TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

KİTAPLAR

Ankara 2007

Türkiye Barolar Birliği
Karanfil Sokağı 5/62
06650 Kızılay - ANKARA

Tel: (312) 425 30 11 Faks: 418 78 57
web: www.barobirlik.org.tr
e-posta: admin@barobirlik.org.tr
yayin@barobirlik.org.tr

BİLİMSEL AÇIDAN MARMARA DENİZİ

EDİTÖR: M. LEVENT ARTÜZ

PROF. DR. ARAL I. OKAY
PROF. DR. BARIŞ MATER
MÜH. O BÜLENT ARTÜZ
AV. GÜNEŞ GÜRSELER
HİDROBİYOLOG M. LEVENT ARTÜZ
DOÇ. DR. NİLGÜN OKAY

 

Türkiye Barolar Birliği meslek yasasının kendisine yüklediği görevleri ya doğrudan doğruya kendi olanakları ile ya da çeşitli kurum ve kuruluşlarla iş birliği yaparak gerçekleştirmektedir. Sizlere sunduğumuz "Hukuksal ve Çevresel Boyutlarıyla Marmara Denizi" isimli yapıtımız böyle bir işbirliği sonucu gerçekleştirilmiştir. Bu konuda ayrıntılı çalışmalar yapan ve çok yararlı bilgilere ulaşan "Sevinç ve Erdal İnönü Vakfı" sayın yöneticileri bu bilgi ve birikimlerini bizimle paylaşmak suretiyle ortaya kalıcı ve yararlı bir yapıtın çıkmasına neden olmuşlardır. Bu özverili yaklaşımlarından dolayı "Sevinç ve Erdal İnönü Vakfı" yöneticileri ve özellikle vakfa isimlerini veren Sayın Sevinç ve Erdal İnönü'ye en derin saygılarımızı ve teşekkürlerimizi sunarız.

Yapıtın konusunu oluşturan "Marmara Denizi" Tanrı'nın ülkemizden esirgemediği cömertliğinin ve doğal güzelliklerinin başında gelmektedir. Böylesi bir doğa harikasını yeterince koruduğumuz, yeterince özen gösterdiğimiz söylenemez. Kuşkusuz bunun temel nedenini toplumumuzdaki çevre, ekoloji, ekosistem ve küresel kirlilik hakkında yeterli bilgi ve donanım eksikliği oluşturmaktadır. Hava-su-toprak kirliliği; denizlerin, göllerin, tatlı su kaynaklarının kirlenmesi; ormanların, tarım alanlarının yok olması; biyolojik çeşitliliğin tehdidi altında olunması; nükleer risk; dünyanın kültürel ve doğal mirasının yok olması gibi olaylar çevre sorunları olarak karşımıza çıkmakta, tükettikten sonra yeniden ürete-meyeceğimiz tek sığmağımız olan doğanın, çılgınca ve bilinçsizce yok edilmesine neden olmaktadır.

Kuşkusuz çevre ile ilgili konular ve sorunlar yerellikten çok uluslararası bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı yerküre üzerinde birlikte yaşadığımız dünyalıların çevreyle ilgili her türlü eylem ve davranışları hepimizi doğrudan ilgilendirmektedir. Bu nedenle, çevre ve ekoloji konularını sadece yerellikle çözmek, ya da başka bir deyimle ulusal önlemlerle gidermek mümkün değildir. Uluslararası işbirliği ve disiplinin en çok uygulanması gereken alan çevre ve çevre sorunlarıdır.

Tüm insanlığı ve canlıları doğrudan ilgilendiren bu konu uluslararası hukukun öncelikli uğraş alanlarını oluşturmuştur. Sınır tanımayan ve istinasız tüm dünyayı ilgilendiren çevre kirliliği gerçeği karşısında, ülkeler çevre sorunlarının ortadan kaldırılması veya engellenmesi için işbirliği içinde hareket etmek zorunluluğunu hissetmişlerdir.

Bu düşüncelerle 1972 yılında Stockholm "Çevre ve İnsan Konferansı"ndan sonra çevre sorunlarına karşı duyarlılık daha da artmış ve aynı yıl UNEP "Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü" kurulmuştur. Birleşmiş Milletler, vahşi yaşam, sulak alanlar, iklim değişiklikleri, biyolojik zenginlikler, tehlikeli atıkların taşınması, küresel ısınma, erozyon gibi dünya gündemine giren çevre sorunlarının çözülmesi amacıyla uluslar arası sözleşmelere ağırlık vermiştir. Böylece 1972 Stockholm zirvesinden 1992 Rio çevre zirvesine kadar geçen 20 yıllık süreç içinde çok önemli uluslararası çevre sözleşmeleri imza altına alınmıştır.

Türkiye memnuniyet veren bir yaklaşımla hemen hemen bu sözleşmelerin tamamına yakınma sessiz sedasız imza koymuştur. Maalesef her konuda olduğu gibi bunları yürütmekle görevli olan devletin uygulayıcı unsurları hükümetler, belediyeler, kamu görevlileri ise aynı sessizlik içerisinde, sözleşmelerden, içeriklerinden, yaptırımlarından ve bunların mutlaka uygulanması gerekli metinler olduğundan hep habersiz olmuşlardır. Bunun sonucu varılan nokta bu yapıtta da gösterildiği gibi içler acısıdır. Oysa Anayasa 90/son maddesine göre; 'usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletler arası antlaşmalar, ulusal yasa hükmündedir'. Ancak ülkemizde, bu sözleşme ve belgeler biçimsel olarak imzalanması gereken, ama yaşama geçirilmesi uygulanması gerekmeyen belgeler olarak algılanmıştır. Şimdi birey ve toplam olarak bu olumsuz durumdan nasıl çıkacağımızı, gelen tehlikelerden nasıl kurtulacağımızı, kara kara düşünüyoruz.

Gelinen bu noktada ülkeyi yönetmeye talip olan siyasi iktidarlar başta olmak üzere hepimizin sorumluluğu ve ihmali var. Çünkü bizler, bize teslim edilen doğayı aynı güzellik ve düzen içinde bizden sonraki nesillere bırakacak özveriyi gösteremiyor, doğayı bilinçsizce sömürüyoruz. Bizden sonra gelen nesillere karşı, onların paylarını tükettiğimiz, bozduğumuz, kullanılmaz hale getirdiğimizden dolayı sorumluluğumuz yanında, büyük bir mahcubiyetimiz ve ezikliğimiz olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, ne kadar uçurumun kenarında olursak olalım uygarlığımızın ve doğamızın tutulacak bir dalı olabileceğine inanıyor ve büyük emekler ürünü olan bu yapıtın bu sürece önemli katkısı olmasını diliyorum.

Av. Özdemir Özok
Türkiye Barolar Birliği Başkanı

 

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Web Tasarım Birimi