TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

KİTAPLAR

 

ÖNSÖZ

Türk hukuk devriminin önemli parçası Türk Ceza Kanunu 1926 tarihinde yürürlüğe girdi. Yabancı hukukçu ve bilim adamlarının özenle belirttikleri gibi, bu ölçüde bir hukuk reformu görülmüş bir olay değildi. Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ticaret Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gibi Türk Ceza Kanunu da Avrupa'da çağının yeni ve önde gelen bir ülkesinden tercüme edilerek ülke koşullarına uydurulmuştu.

İtalyan hukukçusu Zanardelli'nin hazırladığı İtalyan Ceza Kanunu, sonradan Mussoloni rejiminin katkıları ile "faşist" damgasını yemiş olsa da başlangıçta çağı için ileri sayılabilecek niteliklere sahipti. Örneğin, bu ceza kanununda ölüm cezası yer almıyordu. Bizim Ceza Kanunumuz da değişen ve gelişen dünya ve ülke koşullarının gerisinde kalması yanında Mussoloni'nin İtalyan Ceza Kanunu'nda yaptığı değişikliklerin değerlendirmelerine koşut olarak demokratik ve hümanist olmadığı ithamından kurtulamadı.

Türk Ceza Kanunu'nda 1926'dan sonra 1931 tarihinden başlamak üzere pek çok değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler kanunun sistematiğini ve uyumunu bozmuş bu nedenle yeni bir ceza kanunu yapılması ihtiyacı doğmuştur. Bu kitapta Prof. Dr. Emin Artuk'un konuşmasından öğrendiğimize göre 1954 yılında hazırlanmış bir tasarı da mevcuttur. Sonra 1985 yılında Adalet Bakanlığı'nın oluru ile Prof. Dr. Sulhi Dönmezer başkanlığında bir komisyon kurulmuş ve tasan çalışmalarına başlamıştır. Bu komisyonda TBB iki üye tarafından temsil edilmiş; komisyon çalışmaları sonunda tasarı ve gerekçesi iki ayrı kitap halinde yayımlanmıştır. (Türk Ceza Kanunu Tasarısı ve Gerekçesi, Ankara 1987)

TBB, tasarıyı, komisyonda temsilcileri bulunmasına karşın, özlenilen biçimde, demokratik ve hümanist ilkelerle bağdaşmayan noksanlıkları ve yanlışlıkları içermesi nedeniyle ağır biçimde eleştirmiştir. Yayında bulunmuştur, çeşitli toplantılar düzenlemiştir. (Türk Ceza Yasası Öntasarısı Hakkında Türkiye Barolar Birliğinin Görüşleri, Ankara 1987)

Haklı ve somut eleştiriler nazara alınarak yeni bir komisyon tarafından değerlendirme yapılması zorunluluğu duyulmuş; ikinci komisyon da altı ay kadar çalıştıktan sonra 1988 yılında yeni tasarıyı hükümete tevdi etmiştir.

Bu komisyonda da temsilcilerimiz bulunmasına karşın, TBB tasarıya ciddi eleştiriler yöneltmiştir.

1997 yılı ve sonrasında bu çalışmalar devam etmiş; rahmetli Sulhi Dönmezer başkanlığındaki komisyonun hazırladığı tasarı hükümet tarafından TBMM'ne sevk edilmiştir.

Bu kitapta tartışma konusu yapılan, eleştirilen, TBMM'ne sevk edilen Sulhi Dönmezer tasarısının Adalet Alt Komisyonunda bir kenara bırakılarak ortaya çıkarılmış bulunan metindir.

Tüm çalışmaların, onca araştırma ve incelemelerin tek amacı "Adil (Düzgün) Yargılanma" koşullarının sağlanmasıdır. Bu bağlamda devletin kamu adına harekete geçmesine olanak veren kurallar bütününün büyük bölümünü "Ceza Kanunu" ve onun oluşturduğu "Ceza Hukuku" ilkeleri sağlar. Bu nedenle "Ceza Kanunu" ve dolayısıyla "Ceza Hukuku" toplumların yaşamlarında son derece önemli kurallar bütünü olarak kabul edilir. Bir toplumun çağdaşlık düzeyi ceza yargılamasında uyguladığı "Ceza Usulü" ve "Ceza Kanunu" hükümlerine göre ölçülmekte, insan haklarını hiçe sayan ilkel ceza normları uygulayan toplumlar, ne denli zengin ve ekonomik yönden güçlü olurlarsa olsunlar çağ dışılık suçlamasına hedef olmaktadırlar. TBB bu bağlamda kısa bir süre önce uygulamacı ve bilim adamlarından oluşturduğu bir kurula "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun Tasarı Taslağı" hazırlatmış ve bunu yayımlamıştır.

İnsanlık, günümüz "Ceza Yargılaması" ve "Ceza Kanunu" normlarına büyük bedeller ödeyerek kavuşmuştur. İnsanı en saygın varlık olarak kabul eden "hümanist-insancıl" doktrinin etkisiyle "Ceza Hukuku" normları ilkel kurallardan, çağdaş kurallara büyük bir değişim yaşamıştır. Bu süreç, 1776 "Amerika Bağımsızlık", 1789 "Fransız İnsan ve Vatandaş Haklan" bildirgelerinden başlayarak "Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi", "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi" ve "Avrupa Sosyal Şartı", "Paris Şartı", " Helsinki Nihai Senedi" ve benzeri metinlerle günümüze kadar devam etmiştir.

2004 Türkiye'sinde insan haklan alanındaki sözleşme ve metinlerde gösterilen hedefleri yakalayan ve çağın değerlerini yansıtma yanında, gelecek nesillere de bırakılabilecek örnek bir "Ceza Yasası" istemek lüks olmasa gerek.

Bu bağlamda Adalet Komisyonu tarafından da kabul edilen ve TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmek üzere bekleyen Ceza Kanunu tasarısı üzerindeki çalışmaların son şeklini aldığını söyleyebilmek kolay değildir. TBB olarak Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile birlikte düzenlediğimiz sempozyum birinci kitap olmak üzere bir kitap daha yayımlayarak ceza tasarısının TBMM'ndeki görüşmelerine ışık tutmak istemekteyiz. Avrupa Birliği'ne giriş telaşı içerisinde soğukkanlı yasama yapılmasının zorluğu açıktır. Kamu oyunda tartışma yapıldı diyebilmek için magazine yatkın maddeleri kamuoyuna sızdırarak toplumu yakından ilgilendiren bir yasanın tümüne destek sağlanabileceğini sanmak ya "safdillik" ya da "kurnazlık" diye nitelenebilir.

TBB olarak bu tasarının da rahmetli Sulhi Dönmezer tasarısı gibi, bir eleştiri, tartışma fırsatı bulmasına, dinlenme sürecinden geçirilmesine ihtiyacı bulunduğunu Sempozyum konuşmaları ile yayımlayacağımız makalelerdeki bilimsel görüşlerden anIamaktayız. Önemi bulunan bu görüşleri AB telaşı içinde görmezlikten gelmek ileride uzun bir düzeltme maratonuna neden olabilecektir.

Bu ülkenin, sınama-yanılma yöntemiyle zaman kaybedilmemesi için yeterli bilimsel birikimi bulunmaktadır.

 
Avukat Özdemir ÖZOK
Türkiye Barolar Birliği Başkanı



 

 

 

Her Hakkı Saklıdır ©2008 Türkiye Barolar Birliği TBB Bilgi İşlem Müdürlüğü