TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

KİTAPLAR

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ'NİN TCK'NIN 301. MADDESİ İLE İLGİLİ OLARAK HAZIRLADIĞI BİLGİ NOTU

Türkiye Barolar Birliği
Karanfil Sokağı 5/62
06650 Kızılay ANKARA

Tel: (312) 425 30 11 Faks: 418 78 57
web: www.barobirlik.org.tr
e-posta: admin@barobirlik.org.tr
yayin@barobirlik.org.tr

© Türkiye Barolar Birliği

 

TCK 301

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ'NİN
TCK'NIN 301. MADDESİ İLE
İLGİLİ OLARAK HAZIRLADIĞI BİLGİ NOTU

MESLEK KURULUŞLARI VE KONFEDERASYONLAR TOPLANTISI
Ankara, 2.2.2007

 

Sayın Başkanlarım;

Sizlere yolladığım çağrıda da vurguladığım gibi “’Eksiksiz demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘hukukun üstünlüğü’ ve ‘hukuk devleti’ kurum ve kavramlarının egemen olduğu aydınlık, çağdaş, uygar Türkiye hepimizin özlemidir.” Bu özlemin gerçekleşmesinde ülkeyi yönetmeye talip olan siyasi iktidarlar kadar bizlerin de sorumlulukları ve görevleri vardır. Kuşkusuz her birimiz kendi örgütümüzde ve çeşitli platformlarda bu sorumluluğun gereği olan demokratik duruşumuzu ve duyarlılığımızı sergilemekte ve zaman zaman yurt ve meslek sorunlarımızla ilgili düşüncelerimizi kamunun bilgisine sunuyoruz.

Bu günkü toplantımızın konusunu teşkil eden TCK 30l.maddesiyle ilgili olarak da Türkiye Barolar Birliği başta olmak üzere birçok örgütün görüş ve düşünceleri bilinmektedir.

Bu açık gerçeğe karşın, Sayın Başbakan ve Sayın Adalet Bakanı bizler dahil tüm sivil toplum örgütlerinin bu konuda uzlaşmamış olduklarını ve de somut bir öneri getirmediklerini ısrarla yineleyerek; bir bakıma, yapılacak değişikliklerin önünde en büyük engelin sivil toplum örgütleri olduğunu öne sürmüştür.

Sayın Başbakan, 31.1.2007 günlü açıklamasında ise, 301.maddenin kaldırılması yönünde görüş ve düşünce üreten örgütlerin bu görüşlerinin yanlışlığını vurgulayarak, “301.maddenin tümden kaldırılmasını akıllarından geçirmesinler” demek suretiyle “Sivil Toplum Örgütlerinden Öneri Bekliyoruz” biçimindeki demokratik açılımında   içtenliğinin derecesini  ortaya koymuştur.

Tüm bu gelişmeler ve ülkemizde son günlerde yaşanan olumsuzluklar nedeniyle ülke gündemine oturan TCK 301.maddesi ile ilgili olarak sizlerle bu görüşmenin, ortak bir duruş sergilemenin, ülke demokrasisi ve uzlaşma kültürü bakımından çok önemli kazanımlar sağlayacağı umut ve dileğiyle bu toplantı gerçekleştirilmiştir.

Çağrımıza olumlu yanıt vermek ve düşünce üretmekle bize büyük güç kattınız, bu birliktelik güzel günlerin müjdecisi olacaktır. Sizlere sonsuz teşekkür eder, tekrar hoş geldiniz der, saygılar sunarım.

 

Sayın Başkanlarım,

Bu toplantıya, çerçevesi önceden çizilmiş bir öneriyle gelmiyoruz. Öncelikle siz sayın başkanlarımızı dinleyerek ortak görüş ve duruşu birlikte saptamak istiyoruz. Toplantı öncesi birçok medya kuruluşu tarafından TCK 301.maddesi ile ilgili olarak TBB görüşü sorulmuş, bunun siz değerli başkanlarımıza karşı uygun  bir davranış olamayacağı gerekçesiyle bu toplantı öncesinde Türkiye Barolar Birliği adına  hiçbir açıklama yapılmamıştır.

Sadece TCK 301.maddesiyle ilgili olarak genel bir tespit ve değerlendirme yapılmak suretiyle sizlerin bilgilerini yenilemek istedik.

 Anayasamızın 2. maddesinde belirtildiği gibi Cumhuriyetimiz “İnsan haklarına dayalı, laik demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir”. Hukuk devleti ilkesi,  demokratik toplum düzenimizin “olmazsa olmaz” koşulu ve insan haklarının tanınıp korunması ve geliştirilmesinin başlıca güvencesidir.

Ülkemiz tüm diğer çağdaş dünya devletleri gibi kendi iç hukuk düzeninin normlarını oluşturma ve ona bağlı olma yanında, insan haklarının evrensel bir nitelik kazanması ile birlikte uluslararası toplumun kabul ettiği insan hakları normlarını da kabul etmiştir. Bunun doğal sonucu olarak, ülkemiz Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurucu üyelerinden  olmuş, Birleşmiş Milletler belge ve sözleşmelerine imza koymuş, Avrupa Konseyi üyesi olmuştur. Avrupa Birliği’ne aday ülkeler arasında yer alması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni onaylamış olması yanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisini de kabul etmiştir.

Kabul edilen  diğer kanunlarla birlikte Ceza Kanunları da, ceza adaletini sağlama temelinde, kamu güvenliğini tesis etme ve suç işlenmesinin önlenmesi yanında, temel insan hak ve özgürlüklerini tanıyıp sağlama ve geliştirme yolunda hak ihlallerini önleyici kuralları oluşturma ve hakkın kullanımı için yeterli güvencelerin sağlanmasını amaçlar.

Ceza kanunlarında temel insan hak ve özgürlüklerinin korunması yanı sıra, toplumsal değerler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması bağlamında aynı zamanda sınırlandırılması da mümkün olabilmektedir. Ancak bu sınırlandırma,”meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılmalı”, ”demokratik toplum gereklerine uygun”  ve “ölçülü/orantılı” olmalı, başka bir anlatımla hakkın özüne dokunmamalıdır.

Çok haklı ve ciddi eleştiriler yapılmasına karşın, alelacele kamuoyunda ve konunun uzmanlarınca yeterince tartışılmadan ve üzerinde toplumsal mutabakat sağlanmadan kabul edilip 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu, daha yürürlüğe  bile girmeden başlayan bir dizi değişikliğe  karşın   hala yoğun eleştirilere hedef olmaya devam etmektedir.

Her ne kadar 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun “Ceza Kanununun amacı” başlıklı 1. maddesinde;

 “Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir,” denilmekte ise de gerek madde metinleri ve gerekse uygulamaya bakıldığında bu amacın gerçekleşmediği görülmektedir.

...

Av. Özdemir ÖZOK
Türkiye Barolar Birliği Başkanı

 

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Bilgi İşlem Müdürlüğü