Açış Konuşması

5768
A

Türkiye Barolar Birliği ile Aydın Üniversitesi’nin 04 Ocak 2012 tarihinde İstanbul’da düzenlediği “Yabancıların ve Vatandaşların Mirasçılığı” konulu panelde Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av.Berra Besler’in yaptığı açış konuşması

 

Aydın Üniversitesi Sayın Rektörü ve Sayın Hukuk Fakültesi Dekan Vekili, Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreteri ve Sayın Rektör Yardımcısı, Saygıdeğer öğretim üyeleri, üyesi olmaktan her zaman onur duyduğum İstanbul Barosunun çok değerli avukatları, değerli meslektaşlarım ve Ülkemizin aydınlık geleceğinin güvencesi genç hukukçular;

Türkiye Barolar Birliği ile Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesinin birlikte düzenlediği “Yabancıların ve Vatandaşların Mirasçılığı” konulu bugünkü panele onur verdiniz  hoşgeldiniz.

Türkiye Barolar Birliği ve kendi adıma yeni yılınızı da kutlayarak sizleri saygı ile selamlıyorum.

Değerli Konuklar,

Programda gördüğünüz gibi bugün bu kürsüden Türkiye Barolar Birliği’nin sayın Başkanı Av.Vedat Ahsen Coşar sizlere hitap edecek idi. Ancak kış mevsimin koşulları sayın Başkanımızı yakaladı ve soğuk algınlığı başkanımızın sizlerle birlikte olmasını engelledi.

Sayın Başkanımız sizlere saygılarını, sevgilerini, katılamadığı için özürlerini, yeni yıl için en iyi dileklerini, bir başka toplantıda birlikte olabilmeyi çok arzu ettiğini bildirdi.Kendilerine buradan geçmiş olsun diyor ve dileklerini sizlere saygı ile sunuyorum.

Değerli Konuklar,

Türkiye Barolar Birliği kurulduğu günden bugüne Demokrasi, İnsan Hakları, Hukukun Üstünlüğü, Hukuk Devleti kurum ve kavramlarını savunmuş, bu ilkelerin yaşama geçmesi, yerleşmesi için mücadele etmiş ve bu konuda kararlılığını sürdürmüş ve sürdürmeye devam etmektedir.

Türkiye Barolar Birliği’nin çok önemsediği yaşama geçmesi ve yerleşmesi için uğraş verdiği bu ilkeler, ulusumuz için de hayati önem taşımaktadır.

Değerli Konuklar,

Hepimizin özlediği tam anlamı ile uygulanmasını beklediğimiz Demokrasi için en sağlıklı ve güçlü yaşam alanı Hukuk Devletidir.

Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ileri, çağdaş ülkelerde, hukuk devletinde bütün ilişkiler hukuk düzeni içinde ve hukuka uygun olarak gerçekleşir.

Türkiye’de çağdaş ve hukuka bağlı bir devlettir ve ülkemizde her şey hukuk çerçevesinde hayata geçer.

Çünkü hukuk herkes için huzur ve refahın, eşitliğin, mutluluğun tükenmeyen kaynağıdır.

Hukukun devlet ve toplum yaşamımızda etki ve uygulama alanının bu kadar geniş ve önemli olmasının doğal sonucu olarak, ülkemizde “Hukuk bilincinin yaygın bir şekilde yerleştirilmesi” hukuk kavram ve kurallarının anlaşılır ve yeterli ölçüde daha ilköğretimden başlayarak topluma verilmesi gerekli ve çok önemlidir.

Hukuk devleti olmanın ilk adımı, toplumda hukuk bilincinin yerleşmesi ve hukuka saygı duyulmasıdır.

Hukuk devletinde yaşamak isteyen herkes; bu konuda kendisini sorumlu ve görevli saymalı, hukuka sahip çıkmalı, toplumda her şeyin hukuk düzeni içinde hayata geçmesi için oluşan ortak irade yaşam biçimi haline gelmelidir.

İşte bu nedenlerle, biz hukukçular, önce yurttaş ve hemen yanında hukuçu kimliğimizle hukuk devletine çok önem veririz ve onun örselenmesine asla müsaade edemeyiz.

