Açış Konuşması

5642
A

Türkiye Barolar Birliği ile Kamu Hukukçuları Platformu tarafından birlikte düzenlenen etkinlik çok sayıda kamu hukukçusunun katılımı ile başladı.

Etkinliğin açılışında TBB Başkanı Coşar aşağıdaki konuşmayı yaptı.

Türkiye Barolar Birliği’nin Değerli Başkan Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri,

Kamu Hukukçuları Platformunun Değerli Mensupları,

Değerli Hocalarım,

Değerli Konuklar,

Değerli Meslektaşlarım,

Türkiye Barolar Birliği’nin Kamu Hukukçuları Platformu ile birlikte düzenlediği “Anayasa Hukukunda Yorum ve Norm Somutlaşması” konulu etkinliğimize hoş geldiniz. Hepinizi Türkiye Barolar Birliği adına, Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarım adına, kendi adıma sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Toplumun inşasında, korunmasında ve değişmesinde araçsal önemi ve değeri olan, insanın toplum içersindeki davranış kalıplarını belirleyen, toplumda güveni, güvenliği, barışı hem sağlayan, hem de koruyan hukukun en önde gelen özelliği normatif olmasıdır. Bu bağlamda hukuk düzeninin temelini oluşturan normlar, bir yandan hukuki kurumları düzenlerken, diğer yandan hukukun zorlayıcı niteliğinin, yani hukuka itaatin gerçekleşmesini sağlamaya yarayan yaptırımları içerirler.

Hukuk normunun konulmasında, ona uyulmasında ve onun bir yargı organı tarafından verilen hüküm yoluyla uygulanmasında karşılaşılan önemli sorunlardan birisi sanırım onun yorumlanması ve uygulanmasıdır.

Bu bağlamda hukuk normları soyut olmakla, kimi zaman ve durumlarda doğrudan uygulanabilir içerikte ve nitelikte olmamakla bunları uygulayabilmek için mutlaka somutlaştırmak gerekir. Bu da kanun hükümlerinin yorumlanmalarını zorunlu kılar.

Esasen diğer hukuk kuralları gibi anayasalar ve anayasa maddeleri de yorumlanmaya muhtaçtır. Buna göre anayasa hukukuna ilişkin bir soruya anayasa açık ve kesin bir yanıt vermiyorsa, anayasa hükmünün sözel anlamı kuşkuya ve tartışmaya açıksa anayasanın ve uygulanacak anayasa hükmünün yorumlanması gerekir.

Anayasal normların yorumlanmasında önemli olan husus, özellikle temel hak ve özgürlüklerle ilgili konularda yapılacak yorumlamanın, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını daraltıcı değil, genişletici olması ve yine kişilerin öznel düşünce ve kanaatlerine göre değil, mümkün olduğu kadar bilimsel, nesnel, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere uygun biçimde yapılmasıdır.

Nitekim seçkin Alman Anayasa Hukukçusu Hesse, anayasa yorumunun görevinin anayasal doğru sonucu rasyonel ve sınanabilir bir süreç içinde bulmak olduğunu, bu sonucun aynı zamanda rasyonel ve doğrulanabilir gerekçelere dayanması ve bu suretle hukuki öngörülebilirlik sağlaması gerektiğini ifade etmektedir.

Burada önemli olan bir diğer husus, anayasanın yorumu ile diğer hukuk kurallarının yorumu arasında metedolojik bir farklılık olup olmadığı hususudur. Batılı Anayasa hukukçuları arasında oldukça tartışmalı olan bu husus sanıyorum bu platformda tartışma konusu yapılacaktır.

Ülkemiz hukuk literatüründe anayasanın yorumu konusunun yeteri kadar ele alınmış, incelenmiş, tartışılmış bir konu olmadığı dikkate alındığında “Anayasa Hukukunda Yorum ve Norm Somutlaşması” konulu bu etkinliğin önemi ve değeri sanırım çok daha iyi anlaşılacaktır.

Etkinliğin son derece yararlı geçmesini, var olan bilgilerimize yeni ve taze bilgiler katmasını diler, düzenlenmesinde emeği geçen herkese ama en başta sevgili Fazıl Sağlam Hocamla, değerli mesai arkadaşım Sayın Serhan Özbek’e teşekkür eder, hepinize saygılar sunarım.

Av. V. Ahsen Coşar
Türkiye Barolar Birliği Başkanı


Etkinliğin diğer açılış konuşmacısı Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda İnsan Hakları Merkezi Başkanı Av. Serhan Özbek aşağıdaki konuşmayı yaptı;

Türkiye Barolar Birliği ve Kamu Hukukçuları Platformu tarafından ortaklaşa düzenlenen “Anayasa Hukukunda Yorum ve Norm Somutlaşması” konulu toplantıya bilimsel katkıda bulunmak üzere aramızda bulunan hukukçuları ve tüm toplantı katılımcılarını TBB İnsan Hakları Merkezi Başkanı olarak saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimizin başında;

