3 MART DEVRİM YASALARI BASIN AÇIKLAMASI

984
A

Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılıp, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet rejimine geçiş sonrası Cumhuriyet ile hilafetin bir arada yürümesi olanaksızdı. Yurttaşların bir kesiminin çağdaş eğitim, bir kesiminin medrese eğitimine tabi tutulmasının yaratacağı ikilemin giderilerek öğretim birliğinin sağlanması kaçınılmaz bir zorunluluktu.  

Milli Kurtuluş Savaşından sonra ulus devlet, ekonomik bağımsızlık, çağdaş uygarlık hedefine yönelmiş bir rejimde saltanat kurumlarının, teokratik anlayışın yeri olamazdı. Bu durumda Cumhuriyet’in hedeflerinin gerçekleşmesi mümkün olamazdı.

Saltanatın yanında hilafet makamının yetkilerine de sahip Osmanlı Sultanı’nın 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcında ilan ettiği cihad fetvasından etkilenmek bir yana, Arapların İngilizlerin safında halife ordusuna silah çekmesi hafızalardan silinmemişti. Halife ünvanlı Osmanlı Sultanı’nın cihad çağrısının sonuçsuz kalması, halifenin İslam dünyasının manevi önderi ve lideri olduğu iddiasının geçersizliğini göstermişti.

Cumhuriyet’in kurucu kadroları, İslam dünyasında karşılığı olmayan, ülkenin çağdaşlaşmasında ve demokratikleşmesinde ayak bağı haline gelmiş, çağdışı bir makam ve unvana son verilmesi konusunda görüş birliği içindeydiler.

Ülkenin ve ulusun yok olmasının önüne büyük bedeller ödeyerek geçilebilmesinin tarihsel derslerini akıldan çıkarmayan Cumhuriyet’in kurucu kadroları, 3 Mart 1924’deki devrim yasalarını benzer felaketlerin yaşanmaması için düşünmüşlerdir.

3 Mart 1924 tarihli TBMM oturumunda art arda kabul edilen ve tarihe Üç Devrim Yasası olarak geçen 3 kanun, siyasal ve toplumsal yaşamımızın tarihi dönüm noktasını oluşturmaktadır.

- Urfa Mebusu Şeyh Saffet Efendi ve 53 arkadaşının imzasını taşıyan hilafetin kaldırılmasına dair 13 maddelik kanun teklifi büyük bir oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

- 431 nolu Kanunla hilafet kaldırılmakta, Osmanlı Hanedanı mensupları da yurt dışına çıkarılmaktadır. 

- 429 nolu Kanunla Şer’iyye (Din işleri) ve Evkâf (Vakıflar) Vekâleti ile Erkan-ı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay) kaldırılmaktadır.

- 430 nolu Kanunla da Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) gerçekleştirilmekte, medrese eğitimi son bulmaktadır.

Türkiye Barolar Birliği, 96. yılında, Türkiye’nin, çağdaş dünyanın onurlu, saygın bir üyesi olarak var olabilmesinin hukuki temeli olan 3 Devrim Yasasının getirdiği kazanımların bugün de geçerliliğini koruduğu düşüncesindedir.

Türkiye Barolar Birliği