verilmiştir. Bu tarihten sonra aday ülkelerin benimsediği ve mutlaka benimsemesi gereken ve de halkla diliyle ve kısaca söylediğimiz “Kopenhag Kriterleri” diye adlandırılan; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlık hakları, işleyen bir piyasa ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine rekabet baskısına karşı koyabilme, siyasal, ekonomik ve parasal birliğin hedeflerine uyma ve üyeliğin yükümlülüklerini üstlenebilecek duruma gelme hedefleri gösterilmiştir.
Değerli konuklar, özellikle Türk meslektaşlarım çok iyi bilecekler. Türkiye bu sayılan kriterleri 1961 Anayası ile yakalamış idi, bu sayılan Kopenhag Kriterleri’nin bir çoğu 1961 Anayasasında Türk Parlamentosu tarafından yasalaştırılmış ve Anayasa hükmü olarak uzunca bir süre, 1961’den 1980’e kadar uygulanmıştır.
İşte bu söylediğimiz Kopenhag Kriterleri Zirvesi kararları ışığında, Avrupa Komisyonu tarafından karşımıza bir Katılım Ortaklığı Belgesi konulmuş ve buna uygun olara da Türkiye’deki mevcut yöneticilerin yaptığı Ulusal Program gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu programlar doğrultusunda iç hukukumuz başta olmak üzere birçok konuda değerli arkadaşlarımızın çok yakından izlediği yenilikler yapılmış, yeni düzenlemeler getirilmiş ve değişiklikler sonunda bilindiği gibi bu süreç sürekli sürdürülmüş ve yine hepinizin çok yakından izlediği, biraz önce değerli konuşmacının da vurguladığı gibi 17 Aralık 2004 günü Brüksel Zirvesi’nde Türkiye ile ilişkileri, müzakereleri 3 Ekim 2005 günü başlatmaya karar verilmiştir.
Değerli konuklar, birçok sıkıntıları ve tehlikeleri içermesine karşın, birçok hakikaten ulusal değerlerle örtüşmeyen hükümlerine karşın 17 Aralık 2004 günü zirve kararı Türkiye yönünden son derece önemli bir karardır. Bu aşamada hepimize büyük görevler düşmektedir. Burada izlenecek yol, artık birtakım eleştirilerden öte; dikkatli, tutarlı, kararlı ve duyarlı ilişkilerle kendimizi Avrupalı dostlarımıza ve Avrupalı meslektaşlarımıza anlatmak ve bu konuda Türk halkının genelde çağdaş değerlere karşı olan bakışını, yaklaşımını anlatmak gereklidir diye düşünüyorum.
Tabii bunların hepsi yapılırken çok tutarlı, çok dikkatli ve çok titiz bir müzakere anlayışıyla ülkemizin yıllardır ve de ülkemize özgü değerlerin de korunması konusunda son derece duyarlılık göstermesi gerektiğine inanıyorum.
Işte hanımefendiler, beyefendiler, değerli konuklar, tam bu aşamada Türk kamuoyunun Avrupa Birliği’nin gelişmesi, üyelik koşulları, üyeliğin sonuçları, üyeliğin vatandaşlar üzerinde yaratacağı etkiler konusunda sahip olduğu mevcut bilinci artırmak ve Türk kamuoyunun Avrupa Birliği’nin çok kültürlü kimliğinin bir ifadesi olarak, Avrupa kültürü ve sanatına olan ilgisini geliştirme fırsatları yaratmak amacıyla “Avrupa Komisyonu, Türkiye Delegasyonu, Ufuklar ve Mozaikler” programı kapsamında enformasyon ve kültür alanında yedi projeye destek vermeyi kararlaştırmıştır.
Seçilen yedi projeden birisi olan, hukukçular için bilgilendirme projesi Türkiye Barolar Birliği ve İngiltere Galler Barolar Birliğince ortaklaşa yürütülmektedir. Projenin temel amacı, hukukçular arasında Avrupa Birliği ile Türkiye’nin, Avrupa Birliği üyeliği konularında varolan bilincini artırmaktır. Bugün burada gerçekleştirilen bu toplantı projenin yaşama geçirilmesi konusunda ciddi bir başlangıçtır.
Projenin belirtilen amacı yanında yapılan toplantının İngiliz ve Türk avukatları arasında işbirliği ve dayanışmanın gerçekleşmesini sağlamak, Avrupa Birliği ve AB Hukuku ile konularda avukatların bilgilerini artırmak, Türkiye Barolar Birliği ve onun düzeyindeki Avrupa hukuk kurumları ve Barolar Birliği arasında bilgi alışverişini sağlamak. Ülkemizde avukatlık mesleğinin etkinliğinin ve verimliliğinin Avrupa Birliği standartlarına yükseltilmesini sağlamak. Tüm bunların sonucunda savunma mesleğinin temsilcileri avukatlarla, onların bağımsız örgütleri olan baroların çağdaş bir yapıya kavuşturulması için gerekli bilgi ve birikime ulaşmayı amaçlamaktadır.
Değerli konuklar,yaklaşık 140 Türk ve 35 İngiliz hukukçu ve avukatın katılacağı ve üç gün sürecek toplantının ülkemiz hukuku ve savunma mesleği yönünden çok önemli kazanımlara neden olacağı inancındayım. Bu duygu ve düşüncelerle toplantının yararlı geçmesini diler, bu toplantının gerçekleşmesinde emeği geçen ve katkı sunan meslektaşlarımın yanında yurtiçinden ve yurtdışından gelerek bize destek veren değerli meslektaşlarıma en derin saygılarımı, sevgilerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, toplantının yararlı ve faydalı geçmesini diliyor saygılar sunuyorum.
Teşekkür ediyorum efendim.