3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

1173
A

ENGELLİ BİREYLERİN İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR YAŞAMA SAHİP OLABİLMESİ, HEPİMİZ İÇİN ONURLU BİR YAŞAM DEMEKTİR

Bugün, 3 Aralık 2022… Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanarak yürürlüğe girmesinden bu yana 13 yıl, 5378 sayılı Engelliler Kanunu’nun kabul edildiği günden bu yana ise 17 yıl geçmesine rağmen; engelli bireylerin toplum yaşamına tam ve etkin katılımları önündeki yüzlerce engel maalesef ortadan kaldırılamadı.

Amacının, “engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmek ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmek” şeklinde tanımlandığı sözleşme, engellilik temelli ayrımcılığı yasaklamış; taraf devletlere, engelli kişilerin bireysel özerklikleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde insan haklarına saygı gösterilmesi, bu hakların korunması ve yerine getirilmesi konularında gerekli düzenlemelerin yapılarak tedbirlerin alınması yükümlülüklerini getirmiştir.

Ne var ki engelli bireylerin temel insan haklarından yararlanabilmeleri için koruma, saygı gösterme ve yerine getirme yükümlülüklerini hayata geçirmeyen kamu idaresinin yanı sıra yerel yönetimlerin de katılım mekanizmalarını işletmekten; ihtiyaç ve hak odaklı, sürekliliği olan politikalar üretmekten uzak yaklaşımları nedeniyle engelli bireyler, üretilen hizmetlerden diğer bireylerle eşit koşullarda yararlanamamakta, toplum yaşamına tam ve etkin katılamayarak, “dışarıda kalmaktadırlar.”

Bugün özellikle engelli bireylerin sorunlarından ayrı düşünemeyeceğimiz engelli meslektaşlarımızın sorunlarına da dikkat çekmek istiyoruz.

Mesleki faaliyetleri gereği zamanlarının önemli bir bölümünü adliye, ceza ve tutukevleri ya da emniyet binalarında geçirmek durumunda olan engelli avukatlar, engelli bireylere yönelik ön yargılar ve tutumlar yanında, fiziksel erişim olanaklarından yoksun adliye binaları ve adalet mekanizmasının diğer tamamlayıcı unsurları nedeniyle de sorun yaşamaktadır.

Öte yandan görme engelli meslektaşlarımızın retina taraması, görüşme süreçlerinde not almalarına olanak sağlayacak Braille materyal ya da özellikle bedensel engelli meslektaşlarımızın zorunlu olarak kullandıkları ortez, protez gibi destekleyici araçların kullanılmasına yönelik sınırlamalar, engelli meslektaşlarımızın da mesleklerini, bütünüyle diğer meslek profesyonelleriyle eşit koşullarda yapabilmelerine olanak tanımamaktadır.

İnsan haklarına saygının bir gereği olarak devlet, yurttaşlarının eşitliğini gözetmelidir. Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak ise devlet, dezavantajlı gruplar açısından gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür.

Engelli bireylerin temel insan hakları başta olmak üzere, eşit yurttaşlar olarak yaşamın her alanında bütünüyle etkin şekilde var olmalarına olanak sağlayacak bu düzenleme ve uygulamaların hayata geçirilmesini sağlayacak politikalar üretmek ve önleyici tedbirleri almak kamu idaresi için bir zorunluluktur.

Belirtmek isteriz ki, engelli bireylerin insan onuruna yaraşır, özgür, eşit ve bağımsız bir yaşama sahip olabilmesi, hepimiz için onurlu ve özgür bir yaşam anlamı taşımaktadır.

Saygılarımızla.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ENGELLİ HAKLARI KOMİSYONU