Sayın meslektaşlarım,

Bildiğiniz gibi, hukuk devletinin en önemli özelliği olan yargı bağımsızlığının, çağdaş toplumlara katkılarının en başında; Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan, Uluslararası bazı hukuk metinlerinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan ve temel hak olarak kabul gören “Adil Yargılanma Hakkı” gelir.

Doğru ve güvenli yargılanma hakkının uygulanması, korunması, güçlendirilmesi, geliştirilmesi, elbette bağımsız mahkemelerin, tarafsız Yargıçların, Cumhuriyetin Savcılarının,

-Görevinin sorumluluğunu bilen,Bilgili,Yürekli,Bağımsız avukatların varlığına bağlıdır.

O Halde; Cumhuriyetin temel organlarından yargı erki’nin kurucu unsurlarının temsilcileri hakim, savcı ve avukat olan hukuk uygulayıcılarının önemleri tartışmasızdır ve onların mutlaka “Nitelikli Hukukçu” olmaları gerekmektedir. Çünkü onların uygulamalarının sonuçları Hukuk Devletini doğrudan etkiler nitelik taşımaktadır.

Pek tabidir ki, hukuk uygulayıcılarını yetiştiren hukuk fakültelerinin bu anlamda sorumlulukları diğer fakültelerden çok farklı boyutlar taşımaktadır.

Hukuk Fakültelerinde başlangıçtan itibaren öğrencilere;”“Hukukçuların; hukuk devletinin bekçileri ve teminatı oldukları ,hukukun üstünlüğünün egemen kılınmasını sağlamakta Ülkemizde demokrasinin yerleşmesinde, Önemli görevlerinin, sorumluluklarının ve etkilerinin olacağı” bilinci verilmeli, nitelikli hukukçuların, hukuk uygulayıcılarının sağlam temelleri hukuk fakültelerinde atılmalıdır.

Değerli meslektaşlarım,

Türkiye Barolar Birliği ve Barolarımız, Üniversitelerimizle, Hukuk Fakültelerimizle her zaman işbirliği içinde olmuşlar, örnek alınacak bilimsel çalışmaları birlikte gerçekleştirmişler, hukuk alanındaki gelişmeleri, yenilikleri tartışarak hukukumuzu zenginleştirerek bilgi donanımlarımızı güçlendirmişlerdir.

Bu çalışmalarımız daha verimli çalışmaları da beraberinde getirecek ve geleceğe ışık tutacaktır.

Ancak bütün bu çalışmalar ve çabalar demokratik hukuk devletinde yaşıyorsak bir anlam taşır ve yerini bulur.                                      

Oysa; hepimizin bildiği gibi uzun bir süredir, ülkemizde giderek boyutları yükseliş gösteren ve halkın yargıya güven duygularını sarsan hukuka aykırı uygulamalar devam ediyor.

Medyanın gündeminden hiç düşmeyen örneklerle hukuk bilimi ve hukukun kuraları acımasızca aşındırılıyor.

Toplum, hukukun güvencesinden yoksun bırakılarak daha da korku ortamına itiliyor.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin başlangıç kısmında yer alan “Çağdaş anlamda özgür bir toplumdan söz edebilmek için, en başta o toplumu oluşturan insanların “Korkudan kurtulmuş olmaları” gerektiği vurgusu” hatırlanmıyor.

Değerli meslektaşlarım,

Kuşkusuz herkes yargı önüne çıkabilir. Ancak sağlıklı ve huzurlu bir yargı düzeni, çağdaş demokrasinin de ön koşuludur.

Böyle bir yargı düzeni kurulmamışsa veya mevcut yargı düzeni bu işlevinden uzaklaştırılıyorsa, avukatlar savunma yapamıyorlarsa “Hukuk Devleti, İnsan Hakları, Demokrasi” güvenceden yoksun bırakılıyor demektir.

Artık halkımız, hukuka aykırılıkları yaşamaktan ve izlemekten bıkmıştır.

Halkın hukuk düzeni içinde yaşamaya ihtiyacı ve hakkı vardır.

Halk,bu hakkına sadece “Demokratik Hukuk Devletinin tam anlamıyla işlerlik kazanması” ile kavuşabilir.

2012 yılında bu umudun gerçekleşmesini dileyerek hepinize beni dinlediğiniz için teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum ve bugünkü panelin çok başarılı ve yararlı olacağına inanıyorum .

Av.Berra BESLER

Türkiye Barolar Birliği

Başkan Yardımcısı