  • Etkinliğimize katkıda bulunan tüm katılımcılara,
  • TBB ve KHP’nun ortaklaşa etkinlik zincirinin ilk halkalarını gerçekleştiren; başta önceki İnsan Hakları Merkezimiz Başkanı olan sayın Prof. Dr. Rona Aybay’a ve etkinliklerin öneri sahibi Merkezimiz Bilim Danışma Kurulu üyesi sayın Prof. Dr. Fazıl Sağlam’a; yine toplantıların gerçekleşmesi için yoğun ve titiz emek harcayan Merkezimiz Yürütme Kurulu üyesi sayın Doç. Dr. Ece Göztepe’ye ve tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyoruz,
  • Bir başka teşekkür borcumuzda; bu etkinliklerin gerçekleşmesinde İnsan Hakları Merkezi’ne daima destek olan TBB Başkanı Sayın V. Ahsen Coşar ve TBB Yönetiminedir. Bu bağlamda ilk etkinlik önerisini destekleyen, ancak etkinliğin gerçekleştiğini göremeden aramızdan ayrılmış olan TBB Başkanı Sayın Av. Özdemir Özok’u da minnet duygularımızla ve rahmetle anıyoruz.

Saygıdeğer katılımcılar,

İki yıl önce Kamu Hukukçuları Platformu ile etkinliğin ilk halkası olarak “Çoğulcu Demokrasi, Çoğunlukçu Demokrasi İkilemi ve İnsan Hakları” konusunda bir ortaklaşa bilimsel toplantı etkinliği düzenlenmişti. Toplantıda Türkiye’de güncelliğini hiç kaybetmeyen ama son on yıllık yasama döneminde parti meclis çoğunluğuna dayalı yönetim anlayışında demokrasi açısından gözlenmekte olan sorunlara, uyarılara ve çözüm önerilerine odaklanılmıştı.

Bugün ise yine bir başka güncel konu olan “Anayasa Hukukunda Yorum ve Norm Somutlaşması” konusu bu bilimsel toplantıda irdelenecektir. “Yorum” konusu Türkiye’de yargılama faaliyetinde son derece önemli ve sorunlu bir alanı oluşturmaktadır. Savunma hakkı ve mesleğinin temsilcileri olarak, hukuk/ idari ve ceza yargılaması alanlarında hak ve özgürlük odaklı olmayan “yorum” anlayışının, günümüzde, - geçtik yeni kuşak haklar açısından - en temel insan haklarında yol açtığı ağır tahribatı yaşayarak görmekteyiz.

İnsan varlığını ve haklarını; kişisel, toplumsal ve siyasi nedenlerle ihmal eden, önemsemeyen ya da görmezden gelen bir yargısal faaliyetin “adaletli” bir sonuca ulaşabilmesi olanaklı mıdır? Yargısal denetim yollarının işleyişinde de benzer neden ve saiklerle gözlenen etkisizlik de adaleti sağlamak açısından güven verici olmayıp, iyimserlik aşılamaktan uzaktır. İnsanımızın AİHM’ne bireysel başvuru yolunu bir son çare ve yaygın olarak benimsemesinin en temel nedeni de bu değil midir?

Bu açıdan toplantı konusu 2010 Anayasa değişikliği kapsamında bir hafta önce (23.09.2012) yürürlüğe girmiş olan “Anayasa Şikayeti” açısından da son derece güncel ve önemlidir. Bu bilimsel etkinliğe girişilirken hazırlanan Çalışma Projesinde “Anayasa şikâyetinin, anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını doğrudan ve nihai karar olarak yaşama geçiren bir başvuru yolu olması ve dolayısıyla bu alanda verilecek nihai kararların sağlıklı, sağlam, denetlenebilir ve saydam bir yorum ve norm somutlaşması yöntemine bağlı kılınması gerekliliği”nden hareket edilmiştir. Doğru uygulamanın önkoşulu ise, bu alanda olabildiğince doğru yorum ve norm somutlaştırması sağlayacak önlemlerin alınmasıdır.

Etkinlik kapsamında katılımcıların bilgilerine sunulan “bildiriler” sorunun önemini ve bilimsel ayrıntılarını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda nitelikli bilimsel emeklerinden ötürü bildiri sahibi sayın akademisyenlerimize de teşekkür borçluyuz.

Sözlerimize son verirken bu yararlı ve kolektif bilimsel etkinliğin önümüzdeki yıllarda da devam etmesini diliyor; başarı dileklerimizle saygılar sunuyorum.

Avukat Serhan Özbek
TBB İnsan Hakları Merkezi Başkanı

Fotoğraflar


Fotoğraf 1

Fotoğraf 2

Fotoğraf 3

Fotoğraf 4

Fotoğraf 5

Fotoğraf 6

Fotoğraf 7

Fotoğraf 8

Fotoğraf 9

Fotoğraf 10

Fotoğraf 11

Fotoğraf 12

Fotoğraf 13

Fotoğraf 14

Fotoğraf 15

Fotoğraf 16

Fotoğraf 17

Fotoğraf 18

Fotoğraf 19

Fotoğraf 20

Fotoğraf 21

Fotoğraf 22

Fotoğraf 23

Fotoğraf 24