|
"İnsan Haklan Uluslararası Sözleşmelerinin İç Hukukta Doğrudan Uygulanması" konulu toplantı, başta hukukçular olmak üzere, insan hakları ile ilgili farklı meslek mensuplarını, insan hakları savunucularını ve insan haklarına duyarlı kişileri, sadece Ankara'dan değil, Türkiye'nin her tarafından bir araya getirmiş ve bu özelliğiyle ulusal bir nitelik kazanmıştır. Bu yapıt, 5 Kasım 2004'te gerçekleştirilen sözkonusu geniş katılımlı toplantının ürünüdür. Bütün katılımcılara teşekkür borçluyuz. Toplantıda yapılan konuşmaların çözümü, İHAUM Bilim ve Danışma Kurulu üyesi Av. Atilla Sav tarafından okundu. Konuşmacıların bir kısmı, çözümü yapılan metinlerin yerine sonradan daha uzun metinler ilettiler ve kitaba onlar konuldu. Düzeltimlerin ikinci aşamasına Ar. Gör. Abdullah Sezer de katkıda bulundu,
Toplantı sonucu ortaya çıkan metinler, konunun ülkemiz açısından ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermiş oldu. Ancak yeni düzenleme, birçok uygulama sorununu beraberinde getireceğini de ortaya koymuş bulunuyor. Bu nedenle İHAUM, her yıl bu konuya özgü bir toplantıyla 90. maddenin yine farklı meslek mensubu kişi ve uzmanların katılımıyla ulusal ölçekte tartışılmasına, toplantıların zaman zaman uluslararası nitelikte yapılmasına karar vermiştir.
TBB-İHAUM, bu beşinci yayınıyla, Anayasa'da yapılan ve 22 Mayıs 2004'te yürürlüğe giren değişiklik üzerine Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmiş olmanın onurunu okurlarla paylaşmaktadır.
| |
İbrahim KABOĞLU
23.03.2005 |
|
Açış Konuşması - Profesör İbrahim KABOĞLU: Sayın milletvekilleri, yüksek mahkeme başkanları, valiler, yargıçlar ve savcılar, avukatlar, değerli hukukçular, yöneticiler ve insan hakları savunucuları, Ankara'dan, Ankara'nın dışından, Türkiye'nin her tarafından hoş geldiniz toplantımıza.
Bugünkü toplantımız, bilindiği gibi Anayasa'nın 90. maddesine 22 Mayıs 2004 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle eklenen cümlenin tartışılmasına özgülenmiştir. Gerçekten bu cümle, yani "usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır" biçimindeki yeni hüküm, aslında şu hükmün bir uzantısıdır, devamıdır: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesin'e başvurulamaz" biçiminde son cümle olarak yer alan hükmün hemen arkasına eklendiği için, artık bu, sondan ikinci cümle olmuştur ve yeni eklenen son cümledir.
Tabii önceki son cümle, hukukumuzda hemen hemen 20 yıldır tartışılıyor. Akademisyenler ve yargı organları olarak türdeş bir görüş oluşturabildiğimizi söyleyemeyiz. Bu yeni hüküm, aslında uluslararası alana doğru, önemli bir açılımdır, Fakat bu hüküm de birincisinden az olmayan sorunları beraberinde getireceğe benziyor. Bu bakımdan en azından burada yer alan deyimler, temel hak ve özgürlük, milletlerarası andlaşma, esas alma, uyuşmazlık ve bunun muhatabı ya da muhatapları, yasayla uluslararası antlaşmalar arasındaki ilişki sorunu, hangisinin daha güvenceli düzenleme içerdiği gibi sorunlar yanında, bundan sonrası için uluslararası andlaşmaların kabul ve onay sürecinin gözden geçirilerek, meclis gündemine alınan insan haklarına ilişkin uluslararası belgelerin tartışılması, ilgililerin ve kamuoyunun bilgilendirilmesi, bu arada onay kanunuyla sözleşme/antlaşma birlikteliğinin sağlanması gibi konular üzerinde durma gereği de bulunmaktadır.
İşte konu anayasal boyutuyla ele alınacak ve 90. maddenin değişiklikten sonraki durumu burada ayrıntılı olarak tahlil edilecektir. Bu amaçla, 4 ay önce Barolar Birliği İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak bu toplantıyı planlarken, bu alanda çalışan akademisyenler, bu kuralı koyan politikacılar, bundan sonra uluslararası antlaşmaları onaylayacak olan yasama organı temsilcileri, bu kuralı uygulayacak olan yargı mensupları ve bu kuralın muhatabı konumunda olabilecek yöneticilerin hepsini bir araya getirmek suretiyle bugün gün boyu bu konuyu ayrıntılı olarak tartışmayı amaçladık.
... |